?>

Arabistan’ın İran’a karşı gündem saptırması

Arabistan’ın İran’a karşı gündem saptırması

Son günlerde Suudi yetkilileri bölgede yaşanan siyasi gelişmelerinden ve Trump’ın başkanlık seçimlerinde aldığı yenilginin sonuçlarından şiddetle endişe duyarken, gündem saptıran açıklamaları ile kendini bölgede istikrarsızlığa sebep olan eylemler ve para ile tekfirci düşünceler sonucu ortaya çıkan terörizmden müberra olduğunu göstermeye çalışıyor.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Arabistan dışişleri bakanı Faysal bin Ferhan’ın dün France-Presse Ajansı’na verdiği demeci, yaşadıkları siyasi perişanlık ve pasif hareketlerinin göstergesidir. Ferhan söz konusu röportajda ve Cuma günü Uluslararası Akdeniz diyalog forumunda yaptığı konuşmada İran’ın barışçıl nükleer programından endişeli olduklarını iddia etti. Ferhan ayrıca bölge dengelerinde Riyad’a özel bir rol biçerek İran ile her türlü yeni anlaşmadan önce Fars Körfezi kıyı ülkeleri ile istişarenin zaruri olduğunu vurguladı. 

Arabistan dışişleri bakanı ayrıca Tahran’a karşı temelsiz suçlamalarda bulunarak balistik füzelerin kullanımı ve nükleer silahların çoğaltılması konusunda diyaloga hazır olduğunu da sözlerine ekledi. Riyad yetkilinin böyle konulara giriş yapması, Suudilerin bizzat oluşturdukları kaoslardan kaçmak ve bölgede İranofobi akımını yürütmeye çalışarak kendi kuruntuları ve karmaşık düşüncelerinin göstergesidir. 
Bu kurgulanmış senaryolar, son on yılarda Arabistan’ın yıkıcı rolleri ile ilgili başka gerçeklerin gün yüzüne çıktığı bir ortamda Riyad yetkililerin yenilmiş diplomasi kurumuna malzeme oluyor. 
Aslında gerçek şu ki Suudi Arabistan’ın müdahaleleri ve kurduğu koalisyonlar, vekâlet savaşların başlatılması, bölgede istikrarsızlık ve güvensizliğin temeli olarak batı Asya bölgesinin barış ve güvenliği için ciddi tehlikeler oluşturuyor. Fakat Riyad eskiye bakmak yerine gündem saptırmaya çalışıyor. bu gündem saptırmalar ise Arabistan’ı Yemen’deki savaşta işlediği cinayetlerin sorumluluğundan, terörizme verdiği destekten, İsrail ile normalleşeme ve Filistin ülküsüne ihanet suçlamalarından aklayamıyor.
Riyad diplomasisi ise yıllardan beri anlayış ve teamülden uzaklaşmıştır. Bu yanlış süreç ise Trump’ın Beyaz Saray’a girmesi ve Amerika’nın Suudi Arabistan’a milyarlarca dolar silah satışından kaynaklanan kâr doğrultusunda kriz siyaseti ile hızlandı ve Suudi veliaht Muhammed bin Salman  ise İran’a karşı muhalefetini Amerika’nın yeşil ışığı ile birlikte yüksekten uçan hayalleri ile yoğunlaştırdı.
Arabistan tarafından İran’a yöneltilen suçlamalarda iki konu dikkat çekiyor:
Birincisi Arabistan’ın bölge huzur ve istikrarını karıştırmaktaki gerçek rolü;
İkincisi ise İran nükleer programları hakkında hayali iddialar kılıfında kendi konvansiyonel olmayan nükleer faaliyetleri hakkında gündem saptırmak.
Bu çürümüş iddialar, UAEA nükleer ve silah müfettişleri eski başkanı ve yardımcısı,  Harvard Üniversitesi Profesörü  Olli Heinonen’in belirttiği gibi, “Suudi Arabistan nükleer şeffaflık göstermediği” bir ortamda gündeme taşınıyor. Heinonen “bugüne kadar Riyad’ın açık ve net nükleer enerji programlarından, inşa edilecek olan nükleer reaktörler sayısından başka bir şey görmedik” diyor.
Eski tecrübeler ve kanıtların da gösterdiği gibi, tefrikaca davranışlar ve gündem saptırmalar, bölgenin güvenliği ve barışı için yapıcı diyaloglara hiçbir yardımda bulunmayacaktır.
Riyad yetkilileri, yıllarca İran’ı bölge için bir güvenlik tehdidi tanıtmaya çalıştığını, fakat bizzat kendisi Arabistan’ı savaş ve kaos oluşturmaya teşvik ettiğini unutmuş olabilirler. Böyle bir maziye sahip olan Arabistan muhakkak gerçekleri tahrif etmekle Bercam nükleer anlaşmasının kaderi ve İran’ın güvenlik ve milli çıkarları için önşart belirlemeyecek konumda değildir./

342/


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır