Adil bir düzen kuramıyorsanız idam cezasını geri getirmeyin

  • News Code : 236659
  • Source : sekizsütün
Son dönemlerde yüksek sesle tartışılmaya başlanan idam cezasını Türkiye’nin önemli Hukukçularından Prof. Dr. Hüseyin Hatemi ile konuştuk. “Eğer adil bir düzen kuramıyorsanız bu kadar ağır sorumluluk gerektiren bir cezayı uygulamamak daha iyidir” diyen Hatemi, hadım cezasının uygulanmaması gerektiğini belirtti.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Her ne kadar vicdanlarımız bu konuda farklı şeyler söylese de hukuki olarak Türkiye’ye idamın geri gelebilme imkânı var mı?

İdamın geri gelmesinde pozitif hukuk bakımından engeller olduğu görülüyor. Avrupa Birliği’ne aday olmamız ayrıca Avrupa İnsan Hakları sözleşmesini kabul etmemiz gibi sebeplerle idamı geri getirmede bazı sorunları getireceği muhakkak.

Fakat ben ancak yaratıcının koyduğu sınırlar dâhilinde olan idam cezasının tamamen kaldırılmasında tereddüt ettiğimi söyleyebilirim.

İdam cezası niçin yeniden yüksek sesle konuşulmaya başlandı?

İdam cezasının geri gelmesini isteyenler ikiye ayrılır. Birincisi Sadece yaratıcının sınırlarını çizdiği şekilde icra edilmesini isteyenler ikincisi idam cezası geri gelsin de siyasi rakiplerimizi de ortadan kaldıralım düşüncesinde olanlar. O yüzden mesele bir de Öcalan’ın idamı meselesi haline geldi. Bir kere şunu açıkça söylemek lazım: Öcalan’ın yargılanması yeni baştan yapılmadan böyle bir şey olmaz. Sonra Öcalan davası hükme bağlandı. Hükme bağlandığı için geriye dönüş söz konusu olamaz. Her ne kadar hukuka riayet etmeyi hiçbir zaman düşünmeyen bazı insanlar şekli bahanelerle bunu aşmak isteyebiliriler. Nitekim rahmetli Menderes’in yanında Celal Bayar’ında idam edilmesi için 1960 27 Mayıstan sonra özel bir değişiklik yapıldı. Celal Bayar’ın yaşından dolayı idam cezasının verilemeyeceği belliydi. Bunun için ceza kanunu değiştirildi ve idam cezası daha yaşlı kimselere de verilebilir hale getirildi. Ceza kanunları geriye yürümez dediler buna karşılık mevcut iktidar o devrin büyük hukukçularından fetva aldı. Ve şöyle dediler “bu değişiklik öz ile ilgili değildir bu usuli bir değişikliktir bu değişiklikten sonra idam cezasının verilmesi mümkün olur”. Yassı ada mahkemesi buna hükmettiği halde bazı nedenlerden dolayı Milli Birlik Komitesi Celal Bayar’ın idamını müebbede çevirdi.

ANCAK BİR ADAM ÖLDÜRME SONUCU İDAM CEZASI VERİLİR

İslam hukukunda idam cezası hangi hallerde uygulanır?

Meşru Müdafaa şüphesi olmayacak şekilde canavarca bir cinayet işlenmiş olması lazım. Yani bir insan öldürülmüş olacak. Ve cinayeti işleyen kişi üzerinde hiç bir şüphe olmayacak. Zaten önceden ceza kanununda ölüm cezası verilen hallerin bazıları böyleydi. Bu gibi durumlarda da öldürülen kişinin yakınlarına özel af yetkisi tanınmıştır. Bu kişiler biz bir idam istemiyoruz bunun yerine diyet istiyoruz derlerse sunni fıkhına göre o kişi idam edilemez. Ceza diyete dönüşmüş olur. Ama hepsi birden idam istiyoruz derse idam gerçekleşir. İslam’da idam cezasının verilmemesini sağlamak için bu kadar kurallar olduğu halde bu seferde siyasi iktidarı meşru olmayan yoldan elde edilen kişiler bu hükümleri tahrifetmeye çalışmışlardır. “Evet, o şerhi hükümdür idam cezası ancak bu haklarda verilir ama ben şerhi hükümlerle mukayyet değilim devlet reisiyim” diyerek kendisinde katl yetkisi görmüştür. Yani ben istersem siyaseten katl fermanı veririm. İşte idam cezasını isteyenlerin bir kısmı bu kötü geleneğin devamını istediği için istiyorlar çok dikkatli olmamız gerekir. İdam cezası siyaseten verilemez. Ancak bir adam öldürme sonucu idam cezası verilir.

ADİL BİR DÜZEN KURAMIYORSAK İDAM CEZASINI GERİ GETİRMEYELİM DAHA İYİ

Tarihte birçok insan haksız yere idama mahkûm edildi bunun en somut örneği Adnan Menderes’in idam edilmesi. İdam belirli güç odaklarının işini gören bir merkez olarak da kullanıldı. İdamın olması bu tehlikeleri de beraberinde getiriyor bu ne derecede önlenebilir?

Önlenebilir aslında. İdam cezası da şartlarına riayet edilirse bu tehlikeler önlenebilir. Eskiden idam cezasının Millet Meclisi tasdikinden geçmesi gerekiyordu ondan sonra idam cezası icra edilirdi. Maalesef birçok insan tabii hukuktaki şartlar gerçekleşmeden idam edildi. Deniz Gezmiş’in de bir kişiyi öldürdüğü hatırlamıyoruz. Bahsettiğimiz bu kurallar bırakılırsa idam cezasıyla haksız adam asma gibi olaylar olur. Kabul edilecekse ancak bu şartlara riayet ederek kabul edilmeli. Onun için adil bir düzen kuramıyorsak, hukuk devletine erişemiyorsak bu kadar ağır sorumluluk gerektiren bir cezayı uygulamamak daha iyidir.

Hz Ali’yi İbni Mülcem zehirli kılıçla vurduğu zaman Hz Ali baygınlık halinden ayılır ayılmaz çevresindekiler içmesi için süt getirdiler Hz Ali önce sütün İbni Mülcem’e götürülmesini istedi. Çünkü tutuklanan bir kişi haklarına riayet edilmesini istedi. Nitekim vefatına çok kısa süre kala gene oğullarını başına toplayıp ama ben kurtulmazsam siz affetseniz ne çıkar. Ama affetmeyecekseniz de çok dikkatli olun çünkü Rasulü Ekrem “kuduz köpeğin cesedini bile aşağılamayın” dedi. Yani bir insanın idam ederken kurallara uymalı.

Benim küçüklüğümde birini çok açık hatırlıyorum Eminönü’nde bir idam olayına şahit olmuştum. O sıralarda idamlar aleni yapılırdı ibret olsun diye.

İdam cezasının aleni bir şekilde yapılmasını doğru buluyor musunuz?

Uygun bulmuyorum bu idam cezası son devir yapıldığı gibi aleni olmadan yapılmalı. Hatta icradan önce idam edilecek kişi ailesiyle görüştürülmeli, vasiyetini güvendiği birine vermesi sağlanmalı. Ama bütün bunları gerçekleştirmek zor onun için bunları yapılmayacaksa hiç geri getirmeyelim daha iyi.

İdam cezasının caydırıcılığı olmaz düşüncesinde birçok insan var sizce caydırıcımıdır?

Bütün bu şartların titizlikle uygulandığı idamlar caydırıcıdır. İdam cezası şartlarına uygun gerçekleşirse bir caydırıcılığı olur ikincisi kan davalarını önleyici olur. Yani bir yakınının katilini görmeye dayanamayan adam aradan yıllar geçmesine rağmen o kişiyi karşılaştığı yerde öldürüyor.

Victor Hugo idam cezasına karşı olarak “suç vicdan azabı ile ödenir” diyor. Mevlana’da Fihi Mafih adlı eserinde idam “suçluyu cezalandırmak için değil suçsuzu korumak için yapılır” diyor. Burada Mevlana’nın idama karşı olmadığını görüyoruz.

Victor Hugo’nun sözünü şöyle anlamak lazım: Öyle zannediyorum ki idam cezası derken kendisinden saydığı kişiler için bu sözü söylemiş olabilir. Yazdığı bazı şiirlerinden sezdiğime göre idam cezası Türkler içindir diyor. Barbarlar idam cezasını kendi aralarında tatbik etsinler ama Fransızlara yakışmaz. Barbarlardan biri medeni Avrupa’da bir suç işlerse onlara idam cezası verilebilir. Çünkü onlar ikinci sınıf insanlar.

Mevlana’nın sözü ise çok doğur bir söz, idam cezasının toplumda intikam gibi olayları ortadan kamasını sağlamak için yapılması gerekir diyor.

İSLAM HUKUKU ÇOK ÇABUK SAPTIRILDI

İslam’da hukukunda el kesme gibi cezalar var. Bu cezalar her ortamda uygulanabilir mi? örneğin Her hırsızlık yapanın eli kesilir mi? Bu konuda devletin ve toplumun görevler nelerdir?

İslam hukukunda el kesme gibi recm gibi cezalar yoktur. El kesme cezası şu manadadır. Aslında bunlar ceza değil caydırıcı olması için suçun ilanıdır. Yine suçsuzu korumak içindir. Bu tür cezaların amacı Örneğin: bu adam Adalet vasfını kaybetmiştir bu adama karşı muamelelerinizde ona göre davranın. Demektir. Yani bir nevi medeni haklardan yoksunluk cezasıdır. El kesme dedikleri ceza aslında şöyle uygulanır, parmaklarının ucu, kesilerek değil çizilerek halka karşı kaldırılarak gösterilir. bu adam hırsızlık etmiştir. Medeni haklardan yoksundur ona göre davranın. Recm de öyledir hiçbir kadın toplum önünde teşhir edilmez. Eğer evli erkek zina etmişse de taşlama, hiç birini öldürmeyecek şekilde küçük taşlar atılarak yapılır. Evli değilse de dayak cezası öldürecek bağırtacak şekilde yapılamaz. Rasulü Ekrem’in icra ettiği gibi, elinde kısa misvakla ilkokul çocuklarının avuçlarına cetvelle vurur gibi omuz başlarına 100 kere vurulur.

Malesef İslam hukuku çok çabuk saptırıldığı için meşru olamayan işkenceler yapılmıştır bunlar caiz görülmüştür.

HADIM CEZASI UYGULANMASIN

Hadım konusunda ne düşünüyorsunuz?

İslam hukukunda hadımın bir uzuv kesilmesi yoktur. Rasul-ü Ekrem demiştir hadım eden hadım bulur. Onun için hadım etme cezasını uygulanmaması lazım. Bu kişiler bir ruh hastasıysa tedavi edilinceye kadar tutuklu kalır. Uzuv kesme şeklinde olamaz.

Peki, kısas uygulaması…

Kısas meselesini de doğru anlamak lazım. Bu da yanlış anlaşılmış bir konu. Kısas uzuv kesme şeklinde olmaz. Yani bir kimsenin gözü çıkarılmışsa karşılık olarak göz çıkarılmaz. Göze göz dişe diş mantığı şu şekildedir. Yoksulun gözü zenginin gözü diye bir ayrılık yoktur. Hepsi eşit haklara sahiptir. Zenginin gözü yoksulun gözü farklı değerde değildir. Kısasın manası budur. Uzuva karşılık uzuv kesilmez karşılığında diyet ödenir.

Asırlardır yanlış uygulamalar devam ettiği için İslam hukukunda korkulmaktadır. Şeriat insan onuruna bağlı temel değerleri koruyucu anlamındayken kahrolsun şeriat laflarını duyuyoruz. Bizde kafalar çok karışık olduğu için şeriat kelimesini yanlış anlaşılıyor. Şeriat: Tabii hukukun değişmez evrensel ilkeleri demektir. Pozitif İslam hukukuyla tabii evrensel hukuk ilkelerini karıştırdıkları için şeriat deyince bütün yanlış uygulamalar hatta şeriatla ilgili olmayan örfi cezalar şeriat diye canlanmaktadır.

ASIRLARDIR ÇAKIYORUZ

İslam ülkeleri sizin dediğiniz anlamda şeriatı ne kadar uygulayabiliyorlar?

Bu İslam alemine imtihan sorusu olarak çıkacak. Ama asırlardır çakıyoruz. İmtihanı veremiyoruz. Hz mehdi zuhur ettiği zaman bırakın kâğıdı kalemi diyecek ve tahtaya bu söylediğim şeyleri yazacak inşallah.

Şeriat asırlardır yanlış tatbik edildi diyorsunuz. Ama sizin anlattığınız şeriatı Müslümanlara inandırmak zor olsa gerek?

Bize düşen görev açıkça tebliğ etmektir.


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1440 / 2019
conference-abu-talib
Şeyh Zakzaki