Bülent Esinoğlu

Bundan sonra hiçbir iktidar uzun ömürlü olamaz

 Bundan sonra hiçbir iktidar uzun ömürlü olamaz

Tıkanma, sadece düzenden memnuniyetsizlerin örgütlenmesinde değil, aynı zamanda siyasetin de alanını daraltıyor. Her konuya ekonomik bakış açısı siyaseti daraltıyor. Sermaye yanlısı siyaseti, geniş halk yığınları karşında normalleştiriyor. Böylece tekellerin çıkarlarına göre siyasetler ve siyaset kadroları belirleniyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Önümüzde yapılacak seçimlere; yaşadığımız kısır çekişmelerin, iktidar histerisinin ve kişilerin düzenle bütünleşen kaprislerine uzaktan bakarak, yeni bir bakış açısı getirmek istedim.
Sık seçim ihtiyacı bozulan istikrarı yerli yerine oturtmak için yapılır. Daha doğrusu, bu umutla yeni seçimlere gidilir.
Seçim bir umut, bir yenilenme, bir değişim içindir.

Değişim ve umudun kaynağı; yapıp ettiklerimizin aynısını yapmamaktan geçer. Oysa küreselleşmenin getirdiği kuralsızlaştırma, özelleşleştirme ve metalaştırma süreçleri hiçbir şekilde istikrarın etmenleri(parametreleri) değildir. Bu süreçleri yaşadığımız sürece istikrarsızlığı da yaşayacağız.
Sadece sendika örgütlenmesinin değil, tüm dayanışma türlerinin ortadan kalkmış olması; küreselleşmenin getirdiği istikrarsızlığın karşısına hiçbir örgütlü siyasi gücün çıkamamasını sağlamıştır.

Sistem daha fazla kapitalizm, daha fazla sermaye tahakkümü, daha fazla zorlama gerektirdiğinden, tüm çıkış yolları tıkanmıştır.
Tıkanma, sadece düzenden memnuniyetsizlerin örgütlenmesinde değil, aynı zamanda siyasetin de alanını daraltıyor. Her konuya ekonomik bakış açısı siyaseti daraltıyor. Sermaye yanlısı siyaseti, geniş halk yığınları karşında normalleştiriyor. Böylece tekellerin çıkarlarına göre siyasetler ve siyaset kadroları belirleniyor.
Böyle bir durumda eşitsizlik normalleşmekte hatta normlaşmaktadır. Siyasal İslam’ın benimsediği neo-liberalizm her türlü sosyal güvenlik kurumunu söküp atmış, asgari beslenme ve barınma sınırlarına dayanmıştır.

Her şeyin ekonomikleştirilmesi her türlü dayanışmayı ortadan kaldırmış, kamu yararını gözetmek diye bir düşünceyi dinamitlemiştir.
Böyle bir ortamda halkın iktidarını sağlamak mümkün olamadığından, seçilmek isteyenlerin büyük sermayenin olurundan geçmesi gerektiğinden, iktidara gelen kadroların halkın isteklerini yerine getirmesi imkansızlaşmaktadır.

İstikrarsızlığın asıl kaynağı da burasıdır. Halktan oy alarak meşrulaşan siyasi kadrolar, halkın isteklerini değil de şirket erkinin isteklerini yerine getirdiğinden kısa zamanda istikrarsızlık ortaya çıkmaktadır. Ve sık sık seçimler yapılarak sanki bir iş yapılıyor, yeni bir umut veriliyormuş gibi bir hava yaratılmaktadır.

Halk egemenliğinin içi boşatılıp, halk için halkı yönetiyormuş gibi yapılmaktadır. Bu anlamda seçimlerin tek başına meşruiyet kaynağı olup olmadığı da tartışılmalıdır.
Skandallara aç şirket medyaları, halkın karşısındaki güçleri halkın temsilcisiymiş gibi göstermekte mahirdiler.
24 Haziran Seçimlerinin hemen ardından yeni seçim ihtiyacının hasıl olacağını şimdiden bilmek kehanet değildir.

Bülent Esinoğlu
​bulentesinoğlu@gmail.com


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır