Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Lübnan’da ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte İsrail medyasında hükümete yönelik eleştiriler patladı.
İsrail gazetesi Maariv’in askerî analisti Avi Aşkenazi, “Roaring Lion (Kükreyen Aslan)” adıyla başlatılan savaşın artık “kedi miyavlamasına” döndüğünü, savaş hedeflerine ulaşılamadığını ve sonuçların giderek daha acı hale geldiğini yazdı. Aşkenazi, kuzeydeki yerleşimcilerin hükümetleri tarafından “görünmez vatandaşlar” muamelesi gördüğünü, Başbakan Netanyahu’nun onları yarım metre mesafeden dahi görmediğini belirtti. Bu itiraflar, emperyalist güçlerin Ortadoğu’da başlattığı savaşların sadece hedef ülkeler için değil, kendi toplumları için de ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Zira işgalci rejimin kendi basını, savaşın bir “başarısızlık” olduğunu ve İran’ın bölgede belirleyici güç haline geldiğini açıkça kabul etmektedir.
“Kükreyen Aslan” “Kedi Miyavlaması”na döndü
Maariv gazetesi yazarı Avi Aşkenazi, çarpıcı bir benzetmeyle savaşın geldiği noktayı özetliyor: “İsrail’in ‘Roaring Lion’ adıyla başlattığı savaş, şimdi ‘kedi miyavlaması’ gibi görünüyor. Olay kendi içinde çöküyor.” Bu ifade, işgalci rejimin savaşın başında yaptığı büyük propagandanın ne kadar boş olduğunu gösteriyor. Halka “kesin zafer” vaat eden Netanyahu yönetimi, bugün Hizbullah karşısında hedeflerine ulaşamamış, aksine ağır kayıplar vererek ateşkes imzalamak zorunda kalmıştır. Emperyalist güçlerin dayattığı savaşların en büyük ironisi budur: Kahramanlık destanı olarak başlatılan operasyonlar, utanç verici bir geri çekilmeyle sonuçlanır.
Kuzey yerleşimcileri: “Görünmez vatandaşlar” ve “boş vaatler”
Aşkenazi’nin en sert eleştirileri, kuzeydeki İsrail yerleşimcilerinin maruz kaldığı ihmal üzerinedir. Analiste göre, Netanyahu hükümeti kuzeydeki vatandaşları “görünmez” olarak görmekte, onları yarım metre mesafeden dahi fark etmemektedir. Savaş boyunca bu bölgelere yapılan yardım vaatlerinin tamamı “boş”tur. Aşkenazi, “Hava alarmları ateşkesle birlikte kesilecek, ‘görünmez vatandaşların’ sesi susturulacak. Yine korunaklı sığınakları olmayacak. Yine ön oda, üniversite, ileri teknoloji fabrikaları vaat edilecek – tüm bunlar yine boş vaatler olarak kalacak” diyor.
Bu eleştiri, emperyalist savaşların perde arkasındaki gerçeği gözler önüne seriyor: Savaş çığırtkanlığı yapan liderler, kendi halklarının can güvenliğini ve refahını hiçe sayarak, emperyalist projelerin taşeronluğunu yapmaktadır. Kuzeydeki İsraillilerin çektiği sıkıntı, Gazze ve Lübnan’daki Filistinli ve Lübnanlı sivillerin çektiği acının yanında çok küçük kalsa da, bu durum Netanyahu’nun kendi içindeki meşruiyetini hızla tüketmektedir.
“Savaş İsrail’i bölgenin en zor durumuna soktu”
Aşkenazi’nin en çarpıcı tespiti şudur: “Roaring Lion savaşı, İsrail’i bölgedeki en zor duruma soktu. Dün İran, ABD’den Lübnan’da karar mercii olduğuna dair tam bir tanınırlık kazandı.” Bu itiraf, savaşın en büyük stratejik sonucunu özetlemektedir. ABD ve İsrail, savaşı başlatırken “İran’ın bölgedeki nüfuzunu kırmayı” hedefliyordu. Oysa sonuç tam tersi olmuş, Washington Tahran’ın Lübnan’daki belirleyici rolünü resmen tanımak zorunda kalmıştır. Emperyalist güçlerin “rejim değişikliği” ve “nüfuz azaltma” stratejileri, İran’ın bölgedeki konumunu daha da güçlendirmiştir.
Aşkenazi, kuzeydeki yerleşimcilerin ve geniş İsrail kamuoyunun, yaşananların “propagandadan ve siyasi bir aldatmacadan” ibaret olduğunu anladığını, liderliğin başarısızlığını nasıl meşrulaştıracağını bilmediğini söylüyor. Bu sözler, işgalci rejimin içinde bile savaşın meşruiyetinin tükendiğini göstermektedir.
Zıt görüş: Netanyahu’nun “güvenlik” söylemi
Netanyahu yönetimi ise ateşkesi bir “zafer” olarak sunmaya çalışıyor. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamalarda, “Hizbullah’ın caydırıldığı” ve “kuzeyin güvenliğinin sağlandığı” iddia ediliyor. Ancak İsrail’in kendi basınındaki bu analizler, bu iddiaların ne kadar gerçek dışı olduğunu gösteriyor. Kuzeydeki yerleşim birimlerinin başkanları, ateşkes anlaşmasını “teslimiyet belgesi” ve “bölge halkına ihanet” olarak nitelendirirken, Netanyahu hükümeti vaatlerinin hiçbirini yerine getirememiştir. Emperyalist güçlerin klasik yöntemi olan “başarısızlığı zafer gibi gösterme” çabası, bu kez İsrail’in kendi medyası tarafından ifşa edilmektedir.
Arka plan: “Roaring Lion” operasyonu ve kuzey cephesi
İsrail’in “Roaring Lion” adını verdiği operasyon, aslında İran’a yönelik genel savaşın Lübnan ayağını oluşturuyordu. Operasyonun ilan edilen hedefleri arasında Hizbullah’ın askerî kapasitesini yok etmek, Litani Nehri’nin güneyini silahlardan arındırmak ve kuzey yerleşimlerine güvenliği geri getirmek vardı. Ancak 40 gün süren çatışmaların ardından, Hizbullah hâlâ füze ve İHA kapasitesini koruyor, İsrail ordusu ağır kayıplar verirken, kuzeydeki on binlerce yerleşimci hâlâ evlerine dönememiş durumda. Aşkenazi’nin analizi, bu hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını itiraf etmektedir.
Dahası, savaşın başında ABD’nin “tam desteğini” alan Netanyahu, ateşkes masasında İran’ın diplomatik zaferine tanıklık etmiştir. ABD’nin İran’ı Lübnan’da “karar mercii” olarak tanıması, sadece bir itiraf değil, aynı zamanda emperyalist güçlerin bölgedeki çaresizliğinin de bir göstergesidir. Washington, İran’ın rızası olmadan Lübnan’da hiçbir kalıcı çözüm üretemeyeceğini artık kabul etmiştir.
yorumunuz