?>

Kanada'da Yerli Çocukların Toplu Mezarlarının Bulunması Sürüyor

Kanada'da Yerli Çocukların Toplu Mezarlarının Bulunması Sürüyor

Kanada'da toplu yerli çocukların mezarlarının bulunması devam ediyor. Bu doğrultuda dün medya organları 160'ı aşkın çocuğa ait toplu mezarın Kanada'nın British Columbia eyaletinde bulunduğunu duyurdular. Bu toplu mezarların bulunması ile Kanada'da öldürülen yerli çocukların sayısı bini aştı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Son haftalarda Kanada'da çocukların toplu mezarlarının bulunması, ülkenin yerli Kanadalı çocuklarının 1890-1970 yılları arasında ebeveynlerinden ayrılarak Katolik Kilisesi tarafından işletilen yatılı okullara yerleştirildiği hususunda ciddi şüpheler uyandırdı.

Bu projenin temel amacı, bu çocukları Yerli Kanadalı topluluklardan uzaklaştırmak, anadillerinin ve geleneklerinin yaygınlaştırılmasını engellemek ve onları empoze edilen bir şekilde yetiştirmekti. Dolayısıyla bu çocukların birçoğu bu süreçte intihara girişip, yangınlar, uzun ve yoğun çalışmanın getirdiği baskılar, tecavüz, donma ve okuldan kaçmaya çalışmaktan dolayı hayatını kaybetmiştir.

1920'lerde okullara giden insanlardan biri olan George Manuel, "Bütün yerli öğrenciler açlıktan ölüyordu. Okullar da kışları soğuk ve sağlıksızdı." diyor. 

Diğer belgeler ayrıca öğrencilerin kızamık, grip, tüberküloz ve diğer bulaşıcı hastalıklara maruz kaldığını ve birçoğunun öldüğünü gösteriyor.

Washington Post, mezarların keşfinin Kanada tarihinin en karanlık mevsiminin acı bir keşfi olduğunu ve Kanada'nın yerli liderlerinden birinin ifade ettiği gibi "hayal edilemez bir kayıp" olduğunu belirtti. 

Geçen ay boyunca, Kanada medyası defalarca yerli çocukların toplu mezarlarının keşfedildiğini bildirerek hükümet ile kilise arasında gerginliğe yol açtı.

 

Kanada Hükümeti'nin eylemleri ve insani tutumları benimsemesi, bu hükümet tarafından ayrımcılığa yok denilmesi, özgürlüğe bağlılık sloganları, özellikle son yıllardaki insani tutumlar, Kanada hükümetini şimdi de artan bir baskı altına sokmuştur, böylece Kanada Başbakanı Justin Trudeau konuyu Kanada tarihindeki karanlık ve utanç verici bir dönemin acı verici bir hatırlatıcısı ve büyük bir skandal olarak nitelendirdi. Ancak tüm bu fiyaskoya rağmen bu hususta özür dilemedi.

Trudeau, Kanada ve dünya kamuoyunun baskısı altında kalsa da  kiliseyi trajediden sorumlu tutmaya çalıştı ve papanın bu hususta özür dilemesi gerektiğini belirtti.  Bu arada Papa Francis, eski bir Kanada Katolik okulunda toplu mezar bulunmasına ilişkin  Kanadalı siyasi ve dini yetkililerin konuyu açıklığa kavuşturmak için işbirliği çağrısında bulundu. Bu konuşmasında papa Kanadalılar ve Yerli halk ile bu acıyı paylaştığını belirtse de  Kilise'nin bu cinayetlerdeki rolü dolayısı ile özür dilemedi.

Kanada'da art arda toplu mezarların bulunması, Kanada Hükümeti ve Batı dünyası için büyük bir skandal haline geldi. Aslında, bu mezarların bulunması, bu ülkelerde giderek artan bir şekilde ayrımcı davranışları ve eşitlik sloganlarından gerçekte uzaklaşma sürecini göstermektedir.

Aslında, bu tür suçların boyutunu gizleyemeyen Kanada makamları, şimdi bunun sorumluluğundan kaçmaya çalışıyor.   Camelops'tan sağ kurtulan 72 yaşındaki Sa Hail Tat, kimsenin yatılı okulda geçirdikleri süre boyunca çektikleri acılardan sorumlu tutulmadığını suçluların bir şekilde yargılamanın yükünden kurtulduklarını vurguladı. 

Hükümet ve kilise arasındaki insan hakları oyunu devam etse de dünyadaki birçok özgür insan ortaya çıkarılan bu suçun boyutları yüzünden şaşırmış ve hayret içerisinde kalmıştır. Kanada'da ayrımcı politikalar sürerken, ne hükümet ne kilise bu tür cinayetlerin sorumluluğunu üstüne almak istemiyor gibi görünüyor. Batı ülkeleri göçmenlere ve renkli insanlara yönelik muamelede hep ayrımcı davranışlarını son yüzyıllarda olduğu gibi devam ettiriyor. 

342/


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*