Bir şüpheye cevap

Medine’deki evlerin kapısı var mıydı?

  • News Code : 240355
  • Source : Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA
Tarihi ve akli dikkate haiz olmayanlar, İslam’ın ilk günlerinde günümüzdeki gibi kapıların olmadığını ve o günün halkının evlerini kapatmak için sadece perdeden yararlandıklarını iddia etmektedirler! Bu iddialarını öne sürdükten sonra şöyle netice almaktadırlar: “Hz. Fatıma’nın evinin kapısının yakılma olayı ve kapıyla duvar arasında kalması doğru değildir!” Bu şüphe “Doktor Suheyl Zekar”a atfedilmektedir. Gerçi bu şüphenin onun tarafından zikredildiğine dair bir belge bulunmamaktadır. Her ne olursa olsun bu söz bazıları tarafından da tekrar edilmiştir. Bundan dolayı bu şüpheye cevap verilmelidir. Burada Allame Seyid Cafer Murteza Amuli’nin “Me’sahu ez- Zehra” (Zehra’nın trajedisi) kitabından bu şüpheye cevap verilecektir.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA-

1) Medine evlerinin kapılarının olduğuna dair belgeler

1- Ebu Fedik şöyle diyor: “Muhammed bin Hilal’den Ayşe’nin ev ve odasının özelliklerini sordum. Bana şu cevabı verdi: “Onun kapısı Şam’a doğruydu” dedim ki “onun kapısının bir “mısra”sı mı, yoksa iki mısrası mı vardı?” dedi ki “bir mısrası vardı.” Dedim ki “hangi cinsten idi?” dedi ki: “Ya aylandız ağacından veya tik ağacından” (Vefau’l Vefa, c. 2, s. 456, 459 ve 542)  

Açıklama: Mısra, Türkçe de kapı kanadı anlamına gelmektedir.  

2- Ebu Musa Eş’ari diyor ki Peygamberle birlikte “Bi’ru Edis”e gittik. Peygamber içeri girdi ve ben dışarı da kaldım. Ebu Musa diyor ki “Ben hurma ağacının kökünden yapılan kapının yanında oturdum.” (Sahihi Müslim, c. 7, s. 118 ve Sahihi Buhari, c. 2, s. 187)

3- Ebu zer Peygamber’den şöyle nakletmektedir: “Kim kapısı kapalı olmayan bir evin önünden geçer ve önünde de perde asılı olmasa böyle bir eve gözleri ilişirse ona günah yoktur; bilakis suçlu ev sahibidir.” (Müsned-i Ahmed, c. 5, s. 153)

4- Ebu Hamid, Peygamber’den şöyle nakletmektedir: “Peygamber bana geceleri su testilerini kenar bir yere koymamı ve geceleri evin kapısını kapatmamı emretti.” (Sahihi Müslim, c. 3, s. 1593)

5- Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evlilikleri sırasında Peygamber onlara evlerine girmelerini emretmiş. Sonra onlara dua ederek dışarı çıkmış ve mübarek elleriyle evin kapısını kapatarak gitmiştir. (Menakıb-i Harezmi, s. 243 ve Biharu’l- Envar, c.4, s. 122 ve 142)

6- Cabir ve Ebu Hureyre Peygamber efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Evinin kapısını kapat ve Allah’ın adını zikret. Şüphesiz şeytan kapalı kapıları açmaz.” (Sünen-i Ebu Davut, c. 2, s. 339, Müsned-i Ahmed, c. 3, s. 386 ve Sünen-i Ebu Mace, c. 2, s. 1129)

7- Ebu Hureyre’nin annesinin Müslüman olması ve Resulullah’ın annesi için dua etmesi olayını Ebu Hureyre şöyle anlatmaktadır: “… Resulullah’ın onun için dua ettiği müjdesini vermek için koşa koşa onun yanına gittim. Eve yetiştiğimde evin kapısı kapalıydı. Suyun sesini ve annemin ayak seslerini duydum…”(Müsned-i Ahmed, c. 2, s. 230)

Olayın anlaşılması için bu kadar hadis yeterlidir.

Yukarıdaki hadislerin tamamında kapı için şu tabirler kullanılmıştır: “İğlikil bab”, “reddul bab”, “fetehel bab”, “ecafehul bab” hiç birinde perdeyle alakalı bir sözcük bulunmamaktadır.

Ayrıca bir çok hadiste bu hadislerin sayısı 21 tanedir. “dekkul bab”, “terekel bab”, “darbul bab” “karul bab” kelimeleri kullanılmıştır. Bunların hepsinin anlamı “kapıyı çalmak” anlamındadır. Perdesi olan yerler için bu tabirler kullanılmaz… çünkü perdenin çalınması söz konusu olmaz. Örneğin Allah Resulünün “Ebu’l Haysem bin el-Tihan”ın evine gitme olayıdır. “… Sonra evin kapısını çaldık. İçeriden bir kadın kapıyı kim çalıyor dedi. Ömer, gelen Allah Resulüdür dedi…” (Kenzul –Ummal, c. 7, s. 194)

Hakeza kitabın yazarı “kapının önünden cevap vermek”, “kapının arkası”, “kapıyı çalmak”, “kapıyı elle iterek açmak”, “kapıyı açmak”, “kilitli kapı”, “kapıyı kırmak” gibi tabirlerle dolu 43 hadis zikretmektedir.

Daha bir çok hadiste Medine evlerinin sadece kapılarının olmadığı, bilakis hepsinin anahtarlarının da olduğuna değinilmiştir. Bunun için “miftah” kelimesi bir çok yerde geçmiştir…

2) Mekke evlerinin kapılarının olduğuna dair belgeler

Gerçi yukarıda zikredilen onlarca hadisten sonra buna ihtiyaç yoktur, ancak olayın daha iyi anlaşılması için burada da bir iki rivayet zikredeceğiz:

1- Kureyş, Peygamber’i öldürme kararı aldığında Hz. Ebu Talip, oğlu Hz. Ali’ye şöyle söyledi: “Oğlum! Amcan Ebu Leheb’in yanına git ve kapısını çal. Eğer kapıyı açarsa içeri gir ve eğer kapıyı açmasa kapıyı kırarak içeri gir ve ona şöyle söyle: “Babam sana şöyle bir mesaj gönderdi: “Bu kişi (Hz. Muhammed’i kast etmektedir) hayatta amcası olduğu süre içinde zelil olmayacaktır.” Hz. Ali (a.s) Ebu Leheb’in evine gitti. Evin kapısı kapalı idi. Hz. Ali kapıyı açın diye seslendi, ancak kapıyı açan olmadı. Kapıyı açmadıklarını gören Hz. Ali kapıyı kırarak içeri girdi.” (Usulu Kafi, c. 8, s. 276-277)

2- Peygamber efendimizin bu hadisi de oldukça meşhurdur. İslam ordusu Mekke’yi fethedince şöyle buyurdu: “men dehele dare Ebu sufyan fehuve amen ve men eğleke aleyhi babehu fehuve amen” yani “Kim Ebu Sufyan’ın evine girerse güvendedir ve her kim evine girip kapısını üstüne kapatırsa yine güvendedir.” (Sünen-i İbn Davud, c. 2, s. 162, Müsnedi Ahmed, c. 2, s. 292, Sahihi Müslim, c. 3, s. 1408…)

Sonuç

Mekke harem olduğundan, Medine’ye oranla oldukça güvenli bir yerdir. Orada iç ve dış savaş tehdidi bile yoktur. Buna rağmen Mekke’deki evlerin bile kapıları vardı. Zaten bu şüpheyi ortaya atanlar biraz düşünecek olsalardı bunun ne kadar mantıksız ve saçma olduğunu kendileri de görürlerdi. Çünkü her toplum kendisini her türlü tehlikeden korumak için önlemler almaktadır. Kötü niyetli olan kişilerin saldırılarından, hırsızlıktan… soğuk havadan ve her türlü hayvanların evlerine girmesini önlemek için bu tür tedbirler alırlar… biz burada sadece iki hadisle yetindik. İsteyenler Allame Seyid Cafer Murteza Amuli’nin adı geçen kitabına başvurabilirler.

ABNA.İR


Özel Dosya: Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib