?>

Gadir-i Hum Bayramı Halkalı da Kutlandı / Foto

Gadir-i Hum Bayramı Halkalı da Kutlandı / Foto

İslam tarihinin en önemli günlerinden olan Gadir-i Hum Bayramı, İstanbul’da düzenlenen törenle kutlandı.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-  İslam tarihinin en önemli günlerinden olan Gadir-i Hum Bayramı, İstanbul’da düzenlenen törenle kutlandı.

Caferi Alimler Birliği (CABİR) ve Cem Vakfı tarafından 02 Eylül 2018 tarihinde Halkalı Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde binlerce kişinin katılımıyla yapılan törenin sunuculuğunu Muhammed Çaça’nın yaptığı kutlama programı İstiklal Marşı ve Ş. Muhammed Karaduman’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

 

Caferi Alimler Birliği (CABİR)  Başkanı Ş. Hasan Karabulut hoş geldiniz konuşması yaparak, törene katılan ve ekranları başından bu anlamlı töreni takip eden canları selamladı. Karabulut, Gadir Hum Bayramı Şia ve Alevi'nin değil; Tüm Sünni, Şia, Alevi hepimizin bayramıdır. Gadir-i Hum olayının 120 bin hacının şahit olduğu inkâr edilemez bir tarihi gerçek olduğunu vurguladı. Bu olayın Ehlisünnet uleması tarafından 110 sahabeden nakledildiğini ifade eden Karabulut: "Bunun manası şu değildir ki 120 bin hacıdan sadece bu kadarı rivayet etmiştir. Belki bizim elimize ulaşan ve Ehlisünnet kitaplarından göze çarpan bu kadardır. Çünkü onlardan bazıları bize ulaşmamış veya bazılarının nakli tarihe geçmemiştir. Ehlisünnet ulemasından 360 kişi bu olayı kendi kitaplarında yazmıştır ve büyük bir çoğunluğu da bunun doğru olduğuna itiraf etmiştir." şeklinde konuştu.

 

Karabulut'un ardından kürsüye Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz geldi. Karadeniz; “Değerli kardeşlerim, hani o diline kurban olduğumuz Peygamber Efendimiz o mübarek dilleriyle şöyle buyurmuştu: Allah'ım; Ali’ye dost olanlara dost ol, düşman olanlara düşman ol, onu yalnız bırakanları yalnız bırak, ona zulmedenlere zulmet, ona dil uzatanları lanetle, ona şaşı bakanları kör et demişti ya... İşte bugün buraya sizlerle birlikte o Peygamberimizin duasına amin demek için geldim. Zor bir zamanda yaşıyoruz, çünkü yine Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ben ilmin şehriyim Ali (a.s)  kapısıdır diye buyurdu. Biliyoruz ki, maalesef bu ilmin şehrine bacadan girenler çok oldu. Bacadan girenlerin olduğunu bildiğimiz için, şimdi biz kim ne söylerse söylesin artık ne söylediğine çok daha dikkat etmemiz gerekiyor. " dedi.

 

Temel Karadeniz'in ardından Küçükçekmece Kaymakamı Harun Kaya'da bir konuşma yaptı. Kaya konuşmasında birlik ve beraberlik mesajları verdi. Konuşmasında Kaya; Değerli CABİR Başkanı Hasan hocamızın da isabetle bahsettiği gibi 30 Ağustos’un hemen arifesinde Ağustos Zafer Bayramımızla bu bayramımızla birleşmiş oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok isabetli ve anlamlı tespitiyle, Sultan Alparslan'ın bu toprakları bize yurt yapan büyük Malazgirt Zaferi’nin yıldönümünde 26 Ağustosta çıktığı mücadeleyi 30 Ağustos’ta büyük bir zaferle birleştirdiği Zafer Bayramınızı da böylelikle yeniden tebrik etmiş olayım. Şu günlerde asıl olanın Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.)  olan sevginin ve aynı zamanda emanetleri olan bu konuyla alakalı Belediye Başkanımızın söylediği gibi Kur-an ve Ehl-i Beyt'e olan sevgiyi eksiltmeden ve onu doğru anlamının ne olduğunu da bilerek birliğe ve kardeşliğe zarar verecek ona helak edecek konuların ne olduğunun da farkına vararak hareket etmemiz gerekiyor. " dedi.

 

İran'dan programa katılan Ehlibeyt meddahı Şehruz Habibi'nin okuduğu methiyeler salonda bulunan binler eşlik etti.

 

Törende Konuşan İstanbul Cuma İmamı Selahattin Özgündüz güne ve gündeme dair önemli mesajlar verdi: Özgündüz, “İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Hamaney' in temsilcisi ve beraberindeki heyet, alim arkadaşlarım, Cem Vakfı’ndan katılanlar, salonu süsleyen bacılarım, kardeşlerim hepinizin bayramı  kutlu olsun. Ve ayrıca Cem Tv ekranları başında bizleri izleyen canların hepsini selamlıyorum. Evet üç bayramı bir arada yaşıyoruz. Malazgirt Zaferi ve akabinde 30 Ağustos Zaferimiz. Türkiye'yi yeniden Türk yurdu yapan doğusu, batısı ve güneyi işgal olmuş bir ülkeyi yeniden en namüsait şartlarda, imkânsızlıklar içerisinde Türk yurdu yapan 30 Ağustos destanını yazanlara, başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, silah arkadaşlarına, cephe gerisinde onlara destek verenlerin hepsinin ruhları şad olsun, onları rahmetle, minnetle anıyorum. Bugün Gadir-i Hum'da Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bana çizdiği yolda ben devam ediyorum, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ne dediyse odur.

 

Benim liderimde Mevlam da odur. Ama sen bana buradan vurarak ekmek çıkarmaya çalışıyorsan buradan sana ekmek çıkmaz. Ben hiçbir partinin düşmanı da değilim, yandaşı da değilim. Ne yandaşıyım, ne düşmanıyım. Yani CHP bana ne kadar yakınsa AKP de o kadar yakındır, MHP de bana o kadar yakındır. Diğer partiler de bana o kadar yakındır, kırmızı çizgilerimizle sorunu olmayan cumhuriyetin faaliyet izni verdiği tüm partilerle aynı mesafedeyim. Üç kırmızı çizgimiz vardı: Devletimin bekası, milletimin birliği, vatanımın bütünlüğü. Bu üç ilkeyle sorunu olmayan her partiyle aynı mesafedeyim, düşmanı da değilim, yandaşı da değilim. Millet şuuruyla kardeşiz, hepimiz biriz. Dolayısıyla AKP'nin hiçbir zaman düşmanı olmadık ki, şimdi sözümüzden dönüp dost olalım. Biz hiçbir partinin düşmanı değiliz ki, en çok dostumuz, arkadaşımız da bu partidendir. Fakat bu bölgeden bu sefer çok değerli bir hemşerimiz aday gösterildi.

 

Kırk yıllık bir prensibimiz de budur. Ben adamımı destekliyorum çünkü sen Ankara’ya gittiğinde tıklatacak bir kapı arıyorsun, bu kapı Ankara’da senin adına olsun diye bunu yapıyorum,  Kırk senedir bunu yapıyorum yani bu yeni bir şey değil. Koskoca Türkiye’de üç milyon Caferi toplumundan hiçbir parti bir adam bulamadı seçilebilecek, onları kınamıyorsunuz da AKP bu toplumdan en saygın kişiliklerinden birisini aday gösterdi, seçilebilir miydi nitekim de seçildi. Ben neden desteklemeyecektim, iyi ki destekledim. Siz diğer yandaşı veya borazanı olduğunuz partilere söyleyin ki, bu üç milyon içerisinden bir adam bulamadınız mı? Marmara Bölgesi’nden, Ege Bölgesi’nden, İç Anadolu Bölgesi’nden, Ankara’dan, İstanbul’dan, Kocaeli’den bu toplumun insanı yaşıyor, bir adam bulamadınız mı? Onlara sorun bana neden soruyorsunuz? Yaptığımdan pişman değilim, doğru yaptığımı düşünüyorum.

 

Kimsenin yalakası da değilim, yandaşı da değilim ama düşmanı da değilim. Dediğim gibi vatana ihanet etmedikçe, milli birliğime ihanet etmedikçe, devletimin bekasıyla oynamadıkça bu vatanın vatandaşı olma şerefini taşıyan, kimliğini cebinde taşıyan herkes benim dostumdur, kardeşimdir. Bizim ilişkimiz bu. Senin dostun, düşmanın olabilir. Ben senin dostuna dost, düşmanına düşman değilim. Allah’ın, Resulü ’nün ve onun tayin ettiği Hz. Ali'nin dostuna dost, düşmanına düşmanım. Bu memlekette Hz Ali’ye düşman birini tanıyor musunuz? Birileri milleti bölebilmek için Sünni'yi Hz. Ali düşmanı olarak tanıtıyor ama Türkiye’de Sünni de Alevi de Hz. Ali aşkında Ehl-i Beyt  aşkında birleşmiştir. " dedi.

 

Bir diğer konuşmacı ise Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Genel Sekreteri Serdar Gazi Karababa oldu. Karababa, Ehlibeyt inancının önemine vurgu yaptı. Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Eşref Doğan Dede'nin selamlarını iletti. Gadir-i Hum’un, en büyük bayram olduğuna da vurgu yapan Karababa, tarihi gerçeklerin yeni nesillere anlatılmasında yediden yetmişe herkese büyük görevler düştüğü belirti.

 

Program Ehl-i Beyt sevgisi ve aşkını anlatan deyişleri ve eserleri salondaki Ehl-i Beyt dostları tarafından büyük beğeni topladı.

 

Deyişlerin ardından, İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Hamaney' in özel temsilcisi ve Tahran Cuma İmamı Hüccet’ül İslam Kazım Sıddıki bir konuşma yaptı. Sıddıki konuşmasında, Maide Suresi’nin 3. Ayetine işaret etti.  İslam kaynaklarının hemen hemen tamında yer alan “Ben kimin Mevla’sı isem Ali de onun Mevla’sıdır” Hadis-i Şerifi hatırlattı. Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.),  Gadir-i Hum’da sayıları 120 bini bulan hacılara hitaben ilan ettiği hutbe ve İmam Ali’nin (a.s) elini havaya kaldırarak O’nu kendisinden sonra ümmetin önderi, rehberi, halifesi olarak tanıtması da görsel olarak ifade etti. " dedi.

 

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Hamaney' in özel temsilcisi ve Tahran Cuma İmamı Hüccet’ül İslam Kazım Sıddıki’nin konuşmasının ardından  Kum Sanatı gösterisiyle Gadir-i Hum Olayı’ndan kesitlilerle renk kattı.

 

Program Ehlibeyt meddahı Şehruz Habibi'nin okuduğu methiyelerle son buldu.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*