?>

Ayetullah Ramazani: Çeşitli Boyutlarda Dinler Arasında Sinerjik İlişkilerin Olmasına İnanıyoruz / Barışçıl Yaşamın Akılcılık ve Maneviyata İhtiyacı Vardır

 Ayetullah Ramazani: Çeşitli Boyutlarda Dinler Arasında Sinerjik İlişkilerin Olmasına İnanıyoruz / Barışçıl Yaşamın Akılcılık ve Maneviyata İhtiyacı Vardır

2.3.2022 tarihinde Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi’nin merkez binasında “Korona Sonrası İnsan İlişkilerinin İslam ve Hristiyanlık Öğretilerinden Esinlenerek Geliştirilmesi” konulu seminer düzenlendi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – 2.3.2022 tarihinde Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi’nin merkez binasında “Korona Sonrası İnsan İlişkilerinin İslam ve Hristiyanlık Öğretilerinden Esinlenerek Geliştirilmesi” konulu seminer düzenlendi.

Bu seminerde Dünya Kiliseler Konseyi Genel Sekreteri Profesör Yu Ann Saoka, İsviçre İlahiyat Fakültesi Dekanı Profesör Simon Sein, Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Üniversitesi Eminler Heyetinde Cumhurbaşkanı Temsilcisi Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Muhammed Hüseyin Muhtari ve Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri Ayetullah Rıza Ramazani konuşma yaptı.

Ayetullah Ramazani toplantıda, üniversitelerin kapasitesinin diyalog da dâhil olmak üzere çeşitli konularda etkileşimde bulunmak için altın bir fırsat olduğuna değinerek şunları söyledi: Bir sebepten dolayı konuşmaya gerek yok. İbrahimî dinler arasındaki benzerlikler göz önüne alındığında, biz çeşitli boyutlarda dinler arası sinerjik ilişkilerin yürütülebileceğine inanıyoruz. Elbette günümüzde diyalog sadece İbrahimi dinler arasında değil, aynı zamanda beşeri dinleri arasında da uygulanmaktadır ve bu arada bazıları evrensel ahlak görüşünü sunma peşindedir.

Diyalog sadece düşünürler ve önde gelen şahsiyetler arasında değil, siyasi bünyede de özellikle öğrenciler arasında yer almalı ve dünya yöneticileri buna inanmalıdır. Çünkü insanlık durumunu iyileştirmek için bu diyalogların gölgesinde altın fırsatlar oluşur. İnsanlar bir arada yaşamayı sever ve elbette etkileşim esasınca bu yaşam, barış içinde bir arada yaşama, sorunları çözmeye çalışma, etkileşim ve iletişimi geliştirme üzerine kuruludur ve bunu başarmak için çözümler aramalıyız. Özellikle Korona döneminde bir takım sorunlar oluştu ve zorunluluk ve ihtiyaç kendi çözüm yolunu daha iyi bir şekilde gösterdi.

Sorunların nedenlerinden biri, kesin bir insanlık tanımının olmaması, insanı ilahi yapısından koparmış olmamız, insanın maneviyattan uzaklaşıp maneviyatla irtibatının kesilmesi ve bir başkasının zevklerini insan yaşamına sokup insanları birbirinden ayırmasıdır. Bu yüzden bu sorunları çözmek için kesin kavramlar geliştirmeliyiz.

Istırap, fakirlik, yeni kölelikle karşı karşıya olmak, adaletsizlik ve biyolojik ortam sorunlarını insanların sorunları arasında sıralayan Ayetullah Ramazani sözlerini şöyle sürdürdü: Günümüzde insan toplumlarında bir tür kimliksizlik ve ıstırapla yüz yüzeyiz ve bunlar tehlikeli sorunlar sayılır. İstatistiklere göre, dünyadaki ormanların üçte biri insanlar tarafından yok edilmiştir. Öte yandan, yeni bir kölelik türüyle karşı karşıyayız. Dünyadaki adaletsizliğin yönlerinden biri de bazı ülkelerin ayrımcılık ve adaletsizlik için kullandıkları “veto” hakkıdır. Bu nedenle, tüm küresel kuruluşlar, barışçıl ve adil bir yaşam doğrultusunda etkileşim ve sinerjik çalışmaların geliştirilmesi için birlikte hareket etmelidir. Huzurlu yaşam akıl ve maneviyat gerektirir. Elbette adalet çok daha önce konuşulmalıydı. Öte yandan, bugün de insanları eylemsizliğe ve determinizme çağırarak zulmü kabul etmeye yönelten bir tür sapık maneviyatla karşı karşıyayız. Bu sapma, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile uyumlu değildir.
Merhamet ile başlayan bir din, sapıklıkla bağdaşmaz, bu nedenle baskıcı değil, sorumluluk kabul eden maneviyat aramalıyız.

Korona virüsünün patlak vermesi nedeniyle insan toplumlarına ağır darbe vuran olaylara tanık olduk ve beşeri adalet de etkilendi, etkileşimler azaldı ve çoğu iletişim sanal hale geldi. Başkalarının sorunlarını çözmek dini bir öğretidir ve buna göre başkalarının sorunu benim sorunumdur. Örneğin, Korona salgınının zirvesi sırasında, din adamları ve alimler hastanelere gitti ve vefat edenlerle ilgili dini hükümleri yerine getirdi.

Dini hükümler, bireysel ve toplumsal sağlığın temelini oluşturmalıdır. Örneğin zekât, ortak işbirliği ruhunu güçlendirebilir. Kimliksizlik, intihar, fakirlik ve çeşitli zararların önünün alınması için dinin sosyal hükümlerine derinden teveccüh ederek Korona sonrasını geride bırakmalıyız.

Seminerin devamında, Dünya Kiliseler Konseyi Genel Sekreteri Profesör Yu An Saoka şunları söyledi: Dünya Kiliseler Konseyi herkesi konuşmaya teşvik ediyor ve bu konuda İran ile iyi bir ilişkimiz var. Görüşme olmaksızın hiçbir sorun çözülmez. Küresel ısınma ve insan onurunun zedelenmesi gibi konulardan endişe duyuyoruz. Dünya Kiliseler Konseyi’nin temel amacı, insanlar arasında birliği sağlamaktır. Allah yalnızca Hıristiyanların Allah’ı değildir, hepimiz insanlığın ailesiyiz ve Allah insanlar arasında birlik ister. Bazı farklılıklara rağmen birbirimizle iletişim kurmalıyız. Herkesin aynı düşünemeyeceğini kabul etmeliyiz, bu yüzden birbirimizle konuşmalıyız.

Korona’da iletişim kurmak için teknolojiyi kullandık ama çevrimiçi olarak nasıl ibadet edebiliriz? Elbette bu böyle devam etmemeli, çünkü insan bir arada olmayı sever ve sosyaldir ve izole edilemez. Korona günlerinde çok şey öğrendik. Örneğin aşının kötü olduğunu düşündükleri için aşıyı yasaklayanlara cevap vermek için çok uğraştık, çünkü bu kimseler aşının şeytani olduğunu düşünüyorlardı.

İsviçre İlahiyat Fakültesi Dekanı Profesör Simon Sein konuşmalarının devamında şu ifadelere yer verdi: İnsanı tanımalı ve insan hakkında bilimsel bir anlayışa sahip olmalıyız, çünkü her insanın arzuları ve duyguları vardır. Tanıma bir sınır eylemi değil, bir yetenektir ve topluluklar arasındaki ilişkilerle ilgilidir.

Covid koşullarında insan ilişkilerini geliştirmek için davranışları değiştirmeli ve insanlara kalp birliğiyle bakmalıyız. Kalple görmek, tanımaya yol açar. Siyasetçiler arasında da böyle bir bakış açısı olmalıdır. Kuran ve İncil tabilerinin birbirini tanıması için zengin kaynaklara sahiptir.

Bu seminerin bir diğer bölümünde Dr. Muhammed Hüseyin Muhtari Korona sonrası birliği ve barışçıl yaşamı güçlendirme zorunluluğu konusunda ahlak ve dinin rolüne değinerek şu ifadelere yer verdi: Din ve ahlak her zaman insanın hidayet ve mutluluğunun iki kaynağı olmuştur. Bu nedenle bu konu bilim adamları, aydınlar ve felsefe ekolleri arasında sürekli olarak gündeme gelmektedir.

Ortak ahlaki öğretiler toplumlardaki bireyleri etkileyebilir, tarihsel ve toplumsal gerilimleri hafifletebilir ve insanı tekâmüle yönlendirebilir.

..................................
167


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*