20 Ocak 2013 - 20:30

Kuzey Afrika son günlerde dramatik gelişmelere sahne oluyor. Mali’de El Kaide bağlantılı olduğu öne sürülen Selefi gruplar dünyaya meydan okuyarak yönetimi devirmeye çalışırken, bir diğer Selefi grup Cezayir’de aralarında onlarca Batılı ülke vatandaşının da bulunduğu yüzlerce sivili rehin aldı.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Her iki eylem de adeta Batı’nın bölgeye müdahalesine davetiye gibi. Öyle ki bu toprakların eski sömürgecisi Fransa, sunulan bu fırsatı kaçırmayarak 10 gündür Mali’de isyancılara yönelik bir askeri operasyon sürdürüyor. Tüm Batılı ülkeler şimdi bölgenin iddia edilen terörist bağlantılı gruplardan temizlenmesi için planlar yapıyor.

İslam tarihinin hemen hiçbir döneminde elçilere zarar verilmemişken bu gruplar geçtiğimiz yıl 11 Eylül’de ABD’nin Libya Büyükelçisi’nin de aralarında bulunduğu dört Amerikalıyı öldürerek büyük tepki çekmişti. Tunus’tan Mısır’a, Cezayir’den Büyük Sahra bölgesine kadar tüm Kuzey Afrika tarihte hiç görülmemiş bir şekilde bir kısmının El Kaide bağlantılı olduğundan şüphelenilen grupların tehdidi altına girdi. Peki, benzeri oluşumlara nefes aldırmayan katı rejimler tarafından yönetilen bu bölge nasıl oldu da bir anda bugünkü haline geldi? Bu sorunun cevabı bölgeye 1990’lı yılların başına kadar uzanan bir bakış gerektiriyor.

Bugün bu topraklardaki bu örgütler, Cezayir rejiminin 1991’deki parlamento seçimlerini kazanan İslami Selamet Cephesi’nin (FIS) zaferini tanımayarak seçimleri iptal etmesi ile ortaya çıkmaya başladı. Rejimle bağlantıları olduğu iddia edilen Silahlı İslami Grup (GIA) adlı şiddet yanlısı örgüt ile yönetim arasında 10 yıldan fazla süren çatışmalarda 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Örgütün 2000’li yılların başında büyük bir güç kaybına uğraması ve Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika’nın politikalarıyla başta GIA olmak üzere şiddet yanlısı tüm örgütler ya Mali’ye yerleşti veya Cezayir’de kalmalarına rağmen uyuyan hücreler olarak faaliyet gösterdiler. Bir yandan da Büyük Sahra Çölü’nde Batılı turistleri kaçırarak eylemlerini sürdürdüler. Bu gruplar için Libya’daki Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesi ise tam bir dönüm noktası oldu. Uluslararası medyada sıkça yer bulan bilgilere ve bölgedeki yaygın kanaate göre yıllarca Kaddafi için paralı asker olarak çalışan Malili, Nijerli ve Çadlıların önemli bir kısmı ya bu örgütlere veya çeşitli suç şebekelerine dahil oldu. Sayıları tam olarak bilinmeyen bu paralı askerler beraberlerinde sahip oldukları ağır silahları da kaçırdılar veya bu silahların katıldıkları suç ağlarınca temin edilmesine aracılık ettiler. Mali yönetimini kısa sürede bozguna uğratarak ülkenin yarısını işgal eden ve başkent Bamako’yu hedefine koyan grupların da ağırlıklı olarak Kaddafi’nin silahlarına sahip olduğu düşünülüyor.