Sıffin Savaşı, yalnızca iki cephenin çatışma alanı değil, Hz. Ali’nin (a.s.) pratik yaşamında rahmetin ve hidayet kaygısının tecelli ettiği bir meydandı. Bu yaklaşım bazı ashabına o kadar ağır ve yabancı geliyordu ki, savaşın başlatılmasındaki gecikmeyi İmam’ın tereddüdü veya korkusu olarak değerlendiriyorlardı. Oysa İmam (a.s.), bu duraklamanın insanları hidayet etme umudundan kaynaklandığını belirterek, “Eğer bu gecikme tek bir kişinin bile kurtuluşuna ve hidayetine vesile olursa, buna değer” buyuruyordu. Böylece Alevi pratik yaşam, ilahi velilerin mantığında insanları hidayet etmenin ve kurtarmanın, askerî zaferde acele etmekten üstün olduğunu göstermektedir.
(Konuşmacı: Hüccetü’l-İslam Hüseyni Kummi)
İmam Hasan’ın (a.s) Yahudi komşusunun evinin duvarı yıkılmış ve evin atıkları İmam’ın evine akmaya başlamıştı. Komşunun eşi bu durumdan haberdar olunca durumu kocasına bildirdi. Yahudi komşu, İmam Hasan’ın (a.s) yanına gelerek: “Neden bu meseleyi bana söylemediniz?” diye sordu. İmam Hasan (a.s) ise şöyle buyurdu: “Dedem bana, komşuyla olan ilişkilerde hoşgörülü olunmasını tavsiye etmiştir.”
Konuşmacı: Hujjat al-Islam Momani