İmam Hüseyin'in Öcünü Alan Muhtar'ın Kıyamı

  • News Code : 716876
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA24.com
Brief

Muhtar’ın kıyamı (Arapça: ثورة المختار الثقفي), Kerbela şehitlerinin öcünü almak için Muhtar bin ebu Ubeyd Sakafi komutanlığında başlatılan bir harekettir. Bu kıyam hicretin 66. Yılında Kufe’de başlamış ve Ubeydullah İbn Ziyad, Ömer İbn Saad, Şimr bin Zi’l-Cevşen ve Sinan bin Enes gibi İmam Hüseyin (a.s) ve yârenlerinin şehadetine neden olan çok sayıda faktör öldürülmüştür. Muhtar’ın kıyamı, Muhammed bin Hanefiye’nin adıyla başlamıştır. Bazı Şia âlimleri ise Muhtar’ın kıyamının İmam Seccad’ın (a.s) emriyle başladığı düşüncesindedir.

Muhtar’ın kıyamı (Arapça: ثورة المختار الثقفي), Kerbela şehitlerinin öcünü almak için Muhtar bin ebu Ubeyd Sakafi komutanlığında başlatılan bir harekettir. Bu kıyam hicretin 66. Yılında Kufe’de başlamış ve Ubeydullah İbn Ziyad, Ömer İbn Saad, Şimr bin Zi’l-Cevşen ve Sinan bin Enes gibi İmam Hüseyin (a.s) ve yârenlerinin şehadetine neden olan çok sayıda faktör öldürülmüştür. Muhtar’ın kıyamı, Muhammed bin Hanefiye’nin adıyla başlamıştır. Bazı Şia âlimleri ise Muhtar’ın kıyamının İmam Seccad’ın (a.s) emriyle başladığı düşüncesindedir.

Kıyam’ın Hedefi

Muhtar bin Sakafi, Kerbela vakıasında hapiste bulunmaktaydı. Hapisten çıkar çıkmaz İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinden intikam almaya koyulmuştur. İlk önce Yezid’e Hicaz’da başkaldıran Abdullah bin Zübeyr’e katıldı, ancak kendisiyle aynı düşüncede olmadığını anladı ve ondan ayrılarak kıyamı için Kufe’ye geri döndü.

Abdullah Bin Zübeyr’le Birlikteliği

Önceden Abdullah bin Zübeyr’le görüşmeler yapan Muhtar, çevresindekilerin Abdullah bin Zübeyr’e biat etmesini istediğinde onlara Abdullah ile kendi hedefleri arasında farklar olduğunu söylemiş ve ona biat etmenin maslahata aykırı olduğunu ileri sürmüştür(1), ancak çevresindekilerin ısrarı üzerine Abdullah İbn Zübeyr’e iki şartla biat etmiştir: birinci şart: Abdullah bin Zübeyr yaptığı işlerde ona danışacak, tek başına kararlar almayacak,(2) ve ona karşı çıkmayacaktır.(3) ikinci şart: hükümetteki en üst makamı Muhtar’a verecektir.(4)

Yezid orduları Mekke’ye saldırdığında ve Abdullah bin Zübeyr kuşatıldığında Muhtar onun yanında Yezit ordularına karşı savaşmıştır. Bazı kaynakların belirttiğine göre, Muhtar, Abdullah İbn Zübeyr’in hile ve aldatmayla iş çevirdiğini(5) ve hilafet iddiasında bulunduğunu gördüğünde ondan uzaklaşmış ve kıyam hazırlıklarını yapmak için Kufe’ye doğru yola çıkmıştır.(6)

Muhammed bin Hanefiye İle Görüşmesi

Muhtar, Kufe’ye doğru yola çıkmadan önce Muhammed bin Hanefiye ile görüşmüş ve kıyam edeceğine dair niyetini ona açıklamıştır. Muhammed bin Hanefiye’den icazet istemiş, o da genel sözcüklerle ona izin vermiş ve ondan takvalı olmasını istemiştir.(7) Belazuri’nin naklettiğine göre ise Muhtar’a sarih bir şekilde izin vermiştir.(8)

Kufe Yolunda

Muhtar, Mekke’den Kufe’ye yola çıktı. Kufe yakınlarındaki İmam Hüseyin (a.s) ve yârenlerinin şehit edildiği yerde durarak ağlamış ve ağıt yakmıştır. Yakınlarda olan Şialar bu sahneyi görmüş ve ona katılmışlardır.(9) Muhtar, Cuma günü Hiyre nehrine varmış ve orada gusül almış, güzel kokular sürmüş, başına sarığını koymuş, kılıcını kuşanmış ve Kinde meydanındaki Sekun camisine gitmiştir. Yolda her nereden geçmişse zafer kazanılacağına dair insanları müjdelemiştir.(10)

Kufe’ye Girişi

Muhtar’ın Kufe’ye girişi Yezid’in ölümünden altı ay sonra ve Ramazan ayının ortasında gerçekleşmiştir.(11) İbn Zübeyr ise Abdullah bin Muti’yi Kufe’ye vali olarak atamıştır.(12-13)

Muhtar ve Tevvabin Kıyamı

Muhtar, Kufe’ye girdikten sonra Süleyman bin Surad’ın daveti ve Tevvabin kıyamı ile karşı karşıya kalmıştır. Onu kıyam için uygun görmediği için onlarla işbirliği yapmaya yanaşmamıştır. Kufelilere de Süleyman savaş için gerekli donanıma ve savaş taktiklerine sahip değildir, demiştir. Ömer bin Saad da Kufe hâkiminin yanına giderek tevvabinin onlar için bir zarar teşkil etmediğini, bilakis Muhtar’dan korkması gerektiği ve Kufe için tehlike barındırdığını söylemiştir.(14) Bu şekilde tevvabin kıyamı sırasında Muhtar, Abdullah bin Zübeyr faktörleri tarafından zindanda bulunmaktaydı.(15)

Tevvabinin Geriye Kalanlar

Tevvabin kıyamı yenilgiye uğradıktan sonra Muhtar, onlardan geriye kalanlara mektup yazarak kendisine davet eder. Onlar da Muhtar’ın davetine olumlu yanıt vererek zindana saldırarak onu hapisten kaçırabileceklerine dair mesaj yollarlar. Muhtar, şimdilik sabretmelerini ve kaç gün içinde normal bir şekilde tahliye edileceğini bildirir. Muhtar, Abdullah bin Ömer’in eşi olan kız kardeşi Safiye bint Ebi Ubeyd’e bir mektup yazarak hapisten çıkması için aracılık etmesini ister. Abdullah bin Ömer teklifi kabul eder ve Muhtar’ın serbest bırakılması için gerekli adımları atar ve Muhtar hapisten çıkar.

Kufe Valisine Bağlılık Ahdi

Küfe hâkimi İbrahim bin Muhammed, Muhtar hapisten çıktığında ondan hükümet karşıtı girişimlerde bulunmamasına dair söz alır ve eğer hükümet karşıtı girişimlerde bulunursa bin deve kurban edeceği ve kız erkek tüm kölelerini azat edeceğine dair ondan yemin etmesini ister. Muhtar da yemin eder ve hapisten çıkar.

Hapisten çıktıktan sonra amaçlarım uğrunda bin deve kurban etmem küçük bir şeydir ve yine amaçlarıma ulaşmak için tüm kölelerimin olmamasını yeğlerim demiştir. Dolayısıyla yoluna devam etmiştir.(16)

Kıyam Hazırlıkları

Hükümet güçleri Muhtar’ı takibe aldıkları için Muhtar ilk önce gizlice adamları aracılığı ile güç toplamaya çalışmıştır. Muhtar’ın elçi ve yakınları şunlardır:

* Saib bin Malik Eş’eri; Irak Şiilerinin ileri gelenlerinden ve Kum Eşe’rilerinin dedesi.

* Yezid bin Enes.

* Ahmer bin Şamit.

* Rufai bin Şedad; tevvabin kıyamının ileri gelenlerindendi.

* Abdullah bin Şedad Beceli; tevvabin kıyamının ileri gelenlerindendi.

Muhammed Bin Hanefiye Tarafından Temsilcilik

Muhtar, Kufe’de kendisinin Muhammed bin Hanefiye’nin vekili olduğunu ve kendisini emin, vezir ve emir olarak atadığını ve onun tarafından Ehlibeytin (a.s) öcünü almak ve mülhitlerle savaşmak için görevlendirildiğini açıklamıştır.(17-18)

Muhtar’ın İddialarındaki Belirsizlik

Bir grup Şia, Sa’r bin Ebi Sa’r Hanefi’nin evinde oturmuştu, Abdurrahman bin Şarih şöyle dedi: “Muhtar, Muhammed bin Hanefiye’nin temsilcisi olduğunu iddia etmekte, bizim Medine’ye gidip olaydan haberdar olmamız yerinde olacaktır.”(19)

Kufelilerin Muhammed bin Hanefiye İle Görüşmesi

Başlarında Abdurrahman bin Şarih’in olduğu bir grup Medine’ye giderek Muhammed bin Hanefiye ile görüştü. Görüşmede Muhtar’ın kıyamı ve onun tarafından temsilcisi olup olmadığı soruldu. Muhammed Hanefiye şöyle dedi: “Allah’a andolsun ki Allah kullarından her kim düşmanlarımızdan öcümüzü alırsa mutlu olurum.”30)

Allame Meclisi’nin, İbn Nema’dan naklettiğine göre Muhammed bin Hanefiye onları vazifelerinin ne olduğunu öğrenmeleri için İmam Seccad’ın (a.s) huzuruna götürmüştür. İmam Seccad (a.s) onlara şöyle buyurmuştur: “Amcacığım! Eğer Allah kullarından bir kişi bizi himaye etmek için kıyam ederse insanlara ona yardım etmek vacip olur ve ben seni bu konuda elçim olarak atıyorum; öyleyse salah ve doğru olan neyse yap.”(21)

Dışarı çıktıklarında şöyle demişlerdir: İmam Zeynel Abidin (a.s) ve Muhammed bin Hanefiye bize izin verdi.(22-23) Böylece Kufe’ye döndüklerinde Muhtar’ı teyit etmişlerdir.(24-25)

Muhtemelen bu rivayet, Ayetullah Hoi ve Ayetullah Mamakani gibi bazı büyük Şii âlimlerinin Muhtar’ın kıyamı için ‘Muhtar, İmam Zeynel Abidin’den özel izin almıştır’ demelerine neden olmuştur.(26-26)

İbrahim bin Malik Eşter’in Rolü

Muhtar bin Sakafi, kıyamın amacına ulaşması için Şia ileri gelenlerinin önerisini kabul etmiş ve İbrahim bin Malik Eşter’i kıyama davet etmiştir.(28) İbrahim ilk önce kararsız kalmış, ancak Muhammed bin Hanefiye’nin Muhtar’ı destekleyen mektubunu gördükten ve önde gelen bazı Şiilerin mektubu teyit etmelerinden sonra Muhtar’a biat etmiştir.(29) İbrahim bin Malik Eşter, kıyamın ikinci adamı hüviyeti ile kıyamda çok önemli bir rol oynamıştır.

Kıyamın Başlama Tarihi

Kıyamı hazırlayan stratejisiler, kıyam tarihini hicretin 66. Yılında Rebiyülevvel ayının 14’dünde(30) Perşembe günü olarak belirlemişlerdi, ancak İbrahim bin Malik Eşter’in Kufe ordu komutanı İyas bin Muzarib ile beklenmeyen erken çatışmasında İyas ölmüş ve kıyam tarihi mecburen iki gün erkene yani 12 Rebiyülevvel’e alınmıştır.(31)

Şiar ve Sloganı

Muhtar, Abdullah bin Şeddad’dan “Ya mensur ümmet!”(32) diye slogan atmalarını istemiştir. Bu slogan Bedir savaşında(33) ve Beni Mustallak savaşında(34) Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sloganı idi. Bir sonraki Şii kıyamında da bu slogan kullanılmıştır. Sonra Zeyd bin Ali’nin(35-36), Muhammed Nefsi Zekiyye’nin, İbrahim bin Abdullah’ın da istifade ettiği bir slogandı. Aynı şekilde Muhtar, Süfyan bin Leyla ve Kudame bin Malik’e de “Ya lesarati’l-Hüseyin” yani Hüseyin’in kanını (öcünü) isteyenler” solanını atmalarını istemiştir.(37)

Daha sonra kıyam aleni olmuş ve birkaç gün sonra meydana gelen savaşta Kufe hakimi Abdullah bin Muti kaçmıştır.(38-39)

Abdullah bin Muti, kıyama karşı zafer kazanması için Abdullah bin Zübeyr tarafından Kufe hâkimi olarak atanmıştı.

Kufe Sarayına Giriş

Hicretin 66. Yılında Rebiyülevvel ayının 15’inde Cuma günü, Muhtar Kufe sarayın girer ve Cuma namazı onun imamlığında kılınır. Kendisi Cuma hutbesinde iki hutbe okumuş ve orada kıyamının amaçlarının halka açıklamıştır. Cuma namazından sonra halktan biat alma töreni düzenlenmiştir.

Hükümetteki Pozisyonların Belirlenmesi

* Abdullah bin Haris Nehai, -İbrahim bin Malik’in amcası- Ermenistan valisi

* Muhammed bin Umeyr, Azerbaycan valisi

* Abdurrahman bin Said bin Kays, Musul valisi

* İshak bin Mesud, Medain valisi

* Said bin Huzeyfe bin Yeman, Hilvan valisi

* Abdullah bin Malik Tai, Kufe kadısı

* Ebu Umre Keysani, Kufe’nin askeri kuvvetler komutanı.

Katillerden İntikam

Suçlunun İsmiSuçuCezalandırılma Şekli
Ömer bin Sad Yezid'in ordu komutanı Kılıçlarla vurulması ve başının kesilmesi
Hafs bin Ömer Sad Babası olan Ömer bin Sad'a yardım etmesi Başının kesilmesi
Şimr bin Zi'l-Cevşen Öldürülmesi ve başının kesilmesi Piyade birliklerinin komutanı ve sayısız cinayet
Sinan bin Enes İmam Hüseyin'in başını kesen katil parmaklarının, el ve ayaklarının kesilmesi ve kazana atılması
Havli bin Yezid Esbehi İmam'ın başını taşıyan ve sayısız cinayet Ateşe atılarak yakıldı
Becdel bin Selim Kelbi İmamın pamaklarını kesmiştir parmak, el ve ayaklarının kesilmesi
Hermele bin Kâhil Esedi el ve ayaklarının kesilmesi ve ateşe atılması Kerbela'da okçu ve sayısız cinayet
Hekim bin Tufeyl Tai Hz. Abbas'ın katili el ve ayaklarına çivi çakılması ve ok yağmuruna tutulması
Murret bin Munkiz Hz. Ali Ekber'in katili Ellerinin kesilmesi ve ömrünün sonuna kadar felçli kalması
Zeyd bin Rukkad Okçu ve sayısız cinayet taşlanması ve ok yağmuruna tutulması
Amr bin Sabi' Abdullah bin Müslim bin Akil'in katili Mızrak darbeleriyle öldürülmüştür
Malik bin Huşeym Bedai İmamın başlığını yağmalamıştır El ve ayakları kesilmiş ve öldürülmüştür
Abdullah bin Useyd Cehni Kerbela'da aktif savaşçı Boynunun vurulması
Haml bin Malik Muharibi Kerbela'da aktif savaşçı Boynu vurulmuştur
Rukad bin Malik Cebeli İmamın mallarını yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Amr bin Halid Beceli İmamın mallarını yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdurrahman bin Cebeli Çadırları ve İmamın elbisesini yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdullah bin Kays Holani Savaşa katılması ve malların yağmalanması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Malik bin Beşir Bedi Kerbela'da aktif savaşçı İki el ve ayakları kesilmiştir
Umman bin Halid Cehni Abdurrahman bin Akil'in katili Boynu vurulmuş ve yakılmış
Ziyad bin Malik Kerbela'da aktif savaşçı ve İmamın şahsi elbisesini yağmalaması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdurrahman bin Ebi Hoşkare Kerbela'da aktif savaşçı ve İmamın şahsi elbisesini yağmalaması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
İshak bin Hubet İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Ehnes bin Murşid İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Reca bin Munkiz Abdi İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Salim bin Hesime İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Vahiz bin Naim İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Salih bin Veheb İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Hani bin Sebib İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Useyd bin Malik İmamın naaşının üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi

İmam Seccad’ın Bedduasının Kabul Olması

Medine’ye giderek İmam Seccad’la (a.s) bir görüşme yapan Minhal bin Amr’ın dediğine göre İmam Seccad (a.s) Muhtar’ın kıyamı hakkında bilgi alıp Kerbela katillerinin öldürülüp öldürülmediğini sorduğunda Hermele bin Kahil’i de sormuştur. Hermele’nin hayatta olduğunu duyunca şöyle buyurmuştur:

:“Allah’ım! Ateş ve demirin hararet ve sıcaklığını ona tattır.”(40)

İmam Seccad’la (a.s) bir görüşme yapan Beşer bin Galib Esedi de Hz. Seccad Efendimizin (s.a) Hermele’yi lanetle andığını söylemiştir.(10)

Minhal bin Amr, Hac ziyaretinden Kufe’ye döndüğünde Hermele’nin ölüm sahnesini yakından müşahede etmiş ve İmam Zeynel Abidin’in (a.s) duasının kabul olduğunu görmüştür.

Ömer bin Saad’ın Amannamesi

Hz. Ali’nin (a.s) yakınlarından olan Abdullah bin Cu’de, Muhtar’ın yanına gelerek ondan Ömer bin Saad için amanname istemiştir. Muhtar kendince gerekçelerle ona aman vermiştir, ancak ona hiçbir hata ve yanlış yapmamasını ve Kufe’den dışarı çıkmama şartı koşmuştur.

Amannamenin İhlal Edilmesi

Ömer bin Sa’d’ın serbest kalmasından dolayı Muhammed bin Hanefiye’nin rahatsız olduğu haberi Muhtar’a ulaşınca(41) Muhtar Ömer İbn Sa’d’ı öldürme düşüncesine kapıldı. Muhtar, Ömer’in yakınlarının da olduğu bir toplantıda Kerbela vakıasının ana unsurlarından olan Ömer bin Sa’d’ın yakında öldürüleceğinin haberini verdi. Muhtar, amannameye istediği an Ömer’i ele geçirebilecek bir madde eklemişti. O maddede hiçbir hata ve yanlış yapmaması şartı vardı. İmam Muhammed Bakır (a.s) bu maddenin açıklaması hakkında şöyle buyurmuştur: Muhtar’ın hata ve yanlıştan maksadı abdesti batıl eden şeylerdi.(42) Muhtar, Ebu Umre’yi Ömer’i öldürmesi için evine gönderdi. Ebu Umre, Ömer’i öldürdükten sonra kesik başını Muhtar’a götürdü.

Şam Hükümeti İle Savaş

Kufe’de bulunan Kerbela şehitlerinin katillerinin çoğu öldürülmüş, ancak az bir kısmı kaçmayı başarmıştır. Muhtar, daha sonra Kerbela vakıasının ana unsurları olan Emevilere karşı harekete geçme kararı aldı. Bazı rivayetlerde İmam Hüseyin’in (a.s) katillerini öldürdükten sonraki Muhtar’ın, en büyük arzusu İbrahim bin Malik Eşter komutasında bir orduyu Şam’a göndermekti.(43)

İbrahim Bin Malik’in Gönderilmesi

İmam Hüseyin’in katilleri öldürüldükten sonra İbrahim, hicretin 66. Yılında zilhicce ayında Şam’a doğru yola çıktı. Muhtar, İbrahim komutasındaki orduya belli bir noktaya kadar eşlik etmiştir.(44-45) Öte yandan Ubeydullah bin Ziyad, İbrahim bin Malik’in ordusuna karşı koymak için yola çıktı. İki ordu Musul yakınlarında karşı karşıya geldi.

İbrahim’in ordusu 8 bini İranlı 4 bini Arap olmak üzere 12 bin kişilik bir ordudan oluştuğu rivayet edilmekte(46), bazıları ise 20000 binle 30000 bin arasında olduğunu söylemektedir.(47)

İbn Ziyad’la Karşı Karşıya Geliniyor

İbrahim bin Eşter’in 12 bin kişilik ordusu İbn Ziyad’ın 80 bin kişilik(48) ordusu ile Musul yakınlarında karşı karşıya gelir. İbrahim bin Malik’in zaferi ile sonuçlanan bu savaşta İbn Ziyad, Husayn bin Numeyr ve Şerhebil bin Zi’l-Kila gibi önemli isimler öldürülür.(49) Ubeydullah İbn Ziyad’ın ölümü bir sonraki Aşura günü gerçekleşmiştir.(50)

Kerbela faciasının en önemli isimlerinden biri olan Ubeydullah bin Ziyad bu şekilde öldürülmüş, bedeni ateşe verilerek yakılmıştır.(51) Başı Muhtar’a gönderilmiş, Muhtar da Medine’ye İmam Seccad (a.s) ve Muhammed bin Hanefiye’ye göndermiştir.(52)

İbn Ziyad’ın Başı Medine’de

İbn Ziyad’ın kesik başı İmam Seccad’ın (a.s) huzuruna götürülünce İmam o esnada yemek yemekteydi. İmam İbn Ziyad’ın kesik başını görünce şöyle buyurdu:

“Bizi İbn Ziyad’ını yanına götürdüklerinde İbn Ziyad yemek yemekle meşguldü ve babamın başı karşısında durmaktaydı. Dedim ki: ‘Allah’ım! İbn Ziyad’ın kesik başını görmeyene kadar canımı alma.”(53)

Haşebiye Ordusu

Abdullah bin Zübeyr, Muhammed bin Hanefiye, Abdullah bin Abbas ve aralarında Hasan Müsenna’nında olduğu Beni Haşim’den 17 kişiyi Şe’bu Arim adlı mağarada hapsederek, kendisine biat etmemeleri durumunda hepsini yakacağı tehdidinde bulundu. Muhammed bin Hanefiye, Muhtar’a bir mektup yazarak ondan yardım etmesini istedi. Muhtar da ellerinde yalnızca çubuk olan bir grubu Mekke’ye gönderdi. Zaten bundan dolayı onlara Haşebiye (ağaç, çubuk) denmiştir.(54) Ordunun kılıçlarla değil, çubuklarla Mekke’ye gönderilmesinin nedeni Mekke’nin saygınlığını korumak içindir.(55)

Mus’ab ve Muhtar’ın Savaşı

İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinden bir grup kaçmayı başarmıştır. Onların başında Muhammed bin Eş’es ve Şebes bin Rabii bulunmaktaydı. Bu kişiler Basra’ya kaçmış ve Muhtar’la savaşması için Mus’ab bin Zübeyr’i tahrik etmekteydiler.

Kufe Dışında Savaş

İki grup ilk önce mezar denilen yerde karşı karşıya geldi. Muhtar Sakafi’nin ordu komutanı Ahmer bin Şumeyt yardımcısı Abdullah bin Kamil ve Ebu Umre Keysan yapmaktaydı. Mus’ab bin Zübeyr’in ordu komutanı kendisi ve Muhlib bin Ebi Safre idi. Bu savaşta Muhtar’ın ordusu ağır bir yenilgi aldı, İbn Şumeyt, İbn Kamil ve Ebu Umre ve çok sayıda İranlı öldü.

Sonra savaş Muhtar’ın komutanlığında Kufe dışında devam etti. Bu savaşta da Muhtar’ın ordusu ağır bir yenilgi aldı ve Kufe’ye doğru geri çekildi. Bu savaşta Muhammed bin Eş’es öldürüldü.

Kufe İçinde Savaş

Mus’ab’ın ordusu Kufe içlerine doğru ilerlemeye devam etti ve içeride de yapılan çatışmaların ardından Muhtar’ın ordusunu yenilgiye uğratarak Daru’l-İmareyi kuşatmaya aldılar. Muhtar’la birlikte 6000 kişi içeride mahsur kaldı. Muhtar onlardan düşmana saldırmalarını ve onurları ile ölmelerini istedi, ancak onlar kabul etmediler.

Muhtar’ın Öldürülmesi

Muhtar 19 kişi ile birlikte dışarı çıktı ve adil olmayan bir savaşta öldürüldü. Bu hadise Ramazan ayının 14’ünde hicretin 67’sinde gerçekleşti.(56)

Muhtar’la birlikte bugün Hücr bin Adiyy’nin oğulları Abdullah ve Abdurrahman(57) ve Kum Eşe’arilerinin ceddi olan Saib bin Malik Eş’eri gibi kişiler de öldürülmüştür.(58)

Kuşatmaya Alınanların Akıbeti

Muhtar’ın isteğine karşı gelerek onurları ile savaşmaya yanaşmayan 6 bin kişilik grubun tamamı tutuklanmış ve boyunları vurulmuştur.(59)

Günlerden bir gün Mus’ab, Abdullah bin Ömer’in yanından geçerken, Abdullah bin Ömer ona ‘sen bir günde kıble ehlinden 6000 kişiyi öldüren adamsın’, dedi. Mus’ab onların kâfir olduklarını iddia etti. Bunun üzerine Abdullah şöyle demiştir: “eğer babandan sana miras kalan bu kadar sayıdaki koyunları bile öldürmüş olsaydın o bile haram ve israftı, kaldı ki öldürdüklerin Müslümanlardı.”(60-61)

Muhtar’ın Eşinin Öldürülmesi

Mus’ab, tüm esirleri öldürdükten sonra Muhtar’ın iki eşi olan Samre bin Cundeb’in kızı Ümmü Sabit ve Numan bin Beşir’in kızı Umre’nin peşine düşmüştür. Onları tutukladıktan sonra onlardan Muhtar’a küfür ve hakaret etmelerini istedi.(62) Ümmü sabit dediğini yaparak serbest bırakıldı, ama Umre ‘Allah ona rahmet etsin. O Allah’ın salih kullarından bir kuldu’ dedi. Bunu duyan Mus’ab onun öldürülme emrini verdi. Matar adlı bir kişi onu öldürmüştür. Yakubi şöyle yazmaktadır: “Mus’ab, Muhtar’ın eşi Umre’den Muhtar hakkındaki görüşünü sorduğunda o, Muhtar’ı iyilikle anmış ve şöyle demiştir: ‘İnnehu kane takiyyen, nakiyyen, sivamen’ ; ‘O takvalı, temiz ve çok oruç tutan biriydi.’ Bunun üzerine Mus’ab onun öldürülmesini emretmiştir. İslam’da boynu vurularak öldürülen ilk kadın Umre olmuştur.”(63)

ABNA24.COM

WİKİSHİA.NET

Dipnotlar

  1. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 378.
  2. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 907.
  3. Tarih İbn Haldun, c. 2, s. 37.
  4. Tarih Taberi, c. 5, s. 575.
  5. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 317.
  6. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 910.
  7. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 380.
  8. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 380.
  9. El-Kamil, c. 4, s. 174.
  10. Tarih Taberi, c. 5, s. 578.
  11. Tarih İbn Haldun, c. 2, s. 43.
  12. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 911.
  13. Tarih İbn Haldun, c. 2, s. 44.
  14. El-Kamil, c. 4, s. 172.
  15. İmtau’l-Esma, c. 12, s. 251.
  16. Tecaribu’l-Umem, c. 2, s. 137.
  17. İmtau’l-Esma, c. 12, s. 250.
  18. Tarihi İslam, c. 5, s. 62.
  19. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 384.
  20. Tarih Taberi, c. 6, s. 14.
  21. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 365.
  22. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 365.
  23. Riyadu’l-Esrar fi Menakibu’l-Eimmeti’l-Ethar, c. 1, s. 298.
  24. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 384.
  25. Tarih Taberi, c. 6, s. 14.
  26. Mu’cemu’r-Rical, c. 18, s. 100.
  27. Tenkihu’l-Mekal, c. 3, s. 101.
  28. Tarih Taberi, c. 6, s. 15.
  29. Tarih Taberi, c. 6, s. 16.
  30. Tecaribu’l-Umem, c. 2, s. 147.
  31. Tarih Taberi, c. 7, s. 183.
  32. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 309.
  33. Tabakat, c. 2, s. 10; İmtau’l-Esma, c. 12, s. 250.
  34. El-İstiyab, c. 2, s. 656.
  35. Taberi, c. 7, s. 183.
  36. Makatil, s. 133.
  37. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 390.
  38. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 392.
  39. Taberi, c. 6, s. 27.
  40. Keşfu’l-Gumme fi marifeti’l-Eimmet, c. 2, s. 112.
  41. Tarih Taberi, c. 6, s. 62.
  42. Tarih Taberi, c. 6, s. 61.
  43. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 323.
  44. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 323.
  45. El-Emali, Şeyh Tusi, s. 240.
  46. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 334.
  47. El-Ahbaru’t-Tival, s. 293.
  48. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 363.
  49. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 426.
  50. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 383.
  51. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 426.
  52. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 386.
  53. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 336.
  54. Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 284.
  55. El-Kamil, c. 4, s. 251.
  56. Tarihi Kum, s. 290.
  57. El-İsabet, c. 2, s. 34.
  58. Tarihi Kum, s. 290.
  59. El-Muntezim, c. 6, s. 66.
  60. El-Bidayet ve’n-Nihayet, c. 8, s. 289.
  61. Ensabu’l-Eşraf, c. 63, s. 445.
  62. Ahbaru’t-Tival, s. 309.
  63. Tarihi Yakubi, c. 2, s. 264.

Kaynaklar

* İbn Esir, Ali bin Ebu’l-Kerem, el-Kamil fi’t-Tarih, Beyrut, Daru sadır, Beyrut, m. 1965.

* İbn Hacer Askalani, el-İsabet fi Temyizi’s-Sahabe, araştırma: Şeyh Adil Ahmed Abdulvucüt ve Şeyh Ali Muhammed Muavvez, birinci baskı, Beyrut, daru’l-kutubu’l-ilmiyye, k. 1415.

* İbn Haldun, el-İber Tarih İbn Haldun, tercüme: Abdulmuhammed Ayeti, müessese mutalaat ve tahkikat Ferhengi, birinci baskı, ş. 1363.

* İbn Kesir, İsmail bin Ömer, el-Bidayet ve’n-Nihayet, Beyrut, daru’l-fikr, 1986.

* İbn Moskoviye, Ebu Ali er-Razi, Tecaribu’l-Umem, tahkik: Ebu’l Kasım İmami, Tahran, suruş, ikinci baskı, ş. 1379.

* Erbili, Ali bin İsa bin Ebi’l Feth, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, Beyrut, daru’l-Adva, k. 1405.

* Belazuri, Ahmed bin Yahya Cabir, Ensabu’l-Eşraf, araştırma: Suheyl Zekar ve Riyad Zerkuli, Beyrut, daru’l-Fikr, k. 1417.

* Cezairi, Seyyid Nimetullah, Riyadu’l-Ebrar fi menakibi’l-Eimmeti’l-Ethar, müessese Tarih Arabi, Beyrut, k. 1427, birinci baskı.

* Hoi, Ebu’l Kasım, Mu’cemu’l-Hadis ve Tefsil Tabakatu’r-Ruvat, merkez neşri es-sikafeti İslamiye, Kum.

* Tusi, Muhammed bin el-Hasan, El-Emali, Tusi, daru sikafet, Kum, birinci baskı, k. 1414.

* Kummi, Hasan bin Muhammed, Tarihi Kum, tercüme: Hasan bin Ali bin Hasan Abdulmelik Kummi, tahkik: Seyyid Celalettin Tahrani, Tahran, Tus, ş. 1361.

* Mamakani, Abdullah, Tenkihu’l-Mikal fi ilmi’r-Rical, murtazeviye matbaası, Necef, k. 1349.

* Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, daru ihya turas el-arabi, k. 1403, ikinci baskı.

* Mukaddesi, Mehter bir Tahir, Aferineş ve Tarih, tercüme: Muhammed Rıza Şefii Kedkoni, Tahran, birinci baskı, ş. 1374.

* Mukrizi, Takiyuddin Ahmed bin Ali, İmtau’l-Esma bima li-Nebi mine’l-Ehval ve’l-Emval ve’l-Hifdet ve’l-Meta, araştırma: Muhammed Abdulhamid el-Nemisi, Beyrut, daru’l-kutubu’l-ilmiye, birinci baskı, 1999.

* Yakubi, Ahmed bin Ebi Yakub, Tarihi Yakubi, Beyrut, daru sadır.

 


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib