Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD yönetimi, İran’a yönelik askeri müdahaleden altı ay sonra strateji değiştirerek ekonomik baskıyı merkeze alan yeni bir safhaya geçti. Washington’ın bu yeni yaklaşımı, doğrudan askeri güç yerine, petrol gelirlerini kısarak, ticaret ve finans yollarını kesmeye odaklanıyor.
Dönemin Başkanı Donald Trump’ın “ekonomik operasyon” olarak tanımladığı bu hamle, Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından “İran’a karşı tarihin en sert yaptırımları” şeklinde nitelendirildi. Ancak uzmanlar, bu stratejinin önceki uygulamalardan farklı olduğuna dikkat çekiyor; zira İran ekonomisi kırk yılı aşkın süredir yaptırım altında varlığını sürdürürken, bölgesel ve uluslararası ticaret ağlarını da derinleştirmiş durumda.
Askeri Maliyet ve Stok Tükenmesi
ABD ordusunun İran ile çatışmalı süreçte, uzun menzilli hassas güdümlü ATACMS ve Precision Strike füzelerinin neredeyse tamamını, Tomahawk seyir füzeleri ile Patriot ve THAAD önleme sistemlerinin önemli bir kısmını tükettiği belirtiliyor. Bu durum, savaşın maliyetini artırırken, Washington’u yeni bir yıpratma savaşından kaçınmaya itiyor.
Ekonomik Savaşın Faturası Müttefiklere
ABD’nin yeni stratejisi, yalnızca Tahran’ı değil, aynı zamanda Washington’la yakın ilişkileri bulunan ülkeleri de zor durumda bırakıyor. Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye, bu politikadan en çok etkilenen ülkeler arasında:
-
Irak: Petrol ihracatı 3,5 milyon varilden günlük 200 bin varile kadar düştü. Kamu çalışanlarının maaşları bile tehlikeye girerken, Bağdat yönetimi Türkiye üzerinden Ceyhan hattıyla günde en az 750 bin varil taşımak için acil anlaşma arayışına girdi. Irak Parlamento Başkanı’nın Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyat için “özel muamele” talep etmesi, bu baskının somut göstergelerinden biri.
-
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Abu Dabi, 18 Ağustos itibarıyla İran ile ticari ve mali işlemlerini durdurdu. Ancak Dubai’nin uzun yıllar İran’a yeniden ihracat ve ticaretten elde ettiği kazançlar tehlikeye girdi. Aynı zamanda Hürmüz’deki aksaklıklar enerji fiyatlarını yükselttiği için ithalata bağımlı BAE ekonomisi ek maliyet yüküyle karşı karşıya kaldı.
Brent petrol fiyatları, 21 Ağustos itibarıyla varil başına 93 dolara yükseldi ve bir haftada yüzde 7’den fazla artış gösterdi. Bu durum, ABD’nin Avrupa ve Asya’daki müttefiklerinde enflasyonist baskıyı artırdı.
“Maksimum Baskı”nın Aşınması
Uzmanlara göre, ABD’nin yeni stratejisi, “maksimum baskı”nın daha sert bir versiyonu olsa da, temelde aynı kurguya dayanıyor. Geçmiş deneyimler, artan ekonomik maliyetin Tahran’ın siyasi hesaplarını değiştirmediğini gösteriyor. Washington, Çin, BAE, Türkiye ve Irak gibi ülkeleri tehdit ederek, İran’ın ticaret ağını hedef alıyor; ancak bu, yaptırımların uygulanmasını daha karmaşık ve maliyetli hale getiriyor.
İran ise yıllar içinde gayriresmî ticaret ağları, indirimli petrol satışı, aracı kurumlar ve batı dışı finansal kanallar geliştirerek bir “dirençli ekonomi” modeli oluşturdu. Son dönemde Tacikistan’a petrol ihracatı ve bağımsız mali koridorlar kurma çabaları bu çabanın örnekleri arasında.
Araştırmalar Ne Diyor?
Ağustos 2026’da Journal of Economic Behavior & Organization’da yayımlanan yeni bir araştırma, yaptırımların genellikle hedeflenen siyasi sonuçları üretmediğini, hatta bazı durumlarda ters etki yarattığını ortaya koyuyor. Bu bulgu, ABD’nin yeni ekonomik savaşının da benzer bir akıbete uğrayabileceğine işaret ediyor.
Washington’ın karşı karşıya olduğu temel soru şu: Artan ekonomik baskı, Tahran’ı masaya oturtmaya yetecek mi, yoksa bu politika, ABD’nin kendi müttefiklerine ve küresel ekonomiye verdiği zararı artırarak geri mi tepecek? Yanıtı, önümüzdeki aylar şekillendirecek.
yorumunuz