Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: MOSKOVA/WASHINGTON — CIA Direktörü John Ratcliffe’ın Moskova’ya gerçekleştirdiği sıra dışı ziyaretin ayrıntıları, yeni bilgiler ortaya çıktıkça daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. İlk haberlerde ziyaretin gerekçesi açıklanmazken, daha sonraki yayınlarda NATO’nun güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşının seyri ve Washington ile Moskova arasındaki doğrudan istihbarat temasları öne çıktı.
Ratcliffe’ın Moskova yolculuğunun en dikkat çekici unsurlarından biri kullandığı uçak oldu. Anadolu Ajansı, Flightradar24 verilerine dayanarak ABD Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing C-17A Globemaster III askeri nakliye uçağının Maryland yakınlarındaki Joint Base Andrews’ten hareket ettiğini, Riga üzerinden Moskova’daki Vnukovo Havalimanı’na ulaştığını bildirdi. Ratcliffe’ın aynı uçakla Riga’dan Moskova’ya geçtiği daha sonraki haberlerle de teyit edildi.
ABD Hava Kuvvetleri, C-17’yi asker, ağır malzeme ve özel görev unsurlarını uzun mesafelere süratle taşıyabilen stratejik ve taktik bir hava nakliye platformu olarak tanımlıyor. Ancak Ratcliffe’ın neden daha geleneksel bir devlet uçağı yerine C-17 ile gönderildiğine ilişkin Washington’dan resmi bir açıklama yapılmış değil. Dolayısıyla uçağın seçiminin başlı başına Moskova’ya verilmiş askeri bir mesaj olduğu iddiasını doğrulayacak açık kanıt bulunmuyor.
Reuters’a göre, Ratcliffe’ın ziyareti, 2021’de dönemin CIA Direktörü William Burns’ün Moskova temasından bu yana bir Amerikan istihbarat başkanının Rusya’ya yaptığı bilinen ilk ziyaret oldu. Reuters, ilk aşamada toplantıların gündeminin açıklanmadığını ve ziyaretin Ukrayna savaşı, Rusya-İran ilişkileri ve Washington-Moskova arasındaki yüksek gerilim ortamında gerçekleştiğini aktardı. Ajansın sonraki haberinde ise Ratcliffe’ın NATO’ya yönelik olası Rus operasyonlarına ilişkin Amerikan kaygılarını gündeme getirdiği, ancak bunun görüşmenin tek veya temel konusu olduğunun kesin olmadığı belirtildi.
Associated Press’e göre, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, CIA Başkanı’nın Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğruladı. Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in temasların sonuçları hakkında bilgilendirildiğini, ancak Ratcliffe ile Putin arasında doğrudan bir görüşme gerçekleşmediğini söyledi. AP ayrıca, Trump’ın ziyareti kamuoyu önünde “yarı rutin” bir temas olarak küçümsediğine dikkat çekti.
Anadolu Ajansı ise Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin’in Ratcliffe ile yüz yüze görüştüğünü doğruladığını bildirdi. Narışkin, görüşmede “istihbarat servislerinin görev alanına giren” meselelerin ele alındığını söyledi ve teması olağan bir çalışma görüşmesi olarak nitelendirdi. Bu ifade, ziyaretin yalnızca sembolik bir siyasi mesajdan ibaret olmadığını ve iki ülkenin istihbarat kurumları arasında doğrudan bir gündemin bulunduğunu ortaya koyuyor.
Rus haber ajansı TASS’a göre, Kremlin de görüşmelerin “özel servisler arasındaki temaslar” çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladı. TASS, Putin’in görüşmelerin sonuçları konusunda derhal bilgilendirildiğini, ancak CIA Başkanı ile Rus lider arasında doğrudan temas kurulmadığını bildirdi. Kremlin, istihbarat kurumları arasındaki iletişim kanalının özellikle kriz dönemlerinde açık kalmasını olumlu değerlendirdi.
Ziyaretin en tartışmalı boyutu ise NATO başlığı oldu. EFE haber ajansı, Amerikan basınındaki kaynaklara dayanarak Ratcliffe’ın Moskova’da Rus tarafını NATO üyesi ülkelere yönelik herhangi bir askeri girişimde bulunmaması konusunda uyardığının bildirildiğini aktardı. EFE’ye göre bu iddia, özellikle Rusya’nın gelecekte sınırlı bir operasyonla NATO’nun karşılık verme iradesini test edebileceğine ilişkin bazı Amerikan istihbarat değerlendirmelerine dayandırıldı. Bununla birlikte CIA ziyaretin gerçek gündemini kamuoyuna açıklamadı.
AFP’ye göre Kremlin, Ratcliffe’ın Moskova’ya esas olarak Rusya’yı NATO’ya saldırmaması konusunda uyarmak için gönderildiğine ilişkin haberleri “alarmist” olarak nitelendirdi ve bunların Rusya’nın gerçek niyetlerini yansıtmadığını savundu. Aynı dönemde Trump da Putin’in bir NATO ülkesine saldıracağı görüşüne katılmadığını açıkladı. Böylece Washington içindeki değerlendirmeler ile Amerikan Başkanı’nın kamuoyu önündeki söylemi arasında belirgin bir ton farkı ortaya çıktı.
Doğu Avrupa’daki askeri tablo da ziyaretin zamanlamasını önemli kılıyor. Ukrayna-Rusya cephesinde uzun menzilli drone ve füze saldırılarının karşılıklı olarak yoğunlaşması, Avrupa’nın hava savunması ve mühimmat stoklarına ilişkin kaygıları artırıyor. AP, Avrupa’daki Amerikan Patriot önleyici füze stokları konusunda ciddi sıkıntılar bulunduğunu bildirirken Reuters, Pentagon’un Avrupa’daki yaklaşık 80 bin Amerikan askerinin konuşlanmasını ve NATO içindeki yük paylaşımını yeniden değerlendirdiğini aktardı.
Bu nedenle Avrupa başkentlerinde Rusya kaynaklı güvenlik riskine ilişkin algının yükseldiği söylenebilir. Ancak ilk değerlendirmede dile getirilen, “Avrupa ülkelerinin bugün hissettiği tehdidin İranlılar veya Batı Asya halklarının hissettiği tehditten birkaç kat fazla olduğu” şeklindeki karşılaştırmayı doğrulayacak ölçülebilir ve ortak bir veri bulunmuyor. Gazetecilik açısından bu ifade bir güvenlik değerlendirmesi veya yorum olarak aktarılmalı, doğrulanmış istatistiksel gerçek gibi sunulmamalıdır.
NATO tehdidi meselesinin Washington’da ciddi biçimde ele alındığı görülse de bütün göstergeler Rusya’nın yakın zamanda NATO’ya doğrudan geniş çaplı saldırı hazırlığında olduğu sonucunu vermiyor. Örneğin Reuters, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın Rusya’nın mevcut koşullarda NATO’yla doğrudan savaşı göze almasının rasyonel olmadığı yönündeki değerlendirmesini aktardı. Stubb’a göre Moskova’nın Ukrayna’daki kayıpları ve askeri yükü yeni bir geniş cephe açmasını zorlaştırıyor.
Ziyaretle ilgili tabloyu değiştiren önemli bir bilgi ise daha sonra geldi. Axios, 29 Ağustos’ta yayımladığı haberinde Ratcliffe’ın Moskova temaslarında Trump, Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin katılacağı üçlü bir zirve fikrini de gündeme getirdiğini bildirdi. Axios’a göre Ratcliffe, Sergey Narışkin ve diğer üst düzey Rus güvenlik yetkilileriyle Ukrayna savaşını yeniden müzakere kanalına çekmeye yönelik seçenekleri görüştü. Bu bilgi doğruysa ziyaretin yalnızca NATO’ya yönelik bir “uyarı misyonu” olarak tanımlanması eksik kalıyor.
Haber Analizi
Kurumsal haber ajanslarının yayınları birlikte okunduğunda ziyaret hakkında tek boyutlu bir açıklama yapmak mümkün görünmüyor.
Reuters, gündemin başlangıçta gizli tutulduğunu, daha sonra NATO’ya ilişkin güvenlik kaygılarının konuşulduğuna dair bilgiler elde edildiğini söylüyor. Associated Press, istihbarat temaslarını doğrularken Ukrayna savaşı ve daha geniş güvenlik meselelerinin masada bulunabileceğine işaret ediyor. Anadolu Ajansı, hem C-17 uçuşunun ayrıntılarını hem de Sergey Narışkin’in görüşmeyi doğrudan teyit etmesini aktarıyor. TASS, temasın Rus ve Amerikan özel servisleri arasında gerçekleştiğini ve Putin’in sonuçlar hakkında bilgilendirildiğini bildiriyor. EFE, Ratcliffe’ın Rusya’yı NATO ülkelerine saldırmaması konusunda uyardığı yönündeki Amerikan haberlerini öne çıkarıyor. AFP ise Moskova’nın bu anlatıyı reddettiğini ve Kremlin’in iddiaları “alarmist” olarak gördüğünü bildiriyor.
Dolayısıyla verilen metindeki “Amerikan medyasının Ratcliffe’ın Moskova ziyareti hakkındaki anlatısının tamamen sahte ve yanlış olduğu” iddiası mevcut açık kaynaklarla kesin biçimde doğrulanamıyor. Daha isabetli değerlendirme, Amerikan medyasında ziyaretin amacına ilişkin ilk anlatıların eksik olduğu ve daha sonra birbirini tamamlayan veya kısmen çelişen yeni bilgiler ortaya çıktığıdır.
Ratcliffe’ın Moskova’ya bir C-17 ile gitmesi, ziyaretin olağan diplomatik protokolün dışında ve yüksek güvenlik hassasiyetiyle yürütüldüğünü düşündürüyor; ancak uçağın seçilme nedeni resmen açıklanmış değil. Ziyaretin esas önemini uçaktan çok, CIA ve Rus istihbaratının doğrudan temas kurması, Putin’in görüşmeler hakkında bilgilendirilmesi ve temasın Ukrayna savaşı ile NATO-Rusya geriliminin kritik bir döneminde gerçekleşmesi oluşturuyor.
Mevcut veriler ışığında en makul senaryo, Ratcliffe’ın misyonunun tek bir amaçtan değil, birkaç dosyanın birleşiminden oluştuğu yönünde: Rusya ile kriz yönetimi ve istihbarat kanalını açık tutmak; NATO ülkelerine yönelik olası sınırlı veya hibrit girişimlerin sonuçlarını Moskova’ya aktarmak; Ukrayna savaşında yeni diplomatik seçenekleri araştırmak ve Washington-Moskova ilişkilerindeki daha geniş güvenlik dosyalarını görüşmek. Sonradan ortaya çıkan Trump-Putin-Zelenski üçlü zirvesi bilgisi de bu çok katmanlı senaryoyu güçlendiriyor.
yorumunuz