Lübnan Hizbullah’ına karşı durarak, rezerv koyarak, rakip ya da düşman ilan ederek te Kudüs’ü savunmak imkansızdır. Bu zamana kadar İslam ümmeti içerisinde İsrail’e yenilgi tattıran Mayıs-2000 ve Temmuz-2006) tek hareket olan Hizbullah, bu zamana kadar silahını asla İsrail ve onun tetikçileri dışında kimseye doğrultmamıştır. İsrail’e karşı mücadelede her türlü fedakarlığı yapan bu topluluk, canları, malları ve kanları ile İslam ümmetinin ayaklar altına serilmiş olan izzetini ayağa kaldırmıştır. “Mezhepçi, kavmiyetçi veya Neo-Osmanlıcı” fikirlere kapılarak Lübnan Hizbullah’ına karşı durmak, İsrail’e destek olmaktan başka bir şey değildir.
Peki, niçin Türkiye İslamcılığı Amerika’yı düşman ilan edemiyor? Ve niçin sürekli bu küresel emperyalist istikbar gücün “Amerikancılık” olarak tanımlanan hedef ve politikalarının gölgesinde yaşıyorlar? Niçin dünyaya hep “Amerikancılık” penceresinden bakıyorlar?