İslam’da İtikaf

  • News Code : 687404
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.COM
Brief

İtikâf (Arapça: الاِعْتِكاف‌); İslam’da ameli - ibadi bir ibadet olmakta ve bir camide Allaha yakınlaşmak (kurbet) niyetiyle üç gün veya daha fazla ikamet etmeye taahhüt etme anlamına gelmektedir. İtikafın bazı şartları bulunmaktadır ve bu şartlar fıkıh kitaplarında bu adla müstakil bir babta beyan edilmiştir. İtikaf yapan şahsa mutekif denir. Bu amel İslam fıkhına göre müstehap bir ameldir; ancak nezir, yemin, ahd ve benzeri şeylerde farz olmaktadır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İtikâf (Arapça: الاِعْتِكاف‌); İslam’da ameli - ibadi bir ibadet olmakta ve bir camide Allaha yakınlaşmak (kurbet) niyetiyle üç gün veya daha fazla ikamet etmeye taahhüt etme anlamına gelmektedir. İtikafın bazı şartları bulunmaktadır ve bu şartlar fıkıh kitaplarında bu adla müstakil bir babta beyan edilmiştir. İtikaf yapan şahsa mutekif denir. Bu amel İslam fıkhına göre müstehap bir ameldir; ancak nezir, yemin, ahd ve benzeri durumlarda farz olmaktadır.

İtikaf için özel bir zaman belirlenmemiştir, ama rivayetlere göre Allah Resulü (s.a.a) mübarek Ramazan ayında itikaf yaparmış. İtikaf için en iyi zaman Ramazan ayı ve özellikle de son 10 günü bilinmiş ve müekket (tavsiye ve tekit edilen) müstehap sayılmıştır. İtikafın süresi üç günden az olmamakla birlikte mutekifin oruçlu olması da itikafın şartlarından biridir.

İran’da İtikaf merasimi Eyyamu’l Biz - ایام البیض - (recep Ayının 13, 14 ve 15) günlerinde çoğu şehir ve büyük camilerde düzenlenmektedir. İlk zamanlardan bu yana Hicri şemsi 1380 yılından sonra Recep Ayında itikaf yapmak daha fazla yaygınlaştı.

Sözlük Anlamı

“A-k-f” maddesinden türeyen itikâf kelimesi lügatte gerekliliği tazim olan kendini bir şeye vermek veya bir şeye yönelmek manasına gelmektedir.[1] Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde de bu mefhum kullanılmıştır.[2] Ayrıca bu madde (a-k-f) Kur’an-ı Kerim’de sakin ve mukim anlamına gelen “Akif” (Hac suresi; 25) ve yasak ve engellenen manasına gelen “Ma’kuf” (Fetih suresi; 25) kelimeleriyle de gelmiştir.

Dini Literatürde İtikaf

İslam şeriatinde itikaf, camide Allaha yakınlaşmak (kurbet) niyetiyle ikamet etmeye taahhüt etme anlamına gelmektedir.[3] Daha kapsamlı tarifi ise; taabbud kastıyla gerekli şartlara riayet ederek en az üç gün bir camide ikamet etmektir. Salik ve tasavvuf ehlinin ıstılahında, ise kalbi dünyevi meşguliyetlerden arındırarak ve uzaklaştırarak nefsi mevlaya teslim etmektir. İtikaf ve akuf’un kelimelerinin ikamet etmek manasına da geldiği ve bunun anlamının da (Ey Allah’ım) beni bağışlamadan ve affetmeden senin dergahından ayrılmayacağım demek olduğunu söylemişlerdir.[4]

İslam Öncesi İtikaf

Müslümanlar her ne kadar itikafın amel ve yöntemini Allah Resulünün (s.a.a) sünnetinden öğrenmiş olsalar da[5], İslam’dan önce Araplar arasında olduğu gibi itikafa benzer bir ayin bulunmaktaydı. Örnek olarak şu rivayetin içeriğine işaret edebiliriz. İkinci halife Allah Resulüne (s.a.a) şöyle dedi: Cahiliyet döneminde bir geceyi Mescidu’l Haram’da itikâf yaparak geçirmeyi nezir etmiştim. Peygamber efendimiz (s.a.a) nezrini yerine getir buyurdu.[6]

Allah Resulünün İtikafı

Allah Resulünün (s.a.a) hicretten önce Mescidu’l Haram’da itikaf yaptığına dair elimizde bir bilgi bulunmamaktadır, ancak Medine’de ilk yılda Ramazan ayının ilk on gününde ve ikinci yılda Ramazan ayının ikinci on gününde ve ondan sonra da Ramazan ayının üçüncü on gününde camide mutekif oluyordu ve Peygamberimiz için camide bir çadır kuruluyordu.[7] Bundan dolayı itikaf için en iyi zaman Ramazan ayı ve özellikle de son 10 günü bilinmiş ve müekket (tavsiye ve tekit edilen) müstehap sayılmıştır.[8] Gerçi diğer zamanlarda da itikafa girmek müstehaptır. Şialar arasında itikaf sünneti Recep ayının 13, 14 ve 15. günlerinde daha yaygındır.

İtikafın Şartları

Diğer ibadetlerde olduğu gibi itikafın şartları hususunda da ilk olarak Müslüman olma, teklif ve niyet şartlarından söz edilmiştir.

Oruçlu Olma Şartı

İmamiyye ve Malikiyye gibi bazı mezheplerde mutekif şahsın oruçlu olması farzdır.[9] Hanefilerde de meşhur olan itikafın oruçsuz gerçekleşmeyeceği görüşüdür. Ancak başka bir görüşe göre müstehap itikafta oruç şart bilinmemiştir.[10] Muhammed b. İdris-i Şafii ve aynı şekilde Ahmed b. Hanbel (ondan rivayet edilen en meşhur görüşe göre), esasen itikafta orucu farz saymamaktadırlar.[11]

İtikafın Müddeti

İmamiyye inancı göre itikafın suresi 3 günden az olmamalıdır ve eğer müstehap itikafsa mutekif onu bırakabilir; ancak ikinci günün sonunda itikafa devam etmesi yani tamamlaması farzdır.[12] Üç günden kasıt; birinci günün fecrinin başından üçüncü günün akşamına kadar olan süredir. Malik b. Enes[13] ve Şafii’nin[14] görüşüne göre mutekif gecenin başlangıcından orada olmak için güneş batımından önce itikaf mahallinde olmalıdır. Ehlisünnet ve’l Cemaat imamları itikafın müddeti noktasında farklı görüşler beyan etmişler ve çoğu fakihlere göre itikaf için en az müddet diye bir şey belirtilmemiştir.[15]

İtikafın Mekanı

Ehlisünnet fıkhında itikafa girilecek mekân hakkında, her camide itikafa girilebileceği görüşü meşhurdur ve sadece bazı fakihler cemaat namazı kılınan camileri itikafa has bilmişlerdir.[16] Ama İmamiyye fıkhında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı rivayetlerde itikâfa girmek sadece Mescidu’l Haram, Mescidu’n Nebi ve Kufe mescidi ve Basra mescidine özgü sayılmıştır. Bunun yanı sıra merkez ve büyük camilerde veya adil bir imamın Cuma veya cemaat namazı kıldırdığı mescitlerde de itikafa girilebileceğinin reva görüldüğü rivayetlerde bulunmaktadır.[17] Fıkhi mahfillerde mutakaddim ve ilk fakihlerin nezdinde itikafa girmenin mekanının sadece dört mescide has olması görüşü daha baskındı.[18] Ama sonraki yüzyıllarda bu sınırlama tartışıldı ve nitekim Şehidi Evvel ve Şehidi Sani[19] itikafın dört mescitle sınırlandırılmasının sıhhatini zayıf saydılar ve bazıları dört mescidin (Mescidu’l Haram, Mescidu’n Nebi, Kufe mescidi ve Basra mescidi) dışındaki mescitlerde de sevap almak ümidi ve matlup olma ihtimaliyle itikaf etmeyi genel surette caiz bildiler.[20] Günümüzde ise çoğu fakihler cami (merkez veya büyük) mescitlerde ve bazıları da şehirlerdeki önemli camilerde itikaf yapmayı caiz bilmektedirler.

Mescid veya Cami’nin Dışına Çıkmamak

İtikaf müddetince özel bazı işleri yapmanın dışında mescitten dışarı çıkmak caiz değildir. Cuma namazına veya cenaze merasimine katılmak, şahitlik etmek, gerekli yiyecek temin etme veya hacet giderme gibi şahsi ihtiyaçları gidermek veya hasta ziyaretinde bulunmak gibi özel durumlar istisnalardan sayılmıştır. Her halükarda caiz olan durumlarda da mutekif olan şahıs bir yerde oturmamalı ve imkan olduğu sürece de gölgede yürümemelidir.[21]

İtikafı Bozan Şeyler

İtikafta, öpme dâhil cinsi ilişkide bulunmak, koku kullanmak, ihtiyaçları gidermek dışında bir şeyi satmak veya satın almak ve dünyevi işler hakkında çekişmek ve tartışmak mutekif şahsa haramdır. İtikafı bozan şeylere mürtekip olmak (mutekifin haram şeyleri yapması) itikafı batıl etmenin yanında keffareyede sebep olabilir.[22]

İtikaf Konulu Eserler

İbadet fıkhının önemli konularından biri olan itikaf hakkında müstakil kitaplar kaleme alınmıştır. Muhammed b. İdrisi Şafii ve Davud İsfahani gibi kadim şahsiyetlerin fıkhi eserlerinin arasında yer almasının yanı sıra el-İtikaf unvanıyla da müstakil kitapların yazıldığı göze çarpmaktadır.[23] Nitekim Ebu’l Fazl Sabuni ve Ebu Cafer İbn Babıveyh gibi kadim İmami fakihlerin de bu başlık adı altında eserleri bulunmaktaydı.[24]

İmamiyye fıkhının orta ve son dönemlerinde de İtikaf hakkında kitaplar yazılmıştır ve o kitaplardan bazıları şöyledir:

1- El-İtikafiyye, Muinuddin Salim b. Bedran Basri’nin eseridir (h.k 626) ve yazarın kaleme aldıkları bazı kaynaklarda göze çarpmaktadır.[25]

2- El-İtikafiyye ya Mau’l Hayat ve Safi’l Fırat, yazarı Şeyh Lütfullah Meysi İsfahani’dir (vefat: h.k 1033). Bu eser Resul Caferiyan’ın çabasıyla İran İslam İnkılabı kültür mirası mecmuasının birinci cildinde[26] 1373 yılında Kum’da yayınlanmıştır.

3- El-Kefaf fi Mesaili’l İtikaf, Muhammed Cafer Şeriatmedar Esterabadi’nin (vefat: h.k 1290) eseridir ve onun bir nüshası Ayetullah Mer’aşi Necefi'nin kütüphanesinde bulunmaktadır.[27]

4- El-İtikafiyye, Seyyid Muhammed Ali Şehristani’nin (vefat: h.k 1290) eseridir ve Agabozork Tahrani bu esere ait nüshaların bazı şahsi mecmuaları arasında bulunduğunu rapor etmiştir.[28]

ABNA24.COM

WİKİSHİA.NET

---------------------------------------------------------------------------

Dipnotlar

[1] Ragıp, 355.

[2] Bakara suresi, 125; A’raf suresi, 138; Taha suresi, 97 ve Şuara suresi, 71.

[3] Ragıp, 355.

[4] Curcani, s. 25.

[5] Malik, c. 1, s. 314.

[6] Buhari, c. 3, s. 105, 110; İbn Mace, c. 1, s. 563.

[7] Kuleyni, c. 4, s, 174.

[8] Şehidi Sani, c. 2, s. 149; Ceziri, c. 1, s. 582.

[9] Malik, c. 1, s. 315; Muhakkık, c. 1, s. 215.

[10] Semerkandi, c. 2, s. 372; el-Fetavi…, c. 1, s. 211.

[11] Şafii, c. 2, s. 107; İbn Hureyre, c. 1, s. 170 ve aynı şekilde bakınız: Mervezi, s. 75.

[12] Muhakkık, c. 1, s. 216.

[13] c. 1, s. 314.

[14] Şafii, c. 2, s. 105.

[15] İbn Rüşt, c. 1, s. 314.

[16] İbn Rüşt, c. 1, s. 313; İbn Habiyre, c. 1, s. 170.

[17] Kuleyni, c. 4, s. 176; Mufid, s. 363.

[18] Seyyid Murtaza, s. 72; Tusi, c. 2, s. 272.

[19] c. 2, s. 150.

[20] Humeyni, c. 1, s. 305.

[21] Kuleyni, c. 4, s. 178; İbn Rüşt, c. 1, s. 317; Muhakkık, c. 1, s. 217.

[22] İbn Habire, c. 1, s. 171; Muhakkık, c. 1, s. 219 – 220; Ceziri, c. 1, s. 585 - 587.

[23] İbn Nedim, s. 264 - 271.

[24] Neccaşi, s. 375, 389.

[25] Agabozork, c. 2, s. 230.

[26] s. 311 - 337.

[27] Agabozork, c. 2, s. 229 ve Müderrisi, s. 338.

[28] Agabozork, c. 2, s. 229 - 230.

 

Kaynaklar

Kur’an-ı Kerim

Agabozork, ez-Zerie.

İbn Babıveyh, Muhammed, “el-Mekne’”, el-Cevamiu’l Fıkhiyye, Kum, 1404.

İbn Rüşt, Muhammed, Bidayetu’l Müçtehit, Beyrut, 1406 / 1986.

İbn Mace, Muhammed, Sünen, tahkik: Muhammed Fuad Abdulbaki, Kahire, 1952 -1953.

İbn Nedim, el-Fihrist.

İbn Habiyre, Yahya, el-Efsah, tahkik: Muhammed Ragıp Tabbah, Halep, 1366 / 1947.

Buhari, Muhammed, Sahih, Kahire, İderetu’t Tabaati’l Muniriyye.

Curcani, Ali, et-Tarifat, Kahire, 1357 / 1938.

Ceziri, Abdurrahman, el-Fıkıh ale’l Mezahibi’l Erbaa, Beyrut, 1406 / 1986.

Humeyni, Ruhullah, Tahriru’l Vesile, Necef, Matbaatu’l Adab.

Ragıp İsfahani, Hüseyin, Müfredatu elfazu’l Kur’an, tahkik: Nedim Maraşlı, Kahire, 1392.

Semerkandi, Alâeddin, Tuhfetu’l Fukaha, Beyrut, 1405 / 1985.

Seyyid Murtaza, Ali, el-İntisar, tahkik: Muhammed Rıza Horsan, Necef, 1391 / 1971.

Şafii, Muhammed, el-Ümm, tahkik: Muhammed Zuhri Neccar, Beyrut, Daru’l Marife.

Şehid Sani, Zeynuddin, er-Rovzetu’l Behiyye, tahkik: Muhammed Kelanter, Beyrut, 1403 / 1983.

Tusi, Muhammed, el-Hılaf, Kum, 1407.

El-Fetaviyu’l Hindiyye (el-Fetaviyu’l Alimkiriyye), Kahire, 1323.

Kuleyni, Muhammed, el-Kafi, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Beyrut, 1401.

Malik b. Enes, el-Muvatta, tahkik: Muhammed Fuad Abdulbaki, Beyrut, 1406 / 1985.

Muhakkık Hilli, Cafer, Şeraiu’l İslam, tahkik: Abdul Hüseyin Muhammed Ali, Necef, 1389 / 1969.

Müderrisiyi Tabatabai, Hüseyin, Mukaddimei ber Fıkhı Şia, tercüme: Muhammed Asıf Fikret, Meşhed, 1368.

Mervezi, Muhammed, İhtilafu’l Ulema, tahkik: Subhi Samerrayi, Beyrut, 1406 / 1986.

Mufid, Muhammed, el-Muknie’, Kum, 1410.

Neccaşi, Ahmed, Rical, tahkik: Musa Şubeyri Zencani, Kum, 1407.

Şeyh Saduk, Meaniu’l Ahbar, et-Tashih: Ali Ekber Gaffari, Kum, İntişaratı İslami, 1361.

Şeyh Saduk, Men la Yehzeruhu’l Fakih, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Kum, Camiatu’l Müderrisin, et-Tabatu’s Saniye, 1404.

Et-Tusi, Muhammed b. El-Hasan, el-Fihrist, muhakkık: Cevad el-Kayyumi, Müessesetu Neşru’l Fekahe, 1417.

Neccaşi, Ahmed b. Ali, Ricalu’n Neccaşi, Kum, Müessesetu’n Neşri’l İslami, 1365.


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib