?>

Ummu’l-Müminin Hazreti Hatice’nin Yaşam Tarzı ve Davranış Modeli

Ummu’l-Müminin Hazreti Hatice’nin Yaşam Tarzı ve Davranış Modeli

Ummu’l-Müminin Hazreti Hatice’nin yaşam tarzının mütalaa edilmesi gösteriyor ki o hem cahiliyet döneminde ve hem Hatemu’l-Enbiya’nın (s.a.a) bisetinden sonra ahlaki faziletlere ve manevi erdemlere sahipti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Ummu’l-Müminin Hazreti Hatice’nin yaşam tarzının mütalaa edilmesi gösteriyor ki o hem cahiliyet döneminde ve hem Hatemu’l-Enbiya’nın (s.a.a) bisetinden sonra ahlaki faziletlere ve manevi erdemlere sahipti. O yaşadığı toplum içinde üstün kadın modeli unvanı ile insani iyi sıfatların yayılmasında oldukça etkili idi. Cömertlik, keramet, fedakarlık, iffet, basiret ve dirayet, fakirlere teveccüh, merhamet, sabır ve istikamet bu sıfatların bazılarıdır ki tarih sayfaları bu örnek kadın için bizlere nakletmiştir.

Bu semavi kadının, kocasının yüce hedeflerine yetişmesi yolundaki vefası, siyer yazarlarının ve araştırmacıların dikkatini kendine çekmiştir. O, bisetin ilk anlarından itibaren Allah Resulüne (s.a.a) iman etmiştir ve son anlarına kadar imanı hususunda direnmiş ve onda bir an bile şek ve şüpheye düşmemiştir.

Açık Fikirlilik ve Yenilikçilik

Zeki insanların özelliklerinden biri, açık fikirli ve yenilikçi ruha sahip olmasıdır. Onlar, yaygın adap ve geleneklere, hakim kültür ve kanunlara, öncekilerin yapıp bulduklarına, güç sahiplerinin, din ve kendi dönemlerinde yaşayan halkın görüş ve yaşam tarzına iktifa etmezler. Her zaman insanların haklarının temini ve yaşam için yeni bir yol, yeni bir tarz, daha üstün bir yöntem, daha calip bir program, daha ileri bir din ve daha akıllıca bir dünya peşindedirler.

Eğer o günün Arap dünyasına bakarsak Hazreti Hatice’nin yenilikçi bir ruha ve özel bir açık fikirliliğe sahip olduğunu anlarız. O, zamanının kültür, ayin ve yönetiminden çok daha öndeydi; zalimane inanç, adap ve geleneklere ciddi bir şekilde muhalif idi; düşüncede yeni bir yol ve yeni bir dünyada, akıllıca bir kültür ve tarzda yaşıyordu.

O, büyük bir servet ve itibara sahipti; ama o zamanki yaygın iş olan faiz alma ve mahrumların kanını emme ve servet sahipleri gibi lezzetler içinde hoş vakit geçirme yerine, sermayesini ticaret, adil kar, sorun çözme ve halka yardımda kullanıyordu.

Girişim ve Bağımsızlık Duygusu

Erdem kızının bağımsızlık arayışı davranışında kendini göstermektedir ki bu onun yüksek ayrıcalıklarındandır. Çünkü eğer insan düşünce bakımından girişimci ve bağımsız olmazsa, ticaret ve yönetim alanında bağımsızca davranamaz. Bu düşünce bağımsızlığı sayesindeydi ki onlarca servet ve güç sahibinin evlilik talebini ret etti. Ama Muhammed (s.a.a) gibi pak birisiyle tanışınca, zamanın gelenek ve adabı aksine davranarak, kendisi ona evlilik teklifi ediyor. Senin gibi servetli bir kadın nasıl olur da böyle fakir bir gençle evlenebilir diye sesler yükselmeye başlayınca inanılmaz bir kudretle direndi ve tüm olanaklarını Muhammed’in (s.a.a) ayakları altına serdi ve gösterdi ki iyi seçim, saadet, şahsiyet ve azamet öyle bir şeydir ki ele geçirmek için sadece servetten, ticaretten, şöhret ve kudretten vazgeçilmez, tüm varlığından geçilmelidir.

Hedefli Olmak ve Fedakarlık

O, hedefli olmak ve fedakarlık ayrıcalığına da sahipti. Onun inişli çıkışlı yaşamı gösteriyor ki pak bir hedef peşindeydi. Durmak bilmeyen bir dalga gibiydi ve hedef yolunda rahatı yoktu; ama Muhammed’in (s.a.a) vücudunun sahiline vardığında, yenilikçilik, insan sevgisi ve aklın beğendiği değerlere baktı ve kendisini hedefe ulaşmış buldu.

Hakkı Aramak ve Hakkı Kabul Etmek

Birçok insan vardır ki nimetleri canlarının afeti olur ve Allah’ın rızkı acı ve ölümcül bir zehir olur.

Ama iman kızı, altın ve ziynet içinde boğulmasına, cemal ve kemaline, şuur ve şöhretine, birçok öveninin olmasına ve nimet özgürlüğüne rağmen onun afet ve sarhoşluğundan korundu ve hakkı arayan ve hakkı kabul eden bir ruha sahipti. Bu yüzden de kadınlar arasında ilk iman edendi, namaz, mücadele ve hicrette öncüydü. Bu hakkı kabul etmenin mükafatı ise şuydu ki Allah, vahiy meleğine Peygambere nazil olduğunda selamını faziletler annesine bildirmesini ve onun saf imanı ve layık amelinin mükafatının cennette onun için hazırlanmış sarayın olduğunu bildirmesini emretti.

Paklık ve Necabet

Arap dünyasında tanınmış kadınlar ortaya çıkmışlardır ki Hicaz’ın akıllı hanımı onların en önde gelenidir.

Yemen melekesi Bilkeys, dirayet ve basiret özelliğine sahipti ve demokratik bir yönetimi vardı; Kur’an onun yönetiminden olumlu bir tasvir sunuyor. Ama Hicaz’ın akıllı hanımı her yönden en öndedir. O, Arap dünyasında kemal, cemal, servet, azamet, ilim, basiret ve özgürlük melekesiydi. O, büyük Haşim kabilesindendi. Hem tanınmıştı ve iktidar sahibiydi ve hem geniş olanaklara sahipti ve düzenli ticaret teşkilatı vardı ve birçok çalışanı vardı. Ama pak tavırlı, akıllı ve güzel davranışlıydı; derin düşünceli ve basiretliydi; değerli paklık ve iffet cevherine sahipti; bu yüzden ona “tahire” denmiştir.

Hazreti Ali’ye (a.s) Biat

Hazreti Hatice’nin özelliklerinden biri, Ali’ye olan sevgisi ve onunla birlikte hakkı savunma ve Peygamberi destekleme saadetine kavuşması ve sonunda Peygamberin (s.a.a) işareti ile Ali’ye (a.s) emirülmüminin unvanıyla biat etmesiydi.

Bu özellikler bu erdem hanımına başka bir cilve verdi ve onun yaşamının semasına yıldızlar yağdırdı:

  1. İmam Ali’nin (a.s) çocukluk günlerinin eğitimcisi ve layık savunucusu.

İmam Ali (a.s) daha çocukken Peygamberin (s.a.a) evine geldi ve onun ve eşi Hatice’nin gözetimi altında gelişimini ve eğitimini tamamladı.

  1. Hazreti Hatice’nin İmam Ali’ye karşı anlatılmaz sevgisi.

İmam Ali (a.s) Hazreti Hatice’nin evine gider gitmez, ona kendi evladı gibi sevgi ve muhabbet duymaya başladı ve bir anne gibi asırların en üstün evladı için cilve etti.

Tarihi senetlerde gelen bir hadise göre, Peygamber bisetinden sonra bir gün İmam Ali’ye işaret ederek şöyle buyurdu: “Ey Hatice! Bu Ali senin mevlandır ve müminlerin mevlasıdır ve onların benden sonraki imamıdır.”

Hazreti Hatice hesaplı bir şekilde cevap verdi: “Bu hakikate şahitlik ediyorum ve bu esasa göre onunla biat ediyorum; Allah ve Peygamberini bu seçim ve biata şahit tutuyorum ve biliyorum ki Allah’ın şahitliği yeter.”

ABNA24.COM


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*