Aşura Günü Hakkında Yapılan Dezenformasyon ve Asılsız Hikayeler: Aşura Günü mü? Aşure Çorbası mı?

  • News Code : 715878
  • Source : tahahaber
Brief

Hakkın Batıla, Zulme, Saltanata Başkaldırışını Nasıl Bayram yaptılar!

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Dersim Alevi Cephesi yazılı bir açıklama yaparak, Aşure çorbası yada tatlısı denilen olayın cinayetlerini örtbas etmek isteyen ve de o günü kurtuluş günü! ilan etmek isteyen ümeyye/emevi oğullarının uydurması olduğu söyleyerek, Alevilere ve özellikle de Alevi aydınlarına bu gerçeği aktarmak ve hakkın açıkça ortaya çıkmasını sağlamak için çağrıda bulundu.

Yazılı açıklamanın tamamı:

Aşura Günü mü? Aşure Çorbası mı?

Aşure çorbası yada tatlısı denilen olay cinayetlerini örtbas etmek isteyen ve de o günü kurtuluş günü! ilan etmek isteyen ümeyye oğullarının uydurmasıdır. Dikkat edilirse her yıl Muharrem ayında ve özellikle de Muharrem ayının 10. Gününde halkın birbirlerine adına Aşure çorbası yada tatlısı denilen bir yiyeceği ikram ettiği hatta bazen birbirlerini kutladıkları görülür. Sebebi sorulduğunda da çoğunlukla “Bugün öyle mübarek bir gündür ki! Adem bu gün yaratılmış, yerler, gökler, melekler bu gün yaratılmış, Hz.Nuh gemiden tufandan bugün kurtulmuş, Hz.Yusuf zindandan bu gün çıkmış, Hz.Yakup’un gözleri bugün açılmış, Hz.Yunus bugün balık karnından kurtulmuş,  Hz.Musa bugün firavundan kurtulmuş vs vs vs “cevabını alıp temelsiz, uydurma yada saçmalıkları sürekli olarak duyar yada dinlersiniz.

Yine ‘Güya Hz.Nuh’un kurtulunca gemideki hububatı karıştırıp dağıtmış ve insanları kutlamış!’olduğu anlatılır durur. Ve yine dikkat edilirse kendisini alevi yada sünni kabul eden herkesin olayı bu şekilde izah edip sanki güzel bir iş yapıyorlarmış gibi birbirlerine aşure tatlısı dağıttıklarını da gözlemleriz. Ne yazık ki sadece Anadolu'da değil Anadolu dışında da bu sözlere inananlar bulunmaktadır. Nitekim konuyu araştıran Aliyy’ul Kaarı bu uydurmaların bir kısmını ‘Mevzuatu Kebir’ isimli kitabında toplamıştır.  

Muharrem ayı hicri yılın ilk ayının adıdır. Bilindiği gibi Aşura kelimesi arapça 10.gün anlamına gelmektedir. Ve yine bilindiği gibi Hz.Hüseyin hicri 61.yılda Muharrem ayında Kerbela çölüne ulaşmış ve 10. günde de şehit olmuştur. Peki nasıl oluyor da İmam Hüseyin gibi Allah ve Resulü katında övülmüş mübarek , masum bir kişi katlediliyor da insanlar hele de müslümanlar! O günü bayram ilan ediyor ve kutluyorlar ? Ve dahası o gün insanlık tarihinin en vahşi görüntüleri sergilenmişken, tüm güzel şeylerin o güne denk geldiği! söylenebiliyor? Burada bir tuhaflık yok mu? Hayır çünkü Aşura günü yezidin başını çektiği küfür ve münafık grubu birçok sahte hadis! Uydurarak kendi yaptıkları musibeti bayrama , kutlamaya çevirmek istediler ve tüm insanlara bu sahte kurtuluş masallarını anlatarak musibetlerini örtmek, kafa karıştırmak istediler. Ve ne acıdır ki kısmen de olsa başarılı oldular. Hatta Ehli Beyt dostlarından bir kısmını dahi bu oyuna alet ettiler. Dikkat ettiniz mi Muharrem ayının 10.günü geldiğinde artık sadece tatlı dağıtılmıyor ve sözüm ona bazı dernekler yada kuruluşlarca özel törenler yapılıyor sazlar çalınıp, semahlar dönülüyor . Ve yine dikkat edilirse bu törenlere üst yetkililer, ilahiyatçılarda memnuniyetle! katılıyorlar.

Ne acıdır ki İmam Hüseynin şehit edildiği gün kutlamalarla, yeme içme ve halaylarla anılıyor. Oysa Bir Ehli Beyt dostu yada Alevi o gün ne yapmalıdır? sorusunun cevabı birçok tarihi nakilde açık açık veriliyor. Ama cahil bırakılmış halk’ın ve duyarsızlaştırılmış Alevi aydınının bunlardan haberi olmuyor. Ehlibeyt Mektebinin büyük alimlerinden olan Merhum Şeyh Mufid şöyle diyor: “Muharrem ayının onuncu gününde Hz. Hüseyin (a.s) şehit edilmiştir. İmam Cafer-i Sadık’tan gelen rivayetler gereğince bu günde neşeden uzak durmak, yas merasimleri düzenlemek ve öğle oluncaya kadar bir şey yiyip içmemek ve öğleden sonra, sadece yaslı insanların yediği içtiği miktarda bir şeyler yemek gerekir.”(1)

Ehlibeyt Mektebinin en büyük hadisçilerinden olan Şeyh Saduk 8.İmamımız İmam Rıza (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Aşura gününü kendisine hüzün ve musibet ve ağlama günü yapan kimseye, Allah kıyamet gününü sevinç ve neşe günü kılar.”(2) Şeyh Saduk kendi senediyle İlelu’ş-Şerayi ve Emali kitaplarında Cibille-i Mekkiye’den şöyle nakleder:  “Hz. Ali (a.s)’ın sır dostlarından olan Meysem Temmar’dan şöyle nakleder: Allah’a yemin olsun ki bu ümmet kendi peygamberlerinin torununu Muharrem ayının onuncu günü öldürecekler ve Allah’ın düşmanları o günü bereket günü yapacaklar. Bu iş Allah’ın ilminde geçmiş kesin kazalardandır. Hz. Ali’nin bana öğrettiği ilim üzere ben bundan haberdar oldum. Hz. Ali bana bildirdi ki tüm yaratıklar hatta çölün yırtıcı hayvanları, denizdeki balıklar ve gökte uçan kuşlar bile Peygamber’in torununa ağlayacaktır. Güneş, ay, yıldızlar, gök, yer, insan ve cinlerin mü’min olanları göklerdeki tüm melekler Rıdvan meleği (cennetin koruyucusu melek) ve cehennemle görevli olan Malik, tüm koruyucu melekler, gök ve arşı koruyan meleklerin hepsi Hüseyin’e ağlayacaklar. Sonra Meysem şöyle dedi: Allah’a ortak koşanlara, Yahudi, Hristiyan ve Mecusilere Allah’ın laneti gerekli olduğu gibi Hz. Hüseyin’i öldürenlere de bu lanet gerekli olmuştur. Cibille diyor ki Meysem’e “Nasıl halk Hz. İmam Hüseyin’in şahadet gününü bereket günü bileceklerdir?” diye sordum. Meysem bu soruya karşılık ağlayarak şöyle dedi: Kendileri uydurdukları bir hadis gereğince Aşura gününün Hz. Adem’in tövbesinin kabul olduğu gün olduğunu söyleyecekler; oysa Hz. Adem’in tövbesi Zilhicce ayında kabul olunmuştur. Yine onlar Aşura gününde Yüce Allah’ın Hz. Davud’un tövbesini kabul ettiğini söyleyecekler; oysa Davud’un tövbesi de Zilhicce ayında kabul olmuştur. Onlar bu günde Allah’ın Hz. Yunus’u balığın karnından kurtardığını söyleyecekler; oysa Allah-u Teala Hz. Yunus’u Zilkaade ayında balığın karnından çıkarmıştır. Onlar Aşura gününde Hz. Nuh’un gemisinin sahile yanaştığını söyleyecekler; oysa bu Zilhicce ayının 18. günü vuku bulmuştur. Onlar bu günde Beni İsrail’in kurtulması için denizin Allah tarafından Hz. Musa (a.s) için yarıldığını söyleyecekler; oysa bu Rebiulevvel ayında gerçekleşmiştir….”

Ehlibeyt/Oniki İmam mektebinin kaynaklarında çeşitli senetlerle İmam Muhammed Bakır (a.s)’dan nakledilen ve Ehlibeyt dostlarınca sürekli okunan Aşura Ziyareti duasında şu cümleler yer almaktadır: “Allah’ım bu Aşura günü Ümeyye oğulları ve ciğer yiyen kadının oğlu tarafından kutlu ve mübarek bir gün olarak bilinir…. Bugün Ziyad oğullarının ve Mervan oğullarının Hz.İmam Hüseyin’i (as) öldürdükleri için sevindiği bir gündür. Allah’ım onlara olan lanet ve azabını iki kat eylesin….”

Aşura kelimesinin Muharrem’in onuncu gününe denilmesi, İmam Hüseyin, Ehlibeyt’i ve ailesi dostları Kerbela’da şehit düşüp, Ehlibeyt İmamları ve taraftarları tarafından yas ve anma merasimleri düzenlenmeye başlandıktan sonra meşhur olmuş ve ondan önce tanınan ve yaygın olan bir isim değildi. Lügat bilimcilerde bunu açıkça zikretmişlerdir... Son olarak Ümeyyeoğulları’nın Aşura günüyle ilgili tutumları ve uygulamalarıyla ilgili iki tarihi belgeyi de aktararak noktalamak istiyoruz. Meşhur filozof ve tarihçi Ebu Reyhan Beyruni “El-Asar-ül Bakiye” isimli kitabında şöyle yazıyor: “Ümeyyeoğulları (Hz. Hüseyn’i öldürdükten sonra) Aşura günlerinde yeni elbiseler giyiyor, süsleniyor, sürmeleniyor ve bayram yapıyorlardı. Bu günde ziyafetler verip güzel yemekler ve tatlılar yapıp dağıtıyorlardı. Bu onların saltanatları boyunca devam edip bir gelenek haline dönüştü ve böylece onlardan sonra da Sünniler içerisinde devam etti. Sünnilerin asimilasyonuna maruz kalan Alevi toplumda bu sapkın geleneklerin bazıları sirayet etti … Ama Aleviler/Şiiler bu günde Hz. Hüseyn’in şehadeti münasebetiyle ağıtlar yakıp ağlıyorlar…”

Tarih tekerrürden ibaret değil; aptalların yaşadığı hafıza kaybının tekrarıdır! Meşhur Sünni tarihçi Makrizi “El-Hutat” isimli eserinde şöyle yazıyor: “Mısırdaki Ali taraftarları (Fatımiler), Aşura günlerini yas ve hüzün günü olarak bilip o günde pazarları tatil ediyorlardı. Tarihin en büyük Alevi/Şii katliamcısı Selattin Eyyübi tarafından Fatimi Devleti yıkılıp yerine Eyyübi sultanları iş başına geldiklerinde, onların tam aksine Aşura günlerini sevinç ve neşe gününe dönüştürerek, bu günde aile ve dostlarına ziyafetler vermeye, hamama gitmeye ve süslenmeye başladılar. Bu vesileyle esasında Şam' lıların Haccac-ı Zalim zamanından itibaren başlayan adetlerini, Alevilere/Şiilere inat devam ettirmeyi amaçladılar… Sonra şöyle devam ediyor Makrizi: “Biz kendimiz bizzat Eyyubilerin, Aşura günlerinde yaptıkları sevinç gösterilerinin kalıntılarını gözlerimizle gördük.”

Yani hem akıl ve hem de tarihi rivayetler şunu kanıtlıyor ki: Aşure çorbası yada tatlısı denilen olay cinayetlerini örtbas etmek isteyen ve de o günü kurtuluş günü! ilan etmek isteyen ümeyye/emevi oğullarının uydurmasıdır. Şimdi biz Alevilere ve özellikle de Alevi aydınlarına düşen görevde halkımıza hatta sadece Alevilere değil tüm Müslümanlara bu gerçeği aktarmak ve hakkın açıkça ortaya çıkmasını sağlamak olmalıdır. Unutmayalım ki hakkın açığa çıkması konusunda sessiz kalırsak bu masallar kuşaktan kuşağa geçecek ve Allah korusun mahşerde bizde bu yalanın sorumlularından birisi olarak hesap vereceğiz. Bundan sonraki ilk muharrem ayında ve özellikle de 10. günde yani Aşura gününde halkımızı her türlü yolla bu konuda uyarmak ve Aşura gününde Aşuranın ve Muharremin Hakkın, batıla zulme, saltanata hakikati haykırmak için İmam Hüseynin başkaldırısı ve peygamber çocuklarının katledildiği gün olduğunun bilinciyle ve Oniki imamların bize öğrettiği evrensel sloganımız olan " HER GÜN AŞURA HER YER KERBELA " şiarıyla o musibet gününü matem yapılan yerlerde anmak bizim öncelikli görevimiz olmalıdır.

Dersim Alevi Cephesi


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib