?>

Biden'ın Suudi Arabistan ziyareti ve Amerika'nın gerçek insan hakları yüzü

Biden'ın Suudi Arabistan ziyareti ve Amerika'nın gerçek insan hakları yüzü

ABD şimdiye dek Suudi Arabistan ile ilişkilerinde şimdiye dek insan hakları ve petrol sevdası ikileminde sıkışıp kalmış ancak yine de açık arayla ikinci seçeneği ve ekonomik çıkarları seçtiği söylenebilir. Bu yüzden Joe Biden'ın gelecek ayda Suudi Arabistan'a ziyareti pek de olağanüstü, normal dışı bir ziyaret sayılmaz.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Beyaz Saray nihayet ABD Başkanı Joe Biden'ın 13-16 Temmuz'da işgal altındaki topraklar, Batı Şeria ve Suudi Arabistan'ı ziyaretini birçok spekülasyondan sonra doğruladı. Beyaz Saray'a göre Biden, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman ve Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdülaziz ile görüşmek için Suudi Arabistan'a gidecek.

Duyuru, insan hakları aktivistlerinden, medya şahsiyetlerinden ve hatta Biden'ın bazı Demokrat arkadaşlarından dikkat çekici bir eleştiri dalgasına yol açtı ve Beyaz Saray'ı bir savunma pozisyonuna soktu. Bu bağlamda  Demokrat Parti'nin Kongre'deki en etkili üyelerinden Adam Schiff, Joe Biden'ın Suudi Arabistan'a gitmemesi gerektiğini söyledi, insanları öldüren katiller ile görüşmemeleri gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda Biden ise, Suudi Arabistan'a "Muhammed bin Salman" ile görüşmek için değil, uluslararası bir toplantıya katılmak için gideceğini iddia etti.

Suudi Arabistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler 1933'ten beri kurulmuştur. O zamandan beri ABD liderleri, Suudi Arabistan'daki insan hakları ihlallerine rağmen en büyük petrol üreticilerinden birinden vazgeçmedi. ABD Kongresi'nin 11 Eylül raporunda 19 hava korsanının 15'inin Suudi uyruklu olduğu açıkça belirtilse bile, Washington'un Riyad'a yaklaşımı değişmedi. Şimdi bile,ABD yönetiminin Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın yani Washington Post köşe yazarının Şubat 2021'de öldürülmesiyle ilgili olarak Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ı suçlamasına rağmen, Biden'ın kararı insani jestleriyle açık bir çelişki içerisindedir.

Joe Biden, kampanyasında Suudi Arabistan'ı "tecrit edilmiş ve nefret edilen" bir devlet haline getireceğine söz vermişti. Ama şimdi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki benzin fiyatı her şeyi gölgede bıraktı ve kongre seçimleri de yolda olduğu için tüm insani ve insan hakları vaatleri geride kaldı. ABD tekrar özünü göstermeye başladı. 

Demokratlar şimdi de  ekonomik gerileme devam ederse, yaklaşan seçimlerde sadece Kongre'yi değil Beyaz Saray'ı da kaybedeceklerinden endişe ediyor. Tüm bunlar, Biden'ın Suudi Arabistan'a yönelik kampanya açıklamaları ve tutumlarında hızlı bir değişikliğe gitmesine yol açtı. Ayrıca, Ukrayna savaşının ortasında, Rus petrol üretiminin azalması karşısında ABD ve müttefiklerine enerji tedariki yükleri,  Biden için insan hakları sorunlarından daha önemli hale geldi. Zaten ABD tek kutuplu dönemde hep bu önceliği gündeme aldığı görülmektedir. 

Amerika Birleşik Devletleri her zaman insan haklarını bir araç olarak kullandığını göstermiştir. Amerika'da kimin veya hangi partinin iktidarda olduğu önemli değil. Aslında insan hakları ABD'nin çıkarlarına hizmet ediyor ve Suudi Arabistan bu konuyu herhangi bir kınama olmaksızın insan haklarını ihlal etmeye devam etmek için kullanmaya devam ediyor.

Şimdi de ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm, Joe Biden'ın OPEC üyeleri de dahil olmak üzere tüm petrol ve gaz üreticilerini artan benzin fiyatlarına karşı koymak için petrol üretimini artırmaya çağırdığını belirtti. Granholm, Biden'ın ABD vatandaşı Cemal Kaşıkçı'yı ve bir Washington Post gazetecisini öldürmekle suçlanmasına rağmen Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile görüşeceğini söyledi.   Aslında Biden'ın Suudi Arabistan ziyareti, bir ülke ABD ile koordine olursa, en bariz insan hakları ihlalleri de dahil olmak üzere her şeyi yapabileceğini gösteriyor.

342/


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*