?>

Sıfatlarda Tevhit; zat ve sıfat birbirinden ayrı değildir

Sıfatlarda Tevhit; zat ve sıfat birbirinden ayrı değildir

Takriben Kur’an ayetlerinin üçte biri tevhitle ilgilidir ve tüm peygamberlerin ve vasilerin mesajı da tevhit olmuştur. Tevhidin karşısında şirk vardır; Allah’a ortak koşma ve eş karar kılma.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Takriben Kur’an ayetlerinin üçte biri tevhitle ilgilidir ve tüm peygamberlerin ve vasilerin mesajı da tevhit olmuştur. Tevhidin karşısında şirk vardır; Allah’a ortak koşma ve eş karar kılma.

Varlık âleminin en büyük günahı şirktir ve bağışlanmayacak tek günahtır. Öyleyse tevhidi ve türlerini –zatta tevhit, sıfatta tevhit ve fillerde tevhit- tanımalıyız ki “açık şirk” veya “gizli şirk”ten uzak duralım.

Sıfatta Tevhit

Bizim gibi mümkün ve sınırlı varlıkların bazen sıfatı vardır ve bazen yoktur. Mesela hayatı yoktur; ama ona ruh üflendiğinde hayat bulup “hayy” sıfatını kazanmaktadır ve bir müddet sonra tekrar ölmektedir.

Çocuk olduklarında “zayıf”tırlar ve geliştiğinde “güçlü” sıfatını kazanmaktadır. “Cahil”dirler ve ilim kazandıktan sonra “âlim” sıfatını kazanmaktadırlar.

Bu bakımdan bizim sıfatlarımız zatımızdan ayrıdırlar; bunun nedeni bizim sınırlı oluşumuzdur ki bazen o sıfatlara sahibiz ve bazen sahip değiliz.

Aynı şekilde sıfatlarımızın her biri birbirinden ayrıdır; bazı sıfatlar bizim cismimize aittir ve diğer bazıları ruhumuza aittir.

Ama Allah’ın vücudu “sınırsız” ve “gayrı mürekkep”tir. Bundan dolayı hiçbir kemal sıfatı Allah’ın vücudundan dışarı değildir ve ne varsa onun zatında toplanmıştır. Buna göre, mutlak kemal olan ve kendisine ikincisi tasavvur edilemeyen Allah’ın sınırsız zatında ondan hariç olan bir sıfat düşünülemez.

Bu açıklamalar ile açıklığa kavuşuyor ki sıfatlarda tevhit şuna inanmaktır ki Allah’ın sıfatları onun zatının aynıdır ve sıfatlar da birbirlerinin aynıdır; nasıl ki onun zatı ezeli ve ebedidir, onun zati sıfatları da –ilim ve kudret gibi- ezeli ve ebedidir; onun sıfatları zatın dışında olup da sonradan ona eklenmiyorlar.

Zat ve Sıfat Birbirinden Ayrı Değildir

Emirulmüminin İmam Ali’nin (a.s) sözleri gerçekten mucizevidir. Onun sıfatlarda tevhit için bir tarifi varken diğer âlimlerin tarifine gerek yoktur.

İmam Ali (a.s) Nehcü’l-Belaga’nın ilk hutbesinde şöyle buyuruyor:

"أَوَّلُ الدِّینِ مَعرِفَتُهُ؛ وَکَمَالُ مَعْرِفَتِهِ التَّصْدیقُ بِهِ؛ وَکَمَالُ التَّصْدِیقِ بِهِ تَوحِیدُهُ؛ وَکَمَالُ تَوحِیدِهِ الْإِخلاصُ لَهُ؛ وَکَمَالُ الْإِخْلاصِ لَهُ نَفْیُ الصِّفَاتِ عَنهُ، لِشَهَادَةِ کُلِّ صِفَةٍ أَنَّها غَیرُ المَوْصُوفِ، وَشَهَادَةِ کُلِّ مَوْصُوفٍ أَنَّهُ غَیْرُ الصِّفَةِ، فَمَن وَصَفَ اللهَ سُبحَانَهُ فَقَد قَرَنَهُ، وَ مَن قَرَنَهُ فَقَدْ ثَنَّاهُ، وَ مَن ثَنَّاهُ فَقَد جَزَّأَهُ، وَمَن جَزَّأَهُ فَقَدْ جَهِلَهُ...".

“Dinin esası, Allah’ı tanımaktır ve Allah’ı tanımanın kemali, onun varlığını tasdik etmektir ve onun varlığının tasdiki, onu tek bilmektir ve tevhidinin kemali, ona ihlasla yönelmektir ve ona ihlasla yönelmenin kemali, ondan sıfatları nefyetmektir; çünkü her sıfat kendisinin vasfedilen ile aynı olmadığına şahitlik eder ve her vasfedilen de kendisinin sıfat ile aynı olmadığına şahitlik eder. Öyleyse kim Allah’ı (zatı dışında bir sıfat ile vasfederse) onu bir şeye yakınlaştırmıştır ve kim onu birine yakınlaştırırsa onu iki bilmiştir ve kim onu iki bilmişse onu cüzlere ayırmıştır ve kim onu cüzlere bölmüşse onu tanımamıştır…”

Sade bir ibaretle mesela eğer “ilim” sıfatını vasfedilenden yani Allah’tan ayrı tasavvur edersek bu durumda Allah’ı iki şey tasavvur etmiş oluruz ve eğer onu sıfatından ayırırsak onu taksim etmiş ve sınırlandırmış oluruz. Aynen sınırlı bir insan gibi ki bazen ilmi vardır ve bazen de yoktur.

Aynı şekilde eğer Allah iki cüzden (zat ve sıfat) terkip olmuş olsa bu terkip ihtiyacı gerektirir; çünkü terkip edilmiş varlık cüzlerine muhtaçtır ve onlar olmadan nakıstır; hâlbuki Allah her yönden gani ve zengindir.

Buna göre, Allah’ın sıfatı aynı zattır ve zatına izafi değildir. Yani Allah âlimdir dediğimizde manası şudur ki “Allah aynı ilimdir”. Yahut Allah hayydır ve güçlüdür dediğimizde güç Allah’tan ayrı ve izafi bir hakikat değildir; aksine kastedilen şudur ki “Allah’ın zatı, aynı hayat ve güçtür”. İşte sıfatlarda tevhidin manası budur.


İlgili Konular

Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*