“Cin”in hakikati nedir?

  • News Code : 230997
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
“Cin” kelimesi, lügat manasından anlaşıldığı kadarıyla, gizli ve aşikâr olmayan anlamına gelir ve Kur’an-ı Kerim’de cinin birçok özelliği zikredilmiştir ki bu ayetlerden bazıları şöyledir:

1- Topraktan yaratılan insanın tersine, cin ateşten yaratılmış bir varlıktır.

“Cini de halis ateşten yaratmıştır.” Rahman Suresi / 15.

2-Cin ilim ve idrak sahibi, hakkı batıldan ayıran ve mantıki deliller getirme gücüne sahip olan bir varlıktır (Cin Suresi’nin çeşitli ayetleri).

3- Mükellef ve sorumlu bir varlıktır. (Cin Suresi ve Rahman Suresi’nin ayetleri)

4- Bazıları mümin, bazıları ise kâfirdir: “Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var.” Cin Suresi / 11.

5- Onlar için de kıyamet günü haşir- neşir ve yaratılma vardır: “Hak yoldan sapanlar ise, cehenneme odun olmuşlardı.” Cin Suresi / 15.

6- Cinler semalara nüfuz etme kudreti olan ve semalardan haber çalan varlıklardır ki bu sonra yasaklanıştır: “Ve biz onun dinlemeye mahsus olan oturma yerlerinde oturup (gayb haberlerini dinlemeye çalışır)dık. Aştık şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.” Cin Suresi / 9.

7- Cinler bazı insanlarla irtibat kuruyorlardı ve bazı sınırlı sırları biliyor ve bu bilgilerini, insanları kandırmak için kullanıyorlardı: “Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınıyorlardı da onların şımarıklığını arttırırlardı.” Cin Suresi / 6.

8- İnsanlar içinde çok kuvvetli kimseler olduğu gibi, cinler içinde de çok fazla kudrete sahip olanlar vardır: “Cinlerden bir ifrit (kötü bir cin): Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm, dedi; bunu yapmaya gücüm yeter ve bana güvenilir.” Neml Suresi / 39.

9- Cinlerin, insanların ihtiyaç duyduğu bazı şeyleri yapma kudretleri vardır: “Süleyman’a da, sabah gidişi bir ay(lık mesafe) akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgârı boyun eğdirdik ve onun için katran kaynağını da akıttık. Rabbinin izniyle cinlerin bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim buyruğumuzdan sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar (geniş) leğenler, sabit kazanlar yaparlardı.” Sebe’ Suresi / 12-13.

10- Onların yeryüzündeki yaratılışı insanların yaratılmasından önceydi: “Cin’e gelince, onu da (insanlardan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.” Hicr Suresi / 27.

Cinler için bunların haricinde başka özelliklerde söz konusudur.

Anlattıklarımıza ilaveten, Kur’an ayetlerinden de anlaşılacağı gibi, avam halkın meşhur görüşünün tersine ki “cinler bizden daha iyidir” derler; insan cinlerden daha iyidir, zira peygamberlerin hepsinin insanlardan seçilmesi, İslam Peygamberi (s.a.a)’nin beşer cinsinden olmasına rağmen iman edip tabi olmaları, Adem (a.s)’e secde edilmesi farz olduğu zaman Kur’an’ın açık ifadesine göre ki şeytan o zamanın cinler taifesinin büyüklerindendi (Kefh Suresi-50) bunların hepsi, insanın cinlere olan faziletinin bir delilidir.

Buraya kadar anlattıklarımız her türlü hurafe ve ilmi temelsizlikten tamamen uzak olan Kur’an-ı Kerim’in bu görünmez varlık hakkındaki ortaya koyduğu şeylerdir. Ancak bildiğimiz kadarıyla avam halkın çoğu bilinçsizce, akıl ve mantıkla uyuşmayan hurafe uydurmuştur. Akla ve mantığa sığmayan böyle bir hurafe varlığın işitilmesiyle, acayip ve korkunç şekillerinin olduğu, kuyruklu ve zehirli, eziyet eden, kinci, örneğin bir kap kaynar suyun, boş bir köşeye dökülmesiyle evi yakan ve bunlara benzeyen bir yaratık olduğu ve … gibi başka hurafeler avam halkın zihninde çağrışım yapar.

Hâlbuki cinin varlığı konusu bu tür hurafelerden arındırılmış olsa konunun aslı tamamen anlaşılabilir, çünkü gözümüzün görmediği canlı varlıkların olmadığına dair hiçbir delil yoktur. Âlimler ve tabii bilimciler, insanın hisleriyle derk edip görebildikleri varlıkların hissedip derk edemeyecekleri varlıklar karşısında son derece az olduğunu söylemişlerdir.

Mikroskobun keşfedilmediği son zamanlarda öyle canlı varlıklar vardı ki bir damla su ya da kanda binlerce canlı varlığın olduğunu hiç kimse kabul etmezdi ve bunları görme güçleri de yoktu. Bilim adamları şöyle diyor: Bizim gözümüz sınırlı şeyleri görür ve kulağımız sınırlı ses dalgalarını işitir, göz ve kulağımızın derk ettiği renk ve sesler, göz ve kulağımızın derk etmediği renk ve seslere oranla son derece azdır.

Eğer içinde yaşadığımız dünya böyle ise, hislerimizle algılayamadığımız âlemde çeşitli canlı varlıkların var oluşu son derece acayiptir ve eğer bunlardan haber veren Peygamber (s.a.a) gibi doğru sözlü biri olursa niçin kabul etmeyelim?

Her halükarda sadık Kur’an’ın bütün özellikleriyle cinler hakkında haber vermesi, diğer taraftan bu haberi nefyedecek hiçbir akli delilin olmaması, bu varlıkların kabulünü gerektirir. Bunun yanında yanlış yorumlardan ve avam halkın hurafelerinden sakınmak lazımdır.

Elbette dikkat edilmesi gereken bir diğer noktada şudur: Bazen “Cin” kavramı, derk eden ve derk etmeyen ve hatta genellikle görülmeyen yuvalarda yaşayan varlıkları da kapsayacak şekilde çok geniş bir anlamda kullanılır.

Bu sözümüzün delili Peygamber (s.a.a)’den rivayet edilen hadistir. Efendimizden nakledilen bir hadiste şöyle buyurmuşlardır: “Allah cinleri beş kısımda yaratmıştır: Bir kısmı havadaki rüzgâr gibidir (görünmezler), bir kısmı yılan suretinde, bir kısmı akrep suretinde, bir kısmı yeryüzünün haşereleri ve diğer bir sınıfı da insan gibidirler ki onlar için ceza ve ödül vardır.”[1]

Örneğin Emirülmüminin (a.s) bazı rivayetlerinde buna işaret edilmiştir. Emirülmüminin (a.s) şöyle buyurmuşladır: “Kabın kulp yerinden ve kırık bölgesinden su içmeyiniz, zira şeytan kabın kulp kısmında ve kırık yerinde oturur.”[2]

Şeytan’ın cin olduğunu dikkate alırsak ve kabın kırk bölgesi ve aynı şekilde kabın kulpunun mikrop yuvası olduğunu göz önünde bulundurursak, “Cin” ve “Şeytan”ın genel anlamıyla bu tür varlıkları kapsaması uzak bir ihtimaldir, her ne kadar derk ve şuur sahibi ve sorumluluk taşıyan anlamında özel bir anlamı da vardır.

Bu konudaki rivayetlerin sayısı oldukça fazladır.(3)[3] (4)[4]

ABNA.İR

[1] Sefinetü’l Bihar, c. 1, s. 186 (Madde-i Cin).

[2] Kâfi, c. 6, s. 385, Kitabü’l Eşribe, Babu’l Evani, 5. hadis.

[3] “Evvelin Danişgah Ve Aherin Peyamber” kitabının birinci cildi. Bu alanda yaklaşık olarak yirmi üç rivayet bir araya getirilmiştir.

[4] Tefsir-i Numune, 154/25.


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır