Kerbela Esirleri

Kerbela Esirleri

Ömer b. Saad’ın ordusu Ehlibeyt kadınlarını (kasıtlı olarak) şehitlerin yanından geçirdiler. Kadınlar ağıtlar yakarak acıyla baş ve yüzlerine dövmeye başladılar.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Kerbela esirleri, Kerbela hadisesi ve İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden sonra düşman orduları tarafından Kufe ve Şam’a götürülen kişiler için kullanılan bir ifadedir. Esirlerin sayısı konusunda ihtilaf vardır, ancak esirler içinde İmam Zeynel Abidin ve Hz. Zeyneb’in (a.s) olduğunda ittifak vardır. Her ikisinin de esaret dönemlerinde yaptığı konuşmalar, yezid’in görünüşe göre kısa zamanda pişman olmasına neden olmuştur.

Esirlerin Sayısı

Tarihçiler Ehlibeyt ve İmam Hüseyin’in (a.s) ashabından geriye kalan esirler konusunda ortak bir görüşe sahip değillerdir ve her biri esirlerden bazılarına değinmişlerdir. Bazı kaynaklarda Mekke’den Kufe’ye doğru yola çıkan kadınlardan 61’inin esir alındığı geçmektedir. Kerbela esirleri arasında adları zikredilen esirler şunlardan ibarettir:

  • Erkekler:

İmam Seccad (a.s), Ömer b. Hüseyin b. Ali (a.s), Muhammed b. Hüseyin b. Ali, Zeyd b. Hasan b. Ali (a.s), Muhammed b. Amr b. Hasan b. Ali (a.s), Cafer b. Ebu Talib’in iki oğlu, Abdullah b. Abbas b. Ali (a.s), Kasım b. Abdullah b. Cafer, Kasım b. Muhammed b. Cafer, Muhammed Asker b. Akil, Rubab’ın kölesi Ukbe b. Sem’an, Abdurrahman b. Abdurrabe Ensari’nin kölesi, Müslim b. Rubah, İmam Ali’nin (a.s) kölesi, Ali b. Osman Mağribi.

  • Kadınlar:

Hz. Ali’nin kızları, Hz. Zeynep, Hz. Fatıma, Hz. Ümmü Gülsüm (veya Nefise veya Zeyneb-i Suğra), Ümmü Hasan, Abdurrahman b. Akil’in eşi Hatice, Abdullah Ekber b. Akil’in eşi Ümmü Hani[1], Sakine, Rukayye ve Fatıma adlarından İmam Hüseyin’in (a.s) üç kızı, Zeynep binti Hüseyin[2], İmam Hüseyin’in eşi Rubab, İmam Hasan’ın kızı, İmam Seccad’ın eşi ve İmam Muhammed Bakır’ın annesi Ümmü Muhammed ve Karib b. Abdullah b. Erikat’ın annesi Fakihe.[3]

Kufe’ye Doğru Hareket

İmam Hüseyin’in aleyhi selam şehadetinin ardından, Ehlibeyt on birinci geceyi Kerbela’da geçirdi. On birinci gün öğleden sonra Ömer b. Saad’ın ordusu, kendi ölülerini defnettikten sonra, İmam Hüseyin’in (a.s) Ehlibeytini, sahabe ve tabiinden şehit olan kimselerin de eş ve çocuklarını esir alarak Kufe’ye doğru yola çıktılar.

Şehitlerin Yanından Geçiş

Ömer b. Saad’ın ordusu Ehlibeyt kadınlarını (kasıtlı olarak) şehitlerin yanından geçirdiler. Kadınlar ağıtlar yakarak acıyla baş ve yüzlerine dövmeye başladılar. Karra b. Kays Temimi diyor ki her şeyi unutsam da Fatıma’nın (s.a) kızı Zeyneb’in (s.a) kardeşi Hüseyin’in (a.s) topraklara bulanmış naaşını görünce söylediği şu sözünü unutamuyorum:

«يا محمداه، يا محمداه! صلى عليك ملائكة السماء، هذا الحسين بالعراء، مرمل بالدماء، مقطع الأعضاء، يا محمداه! و بناتك سبايا، و ذريتك مقتله، تسفى عليها الصبا قال: فابکت و الله کل عدو و صدیق».[4]

Tercüme: “Ya Muhammed, ya Muhammed! Göklerdeki melekler sana salatu selam getiriyorlar. Hüseyin ise şu otsuz bozkır çölde topraklara, kanlara bulanmış, azaları kesilmiş yatıyor. Ey Muhammed! Senin kızların esir edilmiş, zürriyetin hep öldürülmüş. Seher yelleri onların üzerine toz toprak savuruyor.”
Allah’a andolsun ki Zeyneb’in (s.a) bu sözleri dost ve düşman herkesi ağlattı.

Ömer bin Saad Ordusunun Davranışı

Düşman orduları esirleri eğersiz merkeplere bindirdiler.[5] Kufe’ye girdiklerinde insanlar onları görmek için yollara dökülmüş ve Kufe kadınları onlara ağlıyorlardı. Hazlem b. Suteyr adlı birisi şöyle nakletmektedir: Bu esnada Ali b. Hüseyin’i (a.s) boynunda zincir ve ellerinin boynuna bağlı olduğu halde gördüm.[6]

Kufe’ye Giriş

Eski kaynaklarda esirlerin Kufe’ye tam olarak hangi zamanda girdiği konusunda net bir bilgi bulunmamaktadır. Elbette Şeyh Müfid’in kitabında naklettiği bir ifadeden esirlerin on ikinci gün Kufe’ye girdiklerini anlamaktayız.[7]

Esirlerin Hutbe ve Vaazları

Esirler Kufe’ye vardıklarında içlerinden bazıları Kufe halkı için konuşmalar yapmışlardır. Konuşma yapanlar şunlardır:

  • İmam Seccad (a.s): İmam Seccad’ın (a.s) Kufe’deki hutbesi İbni Nema Hilli’nin “Mesiru’l-Ahzan” kitabı başta olmak üzere bazı kaynaklarda nakledilmiştir.[8]
  • Hz. Zeynep (s.a): Hz. Zeyneb’in (a.s) Kufe’de yaptığı konuşma İbni Tayfur Bağdadi’nin (ö. 280) “Belagatu’n-Nisa” kitabında nakledilmiştir.[9]
  • Fatıma Suğra: Fatıma Suğra’dan maksat İmam Hüseyin’in (a.s) kızıdır. Tabersi “İhticac” adlı kitabında bu konuşmayı nakletmiştir.[10]
  • Ümmü Gülsüm: Hz. Ali’nin (a.s) bir diğer kızı Ümmü Gülsüm’ün Kufe’de yaptığı konuşma, Seyyid İbni Tavus’un kaleme aldığı Luhuf kitabında yer almaktadır.[11]

İbn Ziyad’ın Sarayında

İmam Hüseyin’in (a.s) katilleri, esirleri Kufe sokaklarında dolaştırdıktan sonra, Ubeydullah İbni Ziyad’ın sarayına götürdüler. Burada Hz. Zeynep ve Ubeydullah İbni Ziyad arasında sert tartışmaların yaşandığı nakledilmiştir.[12]-[13] Yine İbni Ziyad tarafından İmam Seccad’ın (a.s) öldürülme emri verilmesine Hz. Zeyneb’in şiddetle karşı çıkması ve İmam Seccad’ın (s.a) yaptığı ağır konuşmalar mani olmuştur.[14]

Şam Yolu

Yolun Belirlenmesi

Kerbela esirlerinin Kufe’den Şam’a hangi yoldan götürüldüğü belli değildir, ancak İmam Hüseyin’e (a.s) mensup olan bazı müteberrik yerlerden muhtemel yolu belirlemek mümkündür. Bu yerler şunlardan ibarettir:

  • Musul’da bulunan “Makam-u Re’su’l-Hüseyin”: Harevi’nin dediğine göre bu makam yedinci yüzyıla kadar bulunmaktaydı.[15]
  • Nusaybin’de bulunan İmam Zeynel Abidin Camisi ve Makam-ı Re’su’l-Hüseyin: Nusaybin şehri günümüzde Türkiyetopraklarında yer almaktadır.[16] Denildiğine göre İmam Hüseyin’in (a.s) başından damlayan kanların izi bu mekânda kalmıştır.[17] Harevi, bu ziyaret yerini Meşhed-i Nokta diye kaydetmiştir.[18]
  • Turh Makamı: Turh, erken dünyaya gelen bebek anlamındadır. Muhtemelen esirler arasında gebe bir kadının olduğu ve burada vaktinden önce doğurduğundan bu ad verilmiştir.[19]
  • Hacer Makamı: Kafile hareket ettiğinde, İmam Hüseyin’in (a.s) mübarek kesik başı konulmuştur.[20]
  • Cevşen Dağı Makamı: Bu dağ Halep’te yer almaktadır. Güya bu isim, İmam Hüseyin’in (a.s) katili Şimr b. Zil Cevşen’in adından alınmıştır. Bazı görüşlere göre burada bir rahip yaşamakta ve İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başını bir süreliğine Yezit ordularından emanet olarak almıştır.[21] Muhsin b. Hüseyin’in (a.s) kabrinin görüldüğü yer Meşhed-i Sakt diye de meşhurdur.[22]
  • Hama makamı: bu makam, Halep şehrinde bulunmaktadır. İbni Şehraşub, bu makamı yad etmiştir.[23]
  • Hıms Makamı: İbni Şehraşub bu makamdan da bahsetmiştir.[24]
  • Baalbek Makamı: İçinde bir cami olan bu mekanda bazılarının dediğine göre önceden makam-ı re’su’l-Hüseyin bulunmaktaydı.[25]
  • Dımeşk’te Makam-ı Re’su’l-Hüseyin ve Zeynel Abidin: Bu iki makam Emevi camisinin yanında yer almaktadır. İbni Asakir, bu makamı Re’sü’l-Hüseyin diye anmaktadır.[26] Başka kaynaklarda ise Zeynel Abidin makamının da onun yakınlarında olduğu belirtilmiştir.[27]

Kafileye Eşlik Eden Görevliler

İbni Ziyad, bir grubu esirlerle birlikte Şam’a göndermiştir. Onların başında Şimr b. Zil Cevşen ve Tarık b. Muhaffız b. Sa’lebe gibi ünlü isimlerde bulunamktaydı.[28] Tıpkı bazı rivayetlere göre Zahr b. Kays’ta onlarla birlikteydi.[29]

  • Görevlilerin Davranışları: İbni A’sam ve Harezmi’nin naklettiğine göre, Ubeydullah b. Ziyad’ın memurları esirleri Kufe’den Şam’a kadar üstü açık ve perdesiz tahtırevanlarla bir şehirden bir şehre bir yerden başka bir yere götürmekteydiler. Öyle ki memurlar esirlere, Deylem ve Türk (kafir) esirlere davranıldığı gibi davranmaktaydılar.[30]-[31]
  • İmam Seccad’ın (a.s) nakli: İmam Seccad’dan (a.s) nakledilen bir rivayette hükümet görevlileri esirlere şöyle davranmışlardır:
“Bizi üstünde ahşaptan yapılmış ve altında bir şey olmayan mahvenin üzerine çelimsiz ve topal bir deveye bindirdiler. İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başı mızrağa geçirilmiş, ailemizin kadınları arkamız sıra gelmekte ve mızraklar çevremizi kuşatmışlardı. Eğer içimizden birisinin gözünden bir damla yaş akarsa, mızrakla başına vururlardı. Bu şekilde Şam’a vardık. Şam’a vardığımızda birisi ‘Ey Şam halkı! Bunlar lanete uğramışların esir aileleridir’ diye bağırmaya başladı.”[32]

Şam’da

  • Şehrin Bezenip Süslenmesi: Yezit, esirler şehre girdiklerinde şehrin süslü ve bezenmiş olması için emir vermişti. Sehl b. Saad Saidi, esirler şehre girerken şehrin süslendiğini ve halkın şenlikler ve kutlamalar yaptığını nakledenlerden biridir.[33]
  • Şehre Giriş Günü: Tarihi kaynakların naklettiğine göre şehitlerin kesik başı Safer ayının birinci günü gerçekleşmiştir.[34]Bugün esirleri Tuma veya Saat kapısından içeri almışlar ve şehrin en büyük camisinin girişindeki alanda sergilemişlerdir.[35]
  • Yezid’e Rapor Verilmesi: memurlar esirleri Şam sokaklarında gezdirdikten sonra, Yezid’in sarayına götürdüler.[36] Zahr b. Kays, diğer memurların sözcüsü unvanı ile Kerbela vakıasını Yezid’e rapor etti.[37] Nakledilen rivayetlere göre esirleri birbirlerine bağlı bir şekilde Yezid’in sarayına götürmüşlerdir.[38] Bu sırada Fatıma binti Hüseyin (a.s) şöyle demiştir: “Ey Yezid! Resulullah’ın kızlarının esir edilmeleri yakışık alıyor mu? Bu esnada oradakiler ağlamaya başlamışlardır.[39]
  • Yezid’in esirlerin yanında İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başına davranışı: Yezid, İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başını altından bir kaba koymuş[40] ve bir ağaç parçası ile ona vurmuştur.[41] İmam Hüseyin’in (a.s) kızları Sakine ve Fatıma bu durumu görünce öyle feryat etmişlerdir ki Yezid’in kadınları ve Muaviye’nin kızları bağırarak ortalığı inletmişlerdir.[42] İmam Rıza’dan (a.s) nakledilen bir rivayette Yezid, İmam Hüseyin’in (a.s) kesik başını bir leğene koymuş ve üstüne yemek masası koyarak adamları ile birlikte yemek yemiştir. Sonra leğenin üstüne satranç masası koyarak üstünde satranç oynamıştır. Oynadıkları kişilere karşı galip geldiğinde arpa suyu (bira) ile dolu kadehi kaldırarak içmiş ve arda kalanı kesik başın olduğu leğenin yanına serpmiştir.[43]
  • Oradakilerin İtirazları: orada bulunanlardan bazıları Yezid’in davranışlarına itiraz etmiştir. İtiraz edenlerden birisi de Mervan b. Hakem’in kardeşi Yahya b. Hakem’dir. Bu hareketinden dolayı Yezid, Yahya’nın göğsüne yumrukla vurmuştur.[44] Ebu Berze Eslemi de itiraz etmiş ve Yezid’in emri ile oradan dışarı atılmıştır.[45]
  • Konuşmalar: Şam’da yaşananların ardından İmam Seccad (a.s) ve Hz. Zeynep (s.a) kamuoyunun düşüncesini değiştirmek için konuşmalar yapmışlardır. Bu konuşmalar, İmam Seccad ve Hz. Zeyneb’in hutbeleri diye meşhurdur.
  • Kaldıkları yer: Tarihi ve rivayi kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla İmam Hüseyin’in (a.s) Ehlibeyti Şam’da esir kaldığı süre zarfında iki yerde ikamet etmişlerdir. İlk olarak Şam’ın harabeleri[46] diye meşhur olan tavanı olmayan yıkık bir harabede[47]ki Hz. Rukayye’nin olayı burada yaşanmıştır. Esirler iki gün boyunca bu harabede kalmışlardır.[48] Ancak Hz. İmam Zeynel Abidin ve Hz. Zeyneb’in konuşmalarının ardından kamuoyunun düşüncesi onların lehine dönmüş ve bu sebeple Yezid’in sarayının yakınlarında bir eve taşınmalarına neden olmuştur.[49]
  • Kaldıkları Süre: Tarihçilerin çoğu esirlerin Şam’da kaldıkları süreyi üç gün olarak vermişlerdir[50] Ancak İmaduddin Taberi bu süreyi 7 gün[51] ve Seyyid İbni Tavus 1 ay olarak belirtmiştir.[52] Elbette belirttiği görüşün zayıf olduğunu açıklamıştır.

Geri Dönüş Yolu

Esirlerin Şam’dan hangi gün geri döndükleri net değildir. Aynı şekilde dönüşlerinde Kerbela’ya uğrayıp uğramadıkları konusunda da tarihçi ve araştırmacılar arasında ihtilaf vardır. Bazıları geri döndüklerinde Erbain’de Kerbela’ya gittiklerini söylemişlerdir. Seyyid Muhammed Ali Gazi Tabatabai “Tahkik Der bare-i Evvelin Erbain Hz. Seyyidü'ş-Şüheda” kitabında bunu ispatlamaya çalışmıştır, ancak Muhaddis Nuri[53] ve Şeyh Abbas Kummi[54] bu konuyu kabul etmemektedirler.

Medine’ye Ulaşmaları

Kerbela esirleri Medine’ye yaklaştıkları sırada İmam Zeynel Abidin (a.s) şehrin dışında çadır kurmalarını emretmiş ve Beşir b. Hazlem’e şöyle buyurmuştur: “Şehre git ve babamın şehadet haberini halka duyur.” Beşir Mescid-i Nebi’ye gitmiş ve ağlayarak şu şiiri okumuştur:

Ey Yesrip halkı! Artık sizin burada bir yeriniz yoktur

Hüseyin öldürüldü ve benim gözyaşlarım akmaktadır

Naaşı Kerbela’da kanlara bulanmıştır

Başını mızraklarda gezdirmişlerdir[55]

Beşir, İmam Seccad’ın (a.s) şehrin dışında konakladığını halka haber verdi. Bunu duyunca Medine kadınları evlerinden dışarı dökülmüş ve ah u vah ederek, feryat etmişlerdir. Hiçbir gün o günkü gibi erkek ve kadınların ağladıkları görülmemiş ve Müslümanlar için Hz. Peygamberin (s.a.a) ölümünden sonraki en acı gün o gün olmuştur.[56]

Kaynakça

  1. Yukarı git Mevsuet Kerbela, Lebib Bayzun, c. 1, s. 528.
  2. Yukarı git İbni Şeddad, el-İ’laku’l-Hatire, s. 48, 50.
  3. Yukarı git Zahiretu’d-Darin, eş-Şirazi, s. 327.
  4. Yukarı git Şeyh Mufid, el-İrşad, c. 2, s. 114; Tarih-i Taberi, c. 5, s. 456.
  5. Yukarı git İbni Ebi’l Hadid, Şerh-i Nehcü’l-Belağa, c. 15, s. 236.
  6. Yukarı git Şeyh Müfid, Emali, s. 321.
  7. Yukarı git Şeyh Müfid, İrşad, c. 2, s. 114.
  8. Yukarı git Mesiru’l-Ahzan, s. 89, 90.
  9. Yukarı git İbni Tayfur, Balagatu’n-Nisa, s. 23, 24.
  10. Yukarı git İhticac, c. 2, s. 108, 140.
  11. Yukarı git Luhuf, s. 199.
  12. Yukarı git Müfid, İrşat, c. 2, s. 115, 116.
  13. Yukarı git Taberi, c. 5, s. 457.
  14. Yukarı git İbni A’sam Kufi, el-Futuh, c. 5, s. 123; Harezmi, Maktelu’l-Hüseyin, c. 2, s. 43.
  15. Yukarı git Cafer Muhacir, Karivan-ı Gam, s. 29.
  16. Yukarı git Cafer Muhacir, Karivan-ı Gam, s. 30.
  17. Yukarı git El-İşarat ila Marifeti’z-Ziyarat, s. 66.
  18. Yukarı git El-İşarat ila Marifeti’z-Ziyarat, s. 66.
  19. Yukarı git Cafer Muhacir, Karivan-ı Gam, s. 30.
  20. Yukarı git İbni Şedad, el-İ’laku’l-Hatire, s. 178.
  21. Yukarı git Mu’cemu’l-Buldan, c. 2, s. 186.
  22. Yukarı git Mu’cemu’l-Buldan, c. 2, s. 186.
  23. Yukarı git Menakib-i Al-i Ebi Talib, c. 4, s. 82.
  24. Yukarı git Menakib-i Al-i Ebi Talib, c. 4, s. 82.
  25. Yukarı git Cafer Muhacir, Karivan-ı Gam, s. 36, 38.
  26. Yukarı git İbni Asakir, Tarih-i Medine Dımeşk, c. 2, s. 304.
  27. Yukarı git Naimi, ed-Daris fi Tarih-i Medaris, fihrist.
  28. Yukarı git Belazuri, Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 416.
  29. Yukarı git Deyneveri, Ahbaru’t-Tavil, s. 384, 385.
  30. Yukarı git İbn A’sam, Kitabu’l-Futuh, c. 5, s. 127.
  31. Yukarı git Harezmi, Maktelu’l-Hüseyin, c. 2, s. 55, 56.
  32. Yukarı git Seyyid İbni Tavsu, el-İkbal, c. 3, s. 89.
  33. Yukarı git Şeyh Saduk, Emali, meclis: 31, s. 230.
  34. Yukarı git Ebu Reyhan Biruni, Asaru’l-Bakiye, s. 331.
  35. Yukarı git İbni A’sam, Kitabu’l-Futuh, c. 5, s. 129, 130.
  36. Yukarı git Tarih-i Taberi, c. 5, s. 460.
  37. Yukarı git Tarih-i Taberi, c. 5, s. 461.
  38. Yukarı git Luhuf, s. 213.
  39. Yukarı git İbni Nema, Mesiru’l-Ahzan, s. 99.
  40. Yukarı git Harezmî, c. 2, s. 64.
  41. Yukarı git Yakubi, c. 2, s. 64.
  42. Yukarı git İbni Esir, Kamil, c. 2, s. 577.
  43. Yukarı git Saduk, Uyun-u Ahbar er-Rıza, c. 1, s. 25, h. 50.
  44. Yukarı git Tabari, c. 5, s. 465.
  45. Yukarı git Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 416.
  46. Yukarı git Şeyh Saduk, Emali, meclis: 31, s. 231, h. 4.
  47. Yukarı git Kamil Bahai, c. 2, s. 179.
  48. Yukarı git Safar, Basairu’d-Derecat, s. 339.
  49. Yukarı git Şeyh Mufid, İrşad, c. 2, s. 122.
  50. Yukarı git Tabari, c. 5, s. 462; Harezmî, c. 2, s. 74.
  51. Yukarı git Kamil Bahai, c. 2, s. 302.
  52. Yukarı git El-İkbalu’l-A’malu’l-Hasanet, c. 3, s. 101.
  53. Yukarı git Nuri, s. 208, 209.
  54. Yukarı git Kummi, s. 524, 525.
  55. Yukarı git Seyyid İbni Tavus, Luhuf, s. 227.
  56. Yukarı git Seyyid İbni Tavus, Luhuf, s. 227.

http://tr.wikishia.net/view/Kerbela_Esirleri

http://tr.wikishia.net/view/Ana_Sayfa


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib