Mir’acu’s Saadet kitabından (7)

İnsanı Yöneten Dört Kuvvet ve Görevleri

  • News Code : 312976
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

‘Akl’ın görevi, işlerin hakikatlerini idrak etme, hayır ve şerleri ayırt etme, güzel işlere emretme ve kötü sıfatlardan nehyetmedir.

“Şeheviye” kuvvesinin faydası bedenin bekasını sağlamaktır. Nefsin kemalinin tahsil edilme aletidir, zira bu birkaç günlük dünya yaşamı yemesine, içmesine, evlilik ve çoğalmasına bağlıdır.

“Vehmiye” kuvvesinin faydası cüzi şeyleri anlamak ve insanı doğru yola iletecek işlerin ince noktalarını öğrenmektir.

“Gazap” ve öfke kuvvesinin görevi: dıştaki zararlı şeyleri bedenden uzak tutmak ve eğer şehvet ve vehim kuvvesi, aklın emrinden serkeşi ederek kendi başlarına amel etmişlerse, onları zorlayıp doğru yola getirerek, aklın iktidarına boyun eğdirmektir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Sevilen Ahlak Caddesinden Sapma Nedenleri Ve Kötü Ahlakın Oluşması Ve İnsanın Nefis Kuvvelerinin Açıklanması:

Dört Kuvve Ve Diğer Kuvvelerin Onlara Tabi Olmasının Sonuçları

Bil ki: -anlatıldığı gibi- insanın bedeni bir memlekettir. Âlemlerin Rabbi Allah onu mücerret ruhun hizmetine sunmuş ve ruh için bu memlekette uzuvlar, hisler zahiri ve batini kuvveler ile birçok ordu ve hizmetçi karar kılmıştır. Burada bunları detaylı olarak ele alacağız.

“ما يعلم جنود ربك الا هو”[1]

Onların her birine muayyen hizmet ve istikrarlı bir meslek tayin etti, onların içinden dört kuvve olan: “Akıl”, “Şehvet”, “Gazap” ve “vehim”i bu memleketin hâkimleri ve yöneticileri karar kıldı. Diğer kuvveler ellerinin altında ve emir alma makamındalar.   

“Akıl”ın görevi, işlerin hakikatlerini idrak etme, hayır ve şerleri ayırt etme ve güzel işlere emretme ve kötü sıfatlardan nehyetmedir.

“Şeheviye” kuvvesinin faydası bedenin bekasını sağlamaktır. Nefsin kemalinin tahsil edilme aletidir, zira bu birkaç günlük dünya yaşamı yemesine, içmesine, evlilik ve çoğalmasına bağlıdır. Bunların şehevi kuvvesine ihtiyacı açık ve zahirdir.

“Vehmiye” kuvvesinin faydası cüzi şeyleri anlamak ve insanı doğru yola iletecek işlerin ince noktalarını öğrenmektir. 

“Gazap” ve öfke kuvvesinin görevi: dıştaki zararlı şeyleri bedenden uzak tutmak ve eğer şehvet ve vehim kuvvesi, aklın emrinden serkeşi ederek kendi başlarına amel etseler, onları zorlayıp doğru yola getirerek, aklın iktidarına boyun eğdirmektir.    

Ve bil ki bu dört kahraman haricindeki hiçbir şey, zahiri ve batini kuvvelere hiçbir zaman hükmetme ve onları yönetme hayali kuramaz, belki her biri bedenin bölgesinde yöneticilerin emirlerini almaya mahkûmdurlar.

Bu Dört Yöneticinin Açıklaması

Onlardan biri, kral olan ruhun veziri akıldır, devamlı olarak ruhun onunla istişaresinden çıkmaması için tedbir halindedir ve onun emir ve nehiylerine itaat etmektedir. Bununla birlikte onun kifayet ve tedbiriyle memleketin işlerini münezzem ve düzenli ederek kralın “Gurb âlem”i seferinin ihtiyaçlarını hazırlayarak kolay ve rahat etmesini sağlar.

İkincisi şehvettir. Şehvet savurganlığın sebebi gibidir. Tamah, yalan, lüzumsuzluk, başıboşluk, bozucu ve ortalığı karıştırıcıdır. Her ne zaman vezir olan akıl söylerse o muhalefet eder. Devamlı olarak ruhun yolunu keserek boyunduruğu altına almaya çalışır. Eğer ruh, hayvan ve dört ayaklılar gibi şehvetin bataklığında boğulursa “yemek”, “içmek”, “cinsel ilişki”, “araba-binek”, “elbise”, “ev” ve “benzer”lerini elde etmek için verdiği her emre, vezirle meşveret etmeden onun doğru ve yanlışlarını ölçmeden ona tabi olur.

Üçüncüsü gazap ve öfkedir. Şehrin bekçilik görevini üstlenmiştir. Sert, keskin, korkusuz ve şerirdir. Bütün öldürme, dövme, kırma, zulüm, eziyet, düşmanlık ve nefrete taliptir. Devamlı olarak kral olan ruhu aldatmakla meşguldür. Böylelikle her isteğine boyun eğdirerek, aklın fermanını dinlememesini ve onun yırtıcı ve vahşi hayvanlar gibi kesmek, parçalamak ve işkence aleti olmasını sağlamak ister.   

Dördüncüsü vehimdir. Onun mesleği kandırmak, aldatmak, hakikati gizlemek, hıyanet ve fitnedir. Bedenin sultanını kendisine boyun eğerek itaat etmesini ister. Böylelikle aldatma, şeytanlık, fesat ve kandırma emirlerini yerine getirerek itaat ederek sınarları aşmasını ister.

Bu dört kuvvenin ihtilaf heva ve hevesinden dolayı, bunların görüşlerinin farklılığından devamlı olarak beden memleketi savaş ve aldatma meydanıdır. Bazen orada meleklerin eserleri ve kutsilerin amelleri görülür, bazı zamanlar hayvanların eylemleri ve bazı saatler yırtıcı ve vahşi hayvanların ve bazen de bir anda şeytanın mazharı olur. Bu devamlı olarak böyle devam eder ta ki bunlardan birisi diğerlerini yenerek dizginleri eline alsın. Böylelikle diğerleri onun hükmüne boyun eğsin. Bu aşamadan sonra artık nefiste o kuvvenin eserleri görülür ve o nefsin sahibi o kuvvenin âleminde yaşar.

Eğer aklın saltanatlığı orada kurulursa, nefis memleketinde meleklerin eserleri zahir olur. Memleketin durumu düzenli olur, sahibi ise meleklerin sınıfına girer ve bu hep böyle olur, ama eğer diğerleri galip gelirse onların eserleri onda görülür ve memleket harap ve viran olur. Dünya yaşayışı ve ahreti birbirine karışır, sahibi ise ya hayvan, ya yırtıcı hayvan veya şeytan sınıfına girer, bundan Allah’a sığınırız.

Akıl Kuvvesi

Gizli kalmasın ki: nefis memleketindeki kavga ve cidalin kaynağı, akıl kuvvesidir, zira o diğer kuvvelerin eserlerini zahir etmesine ve nefsin onların boyunduruk ve emirlerine girmesine engel olur, çünkü onların tutum ve davranışları aklın istişare ve gereksinimlerine muhalif ve terstir.

Ama diğer üç kuvve kendi aralarında kavga etmezler. Bunun sebebi ise: hiç biri kendi başına diğerinin fiilini inkâr etmez ve ameline engel olmaz. Ancak aklın işaretiyle ya zati veya bazı dışsal arızlardan dolayı bu kuvvelerin bazılarında zaaf, bazılarında kuvvet ve galebe olur. Lakin bu onların arasında olan asilik cihetinden değildir. Belki akıl kuvvesinden mahrum olan diğer hayvanların nefislerinde kavga yoktur. Gerçi onlarda olan galebe ve tasallut kuvveleri farklıdır. Şeytan ordularının vahim kuvvesinin galebesi için ordularındaki farklılık, yırtıcı hayvanlar grubunun gazabiye kuvvesi için ve hayvanlar grubunun şeheviye kuvvesi için gösterdiği farklılıklar gibi. Meleklerin nefislerinde de kavga ve cidal yoktur, zira onların kuvvesi sadece akıl kuvvesinden ibarettir ve diğer üç kuvveden arîdirler. Bu da onların engelleme ve defetme yönlerinin olmadığına delalet eder.

Buradan anlaşılmaktadır ki: bütün âlemlerin tamamı ve eserlerin mahalli insandır. Bütün mahlûkat içinde birbiriyle uyuşmayan kuvve ve mütekabil sıfatlarla donatılmıştır. Bundan dolayıdır ki “mütekabil ilahi”[2] sıfatların mazharı ona mahsustur. Kabiliyet mertebesinde ise “rabbani hilafet”[3] onda taalluk bulmuş ve “suret ve mana”[4] âleminin emareleri onda tecelli bulmuştur. Saltanat elbisesi, Gayb ve Şuhut memleketi ona bağışlanmıştır. Melekler topluluğu ruhani rütbeye, akıl ve ilim nuru lezzetleriyle mutlu ve esen olmalarına rağmen, Yüce Allah’ın âlemlerinden biri olan cismani âlemde, onların bir tasallutu yoktur.   

Felek cisimleri gerçi hekimlerin kaidesine göre, mücerret nefis[5] sahibidirler, ancak onlarda zıt sıfatlar ve muhtelif tabiattan haber yoktur. Korkunç menzillerden ve tehlikeli yollardan geçmemişler, niza ve cidal taşlıklarını kendilerinden uzaklaştırmamışlar, “etvar”[6]ın nakıs ve kemalinin ağır değişikliklerini omuzlarından kaldırmamışlar, sıfat ve hallerin inkılâbındaki canı çıkaran zehiri tatmadılar, eğer kemale ererse bütün mertebeleri ihata ederek değişik haletlerde seyredip cansız, canlı, hayvan ve melekler âlemini nurlu olarak görerek, “müşahede-i vahdet[7]”e eren insan gibi değildir.   

İnsan bütün melek ve melekûtun tamamının nüshası ve emr ve hâlk âlemiyle terkip bulmuş bir karışımdır.

Hz. Emire’l Mümin’in Ali aleyhi selam şöyle buyurmuştur: “Münezzeh ve Yüce Allah, meleklere aklı mahsus kılmış ve onları şehvet ve gazaptan mahrum bırakmıştır. Hayvanlara şehvet ve gazap vererek akıldan mahrum bırakmıştır, ancak insanı bütün bunların hepsiyle şereflendirmiştir. Artık eğer insan, şehvet ve gazabı akla itaat eden ve muti karar kılarsa, meleklerden daha efdal olur, çünkü niza ve kavgaların olmasına rağmen bu mertebeye kendisini ulaştırmıştır, ama meleklerde bu niza ve kavgalar söz konusu değildir.”[8]

Buradan anlaşılıyor ki: eğer şehvet ve gazabın mutisi olsa, hayvanlardan daha aşağı olacaktır, çünkü muayyen ve akıl gibi yar ve yardımcısı olmasına rağmen onlara itaat etmiştir. Hayvanlarda muayyen yoktur.   

Devam edecek...

ABNA24.COM

...........................................................................................

[1].  “Rabbinin ordularını ancak O bilir…” Zumer suresi: 31

[2] . Cemali ve celali isimlerin mazharı, lütuf, Rafet, kahır ve gazabın zuhur mahallidir.

[3] . Ariflerin ıstılahında “hilafet makamı”: salik batının tasfiye ve arıtılması ve seyri ilaallah menzilleri mesafesini kat edip, kendi kendisinden geçip mahvolduktan ve mebdei vusul dan sonra hilafet makamına layık olur. “اِنّى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَليفَةً” “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.”(bakara: 30.) o bu aşamada zatın tecellisinde mütecelli olmuş ve bütün ilahi sıfatların esma mazharı olmuştur. İslam ilimleri sözlüğü, c.2, s.816

[4] . Zahir ve batın. (arif ve filozofların ıstılahında “suret”in birçok manası vardır.) bakınız, adı geçen kaynak, c.2, s.1121

[5] . Bu görüş filozof ve hekimlerin görüşüdür. Şeyh Müfit, seyit Murtaza, seyit ibni Tavus ve diğerleri gibi büyük Şia âlim ve fakihlerinin görüşleri bu nazariyeye muhaliftir ve bu görüşü reddetmek için bazı rivayetleri ve Müslümanların icmasını delil olarak göstermişlerdir. Bakınız: Biharu’l-Envar, c.58, s.276

[6] . İrfan ilminde kalbin çeşitli değişik haletlerinin zahir olmasına “Etvar” derler. Bakınız: İslam ilimleri sözlüğü, c.1, s.234

[7] . Yani yaratılmış bütün âlemleri Hakk’ın cilvesi olarak görmek. “فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ” “Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü –zatı- oradadır.” (Bakara: 115)

[8] . Biharu’l-Envar, c.60, s.299, hadis: 5 ve İlelü Şerai, s.4, 6. Bab

 


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır