Şehadeti Münasebetiyle

  • İmam Rıza ( Şehadeti Münasebetiyle )

    İmam Rıza ( Şehadeti Münasebetiyle )

    Şeyh Müfid, Abdullah b. Beşir’den şöyle nakletmektedir: “Me’mun ondan tırnaklarını kesmemesini ve haddinden fazla uzatmasını ister. Sonra Hint hurmasına benzer bir şeyi ona verir ve ondan onu eliyle iyice yoğurmasını ister. Sonra Me’mun İmam Rıza’nın (a.s) yanına gider ve Abdullah’ı çağırtır ve ondan elleriyle nar suyu almasını ister ve sonra onu İmam Rıza’ya (a.s) içirir. Bu içecek İmam Rıza’nın (a.s) vefatına neden olur.”

  • İmam Hasan ( Şehadeti Münasebetiyle )

    İmam Hasan ( Şehadeti Münasebetiyle )

    Şeyh Tusi’nin naklettiğine göre[88] İmam Hasan Mücteba (aleyhi selam), kardeşi İmam Hüseyin’e (aleyhi selam), kendisini dedesi Hz. Resulü Kibriya’nın (s.a.a) yanına defnetmesini vasiyet etmiştir. Ancak bu işe birileri karşı çıkacak olursa, asla bunda ısrar etmemesini ve kesinlikle kan dökülmemesini istemiştir. Başka bir nakle göre, İmam Hasan, gusül verilip kefenlendikten sonra kendisini dedesi Hz. Resulullah’ın mezarının yanına götürmesini ve orada ahdini yeniledikten sonra büyük annesi Hz. Fatıma bint Esed’in yanına götürülerek orada defnedilmesini istemiştir.

  • Hz. Muhammed (Vefatı Münasebetiyle)

    Hz. Muhammed (Vefatı Münasebetiyle)

    Hicretin on birinci yılının başlarında, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) hastalandı ve akabinde vefatı gerçekleşti. Hastalığı ilerleyince minbere çıkarak insanların birbirine şefkatli olmasını isteyerek şöyle buyurdu: "Eğer birisinin üzerimde hakkı varsa onu istesin, yoksa helal etsin. Eğer birisini kırdıysam şimdi telafi etmesi için geldim."[78] Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) vefatı, hicretin on birinci yılı Safer ayının yirmi sekizinde ya da başka bir rivayete göre aynı yılın Rebiülevvel ayının on ikisinde altmış üç yaşındayken gerçekleşti. Nehcü’l Belağa’da belirtildiği gibi Efendimiz (s.a.a) can verdiğinde başı, Hz. Ali’nin (a.s) kucağında, sine ve boynu arasında idi.[79] O vakitler Hz. Fatıma (s.a) dışında hiçbir çocuğu hayatta değildi.Hz. Resulü Ekrem’in (s.a.a) mutahhar naaşı, Hz. Ali (a.s) ve hanedanından birkaç kişi tarafından gusül verilerek, kefenlendi ve ardından kendi evinde –şu anda Mescid-i Nebi’de yer almaktadır- toprağa verildi.