• Ayetullah Hadevi Tahrani İle Müthiş Bir Söyleşi (1)

    Aşura, Tam Anlamıyla Bir Terör Örneğidir

    İslam’daki “Kısas” hükmünün anlamı nedir? Acaba Kısas şiddet ve vahşet midir? İslam’da din değiştirenlerin hükmü nedir? Mürtet hükmünün felsefesi nedir? İslam’daki “cihat” mefhumunun anlamı nedir? İslam’daki Cihat ile Hıristiyanlıktaki mukaddes savaşlar arasındaki farklar nelerdir? Kölelik İslam’ın kabul ettiği bir şey midir? İslam kölelik hakkında ne düşünmektedir? Terörizmden ne anlıyoruz?...

    Daha Fazla ...
  • Şehitlerin Efendisi İmam Hüseyin'in (a.s) Şahadeti

    İmam Hüseyin (a.s) iki ya da üç grup arasında kaldığında, bakıldığında gözleri kamaştıran desenli Yemen kumaşlı giysisini istedi. Şehit olduktan sonra talan etmesinler diye onu birkaç yerinden parçaladı.[1] Sonra günün büyük bir kısmını bekledi. Düşman ordusundan her kim onun yanına geliyor idiyse, geri dönüyordu. Çünkü İmam Hüseyin'i (a.s) öldürmenin sorumluluğunun boynunda ve bu işin büyük günahının üzerinde kalmasını istemiyordu.

    Daha Fazla ...
  • Muharrem'in 7'sinden Aşura Gününe Kadar Kerbela'da Yaşananlar

    Kerbela: Muharrem’in 7’si / Kerbela: Hicri 61, Muharrem’in 8’i / Tasûa Günü: Muharrem’in 9’u / Aşura Gece Toplantısı / Kerbela: Aşura Günü, H. 61, Muharrem 10 / Yezidîlerden Öldürülenler / Şehitler Kervanının Verdiği Şehit Sayısı / İmam Hüseyin’in Mübarek Başı / İmam Hüseyin’in Ömrü / Son Şehit / Anneleri Kerbela’da Hazır Bulunan Şehitler

    Daha Fazla ...
  • Uydurulan ibadetler değil…

    Aşura Günü Yapılması Gereken İbadet ve Ameller

    1. İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleri için matem tutmak. Bu konuda İmam Rıza’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Her kim bugün (Aşura günü) işini gücünü bırakırsa, Allah onun hacetlerini yerine getirir ve her kim bugünü hüzün ve üzüntü içinde geçirirse, Allah kıyameti onun için sevinçli karar kılar.” 2. İmam Hüseyin’in katillerine lanet etmek. Bugün 1000 kere şu şekilde söylemek müstaptır: اللّهم العن قتلة الحسین “Allahumme’l an katelete’l Hüseyin” (Allah’ım İmam Hüseyin’in katillerine lanet et.)

    Daha Fazla ...
  • CIA'nın Şia Hakkındaki Raporu ve Şu An ki Ortadoğu

    10 yıl kadar önce Amerika’da “Dini Mezhepler arasında tefrika planı” adlı bir kitap yayınlanmış. Bu kitapta eski CİA yetkililerinden Michael Brand ile bir röportaj yer almaktadır. Eski CİA yetkilisi bu röportajında şialar ve Şia mezhebi aleyhinde hazırladıkları planlarını anlatıyor.

    Daha Fazla ...
  • Âşura Kıyamının Sebep Ve Faktörleri

    Sadrı İslam’da, hürriyet ve adaletin temelini atan son peygamber Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) rıhletinden sonra Emeviler’in sapmaları neticesinde İslam zalimlerin midesine inmek ve adalet zalimlerin ayakları altında yok olmak üzereydi ki şehitler efendisi (aleyhi selam) şanlı Âşura kıyamını gerçekleştirdi.

    Daha Fazla ...
  • Kerbela Olayının Tarihçesi

    Bu kısa tarih çalışmasıyla değerli okuyucuları; Kerbela, Tasûa, Aşura ile Peygamber’in evladı, cennet gençlerinin efendisi olan İmam Hüseyin’in direniş ve kıyamıyla daha iyi aşina kılma gayesindeyiz. Biz adım adım Medine’den Kerbela’ya, oradan esir kervanıyla birlikte Kufe’ye, oradan da onlarla Şam’a gidecek ve yine Medine’ye döneceğiz.

    Daha Fazla ...
  • İmam Hasan'ın Oğlu Hz. Kasım ve Hz. Ali Asker'in Şahadeti

    Kerbela ravilerinden Hamid b. Müslim şöyle anlatır: "Ben Sa'd oğlu Ömer'in ordusundaydım. Er meydanına henüz buluğa yeni girmiş çok genç bir çocuğun çıktığını gördüm. Çok yakışıklıydı; yüzü dolunayı andırıyordu. Ayaklarına varan uzun bir gömlek giymiş; sol ayağındaki sandaletin bağcıkları çözülmüştü; bunu hiç unutmam. Amr b. Sa'd Ezdî: "Vallahi ben şu çocuğu öldüreceğim!" dedi. "Suphanallah! Neler söylüyorsun sen?! Etrafını saran onca adam ona yeter zaten, sen ne diye bir çocuğun kanına ellerini bulaştırmak istiyorsun ki?!" dedim. Ama o, bu alçakça niyetinde ısrarlıydı. "Vallahi onu ben öldüreceğim!" diyerek atını vahşice mahmuzlayıp oraya ulaştı ve kavganın kızıştığı bir sırada kılıçla onun başını yardı. Çocukcağız acı bir feryatla yüzüstü yere kapaklanıp "Amca!" diye haykırmıştı. İmam Hüseyin'in (a.s), yamaçtan süzülen bir kartal gibi ansızın orada belirdiğini gördüm...

    Daha Fazla ...
  • Hz. Ebu'l Fadlı'l Abbas'ın Şahadeti

    Annesi Ümm'ül Benîn'dir, adı Abbas. Lakabıysa Ebulfazl'dır. Heybetli vücudu ve eşsiz siması onu "Haşimoğullarının ay parçası" lakabıyla meşhur kılmıştı. O kadar uzun boyluydu ki, ata bindiğinde neredeyse ayakları yere değerdi. Kerbela'da ağabeyi İmam Hüseyin'in (a.s) minik ordusunun komutanı ve sancaktarıydı. Şehit olduğunda 34 yaşındaydı. Önce üç kardeşini er meydanına gönderdi ve onların İmam Hüseyin (a.s) uğruna çarpışıp şehit düşmelerine şahit oldu, böylece üç kardeşinin şahadetine şahit olmanın ecrine vardı. Onların şahadetinden sonra artık yapayalnız kalmış olan ağabeyi İmam Hüseyin'e (a.s) "Acaba canımı senin uğrunda feda etmeme izin verir misin?" dedi. Onun bu sözü İmam'ı (a.s) pek sarstı. Yiğit kardeşi Abbas'a sarılarak ağladı. Sonra da yaşlı gözlerle ondan son bir defa su getirmesini istedi...

    Daha Fazla ...
  • Peygamberimizin Kopyası Hz. Ali Ekber'in (a.s) Şahadeti

    Hz. Ali Ekber (a.s), özgürlükçülerin önderi Hz. Hüseyin'in (a.s) büyük oğluydu. Herkesçe çok sevilip sayılan ve fevkalâde güçlü ve yakışıklı olan Ali Ekber (a.s), hem ahlâk ve karakter, hem fizik, ses ve konuşma ve hem de yürüyüşüyle dedesi, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) âdeta bir kopyası gibiydi. Kısa ömrünü ibadet, takva ve yoksullara, düşkünlere yardımla geçirmişti. Düşmanları bile onun bu müstesna kişiliği önünde saygıyla eğilmiştir. Ehlibeyt'in (a.s) büyük düşmanlarından olan Muaviye'nin (l.a) bile onun hilafet için pek liyakatli olduğunu itiraf ettiği tarihte kayıtlıdır.[1] Ehlibeyt İmamlarının (a.s) onun bu fevkalâde kişiliği ve müstesna karakteri hakkında kullandıkları sözleri, onunla ilgili ziyaret duası metninde görmek mümkündür. Bilhassa şu tabirler çok dikkat çekicidir:

    Daha Fazla ...
  • İmam Hüseyin'in İslam İçin Kıyamı

    Muaviye'den sonra Yezid İslâm Hükümeti tahtına oturdu ve kendisini Emirü'l-Müminin ilan etti! Yezid, haksız ve zalim saltanatını sağlamlaştırmak için İslâmî şahsiyetler ve isimlere haber gönderip onlardan biat almakta kararlıydı. Bu amaçla Medine valisine bir mektup yazdı ve o mektupta "Hüseyin'den bana karşı biat al, karşı koyarsa onu öldür." dedi. Medine valisi bu haberi İmam Hüseyin'e (a.s) iletti ve ondan cevap istedi. İmam Hüseyin (a.s) cevaben şöyle buyurdular: “Biz Allah'tanız ve O'na geri döndürüleceğiz, Yezid gibi adamlar (şarap içen, kumar oynayan, imansız pis ve hatta İslâm'ın zahirini dahi korumayan kimseler) İslâm hükümetinin başına geçecek olursa İslâm'ın fatihasını okumamız gerekir. (Zira bu gibileri İslâm'ın gücüyle ve İslâm adına, İslâm'ı ortadan kaldırırlar.)[1]

    Daha Fazla ...
  • İmam Hasan'la İmam Hüseyin Döneminin Şartlarının Farklılıkları

    Birinci farklılık İmam Hasan'ın (a.s) halife ve Muaviye'nin ise bir vali ve yönetici olmasıdır; Muaviye'nin o dönemde kendisini halife ve müminlerin emiri bilmediği söylenebilir. O, Emirulmüminin Ali'nin (a.s) döneminde isyancı ve itiraz eden bir kişi olarak isyan etti. Muaviye, "Ben Ali'nin hilafetini kabul etmiyorum. Çünkü Ali Müslümanların halifesi olan Osman'ın katillerine sığınak vermiş, hatta Osman'ın katline kendisi de iştirak etmiştir; işte bu yüzden Ali Müslümanların hak halifesi değildir" diyerek Hz. Ali'ye (a.s) karşı isyanı için mazeret getirmiştir. Muaviye, itirazı olan bir kişi -ve itirazcı bir grup olarak- hak olmayan ve eli bir önceki hükümetin kanına bulaşan hükümetle mücadele adı altında isyan etti.

    Daha Fazla ...
  • Muharrem Ayının Amelleri

    Muharrem, Ehl-i Beyt (a.s) Şiileri ve taraftarlarının keder ve üzüntü ayıdır. İmam Rıza'dan (a.s) şöyle bir rivayet edilmiştir: "Muharrem ayı girince hiç kimse babamın güldüğünü göremez, keder ve üzüntü yüzünden eksik olmazdı; Aşura gününe kadar hep böyle olurdu. Aşura günü ise babamın musibet, hüzün ve ağlama günüydü; o gün babam, 'Bugün Hüseyin'in (a.s) şahadet günüdür' diyordu."

    Daha Fazla ...
  • Muharrem Ayına Özel Sinezen ve Mersiye Şiirler / AĞACA

    Bab el Hevaic Ey xoş-nigar-ı alem Geldi mah-ı muherrem Fesl-i eza'yı matem Düşmez dilimden mecnun misali eşgin Canlar feda o ismin Oxlar değen o meşg'in Ebelfez leyl-i leyla Ebelfez eşgi derya Ebelfez Yebne Zehra Meni alar bir heyecan Gözüm dolar ey ağacan Adın olar gelbime can

    Daha Fazla ...
  • Bunlar gizlenemez tarihi gerçeklerdir...

    Bazı Sahabelerin Peygamber Efendimize İtirazları!

    Hz. Resulullah’ın (s.a.a) risalet döneminin tarihi incelenecek olursa, bütün sahabelerin aynı oranda Hz. Resulullah’a (s.a.a) itaat etmediği görülecektir. Sahabelerden bazıları Hz. Resulullah’ın (s.a.a) emir, yasak ve tavsiyelerini kesinlikle vazgeçilmez prensipler olarak kabul ediyordu, bunlar sayıca çok azdı. Bunlara karşılık sahabe içinde büyük bir çoğunluk Hz. Resulullah’ın (s.a.a) buyurduğu emir ve yasakların pekâlâ tartışılabileceğine, bunların şartlar ve çıkarlara göre değerlendirilebileceğine ve neticede mutlak olmadıklarına inanıyor, hatta icabında o hazretin emirlerine karşı gelmeyi caiz buluyor veya maslahatı o hazretin emrinden başka şeyde görüyordu[1].

    Daha Fazla ...
  • Iğdır Din Görevlileri Derneği'nden tehlikeli adım...

    Iğdır'ın Caferi Türkleri ile Sünni Kürtlerini Birbirine Düşürmek İçin "FİTNE" Girişimi

    Geçtiğimiz günlerde Iğdır İl Müftüsü Cüneyt Kulaz, müftülük görevi dışına çıkarak adeta bir casus gibi Iğdır’ın yerli halkı olan Şia âlimlerine ve halkına yönelik bir rapor hazırladı. Raporda kendince Iğdır’ın Şia âlimlerinin Diyanet İşlerine bağlanmaması ve Şia halkına karşı önlem alınmaması durumunda ileride devlet için kötü sonuçlar doğurabileceği imasında bulunarak sınırları zorladı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken dün Iğdır’da tefrika ve fitne kokan bir gelişme yaşandı. Iğdır Din Görevlileri adlı Sünni bir dernek öğlen namazı çıkışı Iğdır’da Sünni Kürt halkının yoğun olarak gittiği Nuh Nebi Camisi önünde toplanarak yüzyıllardır huzur içinde yaşayan iki halkı (Azeri Türkü Şia ve Sünni Kürtleri) adeta bir birine düşürüp, fitne çıkarmaya çalıştı.

    Daha Fazla ...
  • İranlı sünni alimi ile röportajın son bölümü:

    Suriye’de Cihat Yoktur: “Cihat Müslümanlarla Değil, Kafirlerle Olur”

    Bana göre Amerika, İsrail ve müstekbirlerin faydasına olacak her hareket, hangi nahiyeden gelirse gelsin mahkûmdur. Bizler hiçbir yere yönelik saldırıyı caiz bilmiyoruz. Bendeniz, Suriye, Pakistan ve Afganistan’a yönelik yapılan saldırıları caiz bilmiyorum. Tüm bu ülkelerde savunmasız insanlar öldürülmektedir. Bunların bir çoklarının amilleri çoğunlukla intihar saldırıları düzenleyen El Kaide’dir. Bunlar İslam ve şeriat açısından kınanmışlardır. İslam böyle şeylere izin vermemektedir. İslam eğer cihat için emir veriyorsa, bunun şartları vardır. İslam, kâfirlerle cihat eder ne Müslümanlarla… İslam’da cihat nikâhı yoktur. Cihat nikâhı altında kendilerini bazılarının ihtiyarına sunan kızlar, şeri olarak intihar eylemini işlemiş olurlar.

    Daha Fazla ...
  • İran’ın En Önemli Ehli Sünnet Alimi İle Röportaj

    Hz. Ali ve Sahabeler Arasındaki Tüm Anlaşmazlıklarda Hz. Ali Haklıydı

    Her kim Ehlibeyte hakaret ederse, Ehli sünnet değildir, mürtettir ve İslam dairesinden dışarı çıkmıştır. / Ehlibeyte iman, bizim imanımızın cüzündendir ve bizler buna iman etmişiz. / Bazı kararlarda Hz. Ömer yanlış hükümler vermiştir. Hz. Ali, ona uyarılarda bulunmuş ve o da bunu hemen kabul etmiş ve şöyle demiştir: “Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”/ Ehli sünnet sahabe ile Hz. Ali arasında yaşanan tüm anlaşmazlıklarda Hz. Ali’nin haklı olduğuna inanmaktadır. Örneğin Hz. Ali ile Muaviye arasındaki anlaşmazlıklar ve aynı şekilde Hz. Ayşe ile yaşanan ihtilaflarda Hz. Ali haklıdır. / Her kim Şiaların öldürülmesinin sevap ve mükafatı olduğuna inanıyorsa İslam dairesinin dışına çıkmıştır.

    Daha Fazla ...
  • Delilleriyle yalanlara cevaplar:

    İran Amerika ile Gizli Müttefik mi? (2)

    Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi Taliban’ın Şia katliamları ve İran’ı tehditlerine rağmen İran İslam Cumhuriyeti, İslam ve Müslümanların maslahatı gereği Taliban’a karşı savaş açmamış ve savaş açmak isteyen Amerika ve batılı ülkelere karşı direnmiştir. Evet, İran, Amerika ve müttefiklerinin Afganistan ve Irak’a saldırısına şiddetle karşı çıkan birkaç ülkeden birisidir. Afganistan ve Irak işgallerinin üzerinden uzun bir süre geçmemesine rağmen büyük şeytan Amerika ve Batı cephesinde yer alan Sünni Müslüman ülkelerini temize çıkarmak isteyen Cübbeli, Gülen, Özcan, Eygi… vb. gibi kişilerce bir çok dezenformasyona uğramıştır. Şimdi tarafsızlık ve objektiflik adına İran karşıtı gazetelerden biri olan Hürriyet gazetesinde o dönemde çıkan haberleri tarihi seyrine göre siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz:

    Daha Fazla ...
  • İran’ı karalayan sözde ALİMLERE cevap:

    İran, Amerika ile Gizli Müttefik mi? (1)

    Bazı sözde akademisyen ve Sünni yazarlar, Muaviye kurnazlığı ile İran ve Şia mektebini karalamak için İran’la Amerika arasında gizli bir ittifak olduğunu iddia etmektedirler. Onlara göre bölgede İran’ın iki amansız düşmanı Irak ve Afganistan İran’ın desteği ile Amerika tarafından işgal edilebildi!! Yoksa Amerika kendisinin kurduğu Taliban ve Saddam Hüseyin’i halt edemezmiş!! İran’ın Afganistan ve Irak’ı işgal etmesi için Amerika’ya sınırlarını açtığı iftirasını atarak yalan ve iftirada Muaviye’yi bile sollamışlardır! Geçmişte yaşamış ataları gibi Cübbeli Ahmet, Yusuf el Kardavi, Fethullah Gülen… gibi sözde alimler, her fırsatta Öz Muhammedi İslam olan Ehlibeyt mektebini bu tür çamur atma, iftira ve karalama taktikleri ile insanlardan uzak tutmaya çalışmışlardır. Bunun için de her yolu mubah bilmektedirler. Bu yazıda Amerika’nın Afganistan’ı işgalinin tarihi seyri ele alınacaktır.

    Daha Fazla ...
  • Sünnetler Bidat, Bidatler Sünnet Oldu !!

    Toprağa Secde Etmek Bidat midir?

    Bizler topraktan yapılan mühürler (türbetlere) üzerine secde ediyoruz. Hüseyin bin Ali’nin (aleyhi selam) Kerbela toprağından yapılan mühürlerin üzerine secde ediyoruz. Öteki Müslümanlar (Vahabi, Selefi, Aşırı radikal Sünniler) bizleri toprak üzerine secde ederken gördüklerinde, diyorlar ki bu bidattir! Neden bidat olsun? Halbuki bunun kaynağı Peygamber efendimizin (s.a.a) sünnetindendir. “Cuilet li’l Ardu mesciden ve Tahura” (Yeryüzü ve toprak benim için secde gâh ve temizleyici kılınmıştır), cenabet olduğumuzda da, elleri toprağa sürüyor, yüz ve ellerimize çekiyoruz (teyemmüm alıyoruz). Bu bizim temizlik mayamızdır. Toprak hem bizim secde gâhımız ve hem de temizleyici ve secde gâhımız olan temizlik mayasıdır.

    Daha Fazla ...
  • Şiilerin Abbasiler Döneminde Çoğalmasının Sebepleri

    Abbasiler döneminde Şiilik günbegün çoğalmaktaydı. Bu meselenin, bir kısmına da değineceğimiz bazı sebep ve etkenleri bulunmaktadır. Emevi döneminin sona ermesi, Abbasiler’in iş başına geçmesi ve aralarındaki savaş ve çekişmeler İmam Bâkır (a.s) ve İmam Sadık (a.s)’ın Şiilik esaslarını öğretme konusunda göz alıcı faaliyetlerde bulunmaları için bir fırsat oluşturmuştur. Özellikle İmam Sadık (a.s) değişik alanlarda ve ilimlerde talebe yetiştirmiştir. Şiiliğin yayılma sebeplerinin en önemlilerinden biri de, çoğunluğu Şiilik inancını taşıyan seyyitlerin ve Alevilerin Abbasiler döneminde çeşitli yerlere yaptıkları hicretler ve göçlerdir.

    Daha Fazla ...
  • Muta Nikahı'nın “Cihat Nikahı” ve “Zina” ile Arasındaki Farkları

    Kur’an’ın müfessirleri ve özü olan Ehlibeyt İmamlarından uzak kalanlar Allah’ın insanların maslahatı için öngörmüş olduğu hükümlerin hikmet ve felsefesini anlamadıklarından, Allah’ın Kur’anda hükmünü açıkladığı bazı hükümleri bile eleştirme cüretini göstermekte ve akıllarınca Allah ve Peygamberin caiz saydığı hükümleri yasaklamaya kalkmaktadırlar! Ve maalesef ellerindeki devlet gücüyle yerine göre bunda başarılı da olmuşlardır. İslam’ın özünden habersiz olan bu zatlar Kur’an-ı natık olan Ehlibeyt imamlarına müracaat edecekleri yerde sözlerini kanıtlamak için her türlü tahrif ve çarpıtmaya gitmişlerdir. Kur’anda hükmü açıklanan konulardan biri de MUTA nikahıdır. Bazıları utanmadan Muta nikahını zina ve cihat nikahına benzetecek kadar küstahlaşmaktadır. Bu yazıda Kur’anda hükmü açıklanan “muta nikahı”nın yeni bidat “cihat nikahı” ve “zina” ile arasındaki farkları ele alacağız.

    Daha Fazla ...
  • Abbasiler Döneminde Şia

    Şiilik, Abbasi devrinin başlangıcından (h.k.132), gaybet-i suğranın sonuna kadar (h.k.329) Emevi devrine kıyasla daha çok yayılmıştır. Şiiler, geniş İslam topraklarının en uzak noktalarına kadar yayılmışlardı. İmam Kazım (a.s)’ı Harun’a şikâyet ettiklerinde “dünyanın doğusundan ve batısından ona humus geliyor” demişlerdir.[1] İmam Rıza (a.s) Nişabur’a geldiğinde hadis hafızlarından, isimleri Ebu Zer’a Razi ve Muhammed Eslem Tusi olan iki kişi, sayısız ilim talibiyle birlikte İmam’ın huzuruna geldiler ve kendilerine teveccüh etmesini istediler. Çeşitli sınıflardan oluşan halk ayakta beklemekteydi ki gözleri İmam Rıza (a.s)’nın cemaliyle aydınlandı. Sonra İmam onlara, Silsiletu’z-Zeheb (Altın Silsile) hadisini buyurdu. O anda sadece kalemi olan yirmi bin kişi bu hadisi yazmıştı.[2]

    Daha Fazla ...
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır