?>
Hacı Hasan Babur:

Almanya ve Avrupa’da ''Türkleri bekleyen'' fırsat ve tehlikeler / Foto

Almanya ve Avrupa’da ''Türkleri bekleyen'' fırsat ve tehlikeler / Foto

Berlin İmam Cafer Sadık Camii ne zaman, kim tarafından kuruldu? Hoca-dernek ihtilafı neden doğuyor? Avrupalı iş adamlarımızın Iğdır ve Kars’a yatırım planları var mı? Alman’ya ve Avrupa, Türklerin ikinci vatanı mı? Türkiye asimilasyonu önlemek için bilinçli olarak milli duyguları tahrik mi ediyor? ve…merak ettiğiniz birçok soruyu Berlin İmam Cafer Sadık Camii Dernek Başkanı ve başarılı İş adamlarımızda Hasan Babur’a sorduk. Beğeni ile okuyacağınıza inanıyoruz.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Berlin İmam Cafer Sadık Camii ne zaman, kim tarafından kuruldu? Hoca-dernek ihtilafı neden doğuyor? Avrupalı iş adamlarımızın Iğdır ve Kars’a yatırım planları var mı? Alman’ya ve Avrupa, Türklerin ikinci vatanı mı? Türkiye asimilasyonu önlemek için bilinçli olarak milli duyguları tahrik mi ediyor? ve…merak ettiğiniz birçok soruyu Berlin İmam Cafer Sadık Camii Dernek Başkanı ve başarılı İş adamlarımızda Hasan Babur’a sorduk. Beğeni ile okuyacağınıza inanıyoruz.

 SHAFAQNA – Sayın Hasan Babur, Berlin İmam Cafer Sadık Camii Dernek Başkanısınız. Caminiz ne zaman ve nasıl kuruldu?

Öncelikle böyle bir fırsatı verdiğiniz için SHAFAQNA ekibine teşekkür ediyorum. İmam Cafer Sadık (a.s) Camii Almanya’ya 60 lı yıllardan giden ilk nesil tarafından kurulmuştur. Burada Rahmet ve minnetle anıyorum “Hacı Sefer Coşkun” hocamız, o dönemde Iğdır’da yapılan bir cami için para toplamaya Almanya’ya gelir. Oradaki halkın perişan durumunu ve acil bir alime ihtiyaçları olduğunu görür. Berlin’deki kanaat önderlerinin de ısrarıyla Iğdır’a giderek görev yaptığı yerden izin alır ve Berlin’e geri döner.

Önce bir cami için dernek tüzüğü yazarlar. Daha sonra 2-3 odalı bir evi geçici olarak tutarlar ve ibadetlerine orada başlarlar. Bir müddet orada hizmet verdikten sonra, ikinci bir yere taşınır ve daha sonra da şu anki yeri satın alırlar.

Elbette bunu açıkça söyleyebilirim ki Berlin İmam Cafer Sadık Camii, Avrupa’da kurulan ilk cami olma hasebiyle, sadece Berlin’deki Ehlibeyt dostlarına değil, bütün Avrupa’daki camilerin kurulmasında büyük hizmetleri olmuştur.

 SHAFAQNA – İlk dönemlerde Türkiye’den giden Ehlibeyt dostları Şer-i sorunları nasıl çözebiliyorlardı. Örneğin biri vefat ettiğinde ne yapıyorlardı?

O dönemde genelde cenazeler Türkiye’ye gönderilirdi. Burada yeniden gusül ve kefenleme işlemi yapılır ve Türkiye’de kendi memleketinde defnedilirdi. Şimdi de genelde defnedilmek için memlekete gönderiliyor. Ama Elhamdulillah artık hocalarımız yeteri kadar var.

 SHAFAQNA – Almanya’da defnedilenler var mı? Müslümanların özel kabristanı bulunuyor mu?

Var! Çoğunun çocukları, ailesi, torunları Almanya’da yaşıyor. Dolayısıyla orada gömülmek istiyor. Berlin’de Müslüman mezarlığı var.

 SHAFAQNA – Genelde camilerimizde hoca-dernek ihtilafı olabiliyor. Bu konuda sizi başarılı ve örnek gösteriyorlar, başarınızın sırrı nedir?

Hacı Sefer hocam oradayken “Kerim Uçar” hocam geldi camimize. İkinci hoca olarak göreve başladı. Çok iyi bir ikili oldular rahmetli Sefer hocamla. Sefer hocam rahatsızlığından dolayı emekliye ayrılınca, yerine Kerim hoca bakmaya başladı.

Hoca, dernek ve toplum birbirini tamamlar. Bazı camilerde maalesef hocayı bir işçi gözüyle görüyorlar. Bu çok yanlış bir şey. Muhatap olduğunuz kişi sizin aliminiz. Siz onun arkasında namaz kılıyorsunuz. Verdiğiniz değer de ona göre olmalıdır. Siz aliminize saygı göstermiyorsanız diğerleri niye göstersin ki!

Diğer taraftan alim de iyi alim olmalı. İlmi donanımı olmalı, takvalı olmalı, dünya malına düşkün ve her şeye karışan alim olmamalı. Hem alimlik yapıp, hem de derneği elinde bulundurmaya çalışmamalı. Tüm ipler benim elimde olsun yaklaşımı, adaletli olmaz ve sorun çıkarır.

Kerim hocamla biz sınırlarımızı ve görevlerimizi biliyoruz. İslami konularda toplum, dernek de dahil hocanın dediğine uymalıdır. Hatta Humsun nerede kullanılacağını o söylemeli. Kuran dersleri, ahkam, ahlak dersleri, günlük namazlar, Cuma namazları onun işi. Konferans ve toplantı gibi hizmetler de onunla kordineli yapılmalıdır. Kanuni ve resmi konular da derneğin işidir.

Elbette Kerim hocanın da kendine has güzellikleri var. Şimdiye kadar kırka yakın kitap çıkarmış, dergi, konferans. Düzenli dersleri var. Çok uyumlu ve izzetlidir. Aynı zamanda Ayetullah Sistani’nin bürosuna bağlı bir kurumun müdürüdür. Yani müçtehit bürosunun da güvendiği bir değerli alimimizdir. Halkımız da hocamıza güveniyor. Hatta Avrupa’daki Türk olmayan başka milletten Ehlibeyt dostları da devamlı hocama müracaat ederler

 SHAFAQNA – Biraz önce değindiğiniz Alulbeyt müessesinin açılışında büyük zahmetler çektiniz. Alulbeyt Berlin’e bir yenilik getirdi mi?

Alulbeyt ile Cami, yani kültür merkezi ile cami birbirini tamamlar. Alulbety gerçekten ayrı bir güzellik kattı işlerimize. Bir Merceiyyet makamına bağlı kültür merkezi olmasının ayrıca büyük anlamı var. Bence tüm camilerimizin yanında bir kültür merkezi olmalıdır. Özellikle dışarıdan gelen misafirlerimiz için bir hizmet merkezi oldu. Alulbeyt’in çıkardığı bir namaz cd seti bile 60 yıldır başarılamayan bir hizmetti.

Camiye gelen, kurumu tanıyor. Kurumu ziyarete gelenler, camimizi gelip tanıyor. Her caminin yanına bir kültür merkezi gerekiyor dedik ama bir konuda da yanlış yaptık. Tüm kaynaklarımızı dışarı aktardık. Avrupa’da kalan nesiller için esaslı bir şey yapamadık. Ayetullah Cevat Tebri’zi rahmetliğe bir şey sordum “Bu imkanları kendi yaşadığınız ülkede kullanın” diye buyurdu. Bu sözlerden sonra fikrim çok değişti.

 SHAFAQNA – Öyle bir ortam var mı? Örneğin duyduğumuza göre uzun yıllardır caminiz eski olduğu halde yıkılıp yeniden yapılmasına izin vermiyorlar.

Evet son dönemlerde siyasi ortam değişti. Camimiz eski olmasına rağmen yeniden yapılması için izin alamadık. İzini almak için kanuni yollardan mücadelemiz yine devam ediyor, inşallah izin alacağız.

 SHAFAQNA – Çocuklarınız orada doğdu büyüdü. Almanya’yı ikinci vatanınız olarak görüyor musunuz? Türkiye’ye gelip bir müddet kaldıktan sonra Almanya’yı özlüyor musunuz?

Ben Almanya’ya 1987 yılında gittim. Cebimde 20 lira vardı. Bir arkadaşla ortak şirket kurduk. 2001 yılında ortağımdan ayrıldım ve 17 yıldır da BAHA şirketi adı altında çalışıyoruz. Şu ana kadar iş alanında yabancı düşmanlığı hiç görmedim. Bunu söylemek gerek. Almanya’da yabancı düşmanlığı yüzde 64’e ulaşmış durumda. Çocuklarımız orada doğup büyüdüler, okul okudular, orada arkadaş edindiler. Hatta bazı çocuklarımız Almancayı Türkçeden daha iyi anlıyorlar. Alman arkadaşları var.

Bir de entegre sorunu var. Ama bunun nedeni oradaki tepki ve ırkçı yaklaşımlar. Yabancı düşmanlığı bunu tetikliyor. Örneğin bir yabancı kamuyu rahatsız edecek küçük bir suç işlediğinde herkes ayağa kalkıyor. Ama benzer bir suçu Alman yaptığında  fazla tepki olmuyor. Yabancılar da bunu farklı algılıyor, doğal olarak ve kutuplaşma çoğalıyor.

Almanya’da ziyaretimize gelen Belediye Başkanına da dedim. “Entegre”den kasıt nedir? Eğer Türk toplumunun inancını, ırkını değiştirmekse bu asla olmayacak. Ama kasıt bu ülkeye katma değer ise, şu an bizim şirkette 70 kişi çalışıyor. Bu ülkenin kanunlarına uymak, toplumla kaynaşmak, ortak çalışmalar ise, bunu zaten yapıyoruz. Çocuklarımız 3-5 saat bizimle geri kalanı okulda, işte, sokakta, pazarda yani o toplumun bir parçası zaten.

Alman hükumeti de gerçekten insan haklarına çok saygılı bir ülke. Yani sizin ibadetinize, inancınıza karışmıyor. Caminize cemaatinize karışmıyor, emniyetinizi sağlıyor.

 SHAFAQNA – Son dönemlerde ortaya çıkan İŞID ve tekfirci terör gurupları biraz da bu bakış açısını tetikledi mi? Çünkü önceden en fazla Müslüman olan halkların başında Almanlar gelirdi. Şu anda rüzgar tersine esiyor gibi.

Kesinlikle etkisi oldu. Ama bu tekfirci terör örgütlerini de doğuran Amerika ve Batı zaten. Kendileri itiraf ettiler. Vahhabiliği biz doğurduk ve yaydık dediler. Bugün bu tekfirci inancın ana vatanı olan Arabistan’ın en yakın müttefikleri kim? Yemen gibi mazlum bir halkın başına Arabistan’ın döktüğü bombalar kimin? Bu tekfirci zihniyetler Avrupa’da, camilerde kendilerine militan toplarken haberleri yok muydu? Ben siyasetçi değilim, iş adamıyım ama artık bunları herkes görüyor.

 SHAFAQNA – Ehlibeyt mektebinin tüm tekfirci terör örgütlerinden uzak olması, barış içinde yaşayan bir toplum olmaları konusu Avrupalılar tarafında biliniyor mu?

Halkın bu konuları bildiğini zannetmiyorum. Hicaplı bir bayan, onlar için bir Müslüman kadındır, potansiyel tehlikedir. Ama devlet kesin biliyor. Belki bizden daha iyi biliyorlar.

 SHAFAQNA – Avrupa’da yaşayanların bir gün memlekete dönme fikirleri var mı?

Memleket özlemi herkeste olur. Ama artık dünya küçüldü. 2 saate İstanbul’a geliyorsunuz. Buradan Tekirdağ’a gitmekle Berlin’e gitmek arasında artık bir fark yok. Ailelerimiz, çocuklarımız orada doğdular büyüdüler, oraya alıştılar. Bizler yatırım yapmışız, iş yeri açmışız, birçok insana ekmek kapısı olmuşuz. Orayı bırakıp dönmek artık çok zor. Sadece Berlin’de 8 bin Türk işletmesi var.

 SHAFAQNA – Hasan Babur Oğruca’yı özlüyor mu?

Özlüyorum, bu kadar sık gelip gittiğim halde vatanımın her karış toprağı burnumda hep tüter.

 SHAFAQNA – Türkiye’nin asimileyi önlemek için Türk kökenli Almanların milliyetçi damarlarını tahrik ettiği söyleniyor, katılır mısınız?

Zannetmiyorum, böyle bir şey yok. Olsa hepimiz farkederdik. Aslında biz Türkiye ile Almanya arasında bir ağ oluşturuyorduk. Ama göç yasasını çıkardılar, İnsanların evlilik yoluyla oraya yerleşmesine engeller koydular. Bunun çok olumsuz etkisi oldu. Bu siyaset gelecek nesilleri kültürel olarak etkileyebilir.

 SHAFAQNA – Almanya ile Amerika savaşsa, Almanya askeriyle birlikte Amerika’ya karşı savaşır mısınız?

İnşallah böyle bir şey olmaz. Biz barış taraftarıyız. Zaten şu anda Almanya’da askerde, emniyette, parlamentoda birçok Türk vatandaşı var. İnsanların yaşadıkları ülkeyi, halkı savunmaları, korumaları doğal bir şeydir, bir görevdir.

 SHAFAQNA – Birçok merkeze, vakfa, camiye yardım eden hayırsever bir iş adamısınız. Bir Azeri İş adamı olarak Iğdır veya Kars’a yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?

Yıllar önce Nurettin Aras beyin de belediye başkanı olduğu dönemde böyle bir girişim oldu. Iğdırlı ve Karslı iş adamlarını memlekette topladılar. Bazı görüşler ileri atıldı. Ama arkası gelmedi. İnsan’ın kendi memleketinde yatırım yapmasında daha güzel ne olabilir ki? Ama önceden yatırım yapan birçok insan başarılı olamadı. Bu da moralleri kırdı. Şimdi de böyle bir girişim olursa yatırım yapacak birçok iş adamı çıkabilir. Sonuçta oralar bizim ata topraklarımız.

 SHAFAQNA – Genellikle iş adamlarının çocukları alim olmaya, İslam İlimleri medresesine gitmez. Duyduğumuza göre sizin bir oğlunuz medrese eğitimi alıyormuş. Siz mi teşvik ettiniz, yoksa kendisi mi karar verdi?

Yüce Allah hepimizin evlatlarını selamet etsin ve başarılı kılsın inşallah. İşin aslı ben gitmesine karşı idim. Ali, Berlin’in en iyi okullarından birinde Siyasal eğitim alıyordu. 2 yıldan sonra, ben İslami ilimleri okumak istiyorum dedi. Ben de üniversiteyi bitirdikten sonra gitmesini istiyordum. Ama o da haklı olarak belli bir yaştan sonra geç olacağını söyleyerek ısrar etti ve o kazandı. Biz de kabul ettik. Duyumlarıma göre dersleri çok iyiymiş. İnşallah mektebe, topluma, vatana hayırlı bir insan olur.

 SHAFAQNA – Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak şunu vurgulamak isterim ki; Avrupa’da yaşayanlar kendi kimliklerini açık ortaya koymalı ve buna layık olarak yaşamalılar. Biz, İslam dininin emrettiği şekilde yaşarsak zannedersem bir kısım sorunlar kökünden çözülür. Müslüman dürüst olmalı, gerçek Müslümanı, fıtratı pak her insan sever, hatta kötüler bile sever.

Biraz da batıdaki İslam karşıtlığının veya yabancı düşmanlığının nedeni bizleriz. Bakın kendimden bir şey anlatayım. Benim evimin etrafında fazla Türk yok. Komşularımın tümü Alman. Taşındık yerleştik. Tabi hanımı hicaplı görünce Müslüman olduğumuzu anlıyorlar. Alman komşularım uzun müddet uzak durdular bizden. Bir gün baktım komşumuz eşi, çocuklarıyla geldiler. Özür diliyoruz dediler, biz sizi yanlış anlamıştık. Ama sizi gördükten, tanıdıktan sonra çok iyi insanlar olduğunuzu anladık, dediler.

Yani sizin şerrinizden karşı komşunuz emin olursa, hepsi demiyorum ama büyük bir kısmı sizi sevecektir. İnancınıza saygı duyacaktır. Zaten Ayetullah Sistani de “Avrupa’daki kanunlara uyulması gerektiğini buyuruyor. Kaçak elektrik, yanlış bilgilerle sigorta şirketlerinden para almayı vs. caiz bilmiyor. Onurlu, erdemli ve iyi bir insan olarak yaşamak bizim dinimizin emridir. Peygamberimiz, güzel ahlakı tamamlamak için, rahmet için gelmiştir. Bu yol barış ve kardeşlik yoludur ve herkesi kendisine çeker, başkalarını bize saygılı olmaya mecbur bırakır.

 SHAFAQNA – Şair yönünüzün de olduğunu biliyoruz. Son olarak bir şiirle bitirelim mi?

Evet YEMEN şiiri ile bitirmek isterim. Yemenli çocuklara takdim ediyorum bu şiirimi

*****

Dünya sözüm çoktur sana

Bak Yemen’de çocuklara

Yapılır mı bu insanlara?

Bak Yemen de çocuklara

 

Yurt yuvası çöle döndü

Yana yana küle döndü

Göz yaşları sele döndü

Bak Yemen’de çocuklara

 

Ülkeleri bölen kimdir?

Ocakları sönen kimdir?

Vuran kimdir, ölen kimdir?

Bak Yemen’de çocuklara

 

İnsanlığa darbe vurdu

Fitne, riya, şer doğurdu

Ekmeğine kan yoğurdu

Bak Yemen’de çocuklara

 

Babur oğlu etti beyan

Ey Müslüman yatma uyan

Dönme dünya, dönme bir an

Bak Yemen’de çocuklara

BAHA ŞİRKETİ – BERLİN (BİLGİ İÇİN TIKLAYIN)


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*