İkinci Gecenin Mersiyesi:

Aşk Kafilesinin Kerbela’ya Girişi

  • News Code : 280466
  • Source : Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA
Brief

Ümeyye oğullarının İmam Hüseyin’e (a.s) biat için baskı yapmasının ardından, imam Medine’den Mekke’ye doğru hareket etti. Orada Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ayını geçirdi ve Zilhicce ayının girmesiyle hac amelleri için ihram bağladı. Öte yandan “Amr b. Said b. As” Yezit tarafından imam Hüseyin’in tutuklanması veya onunla savaşması için Mekke’ye gönderildi. O, terviye günü (zilhicce ayının sekizinde) Mekke’ye ulaştı.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İmam Hüseyin (a.s), düşmanlarının Allah’ın evi Kabe’ye ihtiramlarının olmadığını bildiği için temettü haccını yarıda keserek onu müfrede umresine çevirerek Mekke’den ayrıldı. İmam Hüseyin’in (a.s) kendisinin de buyurduğu gibi niyeti Allah’ın evinin ihtiramını korumaktı. Muhammed b. Hanefiyye’nin kendisine Mekke’de kalması ve orayı terk etmemesi isteğine şöyle yanıt vermişti: “Ey kardeşim! Ansızın Yezid’in beni haremde öldürmesinden ve benim yüzümden Allah’ın evinin ihtiramını yok etmesinden korkuyorum.” Aynı şekilde “İbni Abbas”, “Ferzdak” ve “İbni Zübeyr” gibi başkalarına vermiş olduğu cevabında -ki onlar Yezid’in Kabe’nin ihtiramını koruyacağını düşünüyorlardı- şöyle buyurmuştur: “İki karış Kabe’nin dışında öldürülmem ve Mekke’nin saygınlığının benim yüzümden ihlal edilmemesi daha güzeldir.”

Sonraları Abdullah b. Zübeyr’in ayaklanmasında Ümeyye oğullarının Kabe’yi mancınıkla topa tutarak Abdullah’ı orada öldürmeleri, İbni Abbas’ın o zekası ve İbni Zübeyr’in o uyanıklığına rağmen hata yaptıkları ve İmam’ın bu konudaki öngörüsünün doğru olduğu ortaya çıkmıştır. İmam Hüseyin (a.s) geleceği çok iyi bir şekilde görüyor ve düşmanlarını çok iyi tanıyordu.

İmam Hüseyin (a.s), hacılar hac amellerini yerine getirmek için Mina’ya doğru hareket ettiklerinde O, tavaf edip, sefa ve Merve arası say yapıp, taksir ederek ihramdan çıkarak Küfe yolunu tuttu.

Muhammed Hanefiyye, haber kendisine ulaşınca kendisini kafileye yetiştirerek imam Hüseyin’in (a.s) atının dizginlerini tutarak şöyle dedi: “Ey kardeş! Ne oldu da bu kadar aceleyle buradan gidiyorsun?” imam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu: “Dün gece Allah Resulünü (s.a.a) rüyamda gördüm bana: “Ey Hüseyin! Dışarı çık. Allah senin ölmeni irade etmiştir.” Muhammed Hanefiyye dedi ki: “İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Öyleyse bu kadın ve çocukları nereye götürüyorsun?” imam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu: “Ceddim Resulullah buyuruyor ki Allah onların esir olmasını irade ediyor.”

İmam Hüseyin (a.s) Allah’ın evinin saygınlığının korunması, Allah Resulünün emirleri ve Allah’ın emirlerini ihya etmek için ailesi, akrabaları ve bazı yaranlarıyla birlikte Irak’a hareket etmek için Mekke’yi terk etti. İmam Hüseyin’in (a.s) Mekke’den çıkış tarihi konusunda tarihçilerin bir kısmı zilhicce ayının sekizi bazıları da (İbni Kuvlevy) imam Muhammed Bakır’a (a.s) dayandırdığı habere göre zilhiccenin yedisidir.

İmam Hüseyin (a.s) Küfe’ye doğru hareket etti. Ama bu şehrin yakınlarında “Hür b. Yezid Riyahi”nin ordusu imamın ordusunun önünü kesmesi için görevlendirilmişti. (üçüncü gecenin mersiyesi başlığında bu konu detaylı bir biçimde ele alınacaktır.)

İmam Hüseyin (a.s) ve Hür b. Riyahi arasındaki uzun müzakerelerin ardından Hür, İmam Hüseyin’e şöyle dedi: “Şimdi ki Küfe’den gelmeyi uygun görmüyorsan öyle bir yol seçki ne Küfe yolu olsun ne de Medine’ye döneceğin bir yol. Ben de bu sırada Emir’e mektup yazayım.” Hz. Hüseyin (a.s) Kadisiye yolunu seçti.

Nur kafilesiyle, zulmet kafilesi birkaç gün boyunca gölge be gölge bir birini takip ederek Muharrem Ayının ikisi “Neyneva” denilen bir köyün yakınlarında Küfe valisi Ubeydullah b. Ziyad’ın mektubu Hür’e ulaştı. Mektubunda şunlar yazılıydı: “Benim mektubum eline geçer geçmez Hüseyin’i durdur, ona baskı yaparak, savunmasız ve susuz bir yere sürükle.”

Hür, İmam Hüseyin ve ashabına zorluk çıkararak onu oradaki o bölgenin en kurak ve susuz yeri olan mektubun eline geçtiği yer olan Neyneva’da konaklaması için zorladı. İmam Hüseyin (a.s) Hür’e hitap ederek şöyle buyurdu: “Sana yazıklar olsun! Bırak da abat ve bir köy yakınlarına gidelim.” Hür cevabında şöyle dedi: “Hayır, Allah’a yemin ederim ki bu işi yapamam. Bu mektubu bana casuslar ulaştırdı ve burada konaklamamız gerektiğini bildiriyor.”

İmam Hüseyin’in ashabından biri olan “Zuheyr” şöyle dedi: “Ey Allah Resulünün oğlu! Bu grupla burada savaşmamız daha sonradan bunlara katılacaklardan savaşmaktan daha rahattır, bırakın bunlarla savaşalım.” İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu: “Ben, savaşın başlatıcısı olmayacağım.”

O sırada imam Hüseyin (a.s) oranın adını sordu. Dediler ki buranın adı “Aker”dir. Tekrar acaba buranın başka bir adı yok mudur? Dediler ki: “Buraya Neyneva da diyorlar.” İmam yeniden buranın başka bir adı daha yok mu? Diye sordu. Dediler ki: “Kerbela” da diyorlar.” Bunu duyan imam ağlamaya başladı. Sonra şöyle buyurdu: “Allahumme inni euzu bike mine’l kerbi vel bela” (Allah’ım! Hiç kuşkusuz ben acı ve kederden sana sığınıyorum.) sonra yaranlarına şöyle buyurdu: “Burada konaklayacağız. Ceddim Resulullah bana burada kanlarımızın akacağını ve buraya defnedileceğimiz haberini vermiştir.” Sonra ot ve ağacın olmadığı o kurak çöle çadırların kurulması emrini verdi.

Başka bir rivayete göre imam Hüseyin’e (a.s) buranın adı Kerbela’dır dediklerinde imam Hüseyin (a.s) oranın toprağından alıp koklayarak ağlamaya başladı ve sonra şöyle buyurdu: “Ümmi Seleme bana haber verdi ki bir gün Cebrail Allah Resulünün yanındayken seni onun yanına götürdüm. Sen o sırada ağlıyordun. Peygamber seni alarak bağrına bastı. Cebrail dedi ki: “Acaba onu seviyor musun?” peygamber efendimiz buyurdu ki: “Evet” Cebrail dedi ki: “Senin ümmetin onu öldürecektir.” Sonra Kerbela’nın toprağını Peygamber’e gösterdi.” Vallahi bu toprak o topraktır.”

Aynı şekilde hadiste şöyle gelmiştir: imam Ali (a.s) Sıffin savaşına gittiğinde Neyneva ahalisiyle karşılaştı. Buyurdu ki bu araziye ne diyorlar? Dediler ki: “Kerbela” imam Ali (a.s) o kadar fazla ağladı ki toprak ıslandı.

Ve şimdi gel, bizde Muhammed ve Ali’yle birlikte ağlayalım o kimseler için ki gökler ve yerler onun musibetine ağlarlar.

الا لعنة الله علی القوم الظالمين و سيعلم الذين ظلموا أي منقلب ينقلبون*.

*اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَسَيَعْلَمُ الَّذٖينَ ظَلَمُوا اَیَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ 

Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuara, 227)

Kaynaklar:

1. Seyyid ibni Tavus; el- Luhuf fi Katli Tufuf; Kum Razi yayınları, 1364

2. Şeyh Abbas Kummi; Nefsi’l Mehmum; tercüme ve tahkik Allame Ebu’l Hasan Şe’rani; Kum: Zevil Kurba yayınları,1378

3. Muhammed b. Ceriri Taberi; Tarihi el- Umem vel Muluk, Beyrut; darsevidan, bita; 5. Cilt.

ABNA.İR


Yorumunuzu Giriniz

E-Posta adresiniz yayımlanmayacaktır. *İle işaretli alanların girilmesi mecburidir.

*

Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib