Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD Dışişleri Bakanlığı’nda eski bir diplomat olan ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Programı’nın eski yöneticisi Mark Fitzpatrick, Abna’ya yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu’da yeni bir savaşa girmek istemediğini ve şu anda odağını Batı Yarımküre’ye, özellikle de Venezuela dosyasına çevirdiğini ifade etti.
Fitzpatrick, Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmesi halinde ABD’nin bunu tekrar yok edeceği yönündeki açıklamalarına değinerek, Trump’ın aynı zamanda Tahran ile bir nükleer anlaşmaya varmayı tercih ettiğini söylediğini hatırlattı. Trump’ın, İran nükleer programını yeniden başlatmasa bile, İsrail’in İran’daki balistik füze üretim tesislerine yönelik saldırılarını destekleyeceğini öne sürdüğü de aktarıldı. Bilgilere göre Netanyahu, bu görüşmede İran’ın füze programına ilişkin endişelerini Trump’a iletti.
Netanyahu’nun ABD ziyaretinin hedeflerini değerlendiren Fitzpatrick, İsrail Başbakanı’nın Hamas’ın silahsızlandırılması için Trump’tan destek almak, Washington’un İsrail’e ve şahsına koşulsuz desteğini vurgulamak ve İran’a yönelik yeni bir saldırı için yeşil ışık yakmak istediğini belirtti. Ona göre, Trump’ı İran’a karşı ortak bir saldırıya tam olarak bağlamak ise Netanyahu’nun ulaşamadığı tek hedef oldu.
Trump’ın İran’ın stratejik kapasitesini yeniden inşa etmeye çalıştığını “duyduğunu” söylediğini hatırlatan Fitzpatrick, İran’ın füze fırlatma kapasitesini yeniden inşa ettiğinden şüphe olmadığını, ancak nükleer programın yeniden canlandırıldığına dair iddialar konusunda yeterli kanıt bulunmadığını vurguladı. İtalyan bir düşünce kuruluşunun İran liderinin taşınabilir bir nükleer silah üretimi emri verdiği yönündeki iddiasına da değinen Fitzpatrick, somut kanıtlar olmadan bu tür sonuçlara temkinli yaklaştığını ifade etti. Ona göre Trump şu aşamada Orta Doğu’da yeni bir savaşa girmeye istekli değil.
İsrail’in İran’ın füze programına odaklanmasını değerlendiren Fitzpatrick, bunun mantıklı olduğunu söyledi. Çünkü İran’ın, İsrail’in füze savunma sistemlerinin “aşılamaz” olmadığını kanıtladığını belirtti. Savaşın son aşamalarında İran füzelerinin yüzde 15 ila 20 oranında savunmayı aşmasının endişe verici olduğunu ifade eden Fitzpatrick, bunun nükleer bir saldırı düzeyinde olmasa da İsrail altyapısına gerçek zarar verebilecek bir kapasiteyi gösterdiğini vurguladı.
Fitzpatrick’e göre İsrail, Washington’un siyasi ve askeri desteğini artırmak için İran’ın füze tehdidini abartıyor. Yakın zamana kadar ABD’nin İran füzelerini kendi ulusal güvenliği için ciddi bir tehdit olarak görmediğini hatırlatan Fitzpatrick, Trump’ın artık İran’ın nükleer ve füze kapasitesini aynı çerçevede ele aldığını ve her ikisinin de yeniden inşa edilmesi halinde hedef alınması gerektiğini savunduğunu söyledi.
ABD’nin İran’la doğrudan bir çatışmanın maliyetlerini nasıl değerlendirdiğine de değinen Fitzpatrick, Trump’ın böyle bir savaşın ağır bir bedeli olacağını düşünmeyebileceği uyarısında bulundu. Haziran ayındaki hava saldırılarında ABD’nin ciddi kayıp vermediğini ve Trump’ın iç politikada büyük bir tepkiyle karşılaşmadığını hatırlatan Fitzpatrick, bunun yanlış bir maliyet algısına yol açabileceğini söyledi.
Son olarak caydırıcılık dengesine değinen Fitzpatrick, İran füzelerinin savunmayı aşma oranının bu dengeyi kaçınılmaz olarak değiştirdiğini belirtti. İsrail’in hâlâ üstün bir caydırıcılığa sahip olduğunu, ancak bunun Tel Aviv için yeterli görülmediğini ifade eden Fitzpatrick, İsrail’in mutlak caydırıcılık arayışı nedeniyle yeni bir saldırıya hazırlandığını söyledi.
On iki günlük savaş deneyimi ve İran’ın füze kapasitesini hızla yeniden inşa etmesi ışığında İsrail’in askeri seçeneğinin hâlâ masada olup olmadığı sorusuna ise Fitzpatrick, bunun muhtemel olduğunu dile getirdi. Ona göre İran’ın şimdilik uranyum zenginleştirme programını yeniden canlandırmaktan vazgeçmiş görünmesi, İsrail’in önceliğini değiştirdi. Nükleer tehdit uzun süre birinci sıradayken, şimdi İran’ın füze programı, özellikle savaşın son aşamasındaki yüksek isabet ve sızma oranı nedeniyle, İsrail açısından birinci derece tehdit haline gelmiş durumda.
yorumunuz