Evliyaların Kerametine ve Gaybi Kudretine İnanmak Şirk midir?

  • News Code : 328570
  • Source : Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA.İR
Açıkça bilindiği üzere insan birinden bir işi yapmasını isteyince onun bu işi yapabilme gücüne sahip olduğunu kabullenmektedir ve bu güç iki kısımdır: 1- Bazen bu güç maddi ve doğal güçler çerçevesindedir; Örneğin birinden bir tas su istememiz gibi. 2- Bazen de bu güç gaybi bir güçtür, maddi ve doğal çerçevenin dışında bir güçtür. Örneğin, İsa b. Meryem gibi Allah’ın takvalı bir kulunun dermansız dertleri iyileştirdiğine ve ilahi nefesiyle tedavi edilmesi zor hastalıklara şifa verdiğine inanan kimse gibi.

Açıkça görüldüğü gibi böyle gaybi bir kudrete inanmak Allah’ın kudret ve iradesine dayalı olduktan sonra doğal bir kudrete inanmak gibidir ve asla şirk sebebi değildir. Zira insana maddi ve doğal bir güç bağışlayan Allah bazı Salih kullarına gaybi bir güç de bağışlayabilir.

Şimdi de bu sorulan soruya cevap olarak şöyle diyor: “Allah’ın veli kullarının gaybi egemenliğine inanmak iki şekilde düşünülebilir:

1- Kudretin bağımsız ve asil bir kaynağı olarak telakki ettiğimiz ve ilahi bir işi bağımsız olarak kendisine isnat ettiğimiz bir şahsın gaybi kudrete sahip olduğuna inanmak.

Şüphesiz ki Allah’ın kudretinden ayrı ve bağımsız böyle bir kudretin varlığına inanmak şirk sebebidir. Zira bu durumda Alalh’tan gayrisini bağımsız ve asil bir kudretin meşei saymış ve ilahi bir işi kendisine isnat etmiş oluruz. Oysa tüm güçlerin kaynağı alemlerin rabbi olan Allah’tır.

2- Allah’ın bazı takvalı kullarının gaybi sultasına inanmak ve o gücün Allah’ın bitmek ve tükenmek bileyen kudretinden kaynaklandığına iman etmek. İlahi veliler Allah’ın izniyle sadece bu sonsuz kudret ve gücün tecelli vesilesi olmuşlardır ve kendilerinden hiçbir bağımsızlığa sahip değillerdir. Belki hem kendi varlıklarında, hem de gaybi sultalarını hayata geçirme noktasında yüce Allah’a dayanmışlardır.

Şüphesiz böyle bir inanç Allah’ın veli kullarını ilahlaştırmak veya ilahi bir işi kendilerine isnat etmek anlamında değildir. Zira bu taktirde Salih kullar Allah’ın izniyle ve sapmak bilmeyen iradesiyle, Allah vergisi olan gaybi sultaları açığa çıkarmaktadır.

Kur’an-ı Kerim bu hususta şöyle buyurmuştur:

وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ

“Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez.” [1]

Bu beyan üzere açıkça anlaşıldığı gibi böyle bir inanç, sadece şirk sebebi olmamakla kalmamakta, tevhit ve bir olan Allah’a iman ilkesiyle de tümüyle örtüşmektedir.

Allah’ın Veli Kullarının Kur’an Açısından Gaybi Sultası

İslamın semavi kitabı Kur’an tam bir açıklıkla Allah’ın bazı takvalı kullarının Allah’ın izniyle böyle ilginç bir güce sahip olduğunu bildirmektedir. Bu ayetlerden bazısına aşağıda yer vermek istiyoruz: 1- Hz. Musa’nın gaybi kudreti

Yüce Allah Peygamber’i Musa’ya asasını bir kaya parçasına vurmasını ve o kaya parçasından tatlı su çeşmelerinin akmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:

وَإِذِ اسْتَسْقَى مُوسَى لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناً

“Mûsa, milleti için su aramıştı; “Asanla taşa vur” dedik; ondan on iki pınar fışkırdı” [2]

2- Hz. İsa’nın gaybi sultası

İsa’nın gaybi sultası da Kur’an’ın çeşitli yerlerinde beyan edilmiştir. Biz bundan bir örneğe işaret edelim:

أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللّهِ وَأُبْرِىءُ الأكْمَهَ والأَبْرَصَ وَأُحْيِـي الْمَوْتَى بِإِذْنِ اللّهِ

“Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim de Allah’ın izniyle hemen kuş olacaktır. Anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim, Allah’ın izniyle ölüleri dirilteceğim.” [3]

3- Hz. Süleyman’ın Gaybi Kudreti

Kur’ân-ı Kerim, Süleyman’ın elinde bulundurduğu gaybi güçler hususunda şöyle buyurmuştur:

وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ

“Süleyman Davud’a varis oldu: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur” dedi.” [4]

Musa’nın asasının taşa değmesiyle, büyük kaya parçasından temiz ve berrak çeşmelerin akması, topraktan yapılmış gerçek bir kuşun yaratılışı, ilaçsız hastalıklara şifa vermek veya ölüleri İsa vasıtasıyla diriltmek veya Süleyman’ın kuşların dilini bilmesi, türünden bazı işler harikulade ve doğal mecrasının dışında kalan işlerdir. Gaybi sulta ve kudretini bir tür uygulamak anlamındadır.

Oysa Kur’an-ı Kerim bu ayetlerde ve diğer bir çok ayetlerde, Allah’ın layık kullarının gaybi sultasını beyan etmektedir. İlahi velilerin harikulade kudretini beyan eden Kur’an’ın bu apaçık ayetlerinin içeriğine inanmak, şirk veya dinde bid’at çıkarma sebebi olabilir mi?

Bu beyan üzere açıkça anlaşıldığı gibi Salih kulların böyle bir gayp gücüne sahip olduğunu kabullenmek, onları ilahlaştırmak veya ilahi işleri onlara isnat etmek anlamında değildir. Zira böyle bir inanç, uluhiyet ve onları ilah kabul etmek ile birlikte olduğu taktirde, Musa, İsa ve Süleyman gibi benzeri kimselerin Kur’an açısından ilah olarak tanıtıldığını iddia etmek gerekir. Oysa ki bütün Müslümanların bildiği gibi Kur’an-ı Kerim ilahi velileri de Allah’ın takva sahibi kulları olarak saymaktadır.

Buraya kadar verilen bilgiler ışığında açıkça anlaşıldığı üzere Allah dergahının aziz yaratıklarının gaybi kudretine inanmak kendisini Allah’ın sonsuz gücüne dayandığını kabul etmek ve onları Allah’ın kudretinin bir vesilesi saymak seneviyeciliğe sebep olmadığı gibi, hatta gerçek bir tevhit inancı ilkesiyle de tümüyle uyum içindedir. Zira tevhit ile bir olan Allah’a tapmanın ölçüsü, alemde var olan tüm güçlerin Allah’a isnat edilmesi ve bütün sultaların ve hareketlerin kaynağı sayılmasıdır.

ABNA.İR

[1] Ra’d suresi, 38. ayet

[2] Bakara suresi, 60. ayet

[3] Al-i İmran suresi, 49. ayet

[4] Neml suresi, 16. ayet


پیام رهبر انقلاب به مسلمانان جهان به مناسبت حج 1441 / 2020
Şeyh Zakzaki
conference-abu-talib
Yüzyılın Anlaşmasına Hayır