Niçin Allah Teâlâ kullarını imtihan ediyor?

  • News Code : 231230
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
İlahi imtihan konusunda birçok şey söylenmiştir. Akla gelen ilk soru şudur: İmtihan, şahıs ya da bilinmeyenleri tanıyarak, cehaletimizi eksiltmek değil midir? Eğer böyleyse, Allah Teâlâ’nın her şeye ihatası vardır; zahir ve batında ne varsa hepsinden haberdardır. Sonsuz ilmiyle yer ve gökteki gaybı bilir. O halde niçin imtihan etmektedir? Sanki imtihan etmekle ortaya çıkacak O’ndan saklı bir şey mi var?

Bu önemli sorunun cevabını araştırmak gerekir, zira Allah’ın deneyip sınamasıyla, bizim imtihan etmemiz arasında büyük bir fark vardır.

Bizim imtihanımız yukarıda zikrettiğimiz gibidir yani daha çok tanıma ve belirsizlik ve cehaletin giderilmesidir, ancak ilahi imtihan gerçekte “terbiye edip yetiştirmek” den başka bir şey değildir. Şöyle ki: Kur’an’ı Kerimde yirmi yerden fazla imtihanı Allah’a nispetlendirmiştir ve bu, insanın yaratılışındaki saklı kabiliyetlerin açılıma ulaşması (kuvveden fiiliyata ulaşması) için, Allah Tealanın daimi ve külli bir metodu ve sünnetidir ki sonuçta kullarını yetiştirmek için onları imtihan eder. Yani nasıl ki insanın hizmetinde kullanılması için çelik, aşırı sıcak ocaklarda kızdırılırsa, insanda dayanıklılık kazanması için zor hadiselerin kızgınlığında yetiştirilir.

Gerçekten Allah’ın işi son derece tecrübeli bir bahçıvana benzer, zira bahçıvan, yetişmeye müsait taneleri toprağa serpiştirir, bu taneler tabii koşulların yardımıyla gelişmeye başlar ve tedrici olarak zorluklarla mücadele eder; zorlu tufanların, yakıcı sıcakların, zorlu soğukların karşısında savaşım göstererek, sonunda son derece nefis çiçek ya da kuvvetli ve meyvelerle dolu ağaca dönüşerek, zorlu hadiselerin karşısında kendi yaşamını sürdürür.

Askerleri savaşma teknikleri açısından kuvvetli olmaları için tatbikatlara götürürler ve pişip tecrübe kazanmaları için, sürekli susuzluk, açlık, soğuk ve sıcaklık, zor koşullar ve zorlu etkenlere tabi tutulur. İşte ilahi imtihanda böyledir.

Kur’an’ı Kerimin Al-imran Suresinin 154. Ayetinde bu hakikate şöyle işaret edilmiştir: “Sonra o üzüntünüzün ardından (Allah) size bir uyku indirdi; bir kısmınızda kendi canlarınızın kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: Bu işten bize bir şey var mı? diyorlardı. De ki: “Bütün iş Allah’a aittir.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: “ Bu işten bize bir fayda olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerine öldürülmesi yazılmış olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allah göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini açığa çıkarmak için (bunları başınıza getirdi)”. Allah göğüslerin özünü bilir.

Emirulmüminin Ali’nin (aleyhi selam) ilahi imtihanın felsefesi alanındaki tanımı son derece anlamlıdır. Şöyle buyurur: “ Her ne kadar Allah Teâlâ hadiseler karşısında kulunun ruhuyesinden haberdardır ancak ödül ve cezanın ölçüsünün ortaya çıkması için, onları imtihan eder.”[1]

Yani insanın içsel sıfatı tek başına, ameller vesilesiyle yansıma bulmadıkça ödül ve cezanın ölçüsü olamaz. Allah Teâlâ insanın iç âleminde ne varsa dışarı yansıtması için, kabiliyet ve istidatlarını kuvveden fiile geçirmesi ve ödül ve cezayı hak etmeleri için kullarını imtihan eder.

Eğer ilahi deneme ve sınama olmasaydı, kabiliyet ve istidatlar açılım bulamazdı ve insanın, varlıksak ağacının dalları meyve vermezdi. İşte İslam mantığında, insanın ilahi imtihanın felsefesi budur.[2]

ABNA.İR



[1] Nehc’ul Belağa, kısa sözler, 93.

[2] Tefsir’i Numune 256/1


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır