17 Kasım 2015 - 13:12
Gerçek düşmanımız Suudi vahabiliğidir

Politika dergisi analisti Paris’te gerçekleşen patlamayla ilgili kaleme aldığı yazısında, Batı yıllardır terörizmin temel kaynağını yani Suudi vahabiliğini görmezden gelmiştir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Politika dergisi analisti Paris’te gerçekleşen patlamayla ilgili kaleme aldığı yazısında, Batı yıllardır terörizmin temel kaynağını yani Suudi vahabiliğini görmezden gelmiştir.

Yüzden fazla insanın ölümüne yol açan Paris’teki terörist saldırısının üzerinden birkaç gün geçmesinin ardından Batı medyası bu saldırının asıl sebebini araştırmaya başlamışlardır. Oysaki bu saldırı, son yıllarda Avrupa’da gerçekleşen ilk saldırı değildir ve Avrupa istihbaratının verdiği bilgiye göre son saldırı da olmayacaktır.

Bu doğrultuda Politika dergisinin Avrupa sayısında Paris olayı hususunda bir yazı yayınlanarak, Arabistan tarafından yayılan vahabilik zihniyetinin, dünyadaki radikal düşüncenin kökü olduğunu açıklanmış ve Suudi vahabiliğinin asıl düşman olduğu yazılmıştır.

Bu yazıyı kaleme alan Nesim Nicolas Taleb şunları yazdı:

“Saygıyla söylemek gerekirse, bizim 2001 yılından beri terörizmle mücadele siyasetimiz, odanın içerisindeki fili (asıl sorunu) görmezlikten gelmek idi. Yani bizler hastalığın belirtilerini ele alırken hastalığın kendisine göz yumduk.

Pasif siyasetçiler ve bürokratlar sorunun kökünü görmezlikten gelerek ahmakça terörizmin gelişmesine izin verdiler. Böylece biz bir nesli kaybettik. Yani 2001 Ekim ayından sonra müttefikimiz olan Arabistan’da ilkokula giden çocuklar şuanda olgun bir genç olmuş ve o dönemde selefilerin uyguladığı şiddeti destekleme düşünceleri onların zihnine kazınırken bizler karmaşık silahları ve araçları kullanmayla meşgul olduk ve şimdi ise o gençler bu tekfirci düşüncenin mali destekçisi olmuşlar.”

Arabistan’ın petrol gelirlerinin büyük miktarını harcayarak vahabilik düşüncesini doğu ve güney doğu ülkelerinde yaydığına değinen bu yazar şunları ekliyor:

“Dolayısıyla Irak’ı işgal edip örgüt üyelerinin çoğalmasına sebep olan “cihat ruhunu” ve örgüt üyelerini hedef alma yerine meselenin köküne yani bir Şia’yı, Yezidi’yi ve Hristiyan’ı mürted sayan vahabi/selefi eğitimlerine ve başkalarına tahammül göstermeme düşüncelerinin tebliğine odaklanmak gerekir.

Eğer birilerini Guantanamo hapishanesine atacaksak bunlar, selefi ve vahabi öğretilerini yayanlar olmalıdır, bu öğretilere aldananlar değil.”

Din temsilcilerinin Arabistan’a giderek Suudilere barış içerisinde yaşamayı öğretmeleri önerisinde bulunan bu yazar, şunları ekledi:

“Eğer zor kullanılacaksa da, şiddeti ve selefi düşüncesini destekleyen Suudi ve Katar’a karşı kullanılmalıdır, bu düşünceye aldanan gençlere karşı değil.”