Şii topraklarının demografik yapısının değiştirilmesi; Kudüs’ten Fua ve Keferya’ya kadar

Şii topraklarının demografik yapısının değiştirilmesi; Kudüs’ten Fua ve Keferya’ya kadar

Mısır’ın Şii düşünürlerinden Ahmet Rasim en-Nefis, tarih boyunca Şiiler aleyhine yapılan zulüm ve haksızlıklara değinerek Ehlibeyt (a.s) takipçileri aleyhine yapılan katliam ve tehcirlerin bazılarına işaret etti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Şii şehirleri olan Fua ve Keferya şehirlerinin burada yaşayan Ehlibeyt (a.s) dostlarının canlarının tekfiri teröristlerin kuşatmasından kurtarılması için boşaltılması mutluluk verici olsa da bir o kadar da üzücü ve acı bir mesajı vardı; Şiilerin asırlar boyunca yaşadıkları topraklarından tehcir edilmeleri ve bu toprakların gayri Şii bir bölgeye dönüştürülmesi.

Mısır’ın Şii düşünürlerinden Ahmet Rasim en-Nefis, aşağıda paylaştığımız yazısında Fua ve Keferya şehirlerinin üç yıllık kuşatmasının sona ermesi konusunu işlemiş ve bu konuyu yukarıda zikrettiğimiz açıdan incelemiştir. Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayının bu Mısırlı üyesi tarih boyunca Şiiler aleyhine yapılan zulüm ve haksızlıklara değinerek Ehlibeyt (a.s) takipçileri aleyhine yapılan katliam ve tehcirlerin bazılarına işaret etmiştir.

 

Doktor en-Nefis bu yazıda Kudüs’ün Şii toprağı olduğu hususunda bir belgeyi zikretmiştir ki bu mutlaka okuyucular için yeni bir şey olacaktır.

 

“Ve (hatırlayın) hani bir vakit sizden “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye sağlam bir söz almıştık ve siz de ikrar edip kabul etmiştiniz ve elbette siz buna şahitsiniz. Ve ardından işte bu sizsiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz; günah ve zulümle onlar aleyhine yardımlaşarak, sizden olan bir grubu yurtlarından çıkartıyorsunuz.” (84-85)

Sonunda Suriye’nin kuzeyinde İdlib eyaletinde yer alan Fua ve Keferya bölgelerinin üç yıllık tam kuşatmasından ve sırf Ehlibeyt (a.s) Şii’si oldukları için yapılan sürekli saldırılar ve bombalamalardan sonra bu kez anlaşmaya varıldı.

Terör grupları bundan önce 2017 Nisanında Fua ve Keferya ahalisini taşıyan otobüslere Halep’in batısında Raşidin bölgesinde düzenledikleri intihar saldırısında bu anlaşmanın icra edilmesine engel olmuş ve 220 kişinin şehit olmasına veya yaralanmasına neden olmuşlardı.

O zaman SANA haber ajansı verdiği haberde 24 saat boyunca Raşidin bölgesinde toplanarak 5 bin Fua ve Keferyalı vatandaşı aktarmak için bekleyen otobüs ve ambulanslara intihar saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Bu haber ajansı terör saldırısının onlarca vatandaşın- ki bunlardan çoğu çocuk ve kadınlardan oluşuyordu- şehit olduğunu ve yaralandığını ve otobüsler ile ambulansların çoğunun tahrip edildiğini bildirdi.

Yakın bir zamanda ise Amerika ve İsrail’in menfaatleri doğrultusunda faaliyet gösteren Suriyeli “Beyaz Miğferler” grubundan yüzlercesi İsrail ve Batı ülkelerinin işbirliği ile hızlı bir şekilde Suriye’den Ürdün’e doğru çıkarıldılar. Siyonist rejim başbakanı Bünyamin Netanyahu yaptığı bir televizyon konuşmasında bu işi Amerika başkanı Donald Trump ve bazı ülkelerin liderlerinin isteği üzerine yapıldığını bildirdi. O şunları söyledi: “Kaç gün önce Donald Trump ile ve yine Kanada başbakanı ve diğer bazı liderler ile görüştüm. Onlar, Beyaz Miğferler grubunu Suriye’den çıkarmam için benden yardım istediler. Halktan bazılarının canlarını kurtaran bu grubun canı şimdi tehlikededir. Bu bakımdan Suriye’den başka bir ülkeye gitmeleri için onlara izin verdim. Bu insani bir yardım idi.

Bundan şöyle bir sonuç alıyoruz: Eğer Siyonist rejimin uşağı bir Vahhabi olursan acınmaya ve hızlı bir girişimle insani yardıma müstahak olacaksın; ama eğer Peygamber Efendimizin Ehlibeytinin dostu bir Şii olursan kimse seni kurtarmak için girişimde bulunmayacaktır ve hatta uğradığın kalleşçe cinayetler bile kınanmayacaktır.

Kamil el-Halebi’nin yazdığı Tarih-i Halep kitabında şöyle gelmiştir: Aynı şekilde İdlib ve Cebel Sem’an’da Keferyetu’l-Fua, en-Niğavele ve Nübul gibi Şii şehirleri vardır. Bu şehirlerin sakinlerinin verimli topraklar ve çiftçilikteki maharetlerinden dolayı mali durumları iyidir. Ama onların nüfuzu yoktur; çünkü İsna Aşer Şiilerindendirler. Onlar arasında ilmi eğitim almak için Bağdat ve Meşhedu’l-Hüseyin’e giden âlimler bulunmaktadır. Fua büyük bir köydür ve oranın sakinleri eskiden beri Şii olmakla meşhurdurlar ve Alevi seyitler onların arasında yaşamaktadırlar.”

Bu iki bölgenin sakinleri yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşamaktaydılar ta ki Ad ve Semud tufanı geri döndü ve onları zulüm ve düşmanlıkla kendi topraklarından çıkardılar.

Ama utandırıcı olan şudur ki 21. Asırda Fua ve Keferya ve daha öncesinde Nübül ve ez-Zehra’da olanlar bir gün tam olarak çoğunluğu Şii olan diğer bölgeler içinde gerçekleşti; öyle bölgeler ki bu günün insanının o toprakların sakinlerinin bir gün Şii olduğunu hayal bile edemeyecekleri bölgeler: Kudüs bu şehirlerden biridir.

Arif Paşa Tarih-i Kudüs isimli kitabında şöyle yazıyor: “Kudüs 969 miladi tarihinde Fatımi bir şehre dönüştü; o zaman onun sakinlerinden 20 bini Şiilerden oluşmaktaydı. Bu şehir, toprak, sabun, incir, pamuk ve üzümü ile meşhur idi. Ama önem ve siyasi açıdan er-Ramle şehrinden sonra gelmekyteydi. Fatımilerin Beytü’l-Mukaddes’te tesis ettikleri kurumlardan biri “el-Bimaristan” ismindeydi; bu, bu şehirde kurulmuş ilk hastane idi ve hayırseverler tarafından büyük meblağlarda yardımlar yapılmaktaydı. Aynı şekilde Mısır’ın Daru’l-Hikme”sinin bir şubesi sayılan “Daru’l-İlm” de 1004 miladi tarihinde bu şehirde tesis edildi.

Arif Paşa’nın da dediği gibi Fatımi halifesi “ez-Zahir li-İzaz-i Dinillah” Kudüs’te gerçekleşen depremden sonra Mescid’- Aksa’yı yeniden restore etti. Bu mescidin kubbesi yıkılmaya doğru gidiyordu; ama o onu tamir etti ve eskisinden daha iyi bir kubbe yaptı.

Bu dönemden sonra Kudüs şehrinin Şiileri ve Müslümanların geneli Selçuklular tarafından ve daha sonra da işgalci batılılar tarafından katliam edildiler; öyle ki bu “tarihi hakikat” yaşam sayfasından silindi ve şimdilerde kimse onu yâd etmiyor.

Kısaca şimdilerde İslam dünyası siyah bir Vahhabi döneminde yaşamaktadır ve ahlaki bakımdan Ebu Cehil ve Ebu Leheb ahlakından daha çok yok olmaya yüz tutmuştur; “inna lillah ve inna ileyhi raciun”

ABNA24.COM


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır