Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Bölgesel direniş kaynakları, Babü’l-Mendeb Boğazı’nda seyreden tüm ticari ve askerî gemilere yönelik benzeri görülmemiş bir uyarı yapıldığını duyurdu. “Sınırsız Savaşçılar” adlı bir grup tarafından yapılan açıklamada, “Yarın öğlen itibarıyla Babü’l-Mendeb’ten geçmek isteyen herkes, altı yönünü birden kollamalı” ifadeleri kullanıldı. Direniş komutanlarından birinin aktardığı bu uyarı, emperyalist güçlerin bölgede dayatmaya çalıştığı “güvenli geçiş” senaryolarının tamamen çöktüğünü gösteriyor. Zira ABD ve İsrail’in Kızıldeniz’deki askerî varlığına rağmen, direniş cephesi Babü’l-Mendeb’te dilediği zaman stratejik bir baskı unsuru oluşturabileceğini ilan etmektedir.
“İyi niyetle uyarıyoruz: Altı yönünüze birden bakın”
Tasnim haber ajansının aktardığına göre, bir direniş komutanı “Sınırsız Savaşçılar” adlı grubun Babü’l-Mendeb Boğazı’ndaki tüm gemilere yönelik ciddi ve eşi benzeri görülmemiş bir uyarı yayımladığını bildirdi. Komutan, “İyi niyetle söylüyoruz: Yarın öğlen itibarıyla Babü’l-Mendeb’ten geçmek isteyen herkes, altı yönünü birden kollamalı” dedi. Bu uyarı, daha önce Yemenli Ensarullah hareketinin Kızıldeniz’de İsrail ve ABD’ye bağlı gemilere yönelik düzenlediği saldırıların bir adım ötesine geçilerek, artık boğazın tümden “gayriresmî bir kuşatma” altına alınabileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, emperyalist güçlerin Hürmüz’de yaşadığı başarısızlık, şimdi de Babü’l-Mendeb’te tekrarlanma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
“Sınırsız Savaşçılar” kimdir ve neyi hedeflemektedir?
“Sınırsız Savaşçılar” olarak bilinen bu grubun tam olarak kim olduğu bilinmemekle birlikte, bölgesel direniş ağıyla bağlantılı olduğu değerlendirilmektedir. Uyarı, Babü’l-Mendeb’in stratejik önemine vurgu yaparak, emperyalist güçlerin Kızıldeniz üzerinden yürüttüğü askerî ve ticari trafiği hedef almaktadır. Yemen’deki Ensarullah hareketinin daha önce Kızıldeniz’de gerçekleştirdiği operasyonlarla boğaz trafiğini yüzde 70 oranında düşürmeyi başardığı hatırlanacaktır. Bu yeni uyarı, direnişin elindeki baskı kapasitesinin daha da artırılabileceğini ve artık sadece düşman gemilerinin değil, tüm geçişlerin risk altında olabileceğini göstermektedir.
Zıt görüş: ABD ve İsrail’in “seyir özgürlüğü” ısrarı
ABD ve İsrail cephesi, Babü’l-Mendeb ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası hukukla korunan bir hak olduğunu savunmaktadır. Pentagon yetkilileri, bölgedeki askerî varlıklarını artırarak ticari gemileri koruma sözü vermekte, “Refah Muhafızı” gibi operasyonlarla direnişin saldırı kapasitesini sınırlamaya çalışmaktadır. Ancak geçmiş deneyimler, bu tür askerî yığınağın caydırıcı olmaktan çok, direnişi daha asimetrik ve vurucu taktiklere ittiğini göstermiştir. Emperyalist güçlerin “güvenli geçiş” garantileri, birkaç milyon dolarlık gemisavar füzeler veya intihar İHA’ları karşısında ne kadar geçerlidir? Bu soru, bölgedeki tüm denizcilik şirketlerinin zihninde belirmiş durumdadır.
Arka plan: Babü’l-Mendeb ve enerji güvenliği
Babü’l-Mendeb Boğazı, Hint Okyanusu’nu Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı’na bağlayan küresel enerji ve ticaret arteridir. Boğazın kapatılması, özellikle Avrupa’ya yönelik petrol ve doğalgaz sevkiyatını fiilen durdurabileceği gibi, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin de alternatifsiz rotalara yönelmesine yol açacaktır. İran’ın Hürmüz’de uyguladığı baskıyla birleşen Babü’l-Mendeb tehdidi, emperyalist güçlerin enerji güvenliği stratejilerini altüst etmektedir. Daha önce Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz’e alternatif boru hatları geliştirerek İran’ın elini zayıflatmaya çalışmıştı. Ancak bu kez Babü’l-Mendeb’te yükselecek bir tehdit, Suudi petrolünün Kızıldeniz üzerinden yaptığı sevkiyatı da doğrudan hedef alacaktır. Bu durum, emperyalist güçlerin “tek bir boğaza bağımlılığı azaltma” stratejisinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir.
“Sınırsız Savaşçılar” uyarısının ardındaki mesaj
Bu uyarı, sadece askerî bir tehdit değil, aynı zamanda politik bir mesajdır. Direniş cephesi, Babü’l-Mendeb’i bir baskı aracı olarak kullanarak, Batılı ülkelerin İsrail’e verdiği koşulsuz desteği cezalandırmayı hedeflemektedir. Uyarının “iyi niyetle” yapıldığının belirtilmesi, aslında sivil gemilere yönelik doğrudan bir saldırı olmayacağını, ancak İsrail bağlantılı veya savaş malzemesi taşıyan gemilerin hedefte olduğunu ima etmektedir. Ancak emperyalist güçlerin geçmişte Gazze’de yaşanan insani felaketlere rağmen İsrail’e sağladığı lojistik destek, direnişin “hedef belirleme” konusundaki hassasiyetini azaltmış durumdadır. “Altı yönünüze birden bakın” ifadesi, artık hiçbir geminin güvende olmadığını, saldırıların her an ve her yönden gelebileceğini vurgulamaktadır.
yorumunuz