Üstat Seyyid Rıza Hüseyni Neseb

Eğer Şia Haklıysa Neden Azınlık ve Dünyanın Çoğunluğu Şia Mezhebinden Değildir?

  • News Code : 220603
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
Cevap: Hak ve batılı tanımak takipçilerinin azlığı veya çokluğunun ipoteğinde değildir. Günümüz dünyasında, Müslümanların İslam'ı inkar edenlere oranı, beşte biri veya altıda biri civarındadır. Uzak doğu sakinlerinin çoğunluğu putperest, inek perest ve tabiat ötesini (metafiziği) inkar eden diğer kimselerdir.

Çin, bir milyardan fazla nüfusuyla, Komünizm’in inkarcı merkezi halindedir ve bir milyara yakın nüfusu olan Hindistan’ı ineğe tapanlar ve putperestler teşkil etmektedir.

Ayrıca da bilindiği gibi çoğunluk, asla hak olmanın nişanesi sayılamaz. Kur’an-ı Kerim genellikle çoğunluğu kınamakta ve bazı azınlıkları övmektedir. Bu hususa örnek olarak aşağıda bazı ayetlere işaret etmek istiyoruz:

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

Allah, “Yerilmiş ve kovulmuşsun, oradan defol; And olsun ki insanlardan sana kim uyarsa, onları ve sizi, hepinizi cehenneme dolduracağım” dedi.” [1]

وَمَا لَهُمْ أَلاَّ يُعَذِّبَهُمُ اللّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُواْ أَوْلِيَاءهُ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُ إِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ

Yoksa Mescidi Haram’a girmekten men ederlerken Allah onlara niçin azâb etmesin? Hem de O’nun dostu değiller; O’nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat çoğu bunu bilmiyorlar.” [2]

يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ

“Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi!Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.” [3]

O halde realist ve gerçekleri gören bir insan, asla dininin takipçilerinin azlığından endişeye kapılmaz veya çokluğu sebebiyle, aynı şekilde böbürlenmez. Tam tersine akıl ışığını yakması ve ışığından istifade etmesi yakışır.

Birisi, Müminlerin Emiri Ali’ye (a.s) şöyle arz etti: “Nasıl olur da Cemel savaşında senin muhaliflerin, göreli çoğunluğu teşkil ettiği halde batıl olabilir?” İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz hak ve batıl takipçilerin miktarıyla tanınmaz. Sen hakkı tanı, ehlini de tanırsın. Batılı tanı, böylece ehlini de tanırsın.”

Müslüman bir insana bu meseleyi ilmi ve mantıksal bir yolla yorumlaması ve:

وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذا كِلْتُمْ وَزِنُواْ بِالقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولـئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً

Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalb, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” [4] ayetini gitmekte olan yola bir ışık edinmelidir.

Bundan da öte, her ne kadar şia nüfus açısından ehli sünnetin sayısına ulaşmasa da, ama detaylı ve dakik bir istatistik yapıldığı taktirde, dünya Müslümanlarının dörtte birini Şiilerin teşkil ettiği ve Şiilerin dünya Müslümanlarının çeşitli bölgelerde yaşadıkları açık bir şekilde görülür. [5]

Tarihin bütün kesitlerinde, Şiiler arasında meşhur bilginler, yazarlar, te’lif ve eser sahibi kimseler var olmuştur. Ayrıca bilinmesi gereken hususlardan biri de islami bilimlerin bir çoğunun kurucuları da Şiiler olmuştur. Bunlar arasında:

Nahiv ilmini kurucusu olan Ebu’l-Esved-i Dueli, Uruz ilminin kurucusu olan Halil b. Ahmet, Sarf ilminin kurucusu olan Muaz b. Müslim b. Ebi Sare Kufi ve belagat ilminin öncülerinden olan Ebu Abdillah Muhammed b. İmran Katibi Horasani (Merzbami) göze çarpmaktadır. [6]

Daha fazla bilgi edinmek için tümüyle sayılması mümkün olmayan Şii alimlerinin ve bilginlerinin sayısız eserlerinden, ez-Zeria ila Tesanif’iş-Şia, adlı değerli esere müracaat edebilirsiniz. Hakeza şianın büyük şahsiyetlerini tanımak için A’yan’uş-Şia kitabına baş vurunuz ve Şiilerin tarihçesi hakkında bilgi elde etmek için de Tarih’uş-Şia, adlı kitaba başvurunuz.

ABNA.İR



[1] A’raf suresi, 18. ayet

[2] Enfal suresi, 34. ayet

[3] Sebe suresi, 13. ayet

[4] İsra suresi, 36. ayet

[5] Daha fazla açıklama için, A’yan’uş-Şia, c. 1, 12. bahis, s. 94’e müracaat ediniz.

[6] Bu hususta Seyyid Muhammed Sadr’ın, yazmış olduğu te’sis’uş-Şia kitabına müracaat ediniz.


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır