12 Mart 2015 - 07:00
AB ve Türkiye’nin IŞİD’in Yayılmasındaki Payı

Gerçi son günlerde Irak ordusu ve halk güçleri IŞİD teröristlerine ağır darbeler indiriyor, ama yine başta Avrupa ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelerden IŞİD terör örgütüne yeni katılımlardan söz ediliyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- En son haberde Fransa Başbakanı Manuel Vals Fransa medyasına verdiği demeçte hali hazırda üç bin kadar Avrupalı tekfirci unsurun IŞİD üyesi olarak Irak ve Suriye'de bulunduğunu, bu sayının önümüzdeki yaz aylarına kadar beş bine ve 2015'in sonuna kadar da on bine kadar çıkacağını açıkladı.

Yine aynı doğrultuda Washington'da terörle mücadele milli merkezi Başkanı Nikolas Rasmussen şimdiye kadar 3400'ü Batılı ülkelerin vatandaşı olan yaklaşık 20 bin yabancının Irak ve Suriye'de IŞİD terör örgütüne katıldığını belirtti.

Söz konusu teröristlerin büyük bir bölümü Türkiye üzerinden Irak ve Suriye topraklarına giriyor.

Amerika bundan 9 ay önce yaklaşık 50 ülkeden oluşan ve IŞİD ile mücadele iddiasında bulunan bir ittifakın başına geçti. Bu ittifakın amacı, IŞİD'in mali kaynaklarını ve örgüte yeni üye katılımını ve yardım yollarını engellemek şeklinde açıklandı. Ancak ittifak pratikte bir dizi faydası hava saldırılarından başka önemli hiç bir icraatta bulunmadı ve bulunmuyor. Hali hazırda da Irak'ta ordu ve halk güçleri Amerika ve uluslararası ittifakın hiç bir desteği olmaksızın tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı savaşıyor. Gerçekte bu ittifakta yer alan bazı malum devletler hala IŞİD teröristlerine doğrudan yardımlarını sürdürüyor. Aslında Arap Batı ittifakının en önemli ve anahtar müttefiklerinden birinin kurulan uluslararası ittifaka katılmaması, tekfirci IŞİD terör örgütünün hala dışarıdan askeri, mali yardımlar ve yeni üyelerin katılımı için büyük bir boşluktan yararlanmasına vesile oluyor.

Şimdiye kadar bir çok Amerikalı ve Avrupalı üst düzey yetkili ve politikacı IŞİD teröristlerinin Türkiye'nin Irak ve Suriye sınırında rahatça bu ülkelere girip çıktığını itiraf etti. Amerika'nın New York Times gazetesi 10 Mart Cumartesi günkü sayısında bu konuda şöyle yazdı:

Gerçi Türkiye sınırlarını IŞİD teröristlerine karşı daha sıkı bir şekilde denetlemesi için Batılı müttefikleri tarafından baskı altında tutuluyor, ama görünen o ki Türkiye ya sınırlarını teröristlerin girişi çıkışını engellemek amacıyla kontrol etmek istemiyor, ya da gerçekten kontrol edemiyor.

New York Times gazetesi raporunu şöyle sürdürüyor: Bugün yabancı teröristler Türkiye'nin sınır kentlerinde sokakları ve kafeleri dolduruyor. Silah satan mağazaların faaliyetlerini yeniden gizlice başladığı ve Suriye'ye geçmek isteyen yabancı teröristlerin ihtiyaç duydukları silahları karşıladıkları anlaşılıyor.

Türkiye bir NATO üyesi ülkedir ve büyük bir orduya sahiptir. Üstelik bu ülkenin milli istihbarat teşkilatı MİT de Ortadoğu bölgesinin en güçlü istihbarat örgütlerinden biridir. Eğer irade ederse IŞİD teröristlerinin Türkiye topraklarına giriş çıkışını rahatlıkla kontrol edebilir. Fakat esas soru şu ki neden Türkiye Amerika'nın başını çektiği uluslararası IŞİD karşıtı ittifakla işbirliği yapma bağlamında ciddi bir adım atmıyor.

Amerika milli istihbarat Başkanı James Clapper geçenlerde Türkiye'nin IŞİD ile mücadele konusunda daha ciddi adımlar atıp atmayacağı ile ilgili bir soruya verdiği cevapta, buna iyimser bakmadığını, çünkü Türkiye'nin başka öncelikleri ve çıkarları bulunduğunu belirtti. Clapper bir süre önce Amerikan senatosu silahlı kuvvetler komisyonunda yaptığı konuşmada, IŞİD terör örgütü ile mücadele etmenin Türkiye yönetiminin öncelikleri arasında yer almadığını ve bu yüzden bu örgütün üyelerinin rahatlıkla Türkiye topraklarından Suriye'ye girdiklerini vurguladı. Clapper, IŞİD terör örgütü üyelerinin %60 kadarının Türkiye topraklarından Suriye'ye girdiklerini de belirtti.

Amerika Milli İstihbarat Başkanı, Ankara ile Washington'un terörle mücadelede güvenlik işbirliği anlaşması imzaladıkları halde Türkiye'nin IŞİD ile mücadelede isteksizliğinden söz ediyor. Söz konusu anlaşmaya göre Türkiye topraklarında bir kaç bin kişinin Amerika tarafından askeri eğitim görmesi ve sözde IŞİD ile ama gerçekte Şam yönetimi ile savaşmak üzere Suriye topraklarına gönderilmeleri gerekiyor. Oysa Türkiye yönetimi ciddi bir şekilde IŞİD'i destekleme veya en azından örgüte karşı duyarsızlık suçlamasıyla karşı karşıya bulunuyor. Amerika ve Avrupa'da bu itiraflar ve Türkiye ile istihbarat ve askeri işbirliğinin seviyesi, IŞİD karşıtı kurulan ittifakın sadece kamuoyunu kandırmaya yönelik olduğunu, Batı ve müttefiklerinin IŞİD'i yok etme bağlamında hiç bir ciddi iradeleri bulunmadığını gösteriyor.

Ekler