• Önemli bir bildiri ile

    Dünya Ehlibeyt Kurultayından Hüseyni Matem Meclisleri İçin Tavsiyeler

    Suudi Arabistan’ın “Seyhat” ve “Demam” şehirlerinde “Haydariye Hüseyniyesi” ve “el-Hamza Mescidine” yönelik teröristler tarafından düzenlenen saldırılarda çok sayıda matem tutan Şii Müslümanın şehit olmasının ardından Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı tarafından önemli bir bildiri yayınlandı.

    Daha Fazla ...
  • İstatistikler Açısından Aşura Vakıası

    Aşura vakıası (Arapça: واقعة عاشوراء (إحصائيات)), İmam Hüseyin’in (a.s) hicretin 61. Yılında Muharrem ayının onuncu günü Kerbela’da Yezit ordularıyla girdiği savaş hadisesidir. Kerbela topraklarında Ömer bin Saad komutasındaki Yezit bin Muaviye ordularının saldırısı İmam Hüseyin, ailesi ve yaranlarının şehadeti ile sonuçlanmıştır. İmam Hüseyin’in (a.s) geride kalan ailesi, kadınlar ve çocuklar esir alınarak Kufe ve oradan da Şam’a götürülmüştür. Bugünün Şialar nezdinde çok önemli bir yeri vardır. Şialar bugünün anısına her yıl dünyanın çeşitli yerlerinde matem tutmakta ve İmam Hüseyin ve şehitlerin faziletlerini anmaktadırlar.

    Daha Fazla ...
  • İslam'a darbe vurduğu için en büyük haramdır..

    Ayetullah Hamaney: Kama vurmak Haramdır'

    Son üç dört yıl içinde Muharrem ayı yas merasimleriyle ilgili olarak bazı gizli eller hatalı ve yanlış şeyleri toplumumuzda yaydılar, bu durumdan dolayı ben çok üzgünüm... Örneğin önceki yıllarda sıradan halk arasından bazıları yas ve matem günleri bedenlerini kilitliyorlardı! Elbette bir müddet sonra ulema ve kanaat önderleri bu işi yasakladılar ve bu yanlış gelenek ortadan kaldırıldı… Kama vurmak (kılıç, hançer ve benzeri şeylerle başın üst kısmına vurarak yaralamak) olayı da bu işlerdendir. Hilaf ve aykırı işlerdendir.

    Daha Fazla ...
  • Müçtehit ve alimlerin kama ve zincir vurmakla ilgili görüşleri

    Demişlerdir ki “İslam Muhammediyu’l Hudus ve Hüseyni’l Bekadır.” Yani: Müslümanların uyanmasına ve düşmanların karşısında İslam’ın izzetine sebep olan bu Hüseyin Aşura’sıdır. Bundan dolayı düşmanlar, İmam Hüseyin’in yas meclislerini doğru yolundan çıkarıp bozmak için çaba sarf etmiş ve etmektedirler.

    Daha Fazla ...
  • İngilizler Şia Mektebini Karalamak İçin Kama Vurmayı Avam Şia'lar Arasında Başlattı

    Kama vurmanın tarihi ve tarihte ilk kez ne zaman kama vurulduğu hakkında farklı görüşler vardır.[1] Ancak bu görüşler içinde en çok senede sahip olan görüş kama ve zincir kültürünün Azerbaycan Türkleri tarafından Farslar ve Araplara sıçradığı görüşüdür.[2]Bir diğer görüş ise Hindistan (Pakistan)’dan diğer ülkelere sırayet ettiği görüşüdür. Ancak her iki görüşünde doğru olduğu uzak bir ihtimal değildir. Şöyle ki İslam ülkelerini işgal edip sömürgesi haline getirmek isteyen İngiltere ve öteki batılı ülkeler bu emellerine ulaşmak için kama ve zincir kültürünün hangi toplumlarda daha çabuk yayılacağını hesaplamış ve onlara göre İmam Hüseyin’e olan aşırı bağlılıklarından dolayı Türkler ve Hindistan toplumu seçilmiştir. Bu iki toplumun seçilmesinin bir diğer nedeni ise bu iki toplumun Şia’nın merkezi olan Necef’ten coğrafi olarak uzak olmalarıdır…

    Daha Fazla ...
  • Ehlibeyt mektebine leke süren

    Kama Vurmanın Haram oluşunun Delilleri

    İmam Hüseyin, 1373 yıl önce zamanın tağutları tarafından şehit edilmiş ve ailesi yezitler tarafından esir alınmıştır. Zamanının yezitlerine karşı kıyam etmek ve Hüseyin’ce yaşamak için Peygamber ailesine karşı yapılan bu acı trajedi her zaman zinde tutulmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla İmam Hüseyin’den sonraki Ehlibeyt İmamları, Kerbela’yı canlı tutmak ve nesilden nesle aktarılması için çok mücadeleler etmiştir. Bu sebeple Muharrem aylarında karalar bağlanmış, mersiyeler okunarak acıların belirtisi olarak sinelerine vurarak yas tutmuşlardır.

    Daha Fazla ...
  • Yahudiler Ve Başlarına Kama Vuranlar

    Bu kamacılar sıcak yataklarında dinlenirken Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da…Müslümanlar birbirlerini tekfir ederek öldürmekteler. Bu kamacılar Peygamber’in (s.a.a) minberinde rahat rahat oturup konuşurken birçok kadın dul ve çocuk yetim kalmaktadır. Eğer bunlar samimi iseler buyursunlar Suriye, Lübnan, Irak onları bekliyor niçin gitmezler?

    Daha Fazla ...
  • Meliki Tebrizi’den

    Ehlibeyt Dostlarına Muharrem Ayı Düsturları / Foto

    Muharrem ayının önemli işlerinden biri Hz. Muhammed ailesine sevgi duyan herkesin Allah’a ve Resulullah’a iman, vefa ve velayet hükmü gereği muharrem’in ilk on günü halet ve durumlarını değiştirmeleri, kalplerinde, yüzlerinde, çehrelerinde büyük musibetin üzüntü ve kederinin izleri - matemlerle- görülmelidir. Sonuç olarak yemek, içmek ve hatta uyku ve konuşmayı da içine alan zevk ve tutkularını bir kenara bırakmalı; baba veya çocuklarının başına bir musibet gelmiş gibi olmaları gerekmektedir.

    Daha Fazla ...
  • Gadir-i Hum Bayramında Yapılması Gereken Amel ve İbadetler

    Gadir-i Hum bayramı, Allah’ın en büyük bayramı, Resulullah ve Ehlibeytin bayram günü olup bayramların en büyüğüdür. Allah Teala’nın gönderdiği bütün peygamberler bugünü bayram etmiş, bugünün saygınlığını korumuştur. Bu bayramın adı gökyüzünde vaat edilen “ahit günü” yerde ise “misak alma günü” ve meşhur “toplanma günü”dür.

    Daha Fazla ...
  • Gadir Hutbesi

    Gadir hutbesi,(خطبة الغدير) Hz. Peygamber Ekrem’in (s.a.a) hicretin onunda zilhicce ayının on sekizinde Veda HaccındaGadir-i Hum denen yerde okuduğu hutbedir. Çok sayıda Şia ve Ehli sünnet aliminin naklettiği bu hutbe Şialara göre Hz. Resulullah (s.a.a) İmam Ali’yi (a.s) kendisinden sonra Müslümanların yöneticisi olarak tanıtmış ve “ben kimin veli ve yöneticisi isem Ali de onun veli ve yöneticisidir’ açıklamasında bulunmuştur. Şialara göre Gadir hutbesi, İmam Ali’nin (a.s) Peygamberden (s.a.a) sonraki halife ve velayetini ispat eden delillerdendir. Bu iddia çeşitli karinelerle teyit edilerek pekiştirilmektedir. Allame Emini, tüm bu karine ve delilleri Ehli sünnet kaynaklarından bir araya getirmiş ve 11 ciltlik “el-Gadir” adlı bir eser yayınlamıştır.

    Daha Fazla ...
  • Gadir Vakıası

    Gadir vakıası, (Arapça: واقعة الغدیر), Şia'ların inancına göre İslam tarihinin en önemli olaylarından birisidir. Gadir günü (Zilhicce ayının 18’i) Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) Veda Haccı'ndan dönerken Gadir-i Hum denen yerde, İmam Ali’yi (a.s) kendisinden sonra yerine veli ve halife olarak insanlara tanıttı. Ashabın önde gelenleri dahil orada bulunanlar Hz. Ali’ye biat ettiler.

    Daha Fazla ...
  • İÇTİHAT VE TAKLİT-4

    Şer’i hükümleri öğrenmek için birçok bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Ayet ve hadisleri anlamak, sahih hadisleri, zayıf hadislerden ayırt edebilmek, ayet ve rivayetlerin terkibini ve cem edilmesini bilmek… ve bunun gibi yüzlerce başka konudaki öğretileri bilmek gerekmektedir. Bunlar da uzun yıllar zahmet ve çabayı ve bir takım ilimlerde uzman olmayı gerektirmektedir.

    Daha Fazla ...
  • İslam'da Müçtehitlere Uymak ve Taklit Etmek

    Taklit (Arapça: تقلید) İslam’da mükellef bir Müslümanın dinin ameli hükümlerinde ve fıkhi konularda bir müçtehidi takip etmesi ve ona uyması anlamına gelen fıkhi bir terimdir. Usul-u dinde taklit caiz değildir ve kişi araştırma ve incelemeyle usul-u dine iman etmelidir. Ahkâmda ya kendisi müçtehit olmalı veya ihtiyata amel etmeli yahut kendisine müçtehit veya taklit merci denilen fıkıh alanında uzman bir kişiye uymalı ve taklit etmelidir.

    Daha Fazla ...
  • Şirk

    Şirk (Arapça: الشرك) Allah’a ortak ve eş koşmak anlamına gelen dini bir terim. Hadis ve ahlak kitaplarında şirk için farklı aşamalar zikredilmiş ve büyük günahlardan sayılmıştır.

    Daha Fazla ...
  • Vahhabilik/Selefilik İnancı

    Vahhabilik (Arapça: الوهابية), hicrî onikinci yüzyılın sonunda Suudi Arabistan’ın Necd kentinde Muhammed bin Abdulvahhab tarafından kurulan bir fıkra ve mezheptir. Bu mezhebin takipçilerine vahhabi denilmektedir. Vahhabilik füru din ve feri konularda Ahmed bin Hambeli’nin görüşlerine tabidir. Bu fırka mensupları daha çok Necd, Ahsa, Katif ve Umman’da yaşamaktadırlar. Bu mezhebin düşünsel ve fikri önderleri İbn Teymiye, İbn Kayyum ve Muhammed bin Abdulvahhab’tır.

    Daha Fazla ...
  • Selefi/Vahhabiliğin Fikir Babası İbn Teymiye'nin Hayatı

    İbn Teymiye (Arpça: اِبنِ تِیمِیّة), diye meşhur olan Ahmed bin Abdulhalim bin Abdusselam bin Teymiyye Harrani Hanbeli, hicrî sekizinci yüzyılda yaşamış ve selefilik düşüncesini teorize eden Ehli sünnet âlimlerindendir. Vahabilik gibi bir çok selefi akım düşüncesi İbn Teymiyye kaynaklıdır. Âlimler ve yazarların İbn Teymiyye hakkındaki görüşleri oldukça farklıdır. Bazıları onu övmüş, bazıları da küfür ve inkâr haddinde onu yermişlerdir.

    Daha Fazla ...
  • İÇTİHAT VE TAKLİT-3

    Bugün güncel hayatta ve sosyal medyada en fazla sorulan sorulardan ve aziz gençlerimizin içerisine atılan şüphelerden bir tanesi "içtihat ve taklit" konularıdır. İçtihadın tarihi, delilleri, dayanakları nelerdir? Neden bir müçtehide taklit etmemiz gerekir tarzında sorular ve şüpheler… Bir önceki yazımızda içtihadın meşruluğuna dair on bir tane rivayeti konu etmiştik. Bu bölümde ise "içtihat ve taklid"in meşruluğuna dair diğer rivayetlere ve konulara yer vermeye çalışacağız.

    Daha Fazla ...
  • Şia Tarihinde Fıkıh, Fıkıh Ekolleri, İçtihat, Ahbariler...

    Fıkıh (Arapça: فقه), ameli hükümleri veya insanın dini tekliflerini elde etmek için bir İslami ilimdir. Fakihler fıkıh hakkında çok farklı tanımlar yapmışlardır. Fıkıh hükümleri istidlal ve dört İslami kaynağın incelenmesi ile elde edilir. Bu dört kaynak: Kur’an, sünnet, icma ve akıldır. Fıkıh, Şia ve Ehli sünnet arasında İslam’ın başlangıcından itibaren farklı dönemleri geride bırakmıştır. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) yaşadığı dönem olan teşrii dönem fıkıh açısından bu iki mezhebin ortak dönemlerdir.

    Daha Fazla ...
  • İÇTİHAT VE TAKLİT (2)

    Bugün güncel hayatta ve sosyal medyada en fazla sorulan sorulardan ve aziz gençlerimizin içerisine atılan şüphelerden bir tanesi "içtihat ve taklit" konularıdır. İçtihadın tarihi, delilleri, dayanakları nelerdir? Neden bir müçtehide taklit etmemiz gerekir tarzında sorular ve şüpheler… Bu konuda daha önce kaleme aldığımız makalemizde konuya ayetler ve akıl çerçevesinde açıklık getirmeye çalıştık. Bu bölümde ise "içtihat ve taklid"in meşruluğuna dair rivayetlere yer vermeye çalışacağız.

    Daha Fazla ...
  • İÇTİHAT VE TAKLİT

    İçtihat ve taklit konusunda iki önemli unsur zikredilmiştir. Birincisi; taklit edenin taklit edilene (müçtehit) kamil bir güveninin olması. İkincisi ise; taklidin, taklit edenin ihtiyaçlarını gidermesi ve onun kemaline vesile olmasıdır. Cahilin alime taklit etmesinin dışında diğer taklitlerin hiç birisinde bu iki unsuru görmek mümkün değildir.

    Daha Fazla ...
  • Tövbe Guslü ve Tövbe Namazı

    Tövbe namazı veya Zilkade Ayının ilk Pazar günü kılınması gereken namaz, dört rekatlı bir namazdır. Bu namaz çok faziletli bir namaz olup, bağışlanmak ve imanlı bir şekilde ölmek isteyenler için Peygamber Efendimiz tarafından Müslümanlara tavsiye edilmiş çok değerli bir namazdır.

    Daha Fazla ...
  • Niçin Müçtehide Taklit Etmeliyiz?

    İçtihat; Kurân-ı Kerim ve Sünnet’in zahir ve nususundan hükümleri çıkarabilmeye denir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve Masum İmamlar (a.s) zamanında içtihat bilinen ve uygulanan bir gerçektir.

    Daha Fazla ...
  • Sahabelere Hakaret Eden Basiretsiz Şiiler, Irak’ta, Suriye’de, Pakistan’da Öldürülen Şiaların Kanlarından Sorumludur

    Gerçekte Hz. Ali (aleyhi selam) ve Ehlibeyt (aleyhimu’s selam) Şiiliğinin içini oymak için İngiliz ve Amerika istihbaratları tarafından eğitilip Şiilerin içine gönderilen (görüntüde Kum’da, Necef’te ders okusalar bile) gulat zihniyetli sapkın Şiiler, Ehlibeyt mektebinin en önemli savunucusu ve koruyucuları olan müçtehitleri ve Ehlibeyt mektebinin temel direklerini hedef almaktadırlar. Geçtiğimiz yüzyıllarda Hıristiyanlar, Yahudiler ve Selefi Vahhabiler tarafından gündeme getirilerek tahrip edilmeye çalışılan müçtehitlik kurumuna yönelik saldırılar son yıllarda şekil değiştirerek mektepten gözüken sapkın gulatçılar tarafından yapılmaktadır.

    Daha Fazla ...
  • Şii Müçtehitlere iftira atanları boykot etmek farzdır...

    Herkes bilmelidir ki: müstekbir ve zorba güçler (Amerika, İsrail, İngiltere) dini merceiyetin (taklit merciler ve müçtehitlerin) itibarını kırmaktan ümitsizliğe düşmelerinin ardından onların makamlarına karşı doğrudan ithamlara kalkıştılar ve bir grup gafil ve akılsızı şeytani amaçlarına ulaşmak için kendilerine siper ettiler. Bundan dolayı ilk olarak ilim ve salahiyetten yoksun kişilere merceiyet yetisi hazırladılar, sonra Şia’ya nispet verilen bazı uydu kanalları da müçtehit ve âlimlerin yüce makamına ihanetten başka bir amacı olmayan bu kişilere gerekli yolu açtı.

    Daha Fazla ...
  • Vahhabi-Gulatlara: "İmam Humeyni'nin İsmi ve Kıyamı Hz. Peygamber ve Ehlibeyt İmamlarının Hadislerinde Geçmiştir" / Belge

    Hadiste de görüldüğü gibi Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (salallahu aleyhi ve alih) açıkça Ayetullah uzma İmam Humeyni’nin adı olan Ruhullah ismini bu hadiste telaffuz etmiş ve onun sayesinde Hz. Ali Şialarının aralarında mal ve soy bağı olmadan birleşeceklerini ve nurlu minberlerden kalkarak kıyam edeceklerini ilan etmiştir. Resulü Kibriya Efendimiz (salallahu aleyhi ve alih) ayrıca bu hadiste bizden olan kavim tabirini kullanmıştır. Bizden olan kavimden maksat farklı Müslüman gruplar değildir, bilakis bunların bir kavim olduğu ve onların da Ruhullah sayesinde birleşerek aralarında muhabbet oluşacağı belirtilmiştir. İmam Humeyni’den de önce İran’da şahlık rejimine karşı çok sayıda tarih boyunca kıyamlar olmuş, ama bir sonuç alınamamıştır. Ancak Seyyid Ruhullah İmam Humeyni’nin kıyamından sonra halk ona uymuş ve aralarında İslam ve Ehlibeyt mektebi için bir birliktelik oluşmuştur. İran’da gerçekleşen bu kıyam Ruhullah Humeyni önderliğinde gerçekleşmiş ve Peygamber ve Ehlibeytinin yüzyıllar önce müjdelediği bu kıyam İmam Ruhullah Humeyni eliyle gerçekleşmiştir.

    Daha Fazla ...
Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib