Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Reuters’ın aktardığına göre, İsrail Savunma Bakanlığı’nın üst düzey mali danışmanı Gil Pinchas, mevcut ABD-İsrail Mutabakat Zaptı’nın (MOU) sona ereceği 2028 sonrası için, doğrudan mali yardımlara dayalı modelden çıkılmasının gündemde olduğunu açıkladı. Hâlihazırda ABD, İsrail’e yılda yaklaşık 3,3–3,8 milyar dolar askeri hibe sağlıyor ve bu fonların büyük bölümü ABD yapımı silah ve sistemlerin alımında kullanılıyor.
Financial Times ve AP’ye konuşan İsrailli yetkililer, yeni dönemde bu “bedava para” olarak nitelenen hibelerin kademeli olarak azaltılacağını, bunun yerine ortak üretim, Ar-Ge, füze savunma sistemleri ve yüksek teknoloji silah projeleri üzerinden daha derin bir askeri-sanayi entegrasyonuna gidileceğini belirtiyor. Bu modelle İsrail, hem ABD’ye olan mali bağımlılığını azaltmayı hem de kendi savunma sanayisini küresel ölçekte daha rekabetçi hale getirmeyi hedefliyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu da The Economist’e verdiği son röportajda, önümüzdeki on yıl içinde ABD askeri yardımlarını “sıfıra doğru kademeli biçimde düşürme” niyetini açıkça dile getirdi. Netanyahu, İsrail’in artık kendi askeri kapasitesini ve silah üretim altyapısını bu ölçekte dış hibeye ihtiyaç duymadan sürdürebilecek olgunluğa ulaştığını savundu.
Ancak Reuters analizlerine göre, bu adım yalnızca teknik değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj niteliği taşıyor. ABD’de İsrail’e verilen askeri desteğe yönelik artan eleştiriler, Trump yönetiminin dış yardımlara mesafeli yaklaşımı ve Kongre’de yükselen muhalefet, Tel Aviv’i daha “özerk” bir güvenlik mimarisi arayışına itiyor.
Direniş yanlısı çevreler ise bu hamleyi, ABD desteğinin ahlaki ve siyasi maliyetlerini azaltmaya yönelik bir manevra olarak değerlendiriyor. Eleştirmenlere göre, doğrudan nakit hibelerin azalması, İsrail’in askeri faaliyetlerinin sorumluluğunu Washington’dan kısmen koparırken, sahadaki yıkımın siyasi faturasını daha doğrudan Tel Aviv’in üzerine bırakacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
yorumunuz