AKP’nin ‘mezhep eksenli’ dış politikası ülkemizin çıkarlarına çok zarar verdi

  • News Code : 700375
  • Source : özgürsayfa
Brief

Bildiğiniz gibi ben hiç bir zaman inancımı gizlemedim ve ülkemizde bulunan Azeri/Caferi toplumun bütün meselelerini parlamentoda en yüksek sesle dile getirdim. Partimiz de bu tavrımdan memnun oldu. Her sene Muharrem ayında Kerbelâ olayını, İmam Hüseyin davasını o yüce mecliste milletinize anlattık ve parti yöneticileriniz de bizi tebrik ettiler.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- CHP inanç ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmaz ancak tüm inançlara ve etnik kültürlere saygıyla yaklaşır. Dolayısıyla Caferi kimliğimizle orda olmamız parti için bir renk ve zenginlik olarak görülüyordu.

CHP inanç ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmaz ancak tüm inançlara ve etnik kültürlere saygıyla yaklaşır. Dolayısıyla Caferi kimliğimizle orda olmamız parti için bir renk ve zenginlik olarak görülüyordu.

Özgür sayfa yazarı Cahit Kılıç’ın CHP 24.Dönem Milletvekili Ali Özgündüz ile yaptığı röportaj…
 
“AKP’nin ‘mezhep eksenli’ dış politikası ülkemizin çıkarlarına çok zarar verdi.”

“CHP inanç ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmaz ancak tüm inançlara ve etnik kültürlere saygıyla yaklaşır.”
 
“Bence AKP’nin içinde olmadığı bir hükümet kurulmalı ve AKP’nin 13 yıllık iktidarından hesap sorulmalı.”
 
Cahit Kılıç: Sayın Ali Özgündüz, röportaj için bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Siz Iğdırlısınız, ben de Karslıyım. Aynı coğrafyanın çocuğu ve aynı toplumsal yapının mensuplarıyız. Dolayısıyla, bir siyasetçi olarak fikirleriniz ve siyasi alandaki hareketleriniz bizlerin de çok ilgisini çekiyor. Onun için sorularım hem genel siyaset, hem de özel anlam taşıyan ve bizim toplumumuzu ilgilendiren konular üzerine olacak. İzninizle ilk sorumu soruyorum.
CHP içinde ve TBMM’de çok aktif bir dönem geçirdiniz. Partiniz ve Türk milleti adına birçok konuda araştırmalar yapan, iktidarı sıkı takip eden ve yapıcı ama aynı zamanda da sorgulayıcı çalışmalar yapan bir milletvekiliydiniz. Basın yayın kuruluşlarının da size çok ilgisi vardı. Kısacası, sevilen, sayılan ve ilerisi için umut veren bir milletvekili olarak göz dolduruyordunuz. Bunca pozitif yanınıza rağmen partinizi sizi bu dönem için neden aday göstermedi?

Ali Özgündüz: 24 dönem CHP İstanbul milletvekili olarak dört yıl boyunca TBMM’de elimizden geldiğince ülkemize ve milletimize hizmet etmeye çalıştım, özellikle hukuk alanında AKP’nin yaptığı yanlışlara karşı mücadele ettik. Ancak bu dönem aday gösterilmedik. Bunun özel bir sebebi yok. Ben önseçime girmeyip kontenjan adaylığı için müracaat ettim, ancak bizim seçim bölgemize dışarıdan üç MYK üyesi aday gösterilince bize yer kalmadı diye düşünüyorum.
C. K. : Siz aynı zamanda Türkiye’de yaşayan ve bu cumhuriyetin asıl kurucu unsuru olan Azerbaycan kökenli Türklerin de TBMM’deki iki temsilcisinden biriydiniz. MHP milletvekili Sayın Sinan Oğan da aynı toplumsal yapıya mensuptu. Ayrıca her ikiniz de Caferi cemaati mensubu ve TBMM’de temsilcileriydiniz. Ne hikmetse sizin gibi Sayın Sinan Oğan da partisi tarafından aday gösterilmedi. Bu da aklımıza mensubiyetinizden dolayı dışlanmış olabileceğiniz ihtimalini getiriyor. Açık yüreklilikle söyleyiniz lütfen; Caferiliğe mensubiyetiniz bu dışlanmada bir rol oynamış mıdır?

A. Ö. :Hayır. Caferi olmamla aday gösterilmemem arasında bir irtibat yok. Bildiğiniz gibi ben hiç bir zaman inancımı gizlemedim ve ülkemizde bulunan Azeri/Caferi toplumun bütün meselelerini parlamentoda en yüksek sesle dile getirdim. Partimiz de bu tavrımdan memnun oldu. Her sene Muharrem ayında Kerbelâ olayını, İmam Hüseyin davasını o yüce mecliste milletinize anlattık ve parti yöneticileriniz de bizi tebrik ettiler.
CHP inanç ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmaz ancak tüm inançlara ve etnik kültürlere saygıyla yaklaşır. Dolayısıyla Caferi kimliğimizle orda olmamız parti için bir renk ve zenginlik olarak görülüyordu.

C. K. : Bundan sonra da CHP üyeliğiniz devam edecek mi? Partinizde aktif çalışmanız olacak mı? Ya da Partinize bir kırgınlığınız, bir küskünlüğünüz var mı?

A. Ö. : Elbette partimizle irtibatım devam ediyor. Ben halen CHP üyesiyim ve partimin başarısı için çalışmaya devam edeceğim. Benim CHP’li olmam kişisel koltuk meselesi olmayıp ideolojiktir. Yani CHP’nin ilkeleri ve Programı’nın ülkemiz için doğru olduğuna inandığım için CHP’liyim. Bildiğiniz gibi bizler için üniter yapı ve laik cumhuriyet çok önemli olup CHP bu ilkelere sahip çıktığı için biz de CHP’de siyaset yapmaya devam edeceğiz.
C. K. : Suriye savaşının başlamasından sonra, AKP iktidarının mezhepçi yaklaşımları, Caferi cemaati mensubu olan bizleri rahatsız etti. Cumhuriyet döneminde belki de ilk defa bu denli bir baskı altında hissettik kendimizi. Bir yandan IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin tehditleri, Esenyurt’ta iki camimizin kundaklanması, başta o zamanki başbakan Erdoğan’ın tahkiramiz sözleri, bazı AKP mensuplarının hakaretleri bizleri çok rahatsız etti ve elbette ki fakir de dâhil olmak üzere, Caferi cemaati olarak çok sert de tepkiler verdik. On bin Yahudi’nin, 20 bin Ermeni’nin hatırı kalmasın diye dikkatli davranan siyasi çevreler, bugün üç milyona yakın mensubu bulunan Azerbaycan kökenli Caferi cemaati için bu hassasiyeti neden göstermediler? Hem bugüne kadar yaşananları, hem de bundan sonra nelerin yaşanabileceği hakkında neler söylemek istersiniz?

A. Ö. : AKP’nin “mezhep eksenli” dış politikası ülkemizin çıkarlarına çok zarar verdi. Suriye olayları başladığı zaman biz iktidarı uyardık, “yapmayın bu politika sonunda Suriye’de taşlar yerinden oynarsa, Suriye bölünürse bölgede sınırlar değişir ve bundan en çok ülkemiz zarar görür” dedik ama dinletemedik. Bugün geldiğimiz noktada biz haklı çıktık ve görüldüğü gibi ülkemiz bu işten zararlı çıktı. Şu anda 3 milyona yakın Suriyeli Mülteci ülkemizde ve bunlar için milyarlarca dolar para harcandı ve harcanmaya devam edecek. AKP iktidarı Suriye Savaşı’nda başrol oyuncusudur. Dünyanın 40’tan fazla ülkesinden gelen psikopat, sapkın, gözü dönmüş insanlık düşmanı IŞİD ve diğer ‘cihadist’ terör örgütlerini Suriye’ye transfer ederek, onlara silah ve lojistik destek sağlayarak bu Savaş’ın sürmesini sağlıyor, kardeşkanı dökülmesine katkı veriyor. Hükümetin bu politikası elbette ki bizleri rahatsız ediyor ve buna karşı çıkışlarımız bilindiği için bu terör örgütünün ülkemizdeki uzantıları da bizim ibadet yerlerinize saldırı yapabiliyor. Esenyurt’ta olduğu gibi.
7 Haziran sonrası ortaya çıkan yeni meclis aritmetiği umarım AKP ye bir uyarı olur ve inşallah AKP dışında bir hükümet kurulur ve bu yanlış dış politika değişerek ülkemize ve bölgemize barış hâkim olur.
 
 C. K. : Koalisyon ortaklığı hakkında neler söylemek istersiniz. Sizce hangi partiler arasında ortaklık olacaktır? Uzun vadeli bir ortaklık bekliyor musunuz?

A. Ö. : Bence AKP’nin içinde olmadığı bir hükümet kurulmalı ve AKP’nin 13 yıllık iktidarından hesap sorulmalı. Hem 17/25 Aralık yolsuzluk hırsızlık olayları, hem Gezi olayları ve hem de Suriye/MİT tırları olayları tüm yönleriyle ortaya çıkarılıp sorumlular yargılanmalı, hesap sorulmalıdır. Bunun için AKP dışında bir hükümet kurulmalı. Ancak MHP’nin tutumu bu durumu zorlaştırıyor. MHP HDP ile birlikte bir hükümette yer alamayabilir ancak CHP’nin kuracağı azınlık hükümetine destek verirse bu dediklerimiz kolaylıkla yapılabilir.
C. K. : Koalisyon ortaklığı, Sizce Tayyip Erdoğan’ın tek kişilik hâkimiyetini frenleyebilecek midir? Ortaklar, tarumar olan hukuku ve adaleti yeniden tesis edebilecekler mi? Siz aynı zamanda bir hukukçusunuz, son beş-altı yıl içinde hukuk adına işlenen cinayetlerin yaraları sizce sarılabilecek mi?
 
A. Ö. : AKP ile kim koalisyona girerse girsin Cumhurbaşkanı’nı frenlemek mümkün olmaz. AKP geçen yasama döneminde kendine göre bir hukuk düzeni kurdu. Şu anda Meclis çoğunluğu AKP’de değil ve muhalefet işbirliği içinde AKP’nin yaptığı yanlış hukukî düzenlemeleri değiştirip tekrar hukuku yerine oturabilir. Bunun için hükümet kurulmasını bile beklemeye gerek yok. Parlamento görevini yapmalıdır.
C. K. :Suriye’de bir savaşa girme ihtimalimizi nasıl görüyorsunuz? Savaşa girersek Ortadoğu bataklığı bizi de yutar mı? Tayyip Erdoğan kendi istikbalini ve ikbalini kurtarmak için milletin evlâtlarını feda eder mi? Müstakbel koalisyon ortağı parti, böyle bir histeriye direnebilir mi?

A. Ö. : Suriye ile savaş söz konusu olamaz çünkü bu ülkemizi çok ciddi sıkıntıya sokar, iç barışımızı bozar. Bizim millî ordumuz ülkenin çıkarlarına göre davranır. AKP’nin çıkarlarına göre değil. Bu nedenle ordumuz yanlış bir işe girmez diye düşünüyorum.
C. K. : Meclis Başkanlığı seçiminde Devlet Bahçeli’nin hemen herkes tarafından tepki çeken politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

A. Ö. : Meclis Başkanlığında MHP’nin tutumu anlaşılır gibi değil. Dolaylı yoldan AKP’ye destek vererek AKP’li birini Meclis başkanı yaptı ve muhalefetin başka konularda da birlikte hareket etme olasılığının önünü kesti. Meclis başkanlığı bir ortaklık kurma olayı değil ki, HDP’nin olduğu yerde biz olmayız denebilsin. Ki, bu tavır zaten çok yanlıştır. “HDP’nin olduğu yerde ben yokum” diyorsan o zaman komisyonlara da üye verme, o zaman Mecliste de yan yana oturma derler adama!
C. K. : Sizce HDP, bu seçimlerde elde ettiği başarıyı ve kendilerine halkın bir bölümünün teveccühünü pozitif manada kullanıp bütün Türkiye’nin partisi olabilecek mi? Yoksa pençesinden bir türlü kurtulamadığı terör örgütü PKK’nın güdümünde siyaset yapmaya devam mı edecektir?
 
A. Ö. : HDP seçim sürecinde dedi ki “Ben Türkiye partisi olacağım ve şiddeti/terörü onaylamıyorum.”  Bu politika doğruydu, onun için HDP beklentisinin üzerinde bir oy aldı. Eğer HDP bu politikasını sürdürür ve terör örgütü PKK ile arasına mesafe koyarsa Türkiye partisi olma iddiası hayat bulur ve bu ülkemizde huzur ve barışa katkı sağlar ve bu herkesin hayrına olur.
C. K. : Son olarak, Iğdır ve Kars’ta Azeri kesiminin vekil çıkaramamasını neye bağlıyorsunuz? Bizim coğrafyamızda biz neden başarılı olamadık?

A. Ö. : Kars ve Iğdır’da demografik yapı değişti ve nüfus dengesi bozuldu. Genelde Azeri kesimi batıya göç ettiği için milletvekili çıkarma konusunda sıkıntı yaşandı ve bundan sonra da bu sıkıntı devam edecek diye düşünüyorum.
Efendim, bize zaman ayırıp değerli görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki hayatınızda size mutluluk ve başarılar diliyorum. Çok sağ olun…
 
 Cahit Kılıç


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib