İslam Açısından İnsanlardan Bir Şey Dilemek, Ağız Açmak

  • News Code : 318094
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

“İnsanlardan bir şey dilemek fakirliğin anahtarıdır.”

“Benim Şialarım açlıktan ölse dahi köpek gibi ulamayan, karga gibi tamaha kapılmayan ve insanlara el uzatmayan kimsedir.”

“Şialarımız açlıktan ölse dahi insanlara ihtiyaç elini uzatmaz.”

“İhtiyacı olmadığı halde insanlardan bir şey dileyen kimsenin sonunda gerçekten de insanlardan bir şey dileyecek duruma düşeceğine dair Rabbimi kefil tutarım.”

“İhtiyaç içinde kalmak ehli olmayandan bir şey dilemekten daha kolaydır.”

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-

Kur’an:

“(İnfaklarınızı) Allah yolunda mahsur kalanlara, yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. İnfak ettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.” 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebuzer! Bir şey istemekten sakın, şüphesiz bu dünyada hazır bir zillet ve hızlandırdığın bir fakirliktir, kıyamet günü ise uzun süren bir hesabı vardır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İstemek, konuşanın dilini zayıflatır ve cesur insanın kalbini kırar. Hür ve aziz insanı zelil kul makamına düşürür, yüzsuyunu döker ve rızkı bereketsiz kılar.”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan ihtiyaçlarını dilemek, izzeti yok eder ve utanmayı giderir. İnsanların elinde olan şeylerden ümidini kesmek ise müminlerin izzetidir, tamah ise mevcut fakirliktir.”

İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan ihtiyacını dilemek hayat için zillettir, utanmayı giderir, vakarı düşürür, bu hazır bir fakirliktir. İnsanlardan ihtiyacını az talep etmek ise hazır zenginliktir.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek zillet halkasıdır. İzzetli insandan izzetini giderir ve soylu insanın soyluluğunu yok eder.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yakınlaşmak, ondan bir şey dilemekle ve insanlara yakınlaşmak ise onlardan bir şeyi dilemeyi terk etmekledir.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ölüme evet, aşağılığa hayır, az istemeye evet, ona buna el uzatmaya hayır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Benim Şialarım açlıktan ölse dahi köpek gibi ulamayan, karga gibi tamaha kapılmayan ve insanlara el uzatmayan kimsedir.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şialarımız açlıktan ölse dahi insanlara ihtiyaç elini uzatmaz.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah her kimi İslam’a hidayet eder ve ona Kur’an’ı öğretir, sonra buna rağmen insanlara el uzatırsa alnının üzerine, “Kıyamete kadar fakirdir” yazılır.”

ALLAH’TAN BAŞKASINDAN BİR ŞEY DİLEMEKTEN SAKINMAK

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Eğer elimi dirseklerime kadar engerek yılanının ağzına koyacak olsam bu benim için sonradan görmüş birine el uzatmaktan daha sevimlidir.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadece münezzeh olan Allah’tan dileyin. Şüphesiz sizlere bağışlarsa, ikramda bulunmuştur ve sizlerden esirgerse, hayrınızı dilemiştir.”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah İbrahim’i kendine Halil (dost) edindi. Çünkü o hiç kimseyi reddetmedi, aziz ve celil olan Allah’tan başka hiç kimseden bir şey dilemedi.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’tan başkasından bir şey dileyen insan mahrumiyete müstahaktır.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebuzer!... Bir şey dileyince aziz ve celil olan Allah’tan dile, yardım isteyince Allah’tan yardım dile.”

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zaman sana sıkı tutunca insanlara yönelme. Rızkı bölüştüren Allah’tan başkasından dileme. Zira doğudan batıya gezecek kadar yaşasan bile mutlu veya mutsuz kılabilecek birine rastlayamazsın.”

İSTEMEYİ TERK ETMEK VE CENNETİ GARANTİLEMEK

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Adamın biri Allah Resulü’ne (s.a.a) şöyle dedi: “Ey Allah Resulü! Bana kendisiyle cennet arasına hiç bir şeyin engel olmadığı bir amel öğret.” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Öfkelenme ve insanlardan hiç bir şey isteme.”

İmam Sadık (a.s), Allah Resulü’nün (s.a.a) Ensar’dan bir gruba hiç kimseden bir şey istememe şartıyla cenneti garantilediğini beyan ettikten sonra şöyle buyurmuştur: “İşte bu yüzden onlardan birisi bineğine bindiğinde kırbacı düşecek olursa birinden bir şey istemeyi hoş görmediğinden dolayı bineğinden iner ve bizzat kendisi alırdı. Birinin ayakkabı bağı yırtılacak olsa birinden ayakkabı bağı istemeyi bile hoş görmezdi.”

Resulullah (s.a.a), bir gün ashabına şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilememek üzere bana biat ediniz.” O günden sonra birinin elinden sopası düşse bineğinden iniyor, bizzat alıyor ve hiç kimseye, “Onu bana ver” demiyordu.

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğine dair söz verir ki ben de kendisine cenneti söz vereyim.” Sevban, “Ben söz veriyorum” dedi. O günden sonra Sevban artık insanlardan hiç bir şey istemedi.”

Resulullah (s.a.a), Ebu Zer’e cenneti bir takım şartlarla kendisine garantilediği bir esnada şöyle buyurmuştur: “Elbette insanlardan bir şey dilememen şartıyla. Hatta eğer kırbacın yere düşecek olursa, kendin in ve onu al.”

İSTEMEK FAKİRLİĞİN ANAHTARIDIR

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dileme kapısını yüzüne açan kimseye Allah da kendisine fakirlik kapısını açar.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul kendi yüzüne insanlardan bir şey dileme kapısını açınca, Allah da onun yüzüne fakirlikten yetmiş kapı açar.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim yüzüne insanlardan bir şey dileme kapısını açarsa, Allah da onun yüzüne fakirlikten yetmiş kapı açar ki en küçüğünü bile hiç bir şey kapatamaz.”

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek fakirliğin anahtarıdır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek fakirliğin anahtarıdır.”

FAKİRLİĞİNİ İZHAR ETMEYİ KINAMAK

İmam Sadık (a.s), bazı durumlarını şikayette bulunan Mufazzal b. Kays’a şöyle buyurmuştur: “(Cariyesine hitap ederek) Ey cariye! O para kesesini getir.” (Daha sonra şöyle buyurdu:) “Bu Ebu Cafer’in (Mensur Devaniki’nin) bana hediye olarak verdiği dört yüz dinardır. Bunu al ve hayatına genişlik kazandır.” Mufazzal şöyle diyor: “Ben İmam’a şöyle arzettim: “Fedan olayım! Allah’a and olsun ki maksadım bu değildi. Ben sadece aziz ve celil olan Allah’a benim için dua etmeni istiyordum.” Mufazzal şöyle diyor: “Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: “Bunu da yapacağım, ama sorunlarını sakın insanlara söyleme. Zira onlar nezdinde küçük düşersin.”

Lokman oğluna şöyle buyurmuştur: “Oğulcağızım! Ben acı olan sarı sabır bitkisini tattım ve ağaçların kabuğunu yedim. Ama fakirlikten daha acı bir şey bulamadım. Lakin bir gün belaya düçar kalırsan bunu sakın insanlara söyleme. Zira sana aşağılık gözüyle bakarlar ve sana hiç bir fayda da vermezler.”

İSTEMENİN CAİZ OLDUĞU HUSUSLAR

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Öldürücü bir fakirlik veya bel kırıcı bir borç olmadıkça insanlardan bir şey istemek helal değildir.”

İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek sadece şu üç hususta caizdir: Feci şekilde dökülen kan parası (diyet), dayanılmaz bir borç ve öldürücü fakirlik.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek sadece şu üç hususta caizdir: Çaresiz insanın boynunda olan kan parası (diyet), ağır bir borç veya insanı zillete düşüren bir ihtiyaç.”

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemek sadece şu üç hususta caizdir: Fakir insanın boynunda olan kan parası (diyet), ağır bir borç veya insanı zillete sürükleyen bir ihtiyaç.”

İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tahammül edebildiğin kadar insanlardan bir şey dileme, zira her günün yeni bir rızkı vardır. Bil ki insanlardan bir şey dilemekte ısrarcı olmak insanın azametini giderir ve insan için bir çok sıkıntılar vücuda getirir. O halde sabret ki Allah senin yüzüne rahatça girebileceğin bir kapı açsın. Zira hüzünlü ve dertli insana ihsan/iyilik ve kaçıp ürken insana güvenlik ne de yakındır! Nice değişiklikler ve dönüşümler Allah’ın bir tür edeplendirmesidir. Nasiplerin dereceleri varır. O halde olgunlaşmamış meyveleri toplama hususunda acele davranma. Böylece onu zamanı geldiğinde toplarsın. Bil ki seni idare eden kimse, hangi zamanın, senin haline daha uygun olduğunu şüphesiz daha iyi bilir. O halde tüm işlerinde onun seçimine itimad et ki halin düzelsin.”

İHTİYACI OLMADIĞI HALDE BİR ŞEY İSTEMEKTEN SAKINDIRMAK

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim çoğaltmak için insanlardan az veya çok bir şey isterse avucuna ateşten bir kor almış olur. Az istesin çok istesin fakretmez.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ihtiyacı olmadığı halde insanlardan bir şey dilerse baş ve karın ağrısına düçar olur.”

İmam Zeyn’ulAbidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “İhtiyacı olmadığı halde insanlardan bir şey dileyen kimsenin sonunda gerçekten de insanlardan bir şey dileyecek duruma düşeceğine dair Rabbimi kefil tutarım.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul, hiç bir ihtiyacı olmaksızın insanlardan bir şey isterse, Allah onu o şeye gerçekten muhtaç kılmadıkça ve kendisine ateşi farz kılmadıkça asla ölmez.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin günlük yiyeceği olduğu halde insanlardan bir şey dilerse israf edenlerdendir.”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ihtiyacı olmadığı halde insanlardan bir şey dilerse, kıyamet günü tırmalanmış bir yüzle Allah’la mülakateder.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim fakir olmadığı halde insanlardan bir isterse, şarap içenlerdendir.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah kıyamet günü şu üç kişiye rahmetiyle nazar  etmez: ...İhtiyacı olmadığı halde insanlardan bir şey dileyen kimse”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim üç günlük yiyeceği olduğu halde insanlardan bir şey dilerse Allah’ı, yüzünde et olmadığı (sıyrılmış ve yüzsüz) bir halde mülakateder.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İhtiyacı olmaksızın insanlardan bir şey dileyen kimse, eline ateşten bir kor almış gibidir.”

 

İNSANLARDAN MÜSTAĞNİ OLMAYA TEŞVİK

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bizden bir şey isterse ona veririz. Her kim de bir şey istemezse Allah onu müstağni kılar.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü’nün (s.a.a) ashabının birinin durumu çok kötüleşti. Eşi kendisine, “Keşke Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına gitseydin ve ondan bir şey isteseydin” dedi. O şahıs bunun üzerine Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına vardı. Peygamber onu görünce şöyle buyurdu: “Her kim bizden bir şey isterse ona veririz. Her kim de bir şey istemezse Allah da onu müstağni kılar.” Adam kendi kendine, “Peygamber şüphesiz beni kastetmiştir.” diyerek eşinin yanına dönü ve olayı kendisine aktardı. Karısı şöyle dedi: “Allah Resulü de (s.a.a) bir insandır. Git sorununu ona söyle.” O şahıs geri döndü. Peygamber onu görünce yine şöyle buyurdu: “Her kim bizden bir şey isterse...” O şahıs bu işi böylece, üç defa tekrarladı. Sonunda gitti ve bir balta ödünç alarak dağa çıktı. Bir miktar odun toplayıp getirdi ve onu yarım müd (yaklaşık 350 gr.) un karşılığında sattı ve eve döndü. Onu pişirip yediler. Ertesi gün yine dağa çıktı, daha fazla odun topladı ve sattı. O böylece çalışmaya devam etti ve sürekli para biriktirdi. Sonunda kendisine bir balta aldı. Yine biriktirdi ve kendisine iki deve ve bir köle satın aldı. Ondan sonra da zengin ve müreffeh bir hayata kavuştu. Daha sonra Allah Resulü’nün (s.a.a) huzuruna vardı ve kendisinin huzuruna bir şey dilemek için geldiğini ve Peygamber’den (s.a.a) neler duyduğunu kendisine aktardı. Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: “Ben sana demiştim: “Her kim bizden bir şey dilerse ona veririz. Her kim bir şey dilemezse Allah onu müstağni kılar.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer sizden biri eline bir ip alır, bir bağ odun getirir, satar ve bu işle yüzünün suyunu korursa, bu insanlardan bir şey dilemesinden daha hayırlıdır.”

 

EHLİNDEN İYİLİK DİLEMEK

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İhsan ve bağışı ümmetimin merhametlilerinden dileyiniz ki onların gölgesinde yaşayasınız.”

İmam Ali (a.s), oğlu Hasan’a şöyle buyurmuştur: “Ey oğulcağızım! Zaman zorlaşıp kıtlığa düçar kalırsan, kökü sağlam, dalları gelişen (asil) kimselerden yardım al. Onlar bağışlayıcı, fedakar ve şefkatlidirler. Zira bu tür insanlar insanın ihtiyacını daha çabuk karşılar ve zorluklarını kaldırırlar.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yüzsuyu donmuş bir haldedir. İnsanlardan bir şey istemek onu damla damla akıtır. O halde yüzsuyunu kimin yanında döktüğüne dikkat et.”

 

EHLİ OLMAYANDAN BİR ŞEY DİLEMEK

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İhtiyaç içinde kalmak ehli olmayandan bir şey dilemekten daha kolaydır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kurumuş (hayırsız) ellerden ve asık suratlardan bağış dilemekten ve kara para almaktan sakın. Zira bunlar sana bir şey verirlerse minnet ederler ve vermezlerse seni üzerler.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın sonradan görme kimselerden bir şey isteme zorunda kalmasından daha acı bir şey yoktur.”

 

BİR ŞEY DİLEMENİN ADABI

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Birinin seni reddeceğinden korkuyorsan ondan bir şey dileme.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İsteğinin karşılanmasını istiyorsan, gücün yetebileceği miktarda bir şey dile.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Üç şey mahrumiyete sebep olur: İstemekte ısrar etmek, gıybet etmek ve alaya almak.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çok şey dilemek insanı usandırır.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim haddinden fazla bir şey dilerse, mahrum kalmaya layıktır.”

İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kötü bir insana ümit bağlarsa, en küçük cezası mahrumiyettir.”

İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim hangi yoldan gideceğini bilmezse çıkış yollarında sıkıntıya düşer.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim layık olmadığı bir şeyi dilerse mahrumiyetle karşılaşır.”

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir şeyi yolundan dilerse sürçmez. Eğer sürçse de çözüm bulma hususunda yardımsız kalmaz.”

Ensar’dan bir şahıs Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına vararak ondan bir şey diledi. Ardından Sakif kabilesinden biri geldi. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ey Sakifli adam! Bu Ensar’dan olan şahıs senden önce gelip bir şey diledi. O halde otur, önce onun ihtiyacını karşılayayım, sonra senin!”

 

BİR ŞEY DİLEYEN KİMSEYİ REDDETMEKTEN SAKINMAK (1)

Kur’an:

“Ve sakın bir şey isteyeni azarlama;” 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir şey isteyen kimseyi yarım üzüm veya hurma tanesiyle bile olsa reddetme.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Yanmış bir nal ile yardım etmekle de olsa, bir şey isteyen kimseyi reddetmeyin.”

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kendisinden bir şey dilenince, “Hayır” demesi insan için ne kadar çirkindir.”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer bir şey dileyen kimse, dilemesinde nelerin gizli olduğunu bilseydi, asla insanlardan bir şey dilemezdi. Eğer kendisinden dilenilen kimse de reddetmekte nelerin gizli olduğunu bilseydi, asla kimseyi reddetmez, alıkoymazdı.”

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Muhtaç insan bir şey dilemekle hürmetini korumamıştır. O halde sen reddetmemekle kendi hürmetini koru.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sana ümit bağlayan kimseyi ümitsiz kılma. Aksi takdirde Allah’ın gazap ve öfkesine uğrarsın.”

 

BİR ŞEY DİLEYEN KİMSEYİ REDDETMEKTEN SAKINMAK (2)

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin yanına mümin kardeşi bir ihtiyacı için gelirse, bu kendisi için Allah Tebarek ve Teala’nın kendisine doğru sevkettiği bir rahmettir. O halde kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah Tebarek ve Teala’nın velayetine bağlı olan velayetimize sarılmıştır.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Birisi benden bir şey dileyince, onu karşılamaya koşarım. Zira iş işten geçmesinden ve teşebbüsümün ona yardım hususunda faydasız kalmasından korkarım.”

İmam Ali (a.s), Peygamberin (s.a.a) yüce hasletleri hakkında şöyle buyurmuştur: “Peygamber hiç bir zaman kendisinden bir şey istenilince “Hayır!” dememiş ve hiç bir muhtacı reddetmemiştir. Ya insanların ihtiyacını karşılar ya da güzel bir dille cevap verirdi.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) asla bir şey dileyeni reddetmemiştir. Eğer bir şeyi varsa ona verir ve eğer yoksa şöyle derdi: “Allah ihtiyacını karşılasın.”

 

BİR ŞEY DİLEYEN KİMSEYİ REDDETMEKTEN SAKINMAK (3)

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bir şey dileyen kimseyi reddetmeyin. Zira dilencilerin yalan söylemesi olmasaydı, onları reddeden kimse kurtuluşa eremezdi.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dilenciler/bir şey dileyenler yalan söylemeseydi onları reddeden kimse asla temizlenemezdi.”

Masumlar’dan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Biz müstahak olanı reddetmiş olmak korkusuyla müstahak olmayana da bağışta bulunuruz.”

İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizlerden bir şey dileyen kimsenin müstahak olmasından, kendisine bir şey vermemekten, eli boş çevirmekten ve neticede de Yakup ve ailesinin başına gelenlerin biz Ehli Beyt’in başına gelmesinden korkuyorum.” İmam daha sonra o kıssayı anlattı.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Adamın biri Allah Resulü’nün (s.a.a) huzuruna vardı ve şöyle dedi: “Ey Allah Resulü! Malda zekat dışında bir hak var mıdır?” Peygamber şöyle buyurdu: “Evet! Müslüman, aç bir kimse kendisinden yiyecek isterse ona yiyecek verir, çıplak bir kimse ondan elbise isterse onu giydirir.” Adam şöyle dedi: “Yalan söylemesinden korkulursa” Peygamber şöyle buyurdu: “Doğru söylemesinden korkulmaz mı?”

 

REDDEDİLMESİ DOĞRU OLMAYAN KİMSE

Hellad birinden naklen şöyle demiştir: “İmam Sadık’ın (a.s) huzurunda otururken bir dilenci geldi. İmam ona bir dirhem verdi. Sonra başka biri geldi. İmam ona da bir dirhem verdi. Üçüncüsü geldi İmam ona da bir dirhem verdi. Dördüncüsü geldi İmam şöyle buyurdu: “Rızkını Allah versin.” Ardından bize dönerek şöyle buyurdu: “Eğer sizden biri yirmi bin dirheme sahip olsa, hepsini bu yolda harcamak isterse harcar ve kendisine bir şey kalmaz. Böyle bir kimse duası müstecap olmayan üç kişiden biridir.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Birinci, ikinci ve üçüncü dilenciye veriniz. Ondan sonrası size kalmıştır.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Üç dilenciye yiyecek verin. Ondan sonrası size kalmıştır. Eğer isterseniz onlara da veriniz. Eğer vermezseniz yine de o gün görevinizi yapmış olursunuz.”

 

BEYTÜLMAL’DAN İNFAK ETME YOLLARI

Muhammed b. Ebi Hamza birinden naklen şöyle diyor: “Gözleri görmeyen yaşlı biri dilencilik yapıyordu. Müminlerin Emiri (a.s), “Bu kimdir?” diye sordu. Onlar, “Ey Müminlerin Emiri!  O Hıristiyan bir adamdır” deyince Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: “Onu çalıştırdınız, şimdi de yaşlanıp aciz düşünde ona yardım etmiyor musunuz? Ona beytülmalden bir şey verin.”

 

İNSANLARDAN BİR ŞEY DİLEMEK (ÇEŞİTLİ)

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın, insandan bir şey dilemesi bir fitnedir. Eğer ona verirse, o kendisine vermemiş bir kimseyi över. (Çünkü gerçek veren Allah’tır ve onu övmesi gerekir) Eğer onu reddederse, kendisini mahrum etmemiş bir kimseyi kınamış olur. (Çünkü ondan esirgeyen Allah’tır.)”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hakkını isteyen kimsenin mükafatı ona sadaka (ve hakkını) veren kimsenin mükafatı gibidir.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Fakire bakınız, eğer kalbinizde ona karşı bir merhamet duyarsanız ona verin. Çünkü o doğru söylemektedir.”

İmam Sadık (a.s), dilencinin doğru söyleyip söylemediği hakkında soru soran kimseye şöyle buyurmuştur: “Kalbinde kendisine karşı acıma hissini duyduğun kimseye bağışta bulun.”

Abdullah b. Süleyman şöyle diyor: “İmam Bakır (a.s) Arefe günü hiç kimseyi reddetmezdi.”

İmam Zeyn’ulAbidin (a.s) ağlayan bir dilenciyi görünce şöyle buyurmuştur: “Eğer bütün dünya bu adamın elinde olsaydı onu kaybetmiş olsaydı yine de onun için ağlamasına deymezdi.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Az bağışlamaktan utanma. Zira mahrum kılmak bundan aha azdır.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eller üç çeşittir: En üstün el olan, aziz ve celil olan Allah’ın eli, ondan sonra gelen bağışlayan kimsenin eli ve onun altında dilenen el. O halde bağışlayıcı ol ve kendini zayıf/aciz kılma.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer güç yetirebilirsen verici/bağışlayıcı el ol.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan bir şey dilemenin ağırlığı bağışlamaktan daha çoktur. O halde bağışladığın şeyi fazla görme. Zira o bir şey dilemenin ağırlığına denk değildir.”

Allahu Teala Musa’ya (a.s) şöyle vahyetmiştir: “Yanına bir dilenci gelince onu güzel şekilde geri çevirmekle veya az bir şey bağışlamakla yüce tut.”

İmam Zeyn’ulAbidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dilencinin hakkı kendisine ihtiyacı kadar bağışta bulunulmasıdır.”

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dilenen kimsenin şehadeti kabul olmaz.”

ABNA24.COM


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır