?>

Ayetullah Ramazani: Peygamber Ekrem’in (s.a.a) Rıhleti Beşeri Toplumların En Büyük Musibetidir

Ayetullah Ramazani: Peygamber Ekrem’in (s.a.a) Rıhleti Beşeri Toplumların En Büyük Musibetidir

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri Peygamber Ekrem’in (s.a.a) vefatının beşeri toplumlar ve insanlık âlemi için en büyük musibet olduğuna değinerek şöyle dedi: İlahi nebilerin tamamı toplumda adaletin gerçekleştirilmesi ve ahlaka yönlendirilmesi için gönderilmiştir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Ayetullah Ramazani 4.10.2021 tarihinde Reşt’in Şuhedayi Zehab Meydanında Peygamber Ekrem’in (s.a.a) vefatı ve İmam Hasan Mücteba’nın (a.s) şehadeti münasebetiyle düzenlenen matem merasiminde tüm boyutlarıyla adaletin gerçekleştirilmesi için bir sisteme ihtiyaç duyulduğuna işaretle adalete ulaşan toplumun hedefine ulaşmış olduğunu ifade etti.

Keza Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri hâkimiyetin doğru amel etmemesi durumunda kendi çapında bireysel adalete ulaşabileceğinin mümkün olacağını, ama bunun yeterli olmayacağını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: Adaletin gerçek tadının tadılması hâkimiyetle mümkündür.

Adaletin sadece dille açıklanmasıyla pratikte gösterilmesi arasında pek çok mesafe vardır. Bizim ilahi nebi ve velilerin öğretilerine nispetle mesafemiz oldukça fazladır.

Peygamber Ekrem’in (s.a.a) vefatını beşeri toplumlar ve insanlık âlemi için en büyük musibet olduğunu ifade eden Ayetullah Ramazani sözlerine şöyle devam etti: Hz. Muhammed (s.a.a) hem son peygamber ve hem de şeriat sahibiydi.

İnsanların çoğu dindarlık alanında dini, Kur’an ve Peygamber’in (s.a.a) rivayetleri esasınca değil, kendi görüşü esasınca yorumlamaktadır. Bir insanın görüşü vahye tahmil edilmemelidir.

İçtimai alanda öğretiler ahkâm, hukuk ve ahlak olmak üzere üç sınıfta toplanır. Ahkâm bölümü, bireysel ve toplumsal hükümleri kapsar, hukuk bölümü her bir vatandaşın ve ailenin hukukunu içerir. İslam dini hukuk konularını incelikle ele almıştır ve bu doğrultudaki emirlere uyulmazsa bir ferdin başkalarına zulmetmemesi mümkün değildir.

Bizim sorunlarımızın ezici bir kısmı ya başkasının hakkını tanımayışımız veya tanısak da bu hakkı eda etmeyişimizden kaynaklanır. Sosyal alanlarda birbirlerinin hukukunu tanımayan bir toplum kemale eremez. İslami toplumda da gayri Müslim bir vatandaşın hakkı korunmalıdır ve ferdin Müslüman olmaya zorlanmaması gerekir. Elbette İslam dinini kabul eden kimse kanunlara uymalı, kuralları kabul etmeli ve farzlara da riayet etmelidir.

Hukuk, bir kimsenin hakkının zayi olmaması içindir ve Kur’an’da da hem ahlaki meselelere ve hem hukuk meselelerine tekit edilmiştir. Peygamber Ekrem’in tekit ettiği meselelerden birisi ahlaktır ve ilahi nebilerin tamamı ahlak gibi önemli bir meselenin kemali için gelmişlerdir.

İslam İnkılabı Rehberi, inkılabın ikinci adımının tavsiyesinde de ahlak ve maneviyata işaret etmiştir, zira ahlak ferdi ve ailevi gelişim üzerinde etkilidir. Beşer ahlaki kanunlara uyar ve toplum ahlak eksenli olursa kesinlikle zulüm, hıyanet, kıskançlık ve sorumluluktan kaçınma olmayacaktır.

Yirminci asırda dünyada 100 milyon kişi öldürülmüştür ve bu gün de çeşitli bahanelerle insanları öldürmekteler. Maneviyatsızlık toplumu felç etmiştir. Her ihtilafın kaynağı ahlaksızlıktır ve hatta hukuk kanunlarına riayet etmek bile yeterli değildir.

Bir toplumda mahremiyet ihlal edilirse her alanda yapısal karşıtlık ile karşı karşıya kalır ve saygısızlık ve edepsizliğe tanık oluruz. Güzel ahlaklı olmak ve güzel davranmak düşünce ve davranışın ahlaki ölçüsüdür. Bir kimse, kötü konuşuyor, iftira atıyor ve yalan söylüyorsa bu kimsenin üzerinde namaz etki etmemiştir. Davranışta, bakışta, yemede, içmede, haram ve helale riayet etmede ve irtibat türünde takva kendini gösterir. İmam Hüseyin (a.s) beşeriyetin uyanması için çok çaba sarf etmiştir, ne var ki kendini uyuyormuş gibi gösteren kimse uyandırılamaz ve beşeriyetin geri kalmışlığının sebebi de budur.

...........................
167


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*