Ehlibeyt Mektebini Seçen Büyük Ehlisünnet Alimleri ve Aydınları (3) - Foto

  • News Code : 245955
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
Bir grup ehli sünnet uleması ve aydını kendi zincirlerini kırıp, baskıcı propaganda engellerini aşarak Ehl-i Beyt mektebini seçmiştir. Bu yazının üçüncü bölümünde Ehl-i Beyt Mektebini seçen Filistinli ünlü komutan şehit Muhammed Şehhade, ehli sünnetin önde gelen ulemalarından olup sonradan Şia olan ünlü müfessir Ayyaşi ve tanınmış alim Seyyid Ali Bedri gibi alim ve aydınlara değineceğiz.

10- Filistinli Alim Şeyh Muhammed Abdul’al

Şeyh Muhammed Abdul’al, Şia mezhebi hakkında uzun araştırmalar sonucu onun hak olduğuna kanaat getirmiş ve Ehl-i Beyt’e (aleyhimu’s selam) tabi olmuştur. Kendisiyle yapılan röportajda şunları söylemektedir: “… Okuduğum en önemli kitaplardan biri “el- Müracaat” kitabı idi, ancak imanımı arttıracak herhangi bir katkısı olmadı sadece bilgilerimi çoğalttı. Benim son kararı almama ve Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) velayet yoluna kılavuzluk eden yegane olay, şu olmuştur: Bir gün akrabalarımın birinin dükkanın önündeki kaldırım üstünde oturmuştum. Karşısında küçük bir dükkan vardı. Dükkanın sahibi torunundan ikindi namazını kılıp gelene kadar dükkana bakmasını istediğini duydum. O anda ben düşünceye daldım. Nasıl olurda bir kişi namazını kılmak için yerine dükkana bakması için birini koyar ve o şekilde dükkanını terk etmez? Bu dükkancı, torununu malını koruması için yerine bırakıp gitmekte, nasıl olurda Peygamber (s.a.a) bir ümmeti imamsız ve yerine birini koymadan öylece bırakıp gider?! Allah’a yemin ederim ki böyle bir şey olmaz…

Ona, şu anda Lübnan’da gurbet ellerinde yaşamaktasın kendini yalnız ve endişeli hissetmiyor musun? Diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: “Yalnızlığın komplikasyon ve götürüleri ağır ve kırıcı olmasına rağmen, bende hiçbir etki bırakmamıştır ve ben asla onları düşünmüyorum. Zira Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (aleyhi selam) sözünü kalbimde hıfzetmişim. İmam şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! Hiçbir zaman hak yolundan sayısının azlığından dolayı korkmayın.” Ayrıca şöyle buyurmuştur: “İnsanlar kendi kendilerine Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) dinine geleceklerdir, zira din fıtrattır, ancak ne yazık ki bu din hükümetlerin çizmeleri altında kalmıştır.” Aynı şekilde kendisine “Acaba velayet’in delil ve kanıta ihtiyacı var mıdır?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: “Bizler, her şeyin delil üzerine olduğuna inanmaktayız, meğer Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) velayeti. Burada delil ona ihtiyaç duymaktadır…” ayrıca şöyle söylemektedir: “Her kim Kabe’yi tavaf ederse bilerek veya bilmeyerek ister “cebir” inancında olsun, ister “ihtiyar” inancında olsun, isterse de “Emru’n beynel emreyn” (ikisinin ortası olan görüş yani Şia mektebinin görüşü) inancında olsun gerçekte velayet’in etrafında tavaf etmektedir. Zira Kabe mazhardır, onun doğurduğu cevherdir ve kim mazharda dönerse hakikatte cevherin etrafında tavaf etmiştir.” (Burada İmam Ali’nin (aleyhi selam) Kabe’de doğmasını ve ondaki hikmeti açıklamaktadır.)      

11- Suriyeli yazar Seyyid Yasin Ma’yufu’l Bedri

Seyyid Yasin Ma’yufu’l Bedri, Şia mektebini seçip Ehl-i Beyt’e (aleyhimu’s selam) tabi olduktan sonra “Ya Leyte Kavmi Ye’lemun” (Keşke kavmim de bilseydi) adlı kitabı kaleme alarak yayınlamıştır.

12- Büyük İslam Muhaddisi Ebu Nazr Muhammed Mesud bin Ayyaşi

Ayyaşi adıyla ünlenen Muhaddisi Ebu Nazr Muhammed Mesud bin Ayyaşi, Şia olmadan önce Ehli sünnetin en büyük ulemalarından biri olarak tanınmaktaydı. Şia olduktan sonrada Şia mektebinin büyüklerinden kabul edilmektedir. Rivayi bir tefsir olan “Tefsiri Ayyaşi” adlı bir tefsiri bulunmaktadır.

13- Bilim adamı, konuşmacı, münazara ve bahis ehli Seyyid Ali Bedri

Seyyid Ali Bedri, Şia olduktan sonra Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) mektebinin yayılmasına oldukça büyük hizmetlerde bulunmuştur. O, dünyanın bir çok ülkesine yolculuklar yaparak bir çok münazara teşkil etmiştir. Daha sonra bu münazaraların hasılı olan “Ehsenu’l Mevahib fi hakaiku’l Mezahib” (Mezheplerin hakikatinde en güzel hediye) kitabı kaleme almıştır.

14- Mısırlı yazar Salih el- Verdani

Salih el-Verdani, Ehl-i Beyt’in hakkaniyeti hakkında aşağıdaki şu kitapları kaleme almıştır:

 الخدعه رحلتى من السنة الى الشیعه حرکة اهـل الـبـیـت (ع ) الـشیعة فی مصرعقائد السنة وعقائد الشیعه التقارب والتباعد السیف والسیاسة واهل السنة شعب اللّه المختار دفاع عن الرسول

15- Kenyalı Şeyh Abdullah Nasir

Şeyh Abdullah Nasir, Vahabilerin önde gelenlerinden biri olduktan sonra Şia mektebini seçti. O, Şia mektebinin hakkaniyeti hakkında şu kitapları kaleme almıştır: “Şia ve Kur’an”, “Şia ve Hadis”, “Şia ve Sahabe,” “Şia ve Takiye” ve “Şia ve İmamet”. 

16- Mısırlı yazar Muhammed Abdulhafız

Muhammed Abdulhafız “limaza en Caferi” (neden Caferi’yim) kitabını kaleme almıştır. 

17- İslami Cihat komutanı Filistinli mücahit savaşçı “Muhammed Şehhade”

Muhammed Şehhade, 1981 yılında İsrail yönetimi tarafından tutuklanarak 25 yıllığına hapse mahkum edilmişti. Bu yıllar zarfında İsrail zindanlarında Lübnanlı Şii tutuklularla kaldığı süre zarfında Şia mektebini tanımış ve Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) mektebinin hakkaniyetine karar vererek mektebi kabul etmiştir. Daha sonra açık ve aleni bir biçimde Filistin halkını Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) mektebine davet edenlerden biri olmuştur. Şimdi kendisiyle yapılan röportajdan bir kesit sunuyoruz: “Filistin’in geri dönüşü, Muhammed ve Ali’dir.”, “Ben, dünyanın özgür insanlarının efendisine bağlanarak, İmam’a ve özgür insanların önderi Hüseyin’e (aleyhi selam) davet ediyorum.”  Ayrıca şöyle söylemektedir: “Ben de, Peygamberin Ehl-i Beyt’inin (aleyhimu’s selam) mazlumluğuyla çok dert çekmekteyim. Bana göre Ali bin Ebu Talip (aleyhi selam) gerçekten mazlumdu ve her ne zaman işgalci Siyonistlerin Filistin’e zulümleri artarsa Hz. Ali’nin bu mazlumluğu bende derinleşmekte ve kökleşmektedir. Benim Şia mektebine olan cehaletim geçmişte Sünni olarak kalmama sebep olmuştur. İnşallah ben “summe ihdeteytu” (sonradan hidayet oldum.) diyen son kişi olmam. Benim Şia olmamın beni etkisi altına alan siyasetle hiçbir alakası yoktur. Bende de öteki tüm Müslümanlar gibi güney Lübnanlı (Hizbullah) direnişçilerin iftihar ve zaferleri bu duyguların oluşmasına sebep olmuştur, yani ilk etkiyi Hizbullah koymuştur. Ancak bu o anlama gelmiyor ki benim Şia mektebine geçmem siyasidir, bilakis Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) mektebini seçmem şahsımdan kaynaklanmakta ve içimin derinliklerinden gelen istekle olmuş ve bu konuda hiçbir etki altında kalmamışımdır. Bağlandığım ve tabi olduğum Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) yolu hak yoldur.”, “Benim Şia olmam inançsaldır, siyasi değil.”, “En kısa zamanda İmamiye mezhebinin yayılması için Filistin’de çalışacağım. Allah’tan bu konuda bana yardımcı olmasını diliyorum.”, “Nübüvvet ailesinin Kaim imamı Mehdi’nin (aleyhi selam) Filistin halkının hareketlenmesine sebep olan bereket ve feyizleri vardır. Bizler arasında daimi bir birlik ve beraberlik oluşturmuştur. Yardım ve zaferi bizler müşahede etmekteyiz. Onun ferecini yakın olarak görmekteyiz, inşallah. Ben onunla Batıni olarak irtibat kurmakta, onunla necva etmekteyim ve ben ondan bu hassas zamanda bizlere teveccüh etmesini istiyorum.”, “Dünyanın özgür insanları ve özellikle mezhebi ihtilaf halinde olan Müslümanlara İmam Hüseyin’in kıyamını ve zulme karşı direnişini kendilerine olgu olarak almalarını ve büyük şeytan Amerika ve İslam ülkelerinde yetiştirilen kanser bezi İsrail’in zulümleri karşısında sessiz kalmamalarını nasihat ediyorum.” Ben Filistin’de düzenlenecek tüm konferans ve oturumlarda konuşma yapmam için davet ettiklerinde binlerce kişinin önünde tüm söz ve konuşmalarımı Peygamberin Ehl-i Beyti’nin konumu ekseninde ve onların siyerine uygun olarak karar kılacağım. Benim bu konuşmalarımın Filistin toplumunun Ehl-i Beyt’le olan ilişkilerinin değişmesinde etkin bir payı olacaktır. Ben halkın Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) kadrini bilerek, onlara bağlılıkla Allah’ın izni ile zafer kazanmaları için bu yöntemi hep kullanacağım…”, “Allah’ın izni ile bir grup mümin kardeşimle birlikte Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) mektebini Filistin’de yayacağız. Böylelikle Muhammed ailesinin Mehdi’sinin (accellellahu tealau fereceu şerif) zuhur ortamı hazırlamış olsun.” Mısır el Ezher üniversitesi alimler başkanı açık bir şekilde Şia mezhebinin yayılması ve onun savunmasında ona saldırdığında ona cevaben şöyle buyurmuştu: “Ben sadece şunu söylüyorum: Allah’ım! Kavmimi hidayet et, onlar bilmiyorlar…” sonra el Ezher şeyhi ona şöyle demiştir: “Senin Şia mezhebine olan cehalet ve bilgisizliğin Şii olmana sebep olmuştur.” Muhammed Şehhade, cevabında şöyle söylemiştir: “Ancak ben sadece bu noktaya vurgu yapmak istiyorum ki gerçekte benim Şia mektebine olan cehaletim Sünni mezhebinde baki kalmama sebep olmuştur. Ben Şia mektebinin hakkaniyetini itiraf ediyorum.”       

Muhammed Şehhade, 1981 yılında İsrail yönetimi tarafından yakalanarak 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra esir değişimiyle serbest kalan İslami Cihat komutanı, aynı zamanda Filistin Başbakanı İsmail Heniyye’yle de yakından tanışıyor. 1992 yılında İsrail yönetimi tarafından Lübnan’ın İsrail sınırındaki Merc ez-Zuhur bölgesine sürülen 200 kişinin içinde bulunan Heniyye ve Şehhade, yaklaşık 2 seneyi birlikte geçirmişler. Şehhade ayrıca Abbas yönetiminin yolsuzluklarına karşı mücadelesiyle da biliniyor. 

Siyonist rejim tarafından şehit olduğunda İngiliz Guardian gazetesi, Şehhade’nin kentte Hıristiyanlarca da sevilen bir isim olduğunu, Hıristiyan azınlığın bu suikasta en az Müslümanlar kadar üzüldüğünü belirtmişti.

Allah ruhunu şat ve Ehl-i Beyt’le (aleyhimu’s selam) haşr etsin inşallah.

ABNA.İR


Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib