Murat Çabas

Ilımlı İslam’ın yeni kalesi Suudi Arabistan mı olacak?

Ilımlı İslam’ın yeni kalesi Suudi Arabistan mı olacak?

Düne kadar bu görev FETÖ’nün hakim olduğu Türkiye’deydi, bugün ise anlaşılan Suudi Arabistan’a devredildi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Vahhabiliğin, radikal İslam’ın ve de selefiliğin merkezi olarak bilinen Suudi Arabistan yapılan açıklamayla ılımlı İslam’a geçeceğini açıkladı. Açıklama geçtiğimiz günlerde, Suudi Arabistan’ın çiçeği burnunda olan yeni veliaht prensi Muhammed bin Selman tarafından yapıldı. 500 milyar dolarlık Neom Projesi’nin tanıtım konuşmasında bu dönüşümü ilan eden Muhammed bin Selman, “Daha önce olduğumuz yere, tüm dinlere ve dünyaya açık bir ılımlı İslam ülkesine dönüyoruz. Hayatlarımızın gelecek 30 yılını yıkıcı fikirlerle uğraşarak harcamayacağız. Bunları bugün yok edeceğiz. Çok yakında aşırıcılığa son vereceğiz. Biz ılımlı İslam öğretileri ve prensiplerini temsil ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Ilımlı İslam” Türkiye’nin yabancı olmadığı bir ifade… FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in öncülüğünü yaptığı, Dinlerarası Diyalog faaliyetleri ile temsil ettiği, yaymaya çalıştığı, Amerikan İslam’ı olarak da adlandırılan, İslam’la hiçbir alakası olmayan bir akım… Ilımlı İslam ifadesini ilk ortaya atan CIA görevlisi Graham Fuller… Fuller aynı zamanda ABD’nin meşhur düşünce kuruluşlarından olan Rand Corparation’ın da önemli danışmanlarından… 1984’ten bu yana bu proje üzerinde çalışılıyor. Fuller-Gülen ilişkisi bilinen bir gerçek ve Rand Corparation 1990 yılında Fetullah Gülen’e Ilımlı İslam ödülü veriyor. 1998’de Gülen’in Vatikan ziyaretiyle Ilımlı İslam, Dinlerarası Diyalog faaliyetleriyle ülkemize transfer oluyor.

Ilımlı İslam ve Dinlerararsı Diyalog fitnesinin ne anlama geldiğini Prof. Dr. Haydar Baş Bey daha o günlerde ifade ediyor ve tehlikeleri konusunda uyarıyordu. 2 Ocak 2005 tarihinde Sayın Baş BTP’nin çağlayan mitinginde şunları söylemişti: “BOP ‘un iki ayağı vardır. Birincisi İslam dininin tahrifatı, ikincisi; siyasi ve askeri ayağı yani İslam coğrafyasını işgal etme ayağıdır. İslam’ın tahrifatı dinlerarası diyalog süreci ile devam etmektedir. Şunu gayet iyi bilmemiz gerekir ki BOP projesi kapsamında yapılacak olan işgallere karşı olabilecek direnişleri kırmak için dinlerarası diyalog senaryosu uygulamaya konmuştur. Maksat bu geniş coğrafyada yapılması planlanan silahlı işgallere karşı oluşacak direnişleri kırmak bu bölge halklarının işgalcileri kendilerinden biri olarak kabul etmelerinin ve bu insanların toprağını, vatanını, dinini, namusunu savunmalarının önüne geçmektir.

Hiçbir İslam akaidine dair yönü ve milli bir temeli olmayan dinlerarası diyalog kavramının özü budur. Yani; Diyalog demek, Müslüman’ın Hıristiyanlaştırılması demektir. Diyalog, Müslüman’ın direncinin kırılarak Hıristiyan’a teslim olması demektir. Vatikan’a göre diyalog, İsa Mesih’in kurtarıcı olduğunu anlatarak insanları Hıristiyan yapmaktır. Diyalog, İslam’ı ve Müslümanlığı unutarak Hıristiyanca yaşamak demektir. Diyalog, Türkleri ve Müslümanları Hıristiyanlaştırıp tepkisiz hale getirdikten sonra topraklarını ellerinden almak içindir…” Vahhabilik, radikal İslamcılık da bir Batı projesiydi, ılımlı İslamcılık da öyle… Vahhabiliği, Osmanlı Devleti’ni Hicaz Bölgesi’nden çıkarmak için 1700’lü yıllarda İngilizler kurdu (Bakınız, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, Prof. Dr. Haydar Baş), radikal İslam’ı, Müslüman’ı terörist göstermek için ABD kurdu, ılımlı İslam’ı da Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için yine ABD, Vatikan ortaklığıyla kurdu. Suudi Arabistan’ın radikal İslam’dan ılımlı İslam’a geçmesi demek, bir ABD projesinden başka bir ABD projesine geçmesi demek… Bir çukurdan diğer çukura… Ilımlı İslam demek Batı’nın çıkarlarına hizmet eden, Batı’nın İslam coğrafyasında Truva atı vazifesini gören anlamına gelmektedir. Düne kadar bu görev FETÖ’nün hakim olduğu Türkiye’deydi, bugün ise anlaşılan Suudi Arabistan’a devredildi.

Muhammed bin Salman’ın veliahtlığı da oldukça ilginç, Suudi teamüllerine aykırı… Bildiğiniz gibi veliaht prens Muhammed bin Nayif idi… Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinin hemen ardından kanun değişikliğine gidildi ve Salman’ın veliaht prens olmasının önü açıldı. Bu adımda, Salman’ın 14 Mart’ta Beyaz Saray’da Trump’la yaptığı görüşmenin etkili olduğu ve bu görüşmeye aracılık yapanın da Trump’ın İsrail kökenli damadı Jared Kushner olduğu ifade ediliyor. Salman, Yemen’de ABD adına yürüttüğü yıkımla tanınıyor. Göreve geldikten sonra, Ağustos’ta, Kızıldeniz açıklarındaki 50 adayı lüks tatil merkezine dönüştürecek kapsamlı bir turizm, bir eğlence merkezi projesini duyurmuştu. Tabiri caizse yeni Dubailer(!) oluşturuluyor, daha ötesini demiyorum. 500 milyar dolarlık Neom Projesi bundan daha öte bir proje... Adeta Haçlı Batı’nın İslam coğrafyasında rahat nefes alabileceği, ılımlı İslam’ın merkezi olacak, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ü kapsayacak 26 bin 500 kilometrekarelik özel bir bölge oluşturuluyor.

Üstelik ekonomik olarak bağımsız bir bölge olacak, kendine özgü yasaları, vergi sistemi ve mevzuatı ile… “Gelecek için Varış Noktası” diye nitelenen Neom Projesi Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan özel bir konumda bulunuyor. Bakın Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) haritasına, bu projeyle aslında BOP’un Suudi Arabistan ayağı hallediliyor. BOP haritasında, Suudi Arabistan da 3 parçaya bölünmesi planlanıyor, böylece bir parçası tereyağından kıl çeker gibi halledilmiş olacak.

Neom Projesi’nin başına getirilen isim de bir hayli ilginç, Klaus Kleinfeld; Siemens firmasını eski CEO’su, dünya çapındaki rüşvet ve yolsuzluk davasında ismi yer almış ve baskılar neticesinde istifa etmişti. Bu konuda çıkan haberler, aktarılan bilgiler bu şekilde… Ne olacağını zaman içinde göreceğiz. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, İslam dünyası ne zaman ki Haçlı tasallutundan kurtulur; kurtuluşu ABD’nin ürettiği radikal İslam, ılımlı İslam ve diğer akımlarda aramaz, gerçek İslam’da, Kur’an’ın ve hadislerin beyan ettiği Ehl-i Beyt İslam’ında buluşur, Kur’an ve Ehl-i Beyt çizgisine döner ve Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllardır ifade ettiği “Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” tezini kavrar ve uygular, işte o zaman gerçek kurtuluşa adım atar. Bunun dışındaki gidişat, hüsrandır, helak olmaktır, boğulmaktır, parçalanmak ve yok olmaktır; Haçlı Batı’ya İslam coğrafyasını altın tepside kendi ellerimizle sunmaktır.

Murat Çabas


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib