?>

Refi’i: Hz. Hatice’nin (s.a) Mazlumluğu Aynen Devam Ediyor

Refi’i: Hz. Hatice’nin (s.a) Mazlumluğu Aynen Devam Ediyor

Kum İlim Havzası Üstadı: Bizler Hz. Haticetü’l-Kübra’nın çaba ve gayretleri karşısında borçluyuz ve her şeyden önce onu saygıyla anıp yüceltmeliyiz, ama o, geçmişte olduğu gibi şimdi de mazlumdur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Kum İlim Havzası Üstadı: Bizler Hz. Haticetü’l-Kübra’nın çaba ve gayretleri karşısında borçluyuz ve her şeyden önce onu saygıyla anıp yüceltmeliyiz, ama o, geçmişte olduğu gibi şimdi de mazlumdur.

04. 2021 tarihinde Çarşamba günü İslam dünyası düşünürlerinin konuşmasıyla Hz. Hatice’nin (s.a) vefat yıldönümüyle eş zamanlı Uluslararası İslam’ın Birinci Hanımı Haticetü’l-Kübra (s.a) Kongresi sanal ortamda düzenlendi.

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Refi’i bu kongrenin genel bölümünde Hz. Hatice’nin (s.a) özelliklerine işaret ederek şunları dile getirdi: İnsanlarda var olan sıfat ve özellikler iki türdür: Bazen bazı erdemler zati olup ihtiyari değildir, ama bazı sıfat ve erdemler kazanımsaldır. Güzellik, bir sıfat unvanıyla ihtiyari değildir ama ilim, iman ve takva kazanımsal erdemler olup elde edilmesi için bu sıfatlar arkasınca gidilmelidir.

Erbain Bilgi Ulaştırma Merkezinin aktardığına göre Refi’i söylerini şöyle sürdürdü: Zati ve ihtiyari olmayan erdemler konusunda rivayet edildiğine göre Allah’ın üç özellik verdiği kimse kamildir; akıl, cemal ve fesahat. Hz. Hatice (s.a) bu üç zati özelliğe sahipti. Örneğin nakledildiğine göre Hz. Hatice (s.a) kendi zamanındaki kadınların en güzeliydi. Bu ihtiyari olmayan bir sıfattır. Hz. Hatice (s.a) akıl açısından kendi asrındaki kadınların en kamiliydi ve görüş bildirme ve karar alma açısından da kadınların en kamiliydi. Bunlar zati ve ihtiyari olmayan sıfatlardır.

Kazanımsal sıfatlar iki türdür: Bu sıfatlardan bazıları kazanımsaldır, ama bir ferden fazlası bunlara sahip değildir, yani bir kimsenin bu sıfatı elde etmesi durumunda ikinci bir insan bu sıfatı bulunduramaz. Örneğin üniversite imtihanının veya yarışmanın birincisi bu şekildedir. Bu bölümde Hz. Hatice’nin (s.a) yaşamını incelediğimiz zaman onda var olan ilklerin başkasında olmadığını göreceğiz.

Sadece Hz. Hatice’de (s.a) Olan İlkler

Hz. Hatice (s.a) Peygamber Ekrem’in (s.a.a) ilk eşiydi. Peygamber’le yirmi beş yıl yaşayan ilk kimseydi. Peygamber Ekrem’e (s.a.a) ilk iman eden kadındı. Kadınlar arasında Peygamber Ekrem’in (s.a.a) ilk savunucusuydu. Malının tamamını Peygamber Ekrem’in (s.a.a) kullanımına sunan ilk fedakar kişiydi. Dolayısıyla Hz. Hatice’nin (s.a) sahip olduğu konuma Peygamber Ekrem’in (s.a.a) diğer eşlerinin hiçbirisi sahip değildir. Peygamber’in (s.a.a) diğer eşleri bi’setten sonra ve sorunların azaldığı koşullarda Peygamber’in (s.a.a) eşi oldular, ama Hz. Hatice (s.a) bi’setten 15 yıl önce Peygamber’in (s.a.a) eşi oldu.

Hz. Hatice (s.a) “(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.” Ayetinin En Somut Örneğidir

Hz. Hatice’nin (s.a) eşi olan fert peygamber değil; yetim büyüyen, malı mülkü olmayan, hatta evi bile olmayan ve Ebu Talib’in evinde yaşayan 25 yaşında yetim bir gençti. Dolayısıyla Hz. Hatice (s.a) “(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.” ayetinin en somut örneği değil midir? Kur’an Mekke’nin fethinden önce infak edenlerle Mekke’nin fethinden sonra infak ve cihat edenlerin eşit olmadığını buyurmamış mıdır? İslam’dan önce Peygamber’e (s.a.a) saygı gösteren kimseyle İslam’dan sonra ve Peygamber’in (s.a.a) İslam hükümetinin reisi olduktan sonra onunla evlenen kadınlar eşit değildir.

Hz. Hatice (s.a) İslam’dan önce cahiliyet döneminde yaşamıştır. Kur’an dört kez cahiliyet kelimesini zikretmiş ve cahiliyetin dört özelliğine değinmiştir ki bunlar tutuculuk, iffetsizlik, hükümsüzlük ve sanılardan ibarettir. Halkın sürü gibi putperestliğin arkasınca gittiği ve ahlaki değerleri geride bıraktığı böylesi bir toplumda bu kadın muvahhitti ve toplumun fesadına bulaşmamıştı.

O dönemin taassuplarından birisi bizim atalarımız müşrikti ve biz de onların dini üzerindeyiz demeleriydi ki böyle bir toplumda Hz. Hatice (s.a) bu adet ve sünnetleri kırdı. Çoğu kimse servet ve güzelliğe sahip olmasından ötürü (s.a) Hz. Hatice’nin (s.a) Peygamber’le (s.a.a) evliliğini kınıyordu. Hz. Hatice (s.a) Peygamber’le (s.a.a) evlendi, kendi mihriyesini kendisi verdi ve evini Peygamber’e (s.a.a) teslim etti. Peygamber’in (s.a.a) yaşamının tamamı Hz. Hatice’nin (s.a) evindeydi.

Birkaç yıl sonra Mekke fethedilince Ebu Süfyan ve Ebu Cehil’e karşı galip gelen Peygamber’in (s.a.a) nereye gideceğini merakla bekleyen kimseler onun Hz. Hatice’nin (s.a) kabri başında çadır kurup orayı mesken edindiğini gördüler.

Hz. Hatice (s.a) yenilikçi ve iktisat yöneticisiydi. Onlarca çalışanı vardı ve Peygamber’in (s.a.a) kendisi de bu çalışanlar arasındaydı. Bu şahsiyet böylesi koşullarda Hicaz’da büyük bir mecmuayı kendi koruması altına almıştı. Üretim engellerinin giderilmesinde Hz. Hatice (s.a) bir örnek ve modeldir.

Fedakarlık marifet ve değerin en üstüdür ve herkesin işi değildir. Bir kimsenin malını verip kendisinin malsız yaşaması fedakarlıktır. Malın bir kısmının verilip bir kısmıyla yaşanması infak değildir. Hz. Hatice’nin (s.a) yaptığı iş fedakarlıktır. Hz. Hatice (s.a) üç gün iftar yemeğini fakir, miskin ve esire vermiş ve kendisi suyla iftar etmiştir. Hz. Hatice (s.a) malının tamamını verip Ebu Talib Mahallesinde yer üstünde yatacak ve en aziz çocuğu Hz. Fatıma’yı (s.a) hasır üstünde büyütecek ölçüde fedakarlık yapmıştır.

Emirü’l-Müminin’i de (a.s) Hz. Hatice (s.a) Büyütmüştür

Hz. Hatice (s.a) Allah Teala’nın defalarca selam gönderdiği ve meleklerine karşı öğündüğü bir hanımdır. Hz. Hatice (s.a) 12 imamın annesidir ve Emirü’l-Müminin’i de (a.s) o büyütmüştür. Hz. Hatice (s.a) ziyaretnamede imamların tamamının “Sana selam olsun ey Haticetü’l-Kübran’ın oğlu” şeklinde selam gönderdiği bir şahsiyettir.

Hayanın merkezi, rızanın merkezi, vefanın merkezi, fedakarlığın merkezi, kulluğun merkezi ve hepsinden ötesi feraset sahibi olan bu hanım nübüvvet nurunu Peygamber’de (s.a.a) görmüş, kuşkuya düşmeksizin iman etmiş ve tek başına küfrün tamamı karşısında durmuştur. Bizler Hz. Hatice’ye (s.a) borçluyuz ve bu sözlerden önce onu saygıyla yad edip yüceltmeliyiz, ne var ki bu yüce kadın şimdi bile mazlumdur.

Hatırlatılmasında yarar vardır ki Erbain Kültür Merkezi Hanımlar Muavinliği, Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı, Uluslararası Erbain Vakfı, İmam Hüseyin (a.s) Haremi Şerifine Bağlı El-Havrai Zeynep Merkezi, Kum Kızlar İlim Havzası, Kızlar İlim Havzası Müdürlüğü, Rezevi Hanımlar ve Aile İşleri Araştırmaları Merkezi, Üniversitelerde Yüce Rehberlik Makamı Temsilcilik Kuruluşuna Bağlı İslami Kültür ve Maarif Enstitüsü, Dünya İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurultayı, Büyük Tahran Üniversiteleri Besiç/Gönüllü Üstatlar, Talebe ve Ruhaniler Besiç Kuruluşu, El-Mustafa (s.a.a) Üniversitesi “Uluslararası İslam’ın Birinci Hanımı Ümmü’l-Müminin Haticetü’l-Kübra (s.a) Kongresi” ne katılmıştır.

.................................
167


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*