"Sana içkiden ve kumardan soruyorlar; de ki: 'Her ikisinde de hem büyük bir günah, hem de bazı faydalar vardır. Ama ikisinin de günahları faydalarından daha büyüktür.' Ve sana ne vereceklerini (infak edeceklerini) de soruyorlar; de ki: 'Artanı.' Dünya ve ahiret hakkında düşünün diye, Allah size ayetlerini böyle açıklıyor."[1]
"Ey inananlar! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları, yalnızca şeytan işi birer pisliktir. Bundan kaçının ki, kurtulasınız. Şeytan, içki ve kumar yüzünden, yalnızca aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçecek misiniz?"[2]
"Hırsız erkek ve hırsız kadının hırsızlıkları sabit olunca, ellerini kesin! Çaldıkları mallara karşılık ve Allah'tan ibret verici bir ceza olmak üzere, ellerini kesin! Şüphesiz Allah güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir! Böyle iken her kim de işlediği zulmün arkasından tövbe edip hâlini düzeltirse, Allah elbette tövbesini kabul buyurur. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir!"[3]
Alkış, Öfke ve Kin"Beyt'in (Kâbe'nin) huzurunda namazları ise, ıslık çalıp, el çırpmaktan başka bir şey değil! O hâlde küfrünüzdeki inadınızdan dolayı tadın azabı!"[4]
"O muttakiler ki, bollukta ve kıtlıkta infak ederler ve kızdıklarında öfkelerini yutarlar ve insanların kusurlarını affedicidirler. Allah da iyilik edenleri sever!"[5]
"Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutun, hâkimler ve adalet numunesi şahitler olun. Sakın bir kavme buğzunuz/kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin! Adaletli olun, zira takvaya en yakın olan odur! Allah'tan korkun, azabından sakının, muttaki olun! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır!"[6]
Faiz Yiyenler (Riba)"Ey iman edenler! Öyle kat kat katlayarak faiz yemeyin, Allah'tan korkun ki felah bulasınız!" [7]
"Menedildikleri hâlde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebepleriyle (böyle yaptık). Onlardan kâfir kalanlarına da gayet acıklı bir azap hazırladık!"[8]
"İnsanların parası arasında artsın diye faizle verdiğiniz para, Allah katında artmaz; fakat Allah'ın rızasını murat ederek zekât verenler bunun karşılığını kat kat alırlar!"[9]
"Faiz yiyen kimseler, şeytanın çarptığı kimse nasıl kalkarsa (kabirlerinden) öyle kalkarlar. Bunun sebebi, onların, 'Alışveriş de tıpkı faiz gibidir.' demeleridir. Hâlbuki Allah alışverişi helâl kıldı, faizi de haram! Bundan böyle her kim, Rabbi tarafından kendine bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, artık geçmişi ona ve hakkındaki hüküm de Allah'a aittir. Her kim de döner yeniden alırsa, işte onlar cehennem ehlidirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır! Allah faizi (eksilte eksilte) mahveder de, sadakaları nemalandırır; hem Allah küfründe ısrar eden kâfirlerin hiçbirini sevmez!"[10]
Fitne"Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın; vazgeçerlerse, artık husumet ancak zalimlere karşıdır!"[11]
"Başlarına bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler, sonra Allah tövbelerini kabul buyurdu. Sonra içlerinden birçoğu yine kör ve sağır kesildi. Şimdi de Allah ne yaptıklarını görüyor."[12]
"Bunlardan bazılarının da hem sizden emin olmak, hem de kendi kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksiniz. Buna rağmen fitneye çağrıldığında da koşa koşa içine balıklama atlarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulhu bozup taarruzdan ellerini çekmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün! İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik!"[13]
"Ey Elçi! Ağızlarıyla 'İnandık' dedikleri hâlde kalpleri inanmamış olan (munafık)lardan veya Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, sana gelmemiş olan bir başka kavme kulak verenlerdir. Onlar kavim, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra kaydırırlar; 'Eğer size bu verilirse alın; eğer bu verilmezse sakının!' derler. Allah kimi fitneye düşürerek sınamak isterse, sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın…"[14]
Hilekârlık, Şüphe / Kuşku"Evet, onlardan evvelkiler de tuzak kurdular; fakat sonunda bütün tuzaklar Allah'ındır! O, her nefsin neler kazandığını çok iyi bilir. Yarın kâfirler de dünyanın sonunun kimin olacağını anlayacaklardır."[15]
"Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir."[16]
"Gerçek, Rabbindendir. Artık sakın şüpheye düşenlerden olma."[17]
"(Resulüm!) Eğer sana indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma!"[18]
"Telaşa düştükleri vakit onları bir görsen, artık kaçacak bir yerleri yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır. Ve 'İman ettik O'na.' derler; ama artık fayda vermez. Zira dünya mazi olup uzaklaşmıştır. Hâlbuki daha önce onu inkâr etmişlerdi, uzak yerden de gayba taş atıyorlardı. Artık kendileriyle arzularının arasına set çekilmiştir; tıpkı bundan evvel emsallerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi de çok şüpheci idiler. "[19]
[1]– Bakara: 219
[2]– Mâide: 90-91
[3]– Mâide: 38-39
[4]– Enfâl: 35
[5]– Âl-i İmrân: 134
[6]– Mâide: 8
[7]– Âl-i İmrân: 130
[8]– Nisâ: 161
[9]– Rûm: 39
[10]– Bakara: 275-276
[11]– Bakara: 193
[12]– Mâide: 71
[13]– Nisâ: 91
[14]– Mâide: 41
[15]– Ra'd: 42
[16]– Nahl: 45-46
[17]– Bakara: 147
[18]– Yûnus: 94
[19]– Seb'e: 51-54