Hz. Nuh tufanı bölgesel mi, yoksa küresel miydi?

  • News Code : 308277
Bu konuda görüş ayrılıkları olmasına rağmen Tevrat, tufanın küresel olduğu ve bu hadisede bitkilerin, nesillerin ve hatta kuşların bile yok olduğunu tekit etmektedir. Tevrat bu konuda oldukça kesin konuşmakta ve suların tüm dünyayı kuşattığını belirtmektedir. Bir çok Kur’an ayetinin zahiri de Hz. Nuh (a.s) tufanının bölgesel olmadığı, bilakis küresel olduğu yönündedir…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu konuda görüş ayrılığı bulunmaktadır. (Sayısı birkaç kişiyi geçmeyen) bazı İslam alimlerine göre bölgesel bazılarına göre ise küreseldir. Küresel olduğu görüşünü benimseyenler çoğunluktadır.  

a) Hz. Nuh’un (a.s) tufanı sadece bir bölgeyi değil tüm dünyayı kapsamış bir tufandır. Bunun en büyük kanıtlarından biri şu ayet-i kerimedir: “Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» (Hud Suresi, 40. Ayet)” eğer tufan küresel olmasaydı bunun bir anlamı olmaz ve her canlıdan birer çift gemiye konulmazdı.

b) Hz. Nuh’un (a.s) tufanı kendi bölgesinde yaşanmış bir tufandı. Başka bölgelerde oluşmamış ve küresel değildi. (El -Menar Tefsiri) El- Menar tefsiri yazarına göre her canlıdan birer çiftin gemiye yüklenmesinin sebebi ise o bölgede yaşayan canlıları kapsadığı içindi.

Tevrat ve Kur’an’a Açısından Hz. Nuh’un Tufanı Küreseldi

Tevrat, tufanın küresel olduğu ve bu hadisede bitkilerin, nesillerin ve hatta kuşların bile yok olduğunu tekit etmektedir. Tevrat bu konuda oldukça kesin konuşmakta ve suların tüm dünyayı kuşattığına dair ayak diretmektedir. Bir çok Kur’an ayetinin zahiri de Hz. Nuh (a.s) tufanının bölgesel olmadığı, bilakis küresel olduğuna dair söz söylemektedir. Çünkü ayette “arz” (ارض) kelimesi mutlak olarak zikredilmiştir. Örneğin: “Rabbim! yeryüzünde (ıslah olma ümidi olmayan) kâfirlerden bir tek kişi bile bırakma. (Nuh Suresi, 26. Ayet)”  ve yine şu ayet: Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!» denildi. (Hud Suresi, 44. Ayet)”

Yine bir çok tarihi kayıtta da Hz. Nuh (a.s) tufanının küresel olduğu yönündedir. Bundan dolayı yeryüzünde yaşayan tüm insanların tufan sonrası Hz. Nuh’un “Ham”, “Sam” ve “Yafs” adlı çocuklarından türediği söylenmiştir. (Tarihçilere göre Ham, Afrika’ya; Sam, Ortadoğu’ya Yafs ise Çin bölgesine yerleşmiştir.) Doğa tarihi biliminde de şiddetli yağmurlardan bahsedilmiştir. Eğer bu şiddetli yağmurları canlılar öncesindeki döneme atfetmezsek, Hz. Nuh tufanına tatbik edebiliriz. Dünyanın doğa tarihinde de yerkürenin tedrici olarak değişikliğe uğrayarak bugünkü şeklini aldığı şeklindedir...

Hz. Nuh’un (a.s) her canlıdan birer numune alması da buna en büyük delildir. Ve eğer bazı hadislerde olduğu gibi Hz. Nuh’un yaşadığı bölgenin Küfe olduğunu varsayarsak ve tufanın Mekke ve Medine’yi de kapsadığına dair başka hadisleri de bunun yanına koyarsak buda tufanın küresel olduğuna dair başka bir kanıttır. 

İslam Alimleri ve Semavi Din Mensuplarının Hz. Nuh Tufanının Küresel Olduğuna Dair Görüşleri

İslam alimleri ve semavi din mensuplarına göre Hz. Nuh (a.s) tufanı küreseldi. Bunun için şu iki delili sunmaktadırlar:

1. Jeolojik Kalıntılar

Bazı dağların yüksek noktalarında suda yaşayan canlılara ait fosiller ve sedefler bulunmuştur. bunun anlamı sular dağların uç noktalarına kadar çıktığında burada yaşayan canlıları da yukarı çıkarmış ve sular çekildiğinde orada kalarak fosilleşmiştir…  

2. Kur’an Ayetleri

a) Nuh Suresi: 26. Ayet:

 وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرٖينَ دَيَّارًا

“Ve Nûh, demişti ki: Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bile bırakma.”

Hz. Nuh’un duası yeryüzünde yaşayan müminler dışındaki herkesin helak olması yönündedir. Bu da azabın cihanşümul olduğudur.

b) Hud Suresi: 42 ve 43. Ayetler:

وَهِىَ تَجْرٖى بِهِمْ فٖى مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فٖى مَعْزِلٍ يَا بُنَیَّ ارْكَبْ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِرٖينَ

 قَالَ سَاٰوٖى اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُنٖى مِنَ الْمَاءِ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقٖينَ

“Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi. Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): «Bugün Allah'ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.”

Hz. Nuh’un oğlunun “Beni sudan koruyacak dağa sığınırım” bu sözü ile Hz. Nuh’un: “Bugün Allah’ın emrinden merhamet sahibi Allah’tan başka koruyacak kimse yoktur.” sözü de buna başka bir şahittir. Şöyle ki Hz. Nuh’un oğlu mutlaka bir yüksek dağ bulacağını düşünmekteydi. Eğer yakın bölgelerde yoksa bile en uzak yerlere gidip oradaki dağların yüksek noktasına çıkmayı ummaktaydı. Ama sular tüm dağları bile içine almıştı… Hz. Nuh’un (a.s) bu sözü de bunu şöyle tasdik etmektedir ki bugün normal şartlarda herkes boğulacaktır. Ancak Allah’ın bir mucizesi olursa o zaman kurtuluş olabilir. “merhamet sahibi Allah’tan başka koruyacak kimse yoktur.” bu söz kesin olarak herkesin boğulacağına işarettir. Çünkü Allah tüm insanlara Hz. Nuh aracılığıyla risaletini sunmuş ve herkesi hakka davet etmiştir. Davete icabet edilmediği için en sonunda helak yoluna gidilmiştir. Bu da onun istememesi dışında kurtuluşun olmayacağına kanıttır…

C) Hud Suresi: 40. Ayet ve Mu’minun Suresi: 27. Ayet:

قُلْنَا احْمِلْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ

“Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift gemiye yükle”

Hz. Nuh’a canlı çeşitlerinden gemiye birer çift alması emredilmesi, tufan sonrası canlıların yok olacağındandır. Eğer tufan küresel olmasaydı her canlıdan birer çift almasının bir anlamı olmazdı. Çünkü başka bölgedeki canlılar nesillerin devamını sağlamak için yeterliydi.

d) Saffat Suresi: 77. Ayet:

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقٖينَ

“Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.”

Bu ayette açık bir şekilde beşeriyetin Hz. Nuh’un soyundan geldiğine işaret etmektedir. Ayet sarih olarak Hz. Nuh soyu dışındaki soyları ortadan kaldırdığını söylemektedir. Hatta Hz. Nuh’la gemiye binen öteki müminlerin soyundan bile herhangi bir soy geride kalmamıştır. Dolayısıyla Hz. Nuh (a.s) için beşeriyetin ikinci babası tabirini kullanmaktadırlar.

Başka bir delil ise bazı peygamberlerin de kavimlerinin helak olması konusudur. O kavimler helak olunduğunda kavim peygamberlerine canlılardan birer çift alması emri verilmemiştir. Çünkü başka bölgelerdeki canlılar oradaki eksikliği tamamlamak için yeterlidir. Ama burada helak küresel olduğu için tüm canlıların ortadan kalkma durumu söz konusudur bunun için de böyle bir emir verilmiştir. 

Çağımızın değil çağlar üstü tefsir olan Allame Tabatabai’nin tefsiri “El-Mizan’ın da görüşü bu yöndedir. Bu konuda farklı düşünen en göze batan isim Mısırlı alim Muhammed Abduh’dur. Muhammed Abduh, El-Menar tefsirinde tufanın bölgesel olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır. Allame Tabatabi, El-Mizan tefsirinde (yukarıda işaret ettik) Muhammed Abduh’un iddialarını çürütmüş ve tufanın küresel olduğunu ispatlamıştır.

***

Burada bu soru akla gelmektedir: “Acaba Hz. Nuh (a.s) risalet görevini tam olarak yerine getirmiş midir ve Allah’a davet görevini tüm insanlara ulaştırabilmiş midir?”

İki Noktanın Açıklaması

Birinci nokta: Hz. Nuh (a.s) zamanında insan nüfusu günümüze göre oldukça az ve genel olarak Filistin ve hicaz yarımadasında toplu bir halde yaşadıkları söylenmektedir. Bu görüşü Tarih bilimcileri tarafından da desteklenmektedir. 

İkinci nokta: Hz. Nuh’un (a.s) ömrü konusudur. Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖ فَلَبِثَ فٖيهِمْ اَلْفَ سَنَةٍ اِلَّا خَمْسٖينَ عَامًا فَاَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ 

“Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. (Ankebut Suresi, 14. Ayet)”

Dolayısıyla Hz. Nuh’un tebliğ ve risalet dönemi tufana kadar 950 yıldır. Elimizde olan bazı hadislere göre ise Hz. Nuh (a.s), tufandan sonra da yaklaşık olarak 300-350 yıl kadar kavmine peygamberlik yapmıştır. Hz. Nuh’un ömrünün 2500 ila 3000 yıl kadar olduğu söylenmektedir. Bu da demektir ki Hz. Nuh (a.s) ümmetinin tamamına risaletini ve Allah’a davet görevini fazlasıyla yerine getirmiş ve ulaşmadığı hiç kimse kalmamıştır. 

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌ فَاِذَا جَاءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. (Yunus Suresi, 47. Ayet)”

وَمَا كُنَّا مُعَذِّبٖينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا

“Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz. (İsra Suresi, 15. Ayet)”

Bu ayetlerden bütün ümmetler için peygamberlerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Birinci ayette açıkça her ümmet için bir peygamber vardır demekte. İkinci ayette ise bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edilmeyeceği vurgulanmaktadır. Yani geçmişten beri böyle bir durumun söz konusu olmadığıdır. Şöyle ki ilahi sünnet gereği, geçmiş ümmetlere bir peygamber gönderilmedikçe ve onlara ilahi azap anlatılarak korkutulmadıkça kimseye azap edilmediğidir. Buradan da anlaşılmaktadır ki Hz. Nuh’un risaleti tüm insanları kapsamış ve herkese risaletini ulaştırmıştır. Çünkü bir tarafta Hz. Nuh’un tufanı küresel, öte yandan Allah Teala, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz buyurmaktadır. Buradan da anlaşılmaktadır ki Hz. Nuh, herkese ulaşmış ve hidayet olacakların tamamı hidayet olmuş ve geriye kalanlar hüccet tamamlandığı için helak olmaya müstahak olmuşlardır. Çok ilginçtir ki Hz. Nuh (a.s) yüzlerce yıl insanların hidayeti için uğraş vermesine rağmen çok az sayıda kişi iman etmiştir. bazı hadislerde Hz. Nuh’a iman edenlerin sayısı 80 veya 87 kadar olduğu söylenmiştir. Bazı hadislerde şöyle okumaktayız:

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bazen, insanlar Hz. Nuh’u o kadar çok döverdi ki üç gün boyunca öylece baygın kalır ve kulaklarından bile kan gelirdi. Ve kendisine geldiğinde şöyle derdi:

اللهم اهد قومى فانهم لايعلمون

Allah’ım! Kavmimi hidayet et, gerçekten onlar bilmiyorlar.”

***

Hz. Nuh’a Ait Kitabe ve Yazıtlar

Bilim adamları Hz. Nuh’un gemisine ait kalıntıları bulduklarında içlerinde Hz. Nuh’a ait olduğu saptanan bazı yazıtlara rastlandı. Yazıtta Hz. Nuh’un Peygamber efendimiz ve Ehlibeytine tevessül ettiği yazılıydı.

Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah Teala, Nuh kavmini helak etmeyi irade ettiği zaman Nuh’a büyük bir gemi yapmasının emretti. Cebrail’de geminin yapımı için çivilerle ona yardıma geldi. Çivi yığınlarının içinde özel bir parlaklığı olan beş çivinin özel bir yeri vardı. Onların her birinin üzerine mukaddes adlar olan Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin adları işlenmişti.

Hz. Nuh onlardan hangisini kaldırsa gece karanlığında yıldız gibi parlıyordu. Beşinci çiviyi kaldırdığında çivi parlamasıyla birlikte göz yaşı akmaya başladı. Nuh (a.s) Cebrail’e “Bu çivi ve göz yaşı nedir?” diye sordu. Hz. Cebrail (a.s) “Bu Hüseyin bin Ali’nin çivisidir.” Dedi. Hz. Nuh, o çivilerin her birini geminin bir tarafına çaktı.      

Hz. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: “وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ

“Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik. (Kamer Suresi, 13. Ayet)”

Ayette geçen “elvah”tan kasıt geminin tahtalarıdır, “duser”den kasıt ise biziz. Eğer biz olmasaydık gemi hareket etmezdi.”[1] 

Sovyetler Birliği Arkeologlarının Hz. Nuh’un Gemisiyle İlgili Raporu

Bilim adamları Hz. Nuh’un gemisine ait kalıntıları bulduklarında içlerinde Hz. Nuh’a ait olduğu saptanan bazı yazıtlara rastlandı. Bu yazıtlar eski dillere ait olduğu için anlaşılması oldukça zordu. Yazıtların ne anlama geldiğini anlamak için Sovyetler Birliği Arkeoloji Genel İdare Kurulu, Rus ve Çinli arkeolog, dil bilimci ve grafologlardan oluşan 7 kişilik uzman bir ekip kurdu. Uzman ekip şu kişilerden oluşmaktaydı:

1- Profesör Sula Nouf, Moskova Üniversitesinde antik ve eski diller profesörü.

2- İfahan Khnyo, Çin Lolohan College Üniversitesi öğretim görevlilerinden ve dil bilimci.

3- Mishanin Loferenk, Sovyetler Birliği Tarihi Eseler Başkanı.

4- Tanmol Gorf, Kivzo College Üniversitesi dil üstadı.

5- Profesör Day Rakhn, Lenin Akademi ilimleri arkeoloji üstadı.

6- Im Ahmed Kolad, Sovyetler Birliği Tetkik, keşif ve Arama Genel Başkanı.

7- Major Kolotov, Stalin Üniversitesi Rektörü.

Bu heyet 8 aylık bir araştırma ve tetkikin ardından Sovyetler Birliği Arkeologlarına aşağıdaki şu raporu sundu:

1- Bu tahta yazıtta, önceki kazı çalışmalarında elde edilen tahtalarla aynıdır. Hepsi Nuh’un gemisine ait parçalardır. Ancak bir farkla ki bu yazıt öncekiler gibi çürümemiş ve yazıtlar okunabilecek kadar belirgin ve açıktır.

2- Bu yazıttaki yazı “Samani” veya “Sami”[2] diline aittir ki gerçekte dillerin anası olan Sam bin Nuh’un diline dönmektedir.    

3- Yazıttaki bu harf ve kelimelerin anlamı şöyledir:

Hz. Nuh’un tevessül ettiği 5 kişi (aleyhimu’s selam) ve bu beş kişinin adları gemiye işlenmiş bir şekilde şu şekildedir:

“Ey benim Allah’ım!

Ey benim yardımcım!

Merhamet ve kereminle bana yardım et.

Mukaddes zatlar olan Muhammed, İlya (Ali), Şeber, (Hasan), Şubeyr (Hüseyin) ve Fatıma’nın hatırına.

Bu beş kişi, herkesten daha azametli ve ihtiramı farz olan kişilerdir.

Onların hepsi büyük ve değerlidir. 

Dünya onların yüzü suyu hürmetine kurulmuştur.

Onların adlarının hürmetine bana yardım et.

Sadece sen beni doğru yola iletebilirsin.”

Sonradan İngiliz bilim adamı, Mencester üniversitesi antik diller üstadı Mr. İnef Maks bu duayı Rusçadan İngilizceye şu şekilde tercüme etmiştir:

O. my god my helper , keep my hand with merey and
with your holy bodies : mohamad , alia , shabbar , shabbir , fatema .
they allare biggests and honourables . the world established for them .
help me by their names . you can refrm to right .

Bu dua daha sonra aşağıdaki dergi ve gazetelerde yayınlanmıştır:

1 - Kasım 1953 yılında Moskova’da yayınlanan aylık dergide.

2 - 28 Aralık 1953 yılında Weekly Mirror dergisinde.

3 - 31 Mart 1954 yılında Kahire’de yayınlanan el-Huda gazetesinde.

4 - Ocak 1954 yılında Londra’da basılan “Starof bartania” aylık dergisinde.

5 -1954 yılında Londra’da yayınlanan “Star İngiliz” dergisinde.

6 -1954 yılında Manchester’da yayınlanan Sun light gazetesinde.   

Daha sonra Pakistan’ın “Ehl-i Hadis” gazetesinin genel yayın yönetmeni Pakistanlı ünlü bilim adamı ve muhaddis Seyyid Mahmut Gilani, bu yazıtı Urducaya tercüme ederek “İlya (Ali), Dünya Dinlerinin Kurtuluş Merkezidir” adlı kitapta yayınladı. Bu ünlü bilim adamı araştırma ve incelemelerinin ardından Ehli sünnet mezhebini terk ederek Ehlibeyt (a.s) mektebine geçerek Şia olmuştur.

* Hz. Nuh’un duasını ihtiva eden bu yazıt şu anda “Roma”da Vatikan’ın Müzesinde bulunmaktadır.

** Hz. Nuh (a.s) döneminde samani veya sami dili olarak bilinen dil kullanılmaktaydı. İbrani, Süryani, kayhani, kıbti ve Arapça dilleri bu dil grubundandır. Hz. Nuh’un çocukları ve onların soylarından gelenler sami dilini kullanmakta ve zamanla bu dil değişikliklere uğrayarak günümüzdeki dil gruplarını oluşturmuştur.

ABNA.İR



[1] - Biharu’l Envar, c. 26, s. 322 hadis: 14 ve Amanu’l Ahtar, s. 107 ve 108.

[2] - Hz. Nuh’un üç oğlundan birinin adı.


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır