AhlolBayt News Agency (ABNA)

source : ABNA24
Pazar

13 Şubat 2022

07:38:17
1228955

Ayetullah Ramazani: İmam Humeyni (r.a) Dinin İçtimai ve Hükümet Konumu İhya Etmekle Mucize Yarattı

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri: İslam İnkılabının kurucusu dinin sosyal ve yönetsel konumunu yeniden canlandırmakla mucize gösterdi. Din gizli odalardan dışarı çıktı ve sosyal yaşamın içine girerek dünyanın büyük üniversitelerinin araştırma konuları arasında yer aldı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri: İslam İnkılabının kurucusu dinin sosyal ve yönetsel konumunu yeniden canlandırmakla mucize gösterdi. Din gizli odalardan dışarı çıktı ve sosyal yaşamın içine girerek dünyanın büyük üniversitelerinin araştırma konuları arasında yer aldı.

Ayetullah Rıza Ramazani Dünya Ehlibeyt (a.s) çalışanlarına yaptığı konuşmasında Ayetullah Safi Gülpeygani’nin vefatı münasebetiyle taziyelerini dile getirmenin yanında Ayetullah Safi Gülpeygani’yi çok seçkin fıkıh âlimi bilerek şu açıklamalara yer verdi: Bu seçkin âlim tarih, fıkıh, usul, tefsir ve hadis gibi çeşitli konularda 150’den fazla eseriyle dini marifette pek çok eser geride bıraktı.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri, Ayetullah Safi Gülpeygani’nin 103 yıllık bereketli ömrüyle fıkıh alanlarında derin etkiler bıraktığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: Ayetullah Safi Gülpeygani zalim şahlık rejimi aleyhinde mücadelede, inkılap atmosferinde yer almada, Seçkinler Meclisinde ilk olarak kanuni esasinin tedvin edilmesinde ve Gözetleyici Şura Meclisinde yer almakla İslam Cumhuriyetinin mukaddes sisteminin savunulmasında en son anına kadar varlığını koruyan bir şahsiyetti.

Ayetullah Safi Gülpeygani’nin Ehlibeyt’e (a.s) sevgisi dillere destandı. Halkı davranışıyla Ehlibeyt’in (a.s) kapısına taşıyordu. Övülecek tevazusu onu taklit mercii yaptı ve kendisiyle görüşmeye giden her kes onun davranışına âşık oluyordu. Dünya Şialarıyla alakalı konularda kendisi için rapor sunduğum zaman çok seviniyor ve sürekli dua ediyordu. Son derece mütevazıydı öyle ki Afrikalı öğrencilerden birisinin başına emame bırakırken bu öğrencinin elini tutarak öpmüştü.

Ayetullah Safi Gülpeygani’nin sürekli inkılabın armağanlarına, adalete, maneviyata ve akla bağlı kaldığını dile getiren Ayetullah Ramazani açıklamalarına şöyle devam etti: İlim havzaları fıkıh ve fakihliğin sutunu ve Ehlibeyt’in (a.s) sevgisiyle dolup taşan bir şahsiyeti kaybetti. Allah Teâla ruhunu şad etsin, Masum İmamlarla (a.s) haşretsin ve bizlere bu telafi edilemeyecek büyük musibete katlanma başarısı versin.

Konuşmasının bir diğer bölümünde Şafakta On Gün ve İmam Humeyni’nin (r.a) İran’a gelmesine işaret eden Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı şu açıklamalara yer verdi: Bugün Behmen ayının 12’sidir; İnkılabi bir hareket ve büyük değişimin başlangıcıdır.

Âlimler ve halk arasındaki irtibat çeşitli dönemlerde farklı şekillerdeydi. Bir zamanlar bu irtibat bir hadisçiyle halkın irtibatıydı ve âlimler insanlara hadis söylüyorlardı. Bu irtibat çeşitli dönemlerde değişime uğradı ve öyle bir aşamaya ulaştı ki âlimler merceiyete doğru yöneldi.

İmam Humeyni (r.a) bu irtibatı daha yukarı çıkardı ve âlim ve halkın irtibatı imamet ve ümmet irtibatına dönüştü. İmam Humeyni (r.a) kendi halkını kabulleniyordu.

İslam İnkılabından önce dinin sosyal alanda varlığı yoktu ve yaratıcı bir rol ifa etmiyordu. O zamanlar dünyanın Sorbonne, Harvard, Cambridge, Oxford vb. bilim merkezlerinde din ciddi bir konu değil, aksine bireyseldi. O dönemde hac belli kişilere mahsustu, çok yaşlılar hacca gidiyor ve sadece ibadetlere önem veriyorlardı.

Müşriklerden beraat edilmesi, kültür, bilgi alışverişi ve yeni yaklaşımlardan haber yoktu. İnsanlar Hüseyni toplantılara katılıyordu, ancak bu toplantılar insanların sosyal rolünü etkilemiyordu.

Ülkenin bilim merkezlerinde dinin yeri yoktu ve biri üniversitede dua ederse, gerici kabul ediliyordu. Sosyal arenada dinin görünür bir yeri yoktu ve dinin toplumda bir devlet asaletiyle ortaya çıkması kimsenin aklından bile geçmiyordu!

Rahmetli İmam Humeyni, Velayet-i Fakih meselesini fıkhî tartışmalardan çıkartıp bu konuya fıkhî açıdan teolojik bir bakış açısı kazandırdı, yani İslam toplumunda imamet ve rehberlik anlayışını oturttu. Fıkıh hükümetin pratik felsefesidir. Sosyal alanlarda İmam Humeyni (r.a) dini ihya etti. İlim havzalarında kimse fakihlerin dünya atmosferinde ve önemli konularda görüş bildirebileceğini düşünmüyordu.

O zamanlar hukuk ve din o kadar garipti ki, dünya teorisyenleri dünyada hiçbir dini devrimin olmayacağına inanıyorlardı, çünkü liberalizm dünyaya hükmetmişti. Ancak İslam Devrimi’nin kurucusu, dinin toplumsal ve yönetimsel saygınlığını yeniden canlandırarak bir mucize gerçekleştirdi. Din gizli bölmelerden çıkıp toplum içine girdi ve dünyanın belli başlı üniversitelerinde en önemli araştırma konularından biri haline geldi.

................................
167