Tarihin Şiirle akışı

Zeyneb’in Macerası (2)

  • News Code : 367421
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
Şam zorbası tağutun ömrü günahla geçti Ölüp gitmeden önce oğlunu halef seçti Düştü biat derdine o ahmak yezid için Soramazdı hiç kimse bu biat neden niçin Birkaç itiraz sesi usulüyle kesildi Çünkü Ümeyye nesli baş-kesen bir nesil'di Vali ettiler Şama, Nebi sonrası dönem Bu imansız adama verdiler farklı önem Valiler azledilir ona dokunulmazdı Gayet işini bilir tilki gibi kurnazdı Yirmibeş yıl valilik sultanlığa dönüştü Onun için islamlık sadece görünüştü...

Oğlunun tahtı için bir yiğitten korkardı

O yiğidin gözünde ne taht ne makam vardı

Ölümüne beş kala oğlunu ateşledi

Hüseyin’i ya öldür ya da biat al dedi...

 

Süklüm-büklüm bir halde zilletin elçileri

Bir teklif ilettiler sarstı O yiğit eri

Ayak altına attı o zillet teklifini

Allah aşkına kalktı yaşatmak için dini...

 

Ziynet verdi çöllere O fatiha gülleri

Kamaştırdı gözleri mest etti gönülleri

O mukaddes kıyamın kahraman habercisi

Kan kınalı Zeynep'ti O Fatıma incisi

 

Aşura sabahında tüm gözler uykusuzdu

Yiğitler suya değil şehadete susuzdu

Raz-u Niyaz-Dua'yla çıkılmıştı geceden

Toprak öpmüş alınlar parlıyordu secdeden

 

Mevlanın aşkı vardı O toprağın ıtrında

Mahmur olmuştu canlar-cananın aşk sırında

Meydana gitmek için Ashab yarış halinde

Berat aldılar o gün O Cennet mahallinde

 

Hüseynin bu Ashabı baştanbaşa iman'dı

O vefa incileri nur üstüne nurdan'dı

Işıl-ışıl parlayan şehadet gerdanlığı

Güzellerle süslendi,parlattı insanlığı...

 

O Neyneva çölünde tövbekar bir kahraman

Hür çıktı ilk sahneye, el verdi Ona iman

Dilaverle başladı kıyamın O safhası

Bağlandı pak alnına İmamın af levhası...

 

Ardından tüm güzeller bir inci sırasıyla

Dizildi gerdanlığa Hüseynin rızasıyla

Kerbela aşıkları ne destanlar yarattı

O gün çocuklar bile Haydarı hatırlattı

 

Zeynebin iki oğlu birer küçük efsane

Kılıçlar boydan uzun, vuruştular merdane

O goncalar doğrandı gençliğin baharında

Haydar asaleti var Onların damarında...

 

Aşura mazlumları O mübarek mekanda

Bekleşirken Mevlayı, ruhları bir-tek can'da

Şimr'in o sunak taşı kurbana matem tuttu

Kan ağlayan o hançer sanki kızıl yakut'tu

 

Boş dönmüştü Zülcenah gittiği son seferden

Kakülünde kutsal kan, haber verdi O YER'den

Yar'in düştüğü yerde kanlı bir tufan vardı

Zeyneb’in sırlı saçı O tufanla ağardı....

 

Şuheda bedenleri atlara çiğnetildi

Dörtbir-yana dağılan ahular inletildi

Binlerce azgın atlı Onlara hücum etti

O dehşetli manzara gerçekten kıyamet'ti

 

Yüz gösterdi esaret kıyametin peşinden

Kopamıyordu Zeynep O başsız kardeşinden

O katligah içinden Karivan yola düştü

Paramparça bedenler lime-lime düşmüştü....

 

Aheste geçti kervan kızıl-gül bahçesinden

İnliyordu tüm-mekan şeyda bülbül sesinden

İmam Zeynel'in boynu kızıl güle renk-oldu

Tavafa duran zincir kanlı bir çelenk oldu

 

O Peygamber kızları zincirlerle bağlandı

Zeynebin yanmış kalbi tekrar-tekrar dağlandı

Böyle cefa olmazdı nasıl reva gördüler

Rugayye'yi kamçıyla döverek götürdüler...

 

Kufede'ki hanımlar Zeyneb’i tanıyordu

Zeynep geçmiş yılları hüzünle anıyordu

Bir-kez yine gelmişti daha birkaç yıl önce

Hayret etmişti onlar O sultanı görünce

 

Çekti yüzünden tülü nur yaydı çevresine

İsmet bağının gülü, Arş kurban çehresine

Şimdi esir olarak o Kufeye gidiyor

Bu durum daha beter insanı kahrediyor...

 

Tanımaz bir haldeydi yüzü yaralı kan'da

Ağaran o saçları çökmüş omuzlarında

İhanetler diyarı Kufe çok duygusuzdu

Yetimlere kol-kanat günlerdir uykusuzdu...

 

İbn-i Ziyad soysuzu kibirli bir şeytan'dı

İblisin uğursuzu görünüşte insan'dı

Böbürlendi Zeynebe, güya o kazanmıştı

Hüseyni öldürtmekle dava bitti sanmıştı

 

Esirlerin içinden Zeynep kalktı Şir gibi

Kanlı zülfü dökülmüş omzuna zincir gibi

O, düşman karşısında amansız şuurluydu

Kalbi kırıktı lakin başı-dik gururluydu

 

Sildi ibn-i ziyad’ı cesur konuşmasıyla

Yalnız değildi Zeynep O mağrur edasıyla

Hüseyindi orada hem Ali-Fatımaydı

O tabutu oklanan Hasan ul Müctebaydı....

 

Zehir gibi sözlerle o zalimi kahretti...

Onun duruşu bile alçağa hakaretti

Orada Hanım Zeynep asalet sembolüydü

O kıyamın simgesi, risalet bülbülüydü

 

Övündü taa Uhud'tan amcası koç-Hamza'yla

Aşk mihrabında kurban babası Murtaza'yla

Gül-bağı Kerbela’da ne güzeller görmüştü

O yüce soylu Zeynep,soysuzu öldürmüştü....

 

Lanetlenmiş o sersem öfkesinden kudurdu

Pis elinde asayla kanlı dişlere vurdu

Namerd oğlu namerd'in davranışı çirkindi

Kanlı dudak-Kesik baş Mevlamız Hüseynin'di....

 

O esnada esirler bir vaveyla kopardı

Ya Hüseyn feryadından sanki zelzele vardı

Sabır ayeti Zeynep tahammülü ağlattı

Kahroldu Ebu-Leheb, Zeynep devrim yarattı....

 

Aşkolsun'ki Zehraya böyle bir kız doğurdu

Can kurban Murtazaya Onu aşkla yoğurdu

Kerbela musibeti dağladı gönülleri

Ağlattı gül-dalına O şeyda bülbülleri...

 

Ehlibeyt (a.s) Şairi Kerbelai Hüseyin Yalçın

ABNA.İR


Mourining of Imam Hossein
Aşura Özel
پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib