Batı medyasına göre mutabakat, savaşın durmasını sağlasa da İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve bölgesel dosyalar gibi temel anlaşmazlıkları çözmeyerek taraflara yalnızca 60 günlük bir müzakere süresi kazandırdı.
Batılı medya kuruluşlarına göre ABD ile İran arasında varılan mutabakat, çatışmaları durdurmayı başarsa da taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmekten uzak. Analizlerde, anlaşmanın nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel dosyalar gibi kritik başlıkları erteleyerek taraflara yalnızca 60 günlük bir müzakere süresi kazandırdığı vurgulanıyor.
Batı medyası, ABD'nin İran'la savaşının kontrolden çıktığını ve kayıpların katlanarak arttığını itiraf ediyor. Wall Street Journal, resmi sansüre rağmen iki haftada 13 Amerikan askerinin öldüğünü, 213'ünün yaralandığını, uzmanlar ise gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Yakıt ikmal uçaklarının sayısı 7'ye, imha edilen MQ-9 Reaper İHA sayısı 11'e yükselirken, maliyeti milyarlarca doları bulan THAAD sistemleri ve radar ağı da hedef alındı.
Alman Handelsblatt gazetesi, ABD'nin İran'a yönelik savaşını "Destansı Başarısızlık" olarak nitelendirirken, Financial Times, İran'ın savunma performansı karşısında Amerika'nın şaşkına döndüğünü yazdı. Financial Times'a konuşan ABD Özel Kuvvetler Komutanlığı eski Başkanı, "Hiç kimse İranlılar kadar az imkanla bu kadar çok iş başaramadı" sözleriyle İran'ın başarısını teslim etti.
Batı medyası ve ABD-İsrail eksenli güç merkezleri, İran’daki ekonomik temelli protestoları bilinçli bir algı operasyonuyla “rejim değişikliği” senaryosuna dönüştürmeye çalıştı. Yaptırımların yol açtığı ekonomik krizi gizleyen bu anlatı, doğrulanamayan rakamlar ve çarpıtılmış görüntülerle servis edilirken, şiddet eylemlerindeki dış aktörlerin rolü özellikle örtbas edildi. Ancak bu bilgi savaşı ve müdahale zemini oluşturma çabası, geçmişte olduğu gibi bir kez daha başarısız oldu.
ABD merkezli Wall Street Journal, İsrail ve Arap istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde Hizbullah’ın “yeniden silahlandığını ve cephe hatlarını tahkim ettiğini” iddia etti. Direniş çevreleri ise bu tür haberleri “psikolojik savaşın bir parçası” olarak değerlendiriyor ve hareketin hazırlıklarının savunma doktrini çerçevesinde yürütüldüğünü vurguluyor.