?>

Erbain Ziyaretçileri Kendileriyle Hangi Hediyeyi Götürmelidir? Bu Yıl “Bütün” Şiaların Ziyarete Geldiği Bir Amerikan Şehrinin Macerası!

İlim Havzası üstadı dünya medyalarında Erbain yürüyüşü haberinin boykot edilmesini eleştirerek şunları dile getirdi: Bazen dünyada küçük ve değersiz bir olay olur ve bu olay yabancı medya haberlerinin başında gelir ve reklam çığırtkanları bunu olduğundan fazla büyüterek yansıtır! Ancak muhabirleri her yerde bulunan aynı medya organları tarafından Erbain merasimleri sansürlenir!

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Bu yıl (hicri 1443/ miladi 2021) Erbain yürüyüşüne katılan ve İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretçilerine hizmet etmekle meşgul olan Kum İlim Havzasının yüksek sevili üstadı şunları dile getirdi: Ömrümüzün en iyi anları budur. Sıradan ve alışıla gelmiş işlerimiz ve ders, bahis ve medya çalışmalarımız bir tarafa, birkaç günlüğüne gelip ziyaretçilere hizmet etmemiz bir tarafadır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansıyla (ABNA) söyleşi yapan Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Hüseyin Vahitpur Erbain yürüyüşü hakkındaki duygu ve düşüncelerini şöyle ifade etti: Bu yüce hadiseyi kelimelerle ve hatta tasvirlerle açıklamak mümkün değildir, ama ben Erbain ziyaretçilerini “Denize dökülen ırmaklar” olarak adlandırıyorum.

Necef-Kerbala güzergâhında 299. sütunda merhum Ayetullah Mirza Cevad Tebrizi’nin çadırında hizmet veren Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Hüseyin Vahitpur sözlerine şöyle devam etti: Bu topluluk bu manevi ırmağın içinde kalp ve özlerini tertemiz etmekle meşguldür. Bu, gönüllerin yıkandığı güzergâhtır. Ziyaretçiler hali hazırda denize dökülen ırmağın güzergâhındadır ve Kerbela’ya girdikten sonra denize ulaşacaklardır. Denize ulaşan bir su kalıcı olur. Toprağa damlayan bir damla su kurur ve biter, ama denize ulaşırsa, denizin bir parçası haline gelir. Bu topluluk da Kerbela deniziyle birleşmekle kendilerini kalıcı yapar.

İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretçilerine hizmet etmeyi iftihar vesilesi bilen ve İranlı ziyaretçilerin azalmasından dolayı üzüntülerini dile getiren Hüccetü’l-İslam ve’l-MüsliminVahitpur sözlerine şöyle devam etti: İranlı ziyaretçilerin sayısının milyonluk olduğu birkaç yıl önce Ayetullah Mirza Tebrizi’nin çadırındayken her gün bin kişiyle cemaat namazı kılıyor, mersiye okuyor ve şer’i hükümlere cevap veriyorduk. Ne var ki bu yıl Irak hükümetinin korona salgını başta olmak üzere çeşitli sebeplerden dolayı bir takım sınırlandırmalar oluştu ve İranlı ziyaretçilerin varlığı sönükleşti ve asıl itibariyle geçen yıllarla mukayese edilecek gibi değil.

İranlı ziyaretçilerin Erbain yürüyüşü yanında başka etkinlikleri de vardı, ama bu bayrağın yere düşmeyeceğini ve bayrağı kaldıracak birileri olmazsa dahi Allah Teâlâ’nın bayrağı dalgalandıracak kullarının olduğunu hepimiz bilmeliyiz.

Bu yıl ziyaretçi sayısı oldukça fazla. İki kez Necef’ten Kerbela’ya kadar gittim ve geçmiş yıllara nispetle ziyaretçi sayısının azalmadığını gördüm. İranlı ziyaretçilerin azalmasıyla Erbain hareketinin zayıflayacağını veya sönmeye yüz tutacağını zannetmeyin. Geçen yıllarda Avrupa ve Amerika’dan pek çok ziyaretçi geliyordu ve bu yıl da katılımları söz konusu.

Amerika şehirlerinin sadece birisinden otuz kişi Erbain yürüyüşüne katıldı, yani o şehrin Şialarının tamamı ziyaretle müşerref oldu. Bazen dünyada küçük, değersiz bir olay olur, yabancı medya haberlerinin başında gelir ve reklam çığırtkanları bunu olduğundan fazla büyüterek yansıtır! Ancak muhabirleri her yerde bulunan aynı medya organları tarafından Erbain merasimleri sansürlenir!

Yeryüzünün en büyük dini toplantısını oluşturan bu topluluğun habersel yönü yok mu? Düşmanlar, dünyanın bu manzara ve bu sahneleri gördüklerinde: Hüseyin kimdir? Kerbela nerededir? İnsanlar niçin yürüyorlar? gibi sorular soracaklarını biliyorlar; ne bu sorular düşmanların menfaatinedir ve ne de bu soruların cevapları.

Kesinlikle biliniz ki Erbain hareketi tatil olmaz veya sönmez. Ben Erbain yürüyüşünün her yıl daha da heyecan dolu olacağına inanıyorum. Bu söz, tecrübe edilmiştir. Bu yıl Iraklılar İranlı milyonlarca ziyaretçinin olmayacağını ve bu boşluğu kendilerinin telafi etmeleri gerektiğini hissettiler ve gerçekten de telafi ettiler. Bu yılda ziyaretçilerin katılımı ve onların ağırlanması geçen yıldan daha az değildir ve hatta bana göre çok daha fazladır. Iraklılar tüm varlıklarını tıpkı geçmişte olduğu gibi ihlasla ortaya koyarak meydanı doldurdular.

Iraklı ziyaretçilerin İranlılar nerede ve niçin gelmiyorlar? sorusuna işaret eden Üstat Vahitpur sözlerini şöyle sürdürdü: Arap çadırlarının sorumlularından birisi bu soruyu sormuş ve ben de ona Irak hükümetinin İranlı ziyaretçilerin sayısını uçakla gelinmesi şartıyla sınırlandırdığını, karayoluyla gelmelerine izin vermediğini, şu anda İranlıların gönlünün bura olduğunu ve Erbain’de yer almak istediklerini söyledim.

Bu merasim son derece görkemlidir ve bizim de buraya gelerek sahneyi çok daha görkemli hale getirmemiz büyük ibadetlerdendir.

Erbain ziyaretçisinin kendisiyle birlikte yanında götüreceği en güzel hediye “çokça yükselen marifet”tir. Erbain ziyaretçisi marifetle gelir, zira marifeti olmasaydı gelmezdi. Marifetin dalı budağı aşk ve yönelimdir. Bu güzergâh sadece kalbi eğilim ister ve insanın içsel mıknatısı onu alıp buraya getirir. Çünkü bu yürüyüşün zorlukları vardır. Necef’ten Kerbela’ya seksen kilometre yürümek zordur. Diğer güzergâhlar çok daha uzundur. Basra’dan Kerbela güzergâhı yaklaşık on beş günlük yoldur. Bağdat, Kazımeyn, Hilleve…gibi şehirlerden gelirler. Bu, aşk dışında başka bir şey değildir, ne var ki marifetin artmasıyla sonuçlanmalıdır.

Bu güzergâhta ziyaretçiler toz toprak yutarlar, hastalanırlar, Irak’ın sıcağına katlanırlar ve bunca yolu yürürler. Bu yürüyüş yalnızca aşkı gerektirir ve aşk ise marifetin kaynağıdır. Ziyaretçi İmam Hüseyin’e (a.s) nispetle marifeti artarsa kendisini özel olarak İmam Hüseyin’in (a.s) hizmetine adar ve böyle olması durumunda ise dünya ve ahiret saadeti güvence altına alınmıştır.
Ziyaretçinin bu marifeti başkalarına taşıması ve tıpkı Hüseyni bir tebliğci gibi onu toplumuna hediye etmesi gerekir. Toplumun kültürü İmam Hüseyin’in (a.s) kültürü gibi olursa dünya ve ahiretimiz abat olur.

Erbain merasiminde etkin varlığımızla batının müptezel kültürünü kendi ülkemizde hünsa edebiliriz. Irak hükümetinin zorluk çıkardığı doğrudur, ama İran’da saygı değer sorumlu ve büyüklerimiz gayret etselerdi yol çok daha kolaylaşırdı, zira insanların bu merasimdeki varlığı toplum kültürünün faydasınadır.

Dünyada ve hatta Avrupa’da dini olmayan sistemler, dini ve manevi kurumların suç oranlarını düşürmesine yardımcı oluyor. Kurumun doğası umurlarında değil, ama bu merkezler, insanları ve gençleri cezbederlerse suç işlemekten uzak tutacaklarına inanıyor.

Biz bu başıboş kültürün, bu müptezel hicabın, aile yerine köpek ve kediye önem verilmesinin ve batının yerilen davranış türünün ıslah olmasını ve toplumumuzun gençlerinin düzene girmesini istiyorsak iktisadi sorunların halledilmesi için gayret göstermenin yanında canı gönülden maneviyatın yaygınlaştırılması için de çaba göstermeliyiz.

.............................
167


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*