Niçin Allah’a ibadet ediyoruz? Namaz, oruç ve haccın felsefesi nedir?

  • News Code : 189859
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı
Soru: Allah’ın ibadete ihtiyacı olmadığı halde niçin O’na ibadet ediyoruz? Herkesin O’na ve O’nun ise hiç kimseye ihtiyacı yoktur; eğer Allah’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı varsa bu Allah’ın ulûhiyet makamıyla uyuşmaz.

Cevap

Bu soruya “özet” ve “ayrıntılı” olarak iki şekilde cevap verilebilir.

Özet cevap:

Allah’ın ihtiyaçlarını karşılamak veya O’na bir fayda vermek amacıyla ibadet ediyorsak, bu surette yukarıda söz konusu edilen “Allah, sınırsız bir varlığa sahip ise ve her türlü eksiklik ve ihtiyaçtan münezzeh ise o halde neden bizim ibadetimize ihtiyacı vardır?” sorusu gündeme gelir. Ama eğer O’na ibadet etmekten maksat bizim kemale ulaşmamız ise, bu surette ibadet bizim kemal ve saadete ulaşma vesilemiz olacaktır ve O’nun bize ibadeti emretmesi, yine bizim, doğru kemale ulaşmamız için O’nun bir tür lütfü, merhamet ve hidayeti olacaktır.

Ayrıntılı cevap:

İbadet, dua ve Allah’ın rızası doğrultusunda gerçekleşen her türlü amelin paha biçilmez ferdi ve toplumsal bir seri etkileri vardır ve gerçekte bu doğrultuda gerçekleşen fiiller en yüce terbiye ve ahlak mektepleridir zira:

Birincisi: Allah’a ibadet etmek, insanda teşekkür etme hissini canlandırır ve büyük ve çok değerli nimetleri insana bahşeden yüce bir makama teşekkür etmek, onun bu makama layık olduğunun göstergesidir.

Allah’a teşekkür etmenin, Teşekkür edenin teşekkürle birlikte vazifesini yerine getirmesi ve nimetlerin kendisine sunulması karşısında nankör olmadığını ifade etmesi gibi bir sonucu vardır.

İkincisi: Allah’a ibadet etmek, insanın ruhi tekâmül sebebidir; sonsuz mutlak kemal sahibi “Allah” ile ruhumuzun irtibat kurmasından ve kulluk vazifesini yerine getirerek günlük işlerinde o sonsuz güçten yardım alıp ona layık olunan ölçüde konuşabilmekten daha yüce bir ruhi kemal düşünülemez.

Zikrettiğimiz bu ayrıcalıkların hepsi doğru bir şekilde ibadet edildiği zaman söz konusu olur; bütün bunlarla birlikte namaz, oruç, hac ve… diğer ibadetlerin kendilerine has meziyetleri vardır. Örnek olarak İslami ibadetlerin en büyüğü sayılan namaz, oruç ve hac ibadetinin kedine has özelliklerine işaret ederek, Allah’ın mı bizim ibadetlerimize ihtiyacı vardır yoksa bizim mi ona ibadet etmeye ihtiyacımız vardır, meselesini aydınlığa kavuşturacağız. 

Namaz ve namazın eğitimsel sırrı

1- Namaz Allah’ın hatırlanma vesilesidir: Allah’ı hatırlamak kendimize hâkim olmanın, asi içsel dürtülerimizi kontrol etmenin ve ruhi isyanların engellenmesinin en büyük vesilesidir.

“Namaz kılan” sürekli Allah’ı hatırlar, o öyle bir Allah’tır ki küçük ve büyük tüm işlerimizden haberdardır; ruhumuzun en ücra köşesini ve zihnimizden geçeni bilir. Allah’ı hatırlamanın en küçük etkisi, insanın arzusuna ulaşması ve isteklerini düzene koymasıdır. Bunun yanında ondan gafil olmak ise ceza ve ödülden habersiz olmamız ve aklın körelme vesilesidir.

Allah’tan gafil olan kimse kendi amel ve davranışlarının sonunu düşünmez ve kendi istek ve arzularının doyurulmasında her hangi bir sınır tanımaz. Gece ve gündüz kılınan beş vakit namaz vesilesiyle insan Allah’ı hatırlar ve gafletin karanlığını ruhundan ve düşüncesinden arındırır.

Gerçekten de insanın içsel dürtülerinin hâkimiyeti varlık merkezinde sapa sağlamdır ve sınır tanımaz; bu istek ve dürtüleri kontrol etmenin en güzel yolu, Allah’ı hatırlamak ve günahkârların cezalandırılıp ince hesaplardan geçirileceğini unutmamaktır. Bu açıdan Kur’an-ı Kerim’de namazın sırlarından bir tanesini Allah’ı hatırlatmak olarak tanıtılmış ve şöyle buyrulmuştur: “Yalnız bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.”[1]

2-Günahlardan sakınma vesilesidir: Namaz kılan kimse, namazının kabul edilmesi için günahlardan kaçınması gerekir; örneğin namazın sahih olma şartlarından bir tanesi, bu ibadetin gerçekleşmesi için abdest ya da gusül suyunun, cübbenin ve namaz kılınan yerin mubah olması gerekir. Yalnızca namaz konusunda bunca günahtan sakınmak, ancak diğer ibadetler konusunda bu günahlara riayet etmemek son derece zordur.

Kur’an-ı Kerim’in Ankebut Suresi’nde sanki bunlara değinilmiş ve şöyle buyrulmuştur: “Çünkü namaz kötü ve iğrenç şeylerden men eder.”[2]

Namaz kılan kimse özellikle muhtaçların haklarının verilmesi gerektiğine, dedi kodu yapmamaya, tekebbür ve hasetten sakınmaya, alkollü içeceklerden uzak durmaya ve tertemiz bir kalple Allah’ın huzurunda durmaya çalışmaya dikkat etmenin, namazın kabul edilme şartlarından olduğuna dikkat ederse böyle bir kimse hakiki anlamda namaz kılan biridir. Bu sebeplerden ötürü Peygamber Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır: “Namaz tertemiz nehir suyu gibidir; gece ve gündüz beş defa kendini böyle tertemiz suda yıkayan kimsenin bedeni nasıl kirlenmezse günde beş defa manevi suyla kalbini yıkayan kimsenin kalbi de hiçbir zaman kirlenmeyecektir.”

Temizlik ve sağlık vesilesidir: Namaz kılan kimse, bazen gusül unvanıyla bedeninin tamamını yıkayan ve genelde her gün defalarca abdest alarak bedenini pisliklerden arındıran bir insan, kaçınılmaz olarak temiz bir insan olacaktır. Bu sebeple hayati meselelerden biri olan temizliğin gerçekleşmesine namaz yardımcı olur.

Düzenli ve dakik olunmasına yardım eder: İslamda namazların her birinin kendine has vakitleri vardır ve namaz kılan kimse namazlarını tayin edilen bu vakitlerde kılması gerekir. Bundan dolayı namaz ibadeti insanın düzenli olması ve vaktini bilmesine yardım eder.

Özellikle sabah namazını eda etmek için Güneş doğmadan önce namaza kalkan kimse, tabii olarak sabahın temiz havasından istifade eder ve olumlu faaliyetlerine vaktinde başlar.

Namazın bireysel eğitimsel etkileri söylediğimiz şeylerle sınırlı değildir; ama verdiğimiz bu örnekler, İslami olan bu ibadetin büyük sırlar içerdiğinin göstergesi olabilir.

Namazın toplumsal sırları

Namaz İslam ümmetinin belirli vakitlerde birlik içinde olduğunun açık göstergesidir; zira Müslümanların hepsi kendine has vakitlerde kıbleye doğru döner ve kendine has adabıyla Allah’a ibadet ederler, bunun kendisi ibadet vesilesiyle milletin büyük birlik ve beraberlik içinde olduğunun açık bir göstergesidir. 

Namazlar cemaat şeklinde eda edildiği zaman vahdet, eşitlik ve birliktelik ruhu düzenli ve birbirine kenetli namaz saflarında kendini gösterir ve bu manevi birlikteliğin öneminin açıklanmasına gerek yoktur.

Her ne kadar namazın toplumsal ve bireysel eğitimsel sır ve faydaları bunlarla sınırlı değildir; ancak bu kadarı bile bu büyük ilahi farzın ne kadar önemli sırlar içerdiğini aydınlatmaya yeterlidir.

Orucun sırlarından bir demet

İslami ibadetlerin bir tanesi oruçtur ve bu ibadetin eğitsel sırlarından bir tanesi insan üzerindeki “adet ve şehvet” hükümetinin son bulması ve insanı nefsanî isteklerden kurtarmasıdır.

Hükümetlerin en kötü ve en tehlikelisi kötü adet ve nefse kulluk etme hükümetidir; çoğu zaman küçük bir alışkanlık -  sigara alışkanlığında olduğu gibi – insani nefsin izzetine telafisi olmayacak ölçüde zarar verir ki diğer alışkanlıkların zararını siz hesap edin.

Özgür bir insan, hiçbir kötü alışkanlığın kendisine hükmetmediği ve sapa sağlam bir iradeyle her türlü âdetin hükümetini alaşağı eden insandır. Böyle bir hürriyete sahip olan insanın dayanıklı olabilmesi için oruca ihtiyacı vardır.

Bunların daha ötesinde oruç insani duyguları canlı tutan bir ibadettir. Yıl boyunca çeşitli sofralar başına oturan zengin birisi, yıl boyu oruçlular gibi akşama kadar aç kimselerin varlığından habersizdir. Oruç tutup açlık çekerek bu tür insanları hatırlar ve onların dertlerinden haberdar olur ve sonuçta onların ruhlarında insani duygusallığın yüce tecellisi gerçekleşerek sınıfsal tabakalaşmalar arasındaki uçurumların giderilmesi doğrultusunda düşünmeye başlarlar. Refah içinde yaşayan kesimin bu ibadet vesilesiyle açlık ve susuzluğu tatmaları ne kadar güzeldir, derken bu insanlar muhtaç insanların ihtiyaçlarının giderilmesini düşünürler ve eğer bu duygularını koruyabilirlerse, içlerindeki ateş daha bir canlanır ve gözleri bir şeyi görmeksizin her şeyi yakar yıkarlar!

Ramazan Ayı orucu, “eşitlik ve birlik” göstergesidir; zira bu ayda zengin ve fakir sınıfların hepsi, nefsanî isteklerini alaşağı ederek birbirleriyle uyum içine girerler.

Haccın felsefesi

İslami olan büyük ibadetlerden bir diğeri “hac”tır ve bu ibadet her sene belirli günlerde, tarihi bir mekânda topluca görkemli bir şekilde îfâ edilir. Bu ibadet, Allah ile kul arasında sağlam bir bağlılığı oluşturmasının yanında toplumda çeşitli yönlerden faydalı ve değerli etkilerin başlangıcı olabilir; zira:

Birincisi: “Kamil bir soyutlanma ve mutlak bir hürriyet” ile yalnızca iki parça elbise giymeyle başlayan ve topluca eda edilen bu ibadet Allah katında kulların eşit olduğunun göstergesidir. Bu ibadetle dünyanın çeşitli yerlerinden gelen insanlar ırk, dil, renk ve servet gibi üstünlük olduğu düşünülen etkenleri bir kenara bırakarak, kendilerini Allah katında eşit bilirler.

Hac ibadeti Allah katında eşitlik hedefini gerçekleştiren ibadetlerden bir tanesidir ve bu ibadet, imanlı kimselerin toplumsal ayrıcalıkları bir kenara bırakmalarına vesile olur.

İkincisi: Dünya Müslüman milletlerinin gerçek temsilcilerinden oluşan bu kitlesel büyük ibadet, dünya Müslümanlarının yıllık büyük kongresi olarak hesap edilir ve her sene bu kongre mukaddes topraklarda düzenlenir.

İslam hükümleri, eğitim ve ahlaki kanunları içeren ve yalnızca toplum ruhunun düzenlenmesini sağlayan ve bunun yanında yıllık ve haftalık kongreleri sadece siyasi ve toplumsallığa has kılan kanunlar bütünü değildir, aksine İslami kanunlar beşerin bütün hallerini; ahlaki, toplumsal, siyasi, iktisadi ve askeri alanlarının tamamını kapsayan evrensel kanunlar bütünüdür.

Bu açıdan İslam’ın getiricisi, siyasi kanun koymak ve Mekke topraklarında yıllık kongre düzenlemeye çağırmakla kendi kanunlarının kalıcılığını ve korunmasını güvence altına almıştır ve tabii olarak bu kongrenin, günümüzde düzenlenen yıllık siyasi kongrelerden daha etkili


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır