Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Geçtiğimiz Mart ayında Birleşmiş Milletler’in barış planını kabul ettiğini açıklayan Suriye Hükümeti, Ekim ayındaki ateşkes çağrısına da uymuştu. Ancak muhalifler uzlaşmaya yanaşmamakta diretiyor.
Annan’ın istifasının ardından Birleşmiş Milletler-Arap Birliği Suriye elçisi olarak iş başına getirilen Lahdar Brahimi de bir çözüm planı yapmış ancak Kurban Bayramı’nda yapılan ateşkes çağrısı muhaliflerden red yanıtı almıştı. İlginç bir zamanlamayla, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Lahdar Brahimi ile bayramda ateşkes yapılmasını görüştüğü sırada Şam’da muhaliflerin üstlendiği 10 kişinin öldürüldüğü bir patlama meydana gelmiş, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bayram boyunca eylemlerini sürdürmüştü. Geçtiğimiz aylar boyunca, Kofi Annan görev başındayken önerilen Annan Planı da muhaliflerce defalarca sabote edilmişti.
Suriye’de 22 aydır süren çatışmaların tek çözümü gibi gösterilmekle beraber hem Annan Planı hem de Brahimi’nin önerileri, emperyalist merkezlerin müdahale biçimlerinden biri olarak tanımlanmış, süreç ise bunu doğrular nitelikte gelişmişti. Terör saldırılarıyla zayıflatılmaya çalışılan Suriye Hükümeti planlara uyum sağlama yönünde bir irade sergilese de muhalifler bu tartışmalı çözüm sürecine dahi katılımı reddetti.
Öte yandan muhaliflerin ateşkes çağrısını reddediyor oluşu ve süre giden terör saldırıları, Haziran ayında BM’nin planlarının kendilerini “bağlamadığını” ve o dönemde 80 Suriye Ordusu askerini öldürdüklerini açıklaması BM’nin kendisini bile rahatsız etmeye yetmedi. Arap ve Batı basını, muhaliflerin tutumunu görmezden gelmeye devam ederken, Paris’te yapılan Suriye’nin Dostları gibi toplantılarda çözümün adı hep Esad yönetimine karşı baskıyı arttırmak oldu. Silahlı muhalefete Türkiye gibi ülkelerden ağır silah yardımı yapılır ve Müslüman Kardeşler mensubu kişilerin Suriye’ye sızdığı ve terör olaylarının müsebbibi olduğu açıkça bilinirken bile hedef Esad yönetimiydi.
‘Çözüm’ Esadlı mı olur Esadsız mı…
Lahdar Brahimi’nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la yaptığı görüşmeyse hafta boyunca tartışmalara neden oldu. İddia edilene göre, Rusya ve ABD’nin uzlaştığı çözümün konuşulduğu görüşmede, Esad’ın 2014’e dek iktidarda olması ve sonraki seçimlere katılmaması planlanmıştı.
Bu görüşmeyi takiben, Suriye Ulusal Komisyonu, siyasi çözüme şartlı destek vereceklerini açıkladı ve Esad’ın gitmediği bir çözümü desteklemeyeceklerini belirtti.
Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklama da muhalifler ve emperyalist merkezler arasındaki “uzlaşmayı” gösterir boyuttaydı. Nitekim açıklamada Beşar Esad 45 bin Suriyeli’nin ölümünden sorumlu tutulurken, “Esad, siyasi geçiş sürecinin bir parçası olamaz" denildi.
Arap ve Batı basınının haftalardır spekülasyon yaydıkları mevzu ise Rusya’nın tutumu oldu. Başından beri müdahaleyi benimsemeyen Rusya, 2 gün önce yaptığı açıklamada Suriye konusunda tutumlarının değişmediğini ve ABD ile Suriye konusunda ortak bir planlarının olmadığını ifade etmişti. Rusya Dışişleri sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç, krizin çözümü konusunda, Cenevre Mutabakat’ının esas alınmasının bu doğrultuda iktidar ve muhalefet temsilcileriyle bir geçiş hükümeti kurulması gerektiğini söylemişti.
Annan Planı’ndan Brahimi’nin yaptığı görüşmelere uzanan döneme bakıldığında, Suriye’de “çözüm” denen önermelerin niteliği de muhaliflerin tutumu da kimin “çözüm”den yana olduğunu göstermeye yeterken, Suriye’de dış merkezlerden yardım aldıkları bilinen silahlı çetelerin yaydığı kaos ise sürüyor. Öte yandan aylardır çatışmalar devam etse de, ciddi bir başarı elde edemeyen, kentlerin kontrolünü ele geçiremeyen çetelerin, çözümsüzlükte diretirken neye güveniyor oldukları sorusu kuşku uyandırıyor.